Kafamda susmaları için yalvardığım sesler var

Konu sahibi son olarak 2136 gün önce görüldü
heyooo desem kafami kiracak insanlar var (:
 
winston-sigara.jpg

insanlar üstüme üstüme geliyor sigarayıda çok içiyorum müzik sigara tavan tek kişilik yatak tek kişilik koltuk kişisel eşyalar saçma sapan rüyalar neden bahsediyorum ben hiç bilmiyorum yazmak saçma sapan şeyleri yazmak hoşuma gidiyor başı boş dolaşmak mesela hiç bir hedef olmadan belirsiz vede yalnız yalnızlığımın nabzı kaç atar bilmem ama bu bendeki kalp üç buçukla dört arası gidip geliyor.Ne diyor bukowski ''Bazen dehşetin dibine inersin ümidi kesersin ama ölmezsin işte bu ölümden beter.''
 
Susmalıyım
Akıl almaz bir şeyler yaşıyor olmalıyımki, delirmek bu kadar cazip gelmeli düşüncelerime.
Saçma sapan şeylerden bahsedelim gelde, gel hadi yüreğime, isterimki gülüşün bir kuş misali konuversin avuç içlerime... Düşünsene...

yalnız olalım yeryüzünde kum tanelerinin derinlerinde... Ellerimiz dokunsun birbirine heycanlanalım, sarılmayalım, öpüşmeyelimde, bırak çatlasın dudaklarımız, bırak biz duygusal olalım...

Bizi seviyorum...

Yalnızlık bize yakışıyor...
 
Ölmek mi ? Kesinlikle hayır, onu isteyen sizlersiniz, basit mutluluklarınızın, sevgi gösterilerinizin, aşk larınızın, paralarınızın, bitmek bilmeyen duygularınızın, sike sürülmeyecek veya sürülecek zevklerinizin arkasında ölmek isteyen sizlersiniz.. Ben yaşamak istiyorum bu Dünya da değil ama..!, gökyüzü olabilir mesela en mavi kıyısında, güneşe yakın kısmında, yıldızların üst tarafında, hep altdan baktım ben onlara yaşamak istiyorum üstden onları izlemek arzusuyla.. Sahte insanların arasında değilde uçsuz bucaksız uzay boşluğunda, orda dolaşmak istiyorum ben arsızca...Sus
 
Son düzenleme:
Hanginize daha yakınım bilmiyorum ki hanginiz bana daha yakın! Çözemediklerim ve tutsağı olduklarım sözüm size artık beni heyecanlandıramıyorsunuz. Korkmuyorum da artık. Yanlışı gözlerimde arardım oysa durduğum noktadaymış ve Görüyorum sebebi taktığım iki cam parçası olsaydı keşke… Ben görüyorum… Ruhum ve bedenim görüyor. Yoluma devam etsem evime giden patikayı oluşturan her taşa dikkatle bakabilsem. Her birinin yüzünü itinayla senteze başlasam ve gördüklerime rağmen sevsem sevebilsem. Ve onlar bana anlam veremeseler, hatta bana deli deseler. Görüyorum ya artık! Ama ne değişmiş olacak? Yine deliyim… Değişiklik olsun diye sevebilir miyim? Soru sormuyorum izin istiyorum!
Yeşilçam, senaryosunu paylaşmamıştı. Her neyse gerekte kalmamıştı. Görüyordum… Meğer üzerime minik bir kütüphane devrilmiş yahut rafları kitap dolu tekerlekli bir dolap nedenini bilmediğim o esrarengiz kuvvetin etkisiyle hareket edip çarpmıştı bana… Dolaba kızmadım canımı çok yakmış olsa da. Gizemli kuvveti de affediyorum. Son kez izin istiyorum… Değişiklik olsun diye insan sevebilir miyim?
 
Nasıl bir his bu? Anlam veremediğim, açıklayamadığım ve artık geçmeyeceğine kendimi inandırdığım için bütün ömrümü kaplamanın arefesinde olan bir his. Nasıl olur bu? Nasıl olur da onca yaşananlara ve yıllara inat sanki panzerihi bulunamayan bir mikrop gibi öylece olduğu yerde durmaya devam edebilir? Hâlbuki çok uğraşmıştım ben. Hani ne diyorduk kendi kendimize bir kez daha tekrar edelim : ‘’O köprünün altından çok sular aktı. Dönüş bileti yok, gemiler bile yakıldı artık. Ben mi? Bunca zamandan sonra? Yok canım…’’ lar, falanlar, filanlar… Hangi marka çamaşır suyu kullanırsan kullan silinmez bazı izler. ‘’Peki ne yapalım doktor bey?’’ Yaşayalım. Sadece ve öylece, gelişine yaşayalım.

Yalnızca 24 saat geçti aradan. 24 saat önce kalbim kalbine en yakın olabileceği noktada idi. Tek seanslık sinema bileti gibi. Hani olur ya bilmemne gezegeninin Dünya’ya en yakın olduğu an. İşte öylee sıradışı, öyle heyecan verici, öyle ürkütücü. İyi ve kötünün, güzelle çirkinin bir bedende birleşmesi gibi sanki bu his. Hem çok güzel, hem çok korkutucu... Mutluluk veren bir his, çikolata gibi ama aynı zamanda acı.

-Ben seni kaybettim
Dedi genç adam.
-Umarım değmiştir.
Diye karşılık verdi genç kız.
-Değmedi.

Bir insanın her kelamı nasıl böyle kalıcı olabilir? Nasıl yankılanır zihinde durmaksızın? Düşünmesi mutlu ederken, yaşaması neden acı veriyor? Bu nasıl ceza Ya Rabb? Yıllar sonra değmediğini anlayan bir adam, yanlış zaman, yanlış mekân… Elinde kalan sade ve sadece sahte okey. Bu nasıl bir oyun, bu ne zor bir kader? Her şeye rağmen aklımda bir replik hala ‘’Dünya yuvarlaktır ve biryerlerde kaybettiklerimiz tekrar karşımıza çıkacaktır.’’ Kimbilir vedalaşırken unutulan bir söz yinelenir dudaklarda tüm saflığıyla…
-Sıkı giyin, üşüme.
 
Bazen yorar insanı küçük şeyler büyük sırlar vardır küçük şeylerin içinde. Açıldıkça açılır boyuna posuna bakmadan...Bazen dinlendirir insanı uzaklar uzakliğa bir yakınlığı vardır gözlerin. Gözlerin olduğu kadar gönlün de... Bazen durur tüm adımlar adamların tembelliğinden değil yolların düşündürücülüğünden. Öyle çetrefillidir ki susar ayaklar da kimi zaman...Bazen sorar gözler diller kabul etse bile. Maharet gözleri bile ikna etmektir, güzel söz söylemek değil. Bazen durur dünya inecekler iner sonra yoluna devam eder. Ne var ki herkes için o duruş anı farklıdır. Kimisi içinse hiç dönmez dünya ki o da apayrı mesele. Bazen herşeyi bir mimik anlatır bazen gözyaşı bazen bir kelime. Ne kadar da ağır gelir söylemek bazen bir kelime bile. Bazen bir anı bir ömür kokar. Bazen bir daha yaşayamayacağını hisseder insan içinde bulundugu anı. Bazen şair olur insan mısra kuramaz. Bazen mısra kurar insan şair değildir. Bazen hiçbiridir ne diyecegini bilemeyen sıradan biridir işte... Bazen yaşadıgını daha çok hisseder insan öleceğini unutur büsbütün. Bazen yaşadığını tamamen unutur hatta bazen her ikisini de.Bir anı bir anına uymaz derler ya insan için ya bütün anları birbirinin aynı olsaydı. Bazen korkutmaz mı bu ihtimal insanı? Bazen korkar insan gölgesinden. Gölgesinin şahsında kendisinden. Zira kendi vücudu geçmiştir güneşin önüne. Kendi eseridir gölgesi. Bazen susar insan dudaklari çatlar susuzluktan. Bazen susar insan söylenecek çok söz varken bile. Bazen dolar insan kimse anlamaz. Bazen herkes anlar kendisi kendisini anlamaz.Yalnızdır bazen insan öyle yalnız bakar ki dünyaya. Bazense hiç yalnız değildir nasıl baktığını bilirse.Bazen büyük görür insan kendini ne acizliktir! Bazen aciz görür ne büyük bir görüş! Bazen bazen değil her zaman demek gerek. Ama bilmek gerek ne zaman? Her bazenin bir zamanı vardır.
 
Gizlice insanların hayallerine giriyorum merak işte...
Bir tebessüm yüzümde salaksın olum sen diyorum kendime sessizce.
Sonuç şu herkesde bir mutlu olma isteği hepsi öyle yalnızki kendi içlerinde öyle yoksullarki aynı ben gibi...
Ne tuhaf hepsinde gitme isteği...
Bir demli çay daha usta şu boş masaya tek şekerli olsun...
 
Vay seni akıllı deli :) Asıl cevher buradaymış haberimiz yokmuş :)
 
Geri