~ Katre-i Matem ~

  • Kullanıcı Maral
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Bir avuç içi sıcaklığında yaşamayı umarken duvarların soğukluğu düşüyor üstüme… Karanlıkta çaldığım ıslık yetmiyor korkumu yenmeme… Cân’ım çıkmaya çalışıyor ben tutmaya çırpındıkça… Öyle ya se(si)ni yaşam bildim ben sevgili… Kulağına fısıldadım düşlerimi nice gecelerde…
 
Ben sana hep üşüyordum,
Çünkü kıştım.
Nakıştım, bakıştım.
İnkar etmiyorum da bunu,
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım.
...
Ve lütfen inkar etme;
Sana en çok ben yakıştım.

... / Özdemir Asaf
 
357ilaq.jpg
 
Öyle özledim ki seni...

Ve

Bu lafı söylemekten de öylesine bıktım ki...

Oysa şimdi bir kuyu kazmalıydı tırnaklarımla bu ellerim,
içine atıp ne varsa yüreğimde büyüttüğüm,kireçleyip etrafı zehirlemesin diye...
Bembeyaz bir kefen içinde sunmalıydım toprağa bu aşkı belki orda yeşerir diye...

Öyle zor ki burda hayat...
Bugün gelir mi acaba diye beklemek..
Cumartesi sabahı aylar boyunca aynı duyguyla uyanıp bugün gelmiştir belki demek...

ve gelmemiş olmanı görmek...arkadaşlarlayım aşkım diye cıvıldaşan sesini bükmemek için içten içten ağlamak...

Hergün aynı yalnızlık sancısıyla uyanıp binlerce teröristin ortasına girip boğaz yırtmak bir atatürk resmi altında...Hergün aynı aşkla resetlemek gelmeyişlerinin sancısıyla hata veren benliğimi...

öyle zor ki...

İşyerindeki tek arkadaşla gün içinde sohbet edebilmek için ilk ve son olarak bulduğun tek zaman diliminde,tam ağzını açmışken...Kapıda bekleyen sevgilisine koşup kollarına dalışını görmek...Ve ben bükük şeker elmaya bakan çocuk gibi bakarken onlara,senin mesajınla bikez daha sarsılmak...napıyosun aşkım...

Sana
ağlıyorum diyememek
kanıyorum sus diye yazamamak o cevap mesajını

-gel- diyememek...

Hayatta bulduğum tüm güzelliikleri nemli gözlerle bakıp es geçmek...Sensiz tadı yok ki hiçbişeyin...Herkesin birden fazla sayılarla oturdukları masaların ortasında tek başına yemek yemek...Sahilde tek başına yürümek...Okul çıkışlarında vildan sevgilisiyle gidince...Öğrencilerle hiç komik olmayan şeylere gülüyomuş gibi yaparak gitmek eve...

Kar yağdığında bu lanet şehre...Senle izleyememek...
Sinemadaki en güzel aşk filmine kendinden 13 yaş küçük yeğenle gitmek...
Akıp giden günlerden bi parça yaşayamamak senle...
Boyadığım saçlarımı senden başka görmesi gerekmeyen herkes gördüğü halde sana savura savura gelememek...
Senin için özenle yaptığım makyajı sana gelirken yağmur bozuyor diye sinirlenememek...

Sana en ihtiyaç duyduğum anda...
Gel diye haykıracak kadar dolduğum anda...Duymak :"Okey deyim aşkım" diyişini...Ve yutmak tüm o kelimeleri...

Ve öyle zor ki...
Artık dayanamayacak oluşumu anlamak..

Sana Hoşçakal demeye hazırlanmak...İki uçak bileti almayışının bedelini...aşkımıza ödetecek olmak...

Gidiyorum...

Yine farksız bugünüm dünden..Dün senin gelmeyişineydi bu yaşlar...Bugün benim gidişime...

Ben gittikten sonra da...Sakın gelme olur mu...Sakın gelme...​
 
kime içirecen banamı tuz dokunuyo bana.
 
Kimseye degil hosuma gitti sadece
 
Hani bazı insanlar her şeyin kendi etrafında döndüklerini sanarlarya aslında her zaman aynı yerde olduklarını ve dönen tek şeyin dönme dolap gibi olmuş kişlikleri olduklarını bilmezler. Nitekim her çocuk beyninin dönme dolaplara ilgisi vardır...
 
Mutlu bir insandan yayılan aşk etrafa mutluluk saçar.

Andre GIDE, Pastoral Senfoni*Syf:77
 
Leyla'ya sordular:
"Sen mi Kays'ı daha çok sevdin; yoksa o mu seni? "
Kara gözlü, kara saçlı, kara benli Leyla iç geçirdi, üzüldü:
"Dostlar, bu nasıl soru, bana böyle bir soruyu nasıl sorarsınız ki?!.. Elbette ben onu daha çok sevdim, onun beni sevdiğinden..."
"İyi ama Leyla, o senin için deliye döndü, çöllere düştü, adı Mecnun'a çıktı ve kurtlarla, kuşlarla konuşur oldu..."
"İşte bakın, o gitti, bana olan aşkını ona buna anlattı, ben ise aha şuracığımda, kalbimin içinde onun aşkını saklayıp durdum, hiç kimse ile ne paylaştım, ne kimseye dert yandım. Şimdi siz karar verin, o mu beni daha çok sevmiş; ben mi onu?!.."

(Katre-i Matem'den)
 
Babalar aslında en çok kızlarını severler
Ama inanmaz kimse buna
“Yalan” derler“imkansız” derler.
Her nedense kimse çıkıp da “neden?” demez.
Nedendir bilir misiniz?
Çünkü kız babası olmak,
Farklıdır, özeldir bambaşka bir duygusallık verir babalara
Hayatında hiç ağlamayan babalar bile kızlarını ellerine aldıklarında
Tutamazlar göz yaşlarını…
Ama bir taraftan da zordur kız babası olmak.
Bir kız iki evlat demektir.
İki canı birden sırtına yüklenmek demektir.
Çünkü biri iki yapan da kadındır, ikiyi üç yapan da…
Bunu bildiklerinden babalar,
Onların üzerlerine daha da titrerler.
Onlara her baktıklarında annelerini,
Bazen kırdıkları ama her şeye rağmen onları yetiştiren
Annelerini anımsarlar…
Ama bir yandan da koruma iç güdülerine yenilirler
Kızlarına hiçbir şey olmasın
Onlar hiç üzülmesin,
Gözlerinden bir damla yaş gelmesin isterler
O bir damla yaş için koca dünyayı yıkacak olurlar
Ama bu sevgilerini,
bu bağlılıklarını,
Asla gösteremezler, utanırlar.
Çünkü baba demek; güçlü, çatık kaşlı olmak olarak öğretilmiştir
Onlara…
Gülümsemek isterler o güzel kızlarına gülümsemek…
Ama rolünün dışına çıktıklarını düşünüp
Dönerler eski çatık kaşlı, gergin suratlarına…
Bazen ağlamak isterler
Ama “Erkekler ağlamaz” denmiştir onlara
Yapamazlar bu yüzden saklarlar gözyaşlarını…
İşte böylece her şeyi içlerine atarlar
Kız babaları
Yansıtmazlar asla duygularını…
Ama dayanamazlar gece yarılarına
Ve giderler o güzel kızlarının tatlı şirin odalarına
Uzun uzun bakarlar yüzlerine
Ve bir kez daha hayran olurlar
O muhteşem güzelliklerine
Gündüzleri dokunamadıkları gözlerine, ellerine
Hiç bırakmayacakmış gibi dokunurlar
İçlerindeki duygunun gözyaşlarını boşaltırlar
Ve yavaşça güzel kızlarını öpüp
“İyi geceler” derler
Derinden derinden…
Eğer siz de bir sabah uyandığınızda yanağınızda
Bir damla gözyaşı hissederseniz
Bilin ki babanız o gece de sizi izlemiş
Ve en sonun da “iyi geceler” deyip gitmiştir…
 
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç
Sana diyeceklerim söylemekle bitmez.
Yıllardır yaşamımdan çaldığım zamanlar
Adına düğümlendi.

Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç,
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
İkimize yetmez.

Özdemir Asaf
 
Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
rüzgar güzel bir koku getirmişse
saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum
yaşamak seninle bir başka zamanı
bir başka zamanda seni yaşamak
herşeyden önce sen
elbette sen
mutlaka sen..

Ümit Yaşar Oğuzcan
 
Geri