Kemalistlerin Çıkmazı

Konu sahibi son olarak 82 gün önce görüldü
Müptezel sensin. Ne cumhuriyet demokratik yollarla kuruldu, ne de demokratik yollarla idare edildi. Adı cumhuriyet olunca demokratik olmuyor.

Biraz öğren sonra konuşuruz.


Bazıları için öyle. Bugün olduğu gibi. Ve bugün suça karışmasalar dahi mensup oldukları grubun suç örgütü ilan edilmesinden dolayı cezalandırılan insanların varlığı ibret olsun. Bugünün FETÖcüleriyle, dünün demokrasisine bok atanları aynı kefede görüyorum.

94 yıllık cumhuriyetin 15 yılı kurucu unsurların yaşatıldığı dönemdir. Demokratik görmediğiniz süreç yine sizin içinize kaçabilir. Bu 15 yıl "Az zamanda çok ve büyük işler" ifadesiyle özetlenir.

Tüm bunlara rağmen, sizin içinize kaçabilecek kısımların dahi birçok açıdan demokratik süreçler olduğunu düşünüyorum.

Sanatçı sevgilisiyle oynaşırken ülkeyi, şimdi herkesin şikayet ettiği sürece sürükleyenlerin ortaya çıkan sonuçlardan hiç pay sahibi tutulmaması, tarihi değerlendirmelerdeki noksanlığımızı ve yanlılığımızı resmeder.


Kendi çabalarımla öğrenemiyorum demek. Eksik kaldığım noktaları siz öğretin bir zahmet.
 
94 yıllık cumhuriyetin 15 yılı kurucu unsurların yaşatıldığı dönemdir. Demokratik görmediğiniz süreç yine sizin içinize kaçabilir. Bu 15 yıl "Az zamanda çok ve büyük işler" ifadesiyle özetlenir.


Kendi çabalarımla öğrenemiyorum demek. Eksik kaldığım noktaları siz öğretin bir zahmet.

Başkasının ne düşündüğü beni alakadar etmiyor önce bunu anla.
Nasıl bir kuruculuksa tam da liderin öldüğü zamana denk geliyor :) 1940'ta ölse ilk 17 yılı dersin, mantığa bak :)

Önce şunu öğren madem öğret diyorsun. Demokrasinin beşiği olan İngiltere Krallıkla idare edilir. Belçika Krallıkla idare edilir, Hollanda Krallıkla idare edilir, herkesin sürekli bahsettiği İsveç Krallıkla idare edilir, Norveç Krallık'la idare edilir. İspanya Krallıkla idare edilir.

Ve hiçbir kimse çıkıp da "demokrasi varken nasıl krallık olabiliyor ?" demez. Çünkü demokrasinin şartı cumhuriyet değildir. Ama sizin beyniniz o zamanın politikası sebebiyle Fransız ekolüyle yıkandığı için cumhuriyet olmadan demokrasi olamayacağı hayalinde takılıp kalırsınız.

Krallıkla idare edilen ülkelerde daha demokrasinin temel taşları atılırken çoğulculuğun demokrasinin temel esası olduğu anlaşılmıştır. Bu yüzden yönetim sisteminin adının değil işlevinin ne olduğuna bakılır. Türkiye'ye hiçbir zaman demokratik cumhuriyet ilkesi getirilmemiştir. Senin sakat bir mantıkla kurucu dediğin 15 seneden sonra bile BM'nin zorlamasıyla 1946'da yani 8 sene, toplamda 23 sene sonra bir parti kurulabilmiştir. Onun bile akıbeti ortadadır.

Hala demokratik cumhuriyeti Kemal Paşa getirdi hayallerinde takılıp gitmeye devam edin, o hayalle kandırdığınız devirler geride kaldı. Artık bütün bilgiler dünyanın gözü önünde.
 
Ee, bu benim mesajıma cevap vermek mecburiyetindesin demek değil. Benim mesajlarıma takılman gerekmiyor :)
Seninle benzer yanlarımız var mesela ikimizde Graham Fuller'in tedrisatından geçtik. Ben fabrikasyon hatasıydım. siz ise öğretileni tam tatbik ediyorsunuz.
Ben eski CİA şefi Graham Fuller hocanın:
“Bugün Türk devletinin bir sorunu varsa, bu da aslında Kemalizmin değişmez bir değerler paketi olarak var olmayı sürdürmesidir.'' sözlerine karşıyım. Siz ise bu ifaderi harfiyen kabul ediyorsunuz.
Bu CİA ajanından etkilenmişsiniz.
 
Seninle benzer yanlarımız var mesela ikimizde Graham Fuller'in tedrisatından geçtik. Ben fabrikasyon hatasıydım. siz ise öğretileni tam tatbik ediyorsunuz.
Ben eski CİA şefi Graham Fuller hocanın:
“Bugün Türk devletinin bir sorunu varsa, bu da aslında Kemalizmin değişmez bir değerler paketi olarak var olmayı sürdürmesidir.'' sözlerine karşıyım. Siz ise bu ifaderi harfiyen kabul ediyorsunuz.
Bu CİA ajanından etkilenmişsiniz.

Hala bu lafları tekrar etmekten yorulmadın mı gerçekten ?

Benim herhangi bir CIA ajanından falan etkilendiğim yok. Senin komplo teorilerinle de uğraşamayacağım. Eğer aynı şeyleri tekrar edeceksen cevap verme lütfen.
 
Arkadaşlar biz burada
Atatürkçülüğü ve Cumhuriyeti tartışmıyoruz,
Despot Kemalistlerin
çelişkilerini tartışmamız gerekiyor
Zira başlık bu
 
Başkasının ne düşündüğü beni alakadar etmiyor önce bunu anla.
Nasıl bir kuruculuksa tam da liderin öldüğü zamana denk geliyor :) 1940'ta ölse ilk 17 yılı dersin, mantığa bak :)

Önce şunu öğren madem öğret diyorsun. Demokrasinin beşiği olan İngiltere Krallıkla idare edilir. Belçika Krallıkla idare edilir, Hollanda Krallıkla idare edilir, herkesin sürekli bahsettiği İsveç Krallıkla idare edilir, Norveç Krallık'la idare edilir. İspanya Krallıkla idare edilir.

Ve hiçbir kimse çıkıp da "demokrasi varken nasıl krallık olabiliyor ?" demez. Çünkü demokrasinin şartı cumhuriyet değildir. Ama sizin beyniniz o zamanın politikası sebebiyle Fransız ekolüyle yıkandığı için cumhuriyet olmadan demokrasi olamayacağı hayalinde takılıp kalırsınız.

Krallıkla idare edilen ülkelerde daha demokrasinin temel taşları atılırken çoğulculuğun demokrasinin temel esası olduğu anlaşılmıştır. Bu yüzden yönetim sisteminin adının değil işlevinin ne olduğuna bakılır. Türkiye'ye hiçbir zaman demokratik cumhuriyet ilkesi getirilmemiştir. Senin sakat bir mantıkla kurucu dediğin 15 seneden sonra bile BM'nin zorlamasıyla 1946'da yani 8 sene, toplamda 23 sene sonra bir parti kurulabilmiştir. Onun bile akıbeti ortadadır.

Hala demokratik cumhuriyeti Kemal Paşa getirdi hayallerinde takılıp gitmeye devam edin, o hayalle kandırdığınız devirler geride kaldı. Artık bütün bilgiler dünyanın gözü önünde.

Her ülke kendi şartları içinde bir gerçekliğe sahiptir. İngiltere halen kraliyet ailesinin göt keyfini sağlamakla yükümlüyse, bazı konularda biz daha ileriye gitmeyi başarmışız demektir.

Geçen sene yayınlanan bir raporda kraliyet ailesinin üyelerinin vergi mükelleflerine 25 milyon dolara mal olduğu belirtildi.

Kraliyet ailesi devletten maaş alıyor. Ailenin elde ettiği en önemli gelir kaynaklarının başında vergi mükelleflerinin devlete ödediği vergiler geliyor.

İngiltere her yıl devletin başındaki kişi olan Kraliçe için hazineden belirli tutarda bir fon ayırıyor. Ayrılan fonun büyük bir kısmı, Kraliçe ve Kraliyet Ailesi için çalışanlara maaş olarak ödeniyor. Geri kalansa Kraliçe’nin maaşı oluyor.

Elbette Kraliyet Ailesi ve Kraliçe’nin gelirleri yalnızca hazineden aldıklarıyla sınırlı değil. Kraliyet Ailesi büyük varlıklara sahip ve bu varlıklardan da gelir elde ediyor. Örneğin bu varlıklar arasında dünyanın bilinen önemli alışveriş adreslerinden Regent Street bulunuyor. Bunun dışında 19 km uzunluğunda kumsal, Kraliyet Parkları, ülkenin sahil şeridinin büyük bir kısmını içeren kraliyet arazisi ve diğer tarım arazileri de Kraliyet için gelir getiren önemli kaynaklar arasında yer alıyor.

Kraliyet Ailesi’nin dünya çapında sahip olduğu gayrimenkullerin kiraları da önemli bir gelir kaynağı.

Kraliyet Ailesi’nin sahip olduğu varlık portföyü oldukça geniş fakat varlıklar arasında Aile’nin geliri olarak kabul görmeyen taşınmazlarda var. Örneğin, Buckingham Sarayı, Balmoral Kalesi ve Windsor Sarayı bu varlık arasında değerlendirilmiyor çünkü bu varlıklar Kraliçe’nin kendine ait özel mülkleri arasında sayılıyor.

1991 – 2002 yılları arasında 77 milyon, 2008 – 2009 yılları arasında ise 38 milyon sterlin gelir elde eden Kraliyet Ailesi, günümüzde devlet maaşı ve varlıklarıyla ortalama 34 milyon sterlin gelir elde ediyor.

Kraliyet ailesinin harcamaları doğrudan İngiltere ekonomisini olumsuz etkiliyor fakat Kraliyetin varlığı da ülke ekonomisini kısmen olumlu etkilemeyi başarıyor.


Üstelik tamamen sembolik.

Sizin aklınız, demokrasinin beşiğindeki her şeyi makbul kabul eder şekilde çalışıyor olabilir.

Öğrettiğiniz, yol gösterdiğiniz bilgiyle ülkeme ve ülkemdeki sürece saygım arttı. Onların halen tartıştığı durumu biz 94 yıl önce çözmüşüz.
 
Her ülke kendi şartları içinde bir gerçekliğe sahiptir. İngiltere halen kraliyet ailesinin göt keyfini sağlamakla yükümlüyse, bazı konularda biz daha ileriye gitmeyi başarmışız demektir.

Üstelik tamamen sembolik.

Sizin aklınız, demokrasinin beşiğindeki her şeyi makbul kabul eder şekilde çalışıyor olabilir.

Öğrettiğiniz, yol gösterdiğiniz bilgiyle ülkeme ve ülkemdeki sürece saygım arttı. Onların halen tartıştığı durumu biz 94 yıl önce çözmüşüz.

Hala anlamıyorsun. Bak üstte yazdığın şeyler İngiltere'nin demokratik olmadığı manasına gelmiyor. Yazdığımı anlamaya çalış önce.

Evet hala Fransız ekolünün etkilerini taşıyıp "bak biz daha iyi yaptık kaldırdık çözdük 94 sene önce İngiltere'den daha ileriyiz" deme başarısını da gösterdin :)

Tebrikler :)
 
İki bölümü alıntılayıp düşüncemi yazacağım sadece.. Umarım cımbızlıyormuşum gibi düşünmezsiniz..

Başlayalım;
Atatürk'ün getirmiş olduğu demokratik
cumhuriyetle övünürler ama,
Demokrasiyle gelmiş dindar insanların
iktidarına tahammül edemezler,
demokrasiden vazgeçme pahasına da olsa
Orduyu göreve çağırabilirler.

Bu ifadeler dindar kesimin hepsini "gerici, bağnaz, laiklik karşıtı, Atatürk düşmanı, kafa kesici, şeriat yanlısı vs" diye tanımlamakla aynı kapıya çıkar.. Her ikisi de çok çok yanlış söylemlerdir gözümde.. Çok uç noktalardan negatif örnekler sıralayıp genel özellikmiş gibi lanse ederek Kemalistleri kötülemenizi hiç doğru bulmuyorum.. Dilerim bu konudaki "tek tip"likten vazgeçersiniz.. Zira aklı başında hiç bir insan evladı sıkı yönetim meraklısı değildir.. Lafla olmaz o işler, çocuk oyuncağı değildir.. :) Ordunun geçmişte yönetime el koyması ve tekrarına meraklıymış gibi lanse edilmesi konuşulacaksa, önce 70'lerdeki ve 80'lerdeki sokak olayları ve dönemin ortamı her yönüyle incelenip konuşulmalıdır.. Dönemin mevcut devlet yönetiminin siyasi karışıklıklığı çözebilirliği, olayları sonlandırmak için ne yaptığı veya ne yapabildiği, krizi yönetebilirlik konusunda yeterliliğine dönüp bakılmalıdır.. Mevcut el koyma işlemi olmasaydı sokaklardaki ortam ne olurdu, olaylar bastırılabilir miydi, karşıt grupların birbirini kesmesi biter miydi onu da düşünmek, derinlemesine ele almak gerekir.. Lakin hiç birimizin bu konuda bilirkişi olduğunu sanmıyorum.. Güllük gülistanlık zamanlardan geçmedik, evet.. İlgili dönemlerdeki müdahalelerde yapılan yanlış adımlar vardır evet, kurunun yanında yaş da yandı evet.. Ama resmin köşesine bakmak yerine geneline bakmayı öğrenmediğimiz sürece değişen hiçbir şey olmaz.. Anca birbirimize, orduyu göreve çağırma meraklısı veya gerici diye saldırırız.. :)

Birde hepsinin ortak özelliği
baş örtüsüne türban derler:)

Yine fazla genelleme yapılmış yanlış bir ifade.. Sizin düşündüğünüzün aksine "Kemalistlerin hepsinin" böyle bir ortak özelliği yok.. Siz de biliyorsunuz ki baş örtüsü başı örtmede kullanılan bir kumaştır ve bir araçtır.. Türban ise son dönemlerde çıkan bir bağlama biçimidir.. Çıktığı dönemden bu yana ne yazık ki siyasete fazla alet edildiğinden farklı algılanmaya başlanmıştır.. Sizin gözünüzde bunlar aynı şeyse onu bilemem tabiki.. Ama siz eminim aralarındaki bu farkı zaten iyi biliyorsunuzdur ama sadece Kemalistlerle alakalı konuşurken burada farkında olmadan yanlış ifade etmişsinizdir.. :)

Onedio sitesi bu konuda güzel örnekler sunmuş:
https://onedio.com/haber/turkiye-nin-renkli-bir-basortusu-kulturune-sahip-oldugunun-18-kaniti-352998

Bizden olmayana, farklı düşünene, farklı yaşayana saldırmak yerine çokça hoşgörüye, bireye saygıya ülke olarak ihtiyacımız var diye düşünüyorum.. Dinimiz hoşgörü dini evet ama ne yazık ki genel olarak farklılıklara karşı hoşgörüsüz bir toplumuz.. Saygılar.. :)


Önce şunu öğren madem öğret diyorsun. Demokrasinin beşiği olan İngiltere Krallıkla idare edilir. Belçika Krallıkla idare edilir, Hollanda Krallıkla idare edilir, herkesin sürekli bahsettiği İsveç Krallıkla idare edilir, Norveç Krallık'la idare edilir. İspanya Krallıkla idare edilir.

Ayrıca krallıkla yönetilir denilen ülkelerle ilgili bir dip not: hepsi Parlamenter Demokrasi ile yönetiliyor, karar mekanizması değiller.. Günmüzde, Kraliyet ailesinin varlığı semboliktir.. Yani devlet yönetiminde bağımsız hareket etmeleri söz konusu değildir.. Bugün bu bahsettiğiniz ülkelerde bir kraliyet ailesinin bulunma amacı yıllardan beri süregelmiş bir geleneği bozmamaktır.. Kraliyet ailesi ülkeyi temsil etmek için vardır, yönetmek için değil.. Yanlış bilgi vermeyelim..

Saygılar..
 
Hala bu lafları tekrar etmekten yorulmadın mı gerçekten ?

Benim herhangi bir CIA ajanından falan etkilendiğim yok. Senin komplo teorilerinle de uğraşamayacağım. Eğer aynı şeyleri tekrar edeceksen cevap verme lütfen.
Kemalizm demek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel taşları demektir. Türk devletini yıkabilmek için önce kemalizm'i aşmanız gerekecekti ki yıllardır buna uğraş veriyor aşamıyorsunuz.
Aşamazsınız, çünkü Türküm demekten utanan bir halkı ayağa kaldırıp ona hürriyet duygusunu
o aşıladı. Kadının erkek ile eşit olduğunu belkide dünyada ilk defa cesurca yasalara o geçirdi.
Sırf bunlardan sebep sizin gibiler Atatürk'ü sevmezler.
 
Ayrıca krallıkla yönetilir denilen ülkelerle ilgili bir dip not: hepsi Parlamenter Demokrasi ile yönetiliyor, karar mekanizması değiller.. Günmüzde, Kraliyet ailesinin varlığı semboliktir.. Yani devlet yönetiminde bağımsız hareket etmeleri söz konusu değildir.. Bugün bu bahsettiğiniz ülkelerde bir kraliyet ailesinin bulunma amacı yıllardan beri süregelmiş bir geleneği bozmamaktır.. Kraliyet ailesi ülkeyi temsil etmek için vardır, yönetmek için değil.. Yanlış bilgi vermeyelim..

Saygılar..[/I][/FONT]

Kraliyetin birçok yetkisi vardır fakat kullanmaz. Şu an Cumhurbaşkanı (eski anayasaya göre) nasıl başbakanı atıyorsa o da aynısını yapar. Lordlar Kamarası'ndaki atamalardan bazılarını yapar.

Parlamenter demokrasi fakat cumhuriyet değil, parlamenter monarşiyle yönetilir. Yanlış bilgi vermeyelim.
 
Hala anlamıyorsun. Bak üstte yazdığın şeyler İngiltere'nin demokratik olmadığı manasına gelmiyor. Yazdığımı anlamaya çalış önce.

Evet hala Fransız ekolünün etkilerini taşıyıp "bak biz daha iyi yaptık kaldırdık çözdük 94 sene önce İngiltere'den daha ileriyiz" deme başarısını da gösterdin :)

Tebrikler :)

Bak canım, bugün halen İngiltere'de, kraliyet ailesi bir tartışma konusudur. İfade ettiğim üzere, ailenin varlığını, göt keyfini kendine zül addeden demokratik bilinci gelişmiş bireyler ile gelenekçi, "onlar olsun da biz onlara bakalım" diyen kölemen bireyler bir mücadele içindedir. Ve neticede demokrasiyi sadece parlamenter sistem olarak düşünüp, kraliyet makamını koruyan bir ülkenin demokrasi dersi verebilecek durumda olduğu savını ileri sürmek başlı başına komiktir.

İngiltere'deki sisteme Oligarşik Demokrasi denir. Yersen sana afiyet olsun.

Demokrasinin iyi bir şey olduğunu savunuyor değilim. O başka bir konu. Büyük demokratik bir atılıma bok atmanız ve bu boku İngiltere ile sıvamanız, kaçamak gülücüklerle süslediğiniz kafasızlığınıza ders olsun niyetindeyim.

Teşekkürler. Bizim yaptığımızı Fransa 1971'de yaptı.

Şimdi kaybol.
 
Kemalizm demek Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel taşları demektir. Türk devletini yıkabilmek için önce kemalizm'i aşmanız gerekecekti ki yıllardır buna uğraş veriyor aşamıyorsunuz.
Aşamazsınız, çünkü Türküm demekten utanan bir halkı ayağa kaldırıp ona hürriyet duygusunu
o aşıladı. Kadının erkek ile eşit olduğunu belkide dünyada ilk defa cesurca yasalara o geçirdi.
Sırf bunlardan sebep sizin gibiler Atatürk'ü sevmezler.

Kadınlara oy hakkını ilk defa Türkiye vermiş değildir. Yeni Zelanda bu hakkı 1893'te vermiştir. Böyle içi boş laflarla bir yere varamazsınız.
 
Bak canım, bugün halen İngiltere'de, kraliyet ailesi bir tartışma konusudur. İfade ettiğim üzere, ailenin varlığını, göt keyfini kendine zül addeden demokratik bilinci gelişmiş bireyler ile gelenekçi, "onlar olsun da biz onlara bakalım" diyen kölemen bireyler bir mücadele içindedir. Ve neticede demokrasiyi sadece parlamenter sistem olarak düşünüp, kraliyet makamını koruyan bir ülkenin demokrasi dersi verebilecek durumda olduğu savını ileri sürmek başlı başına komiktir.


.

Evet kraliyet olunca demokrasi dersi veremez değil mi ? :)

Sen Fransız ekolünü yaşatmaya devam edebilirsin.

Demokrasinin ne olduğuna sen karar vermiyorsun. Demokrasinin ne olduğu, ilkeleri de ortada. "Banane ya krallık var bi' kere" şeklindeki çocukluklarını kendine sakla ve kaybol.
 
Evet kraliyet olunca demokrasi dersi veremez değil mi ? :)

Sen Fransız ekolünü yaşatmaya devam edebilirsin.

Demokrasinin ne olduğuna sen karar vermiyorsun. Demokrasinin ne olduğu, ilkeleri de ortada. "Banane ya krallık var bi' kere" şeklindeki çocukluklarını kendine sakla ve kaybol.


Fransa 1971'de yaptı. Halen Fransız ekolü yazıyor. 1971. Bin dokuz yüz yetmiş bir.

Oligarşik demokrasi. O-li-gar-şik de-mok-ra-si.
 
Fransa 1971'de yaptı. Halen Fransız ekolü yazıyor. 1971. Bin dokuz yüz yetmiş bir.

Oligarşik demokrasi. O-li-gar-şik de-mok-ra-si.

Bilmediğin bir şeyi anlamanı bekliyorum afedersin :)

Cumhuriyet ile Demokrasinin aynı şey olarak algılanması bu ekolde ortaya çıkmıştır, anlıyor musun şimdi ?
 
Geri