Gereksiz, gerek sizin gibiler, gereği olmayan şeyler hakkında gerici tavırlar sergileyerek, başta aşk olmak üzere, meseleyi en geriye getirmek için gerginlik yaratıyorsunuz, ilkler unutulmaz gibi saçma sapan bir şeyle hem, bu meseleyle uzaktan yakından alakası olmayan, hatta o aptal fikirlerin bir harfine bile ihtiyacı olmayan gerek ben, gerek benim gibiler geriliyoruz, inanın buna gerek yok, gerçekten. giden birini günlerce aylarca beklemek, onu beklemek değil, başka biriyle şimdi aynı şeyleri yeniden başlayacak olmanın getirdiği yorgunluk ve cevapsız bırakmaktır bir soruyu, bir daha inanmak mı? sanmıyorum. ki bir değil birden fazla kadınla sevgili mertebesinde yaşayan gerek ben, gerek benim gibiler daha fazlasıyla bir adı amacı yahut beklentisi olursa geriliriz diyerek, defalarca öpüştük ama, sevgili arkadaş veya hiç tanımadığım biri olduğu için mi, tam tersine olmadığı için mi? bütün sevgililerde yanıldık bir masada şimdi, bir ipin ucunda, bir heyecan ortasında yakılmak istiyoruz diyebilmek, hangi çemberden atlayalım şimdi, feleğin çemberini belimizde çevirdik bitti, bilincim nerededir? kırmızıya karışan alkol hakikat midir, hakikat gerçekten korkunç mudur? in vino veritas, in vino veritas. bir kural var bu böyle. nerede olduğunu bildiğim şeyleri ne kadar çok özlesemde seni görsem, hatta bulsam sana sarılamam, seni öpemem, bu çok özlediğim için annemi mezarından çıkarmak gibi bir şey, ona sarılmak, onu öpmekle birebir, şimdi ona sarılmakla sana sarılmak arasındaki fark ikinizde hiç bir şey hissetmeyeceksiniz, o öldüğü için, sen yaşadığın halde... ve şöyle, ve söyle. senin ellerin hep kanlı, birini öldürdüğünden mi bilmiyorum, kaç kişiyle birlikte oldun ya da kaç kişiyi öldürdün, nereye gömdün, camdan bir kalbi kırıp içinden çıkarken mi kanadı ellerin, bilmiyorum, tartsak gram gelmeyecek bir saç teline sesleniyorum, o ki bazen en ağır yük, en uzun ip, en keskin bıçak, günahların beni ilgilendirmiyor ve ve inan hiç alakam yok bu elimdeki gam tesbihiyle, çekiyorsam dertten, çekiyorsam mecburiyetten, ben cehennemi kaybettim, ben cehennemi kaybettim.. bundan sonrasını düşünerek, yani birinin bana dokunmasını beklemiyordum. ilk başlarda dokundukça canım yanıyordu, bana yokluğunu bir gün göstermeyen uyuşturuculara teşekkür ederim, onlar sayesinde artık hissetmiyorum. aynı şeyleri yeniden yaşamaktan bıkmıştım, aklımın içinde, gözlerimi kapadığımda rüyada, hayalde. envai triplerde, senin gibi, ya da senden farklı. sorular sorular, seninleyken hissettiğim aynı şeyi başkalarında hissetmek mi istiyordum, yoksa artık farklı bir şey mi hissetmek istiyordum seninle, bilmiyordum. dokunuyorlardı. bir çok insan dokundu senden sonra. ölmüş mü diye kontrol ediyor gibi dokundular ama bana. korkarak. telaşlı. dokunmanın ilerisine kaçıyor öpüşüyordum hatta, çünkü sonra kimseyle beraber olamamak, bir aşka değil bir ayrılığa sadık kalmaktı, aşk olsaydı kalırdım, aşk olsa kalırdın, dokunuyorlardı, öpüyordum, sonraki kadınlar benim için minik bir çocuktan farksızdı, o sevgiyle, öyle şefkatle öptüm onları, başka türlü hiç bir şey hissetmiyordum. yani sevişmeyi meslek edinmiş **Spam/Adversiting** psikolojisi, sensizliğe alışmak, sanırım yokluğun değildi, aklıma kalbime hayatıma girip çıkanların yanında, gel diye bacaklarını ayıranlar gibi, kalbim ortadan ikiye ayrılmış, kıpırtısız yatıyordum belki de, hiç bir şey hissetmiyordum, alışmak böyle mi bir şeydi? ansızın gelirsin derken bir an sızın gitmiyordu, bu muydu, yoksa bu kadar mı? o kadar yalnızdım ki, gürültüden değil, sessizlikten rahatsız ediyordum komşuları. aşkında doğasında vardı elbette ayrılmak. ayrılmıştık. ikimiz. ikiye. senden bir şeyler, benden bir sürü. senden bir parça koptu, benden hepsi. ayrılmış halde bekliyordum belki birini, sende belki, ayrılmış halde bacakların, ama hep ayrı kalacaktın, hep ayrılmış duracak gelenlere, benim kalbim, senin bacakların. derken... yani beklemek birini, sıyırmış gibi aklımı, sıyırmış gibi eteğini. senin yerin hep ayrıydı, Ve hep aynı sonrası şehrin herhangi bir yerinde bir otel odası, olmadı ücra bir köşe, illa ki vardı... bulunacaktı... yatılacaktı..