Gerçekten sevdiğimiz, ama uzun zamandır karşılaşmadığımız biriyle karşılaştığımızda, bir yeraltı treni gibi hızla kendi yolunda gitmekte olan içinde bulunduğumuz an, şaşalayarak yavaşlar. Bir şeylerin değişmesini o kadar çok isteriz ki, değişmemesi olasılığının düşüncesi bile bizi çok üzeceği için, bazen bu şaşalama anında durmak istesek bile yolumuza devam ederiz. Onun için, bazen soğuk davranırız. Yüzeysel oluruz. Şakaya vururuz. Duygularımız taşmasın diye ilgisiz kalırız. Duygulara sadakat az rastlanan bir yetenektir. Kendi duygularımıza sadakat. Ona çalışmak gerekir.