Kadınlar mı daha çok aşk acısı çeker yoksa erkekler mi?

F
  • Kullanıcı Fenerbahçe
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Genel Tartışma
bu beni espriyle övünce bile çok mutlu oluyom allan cezası... <3
 
Yanlis anlamayin arkadaslar sozum meclisten disari, yorumlari da okumadim, insallah ask acisi ceken yoktur, zira ben ask acisi cekenleri gerizekali buluyorum.
Senin gibi kavussak memomuza ben de gerizekalıca bulurdum skljs
 
Foruma bak herkes aşk böceği olmuş :) sevin anam sevin, sevilin, sevişin.
Sahi aşk acısı neydi, hiç başıma gelmediği için yorum yapamıyorum. Tecrübe edenler bilir bunu.
 
Yanlis anlamayin arkadaslar sozum meclisten disari, yorumlari da okumadim, insallah ask acisi ceken yoktur, zira ben ask acisi cekenleri gerizekali buluyorum.
Beyin kitleniyor ve çekiliyor maalesef ayrıca mantık da devreye girmiyor.
 
  • Beğen
Tepkiler: W
Şairlerden, şiirlerden örnekler verilerek erkeklerin daha çok acı çektiğine katılmıyorum.
Avrupa'da 1800'lerin sonunda, Türkiye'de ise neredeyse 1900'lerin ortalarında kadınların da birey olduğu kabul edilmişken, verilen örnekler ne kadar belirleyici olabilir ki? Milenyum çağında olmamıza rağmen tüm Dünya'da kadınlar üzerindeki baskı halen devam ediyor ve kadın hakları konularında hala tüm Dünya'da fire veriliyor.
Hal böyle olunca belli bir birikime, tarihi altyapıya ve geçmişten alınacak ilhama muhtaç olan şiir yazma, kitap yazma gibi edebi konularda kadınların geride olması çok doğal. O bakımdan verilen örnek ölçü olamaz.
Ve aşk acısı çekmenin cinsiyeti de yoktur, çok seven çok acı çeker.
 
Şairlerden, şiirlerden örnekler verilerek erkeklerin daha çok acı çektiğine katılmıyorum.
Avrupa'da 1800'lerin sonunda, Türkiye'de ise neredeyse 1900'lerin ortalarında kadınların da birey olduğu kabul edilmişken, verilen örnekler ne kadar belirleyici olabilir ki? Milenyum çağında olmamıza rağmen tüm Dünya'da kadınlar üzerindeki baskı halen devam ediyor ve kadın hakları konularında hala tüm Dünya'da fire veriliyor.
Hal böyle olunca belli bir birikime, tarihi altyapıya ve geçmişten alınacak ilhama muhtaç olan şiir yazma, kitap yazma gibi edebi konularda kadınların geride olması çok doğal. O bakımdan verilen örnek ölçü olamaz.
Ve aşk acısı çekmenin cinsiyeti de yoktur, çok seven çok acı çeker.
Bilimsel açıdan yapılan araştırmalara göre; erkekler aşk acısını, kadınlara oranla daha ağır ve uzun yıllar hissediyorlar. Aşk acısı çekip de kendini dağıtan ya da cinayet işleme aşamasına gelen hatta işleyen kaç tane kadın gördün mesela?

Yakın arkadaşım var ve yirmi yıl önce ayrıldığı kadın için halen acı çeker ve şu an evli, çocuklu...

Kadın, hangi şartlarda ve uzun yıllar aynı erkeğe bağlılık hissedip acı çekecek ki? Erkek ile yakın ilişkisi yoksa bağlanma hormonu bile salgılayamıyor ancak erkek için öyle değil maalesef.

Men experience more emotional pain during breakups
 
"Contrary to their expectations, the team's findings showed that men discuss heartbreak significantly more than did women. These findings suggest that the stereotype of men being less emotionally invested in relationships than women may not be accurate.

Charlottle Entwistle said: "Notably, the fact that the heartache theme was more commonly discussed by men emphasizes how men are at least as emotionally affected by relationship problems as women."

@Lefty, Bu bilimsel çalışmaya yönelik bir araştırma değil, dergi için yapılan araştırmadan ibaret ve 184000 kişi içinde yapılmış. Ne bir istatistik var ne de kullanılan yöntemlerden bahsedilmiş; oran dahi verilmemiş ki ikinci paragrafta, "Erkekler, kendi aralarında kalp acılarını konuşuyorlar ve bundan dolayı en az kadınlar kadar aşk acısı çekiyorlar." demişler.
Bunun anlamı, beklenilenin dışında, erkekler o kadar da gamsız değilmiş oluyor. Yani daha fazla aşk acısı çektiğini iddia etmiyorlar, erkekler de kadınlar kadar bu hissi yaşıyor diyorlar.
Kaldı ki sınırlı sayıda insanın düşüncelerini ele almış bir araştırmayı bilimsel çalışmaya dayalı bir araştırma olarak öne süremezsin. Hem bölgesel faktörler göze alınmamış oluyor hem de çevresel etkiler dikkate alınmamış oluyor. Bir İngiliz'in aşka bakış açısı çok farklıdır, Türk'ün çok farklıdır. Çünkü toplumsal faktörler, gelenekler, çevre insan hayatında çok büyük oranda etkili kavramlar.

Etrafımda bir iki örnek oldu kadından yana. Hatta bizzat kendi hayatımda da bir örneğe şahit oldum.
Salt ataerkil bir toplumda, erkeğin fiziki avantajı nedeniyle bir kadını öldürme raddesine gelmesini yaşadığı aşk acısıyla açıklayamayız. Çünkü toplumumuzda namus denilen saçma kavram daha çok kadın bedeni üzerinden ele alınıyor ve cinayete teşebbüse kadar ilerleyen ikili ilişkilerde çok önemli bir yere sahip.
 
aşk acısını şairler üzerinden açıklamaya çalışırsanız çok yanılırsınız, şair aşkı basit bir ilizyondur.
çünkü çoğu şairin yazabilmek için duygusal boşluğa ihtiyacı vardır.
bunu bir ara nazım üzerinden açıklarım, şimdi çok üşeniyorum.
 
"Contrary to their expectations, the team's findings showed that men discuss heartbreak significantly more than did women. These findings suggest that the stereotype of men being less emotionally invested in relationships than women may not be accurate.

Charlottle Entwistle said: "Notably, the fact that the heartache theme was more commonly discussed by men emphasizes how men are at least as emotionally affected by relationship problems as women."

@Lefty, Bu bilimsel çalışmaya yönelik bir araştırma değil, dergi için yapılan araştırmadan ibaret ve 184000 kişi içinde yapılmış. Ne bir istatistik var ne de kullanılan yöntemlerden bahsedilmiş; oran dahi verilmemiş ki ikinci paragrafta, "Erkekler, kendi aralarında kalp acılarını konuşuyorlar ve bundan dolayı en az kadınlar kadar aşk acısı çekiyorlar." demişler.
Bunun anlamı, beklenilenin dışında, erkekler o kadar da gamsız değilmiş oluyor. Yani daha fazla aşk acısı çektiğini iddia etmiyorlar, erkekler de kadınlar kadar bu hissi yaşıyor diyorlar.
Kaldı ki sınırlı sayıda insanın düşüncelerini ele almış bir araştırmayı bilimsel çalışmaya dayalı bir araştırma olarak öne süremezsin. Hem bölgesel faktörler göze alınmamış oluyor hem de çevresel etkiler dikkate alınmamış oluyor. Bir İngiliz'in aşka bakış açısı çok farklıdır, Türk'ün çok farklıdır. Çünkü toplumsal faktörler, gelenekler, çevre insan hayatında çok büyük oranda etkili kavramlar.

Etrafımda bir iki örnek oldu kadından yana. Hatta bizzat kendi hayatımda da bir örneğe şahit oldum.
Salt ataerkil bir toplumda, erkeğin fiziki avantajı nedeniyle bir kadını öldürme raddesine gelmesini yaşadığı aşk acısıyla açıklayamayız. Çünkü toplumumuzda namus denilen saçma kavram daha çok kadın bedeni üzerinden ele alınıyor ve cinayete teşebbüse kadar ilerleyen ikili ilişkilerde çok önemli bir yere sahip.
Forumda zaten bilimsel konularda artık yazmama kararı aldım çünkü hangi birini kaynak gösterebilirim ki? Bu konularda yıllardır yapılan çalışmalar var ve bu çalışmaları yapanlar da bilim insanı ve prof. statüsünde kişiler.:)
Erkek beyni ile kadın beyni bile aynı değil, sen aynı tepkileri nasıl bekliyorsun?
Sinan Canan okuyordun değil mi? Onun kitaplarında bile var.
 
Forumda zaten bilimsel konularda artık yazmama kararı aldım çünkü hangi birini kaynak gösterebilirim ki? Bu konularda yıllardır yapılan çalışmalar var ve bu çalışmaları yapanlar da bilim insanı ve prof. statüsünde kişiler.:)
Erkek beyni ile kadın beyni bile aynı değil, sen aynı tepkileri nasıl bekliyorsun?
Sinan Canan okuyordun değil mi? Onun kitaplarında bile var.

Ben araştırmalara karşı değilim :) Araştırmalar toplumsal konulardaki merakı giderir. Sadece belli bir zümreyi içine alan araştırmaların doğruluk payının tartışılabileceğini ifade ediyorum.
Çünkü toplumsal normlar bir insanın hayatında çok önemli yere sahip ve herhangi bir bölgede yapılan araştırmayla farklı bölgelerde yapılan araştırmalar arasında büyük farklar olabilir.
Örneğin Türkiye'de böyle bir araştırma yapıldı mı bilmiyorum ama çok farklı sonuçlar elde edileceğini düşünüyorum. Bildiğin bir araştırma varsa okumak isterim, hiç denk gelmedim.
Ben iki cinsiyetin de aynı düşündüğünü iddia etmiyorum ama söz konusu aşksa çok seven, aşk acısını daha çok derin yaşıyor diye düşünüyorum. Elbette düşündüklerim mutlak doğru değil, sadece gözlemlediğim kadarıyla şekillenen fikirlerden ibaret.
 
Ben araştırmalara karşı değilim :) Araştırmalar toplumsal konulardaki merakı giderir. Sadece belli bir zümreyi içine alan araştırmaların doğruluk payının tartışılabileceğini ifade ediyorum.
Çünkü toplumsal normlar bir insanın hayatında çok önemli yere sahip ve herhangi bir bölgede yapılan araştırmayla farklı bölgelerde yapılan araştırmalar arasında büyük farklar olabilir.
Örneğin Türkiye'de böyle bir araştırma yapıldı mı bilmiyorum ama çok farklı sonuçlar elde edileceğini düşünüyorum. Bildiğin bir araştırma varsa okumak isterim, hiç denk gelmedim.
Ben iki cinsiyetin de aynı düşündüğünü iddia etmiyorum ama söz konusu aşksa çok seven, aşk acısını daha çok derin yaşıyor diye düşünüyorum. Elbette düşündüklerim mutlak doğru değil, sadece gözlemlediğim kadarıyla şekillenen fikirlerden ibaret.
Soru genel bir soru ve cevabı da genele yönelik ancak elbette Ayşe, Ahmet'i çok severken; Mehmet, Ayla'yı daha az seviyorsa bu durumda ikisinin çektiği ayrılık acısı aynı oranda olmayacaktır. :)

Sinan Canan'ın bu konuda videosu da var fakat hangi video hiç hatırlamıyorum.
Erkek ve kadın beynindeki farklara, biyolojik farklar da eklenince erkeklerin aşk acısını daha çok hissettiği sonucuna varmışlar ancak bir kadın, bir erkeği çok severse ve ayrılırsa acı çekmez anlamına gelmiyor.

Aşağıya eklediğim videoda bu konuya değinmiş miydi hatırlamıyorum ancak aşkın genel yapısı / biyolojik işleyişi hakkında fikir verecektir ve bahsettiğim diğer videoyu da bulursam eklerim.

 
Geri