Kaan Turkoglu Kisisel Paylasim Sayfasi

S
  • Kullanıcı stonecypher
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
Senin acı çekmene dayanamam derler, ben dayanırım.. İnsan en sevdiğine acı vererek dünyaya gelir, Ve istiyorum ki benim yüzümden biri, sana böyle bir acı çektirsin..
 
Siz onun kokusunu özlüyorsunuz ben onun kokusunu merak ediyorum aramızdaki fark bu
 
Bir sürü dost edindim,bu yüzden düşmana ihtiyacım kalmadı..
 
Bütün korkutucu şeyler gibi sende de güzel olmaktan fazlası vardı. Canımı acıtıyordun..buna aşıktım.
 
Hayatımı karartan biri için acı çekip sonra onunla mutlu olabilirim aptallığından vazgeçiyorum artık. Sizede tavsiye ederim. ;)
 
Keşke yüksek yerden düşseydim de elim ayağım kırılsaydı. Ben sevdaya düştüm, yüreğim kırıldı.
 
Eğer aşk için anlatılmaz yaşanır deniliyorsa, sen ötesisin. Yaşanmayıp anlatılıyorsun.
 
Biz de yaşıyoruz evet. Biz; Hastalıklılar, sakatlar, sarhoşlar, acılar, sancılar... Bok çukurundan gül çıkarmaya çalışıyoruz, hepsi bu. ;)
 
Ben sana bakarım. Herkesten iyi bakarım. Kimseye bakmam sana bakarım. Sana böyle, Bir ben bakarım. Ben böyle bir sana bakarım. Ben sana bakarım. Sen önümüze bak düşmeyelim... ;)
 
İşte bugün bütün sevgileri, bütün sevgilileri bir kenara bırakıp senden bahsetmek istiyorum, Birlikte çekildiğimiz albüm dolusu fotoğraflara bakıp, onları ıslatmak içme dediğin sigarayı dumanında boğulana kadar içime çekmek, içme dediğin içkiyi kusana kadar içmek her bir anıyı en ince ayrıntısına kadar irdelemek, birlikte gittiğimiz her yere bir daha gitmek ama, ikinci defa gitmenin fena koyacağını bilerek, her gün oralardan geçmenin tarifsiz tecavüzüne ses etmeden, mağduru oynamadan, özleyerek geçip gitmek. Nasıl olsa böyle bir şey olacaktı, küçüktük, çocuktuk hazır değildik, büyürüz, olgun karşılamayı öğreniriz, belki o zaman daha kolay olur kabullenmek derken, sustum. Gırtlağıma attığın düğümleri çözebilirsem, bende konuşurum bir gün konu hakkında. Ama şu an yapma dediğin ne varsa inadına yaparak senden bir tepki bekliyorum, ne iş yapıyor dediklerinde beni izliyordur diyorum, anlamıyorlar, zaten bende anlatamıyorum. Bazen aklıma geliyorsun bir anda karanlık oluyor, gündüzleri yutkunuyor, geceleri ağlıyorum, hani o ellerimizi uzatıp ısındığımız devrim ateşi, sevdirdiğin Atatürk, sol senin sağ olduğun zaman sol yani "bir adamı nasıl seviyordum, o adam için ölebilirdim, dedim; Kısacası koca yürekli BABA'M seni özledim..
 
Mey biter saki kalır. Her renk solar haki kalır. İlim insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik; baki kalır
 
( Not: Aşağıdan yukarıya okumakta fayda var.)

Merhaba, Unutalım mı?

Ne dersin her şey başladığı gibi bitsin mi? Aklımdan hiç çıkmıyorsun biliyor musun? Olsun orada olduğunu bilmekte güzel.. Tıpkı en sevdiğim bir şarkının melodisi gibi. Belki de o gece ikimiz de aynı şarkıyı dinlerken ağlıyorduk kim bilir.. Öyle işte sen gittin arkandan su dökmedim, ama gözlerim bu konuda beni dinlemiyor. Bir insanın her şeyiyken, hiçbir şeyi olmayı hepimiz iyi biliriz.. Beni özleyeceğini düşünüyorum işte. Düşündüm ki unutmuşsun, hatırlamıyorsun her şeyini.. Bir şarkılık özlesene beni sadece bir şarkılık, çünkü beni özlemek sana çok yakışır eminim.. Benim seni ne kadar özlediğim aslında sorun değil de, senin beni ne kadar özlediğin büyük bir sorun benim için.. Gidiyorum deseydi eğer, gitme diyebilirdim belki de, demeyecek kadar kaale almadı hayatıma aldığım insan.. Oysa bitti demesin diye dudaklarımı dudaklarına dikesim vardı, izin vermedi.. Mutluluğumu bitirmeden önceki son lafını hatırlıyorum ''bitti'' demişti. Hangi mutluluk bir ömür sürmüş ki.. Ama ''mutluluk'' içindeki sekiz harf kadar uzun bile sürmüyor bazen.. Mutluyken her şeyi unutuyor insan, bu mutluluğun biteceği aklına dahi gelmiyor.. Nasıl söyleyeyim öyle çok mutluyduk ki, kendimizi kaybetmişiz.. Seni seviyorum dilini süsledikçe bulutlara benzetiyordum, sarılasım geliyordu.. Geçmişe dair planlarımız vardı, unutacaktık hiç aklımıza gelmeyecekti, konuşarak anlaşmıştık. Önümüzdeki günlere bakacağız dedik kendi kendimize.. Biz berabereydik, ama mutluluğu kazanmıştık, mutsuzluk kaybetmişti. Kazılmış bir mezar olsaydı eğer ikimiz için, eminim girerdik beraber. Her hareketin aklımın içine öylesine kazınmış işte.. İlk kez öpüşünü,gülüşünü, elimi tutuşunu.. İlk sarılmamızı hatırlıyorum hiç unutmadım. Kısa mesajlar gittikce çoğalmıştı, birbirimizi aramalar falan.. bu ne çok konuşuyor yahu dersin diye. Ne yalan söyleyeyim çok konuşmak istiyordum ama bir yandan da çekiniyordum.. Bir iki gün pek konuşacak bir şey bulamadık. Öyle bir tanışalım ki, unutmaya yüzümüz olmasın. diye başlamıştık her şeye.

Merhaba tanışalım mı?..
 
Bunalırsın her şeyden. Bunlar hiç beklemediğin bir anda olur. En mutlu anında ya da yalnız kaldığın zamanlarda. Geçmişin gelir gözünün önüne pişmanlıkların Vesaire Vesaire. Hepsi üstüne hücum etmeye başlar. Kaçmaya çalışırsın kaçamazsın. Korunmaya ihtiyacın olur kendini koruyamazsın. Koruyacak insan istersin Etrafın insanlarla doludur Ama sen Onların seni koruyabileceğine inanamazsın. Başka insanlar istersin ama yoktur. Ve hiç olmayacaktır. İçin yanar, Uyuyamazsın, Sabahlara kadar. Bazen ağlamaklı olursun, Bazen de ağlarsın. Sonra eline kalemi alırsın. Defteri açarsın. Ve benim gibi saçmalamaya başlarsın. Sonra.. Sonrası yok çünkü sen artık bir ölüden farksızsın..
 
'Ne karanlıktı, ne de ben ağlıyordum. Sadece, Ellerimle yüzümü kapatıyordum, dua eder gibi aklımdakine.'

Nasıl yapıyordun bilmiyordum, ama yapıyordun. Herşeye benzetiliyordu gidişin, yaşanmamış şeylere ve çıkmamış bir çimene. Uçmayı öğrenen çelimsiz bir serçeye, Kendi kanatlarına yabancı göçmen bir kırlangıça. Yine bir şeyler yapıyordun içimde, iyi şeylerdi bunlar. Ama yapma, yapma be.. Artık gelme. Gidişin herşeye benzetildikten sonra, Gelişin; Bir şeye benzemez... Üşüyorum, yanıyorum, ölüyorum gibi şeyler söylemem sana, Sen yokken yaptıklarım arasına koymam bunları. Ama dediğim gibi, üşüseydim, yansaydım ya da, Keşke ölseydim.. Görmek isterdim, gömmeye gelmediğini. Gelmediğini görmek isterdim kalabalığın arasından, Gelmediğine sevinmek isterdim.. Şimdi dedim istemeden, susun. Kısın sesinizi, pencerelerinizi kapatın, saklayın yaraları. Sende sus gelmeyen sevgilim, Sesini kıs, penceremi kapat, sakla yaralarımı, Ve bu şarkıyı bitir.. Kazanmaya ihtimal vermediğimiz bir savaşta, Kaybederek kazandık, Belki kendi sonumu gördüm bir çocuk ölürken, Belki kendi kanımı içtim onun elinden. Ve ipe dizdik hayallerimizi ıslak sokaklardan kaldırıp, Ağırlaşır ıslanan hayaller dediler, Sıkı dur dedim, İp, sıkı dur..
 
Sonra dayanamıyorsun. Her şeyi içine atmaktan yavaş yavaş tükendiğini hissediyorsun. Seni çok iyi anlıyorum diyen herkesin, seni anlamadığını görüyorsun. En yakınından uzaklaşıyorsun. Yapabildiğin en iyi şeyin, yazmak olduğunu görüyorsun. Yazıyorsun. Herkesten saklasan da, gizlesen de tükeniyorsun. Hani o dışarıya verdiğin mutluyum imajı var ya, içini yiyip bitiriyor. Biri gelse ve gerçekten de tam anlamıyla yanında olsa, düzeliceksin gibi geliyor. Ama o kadar çok yenilgiye uğradın ki sevmede, değer vermede, bir yanın hep kimseye güvenme diyor. O yanına yenilmeye başladığın zaman, asıl acıları tatmaya da başlıyorsun. İşte o anlar kalbinin, aklını yendiği anlar oluyor. Ve benim kalbim akılımı hep yeniyor. Değer vermekte bir sorun yokta, aynı önemi, ilgiyi, sevgiyi, değeri göremeyince başlıyor asıl sorun. Asıl sorunlar, asıl canını yakanlar oluyor. Birde yitirdiklerin var, dönülmez yolda bıraktıkların, geri dönmeyeceğini ezberlediklerin. Hani her şeyde derler ya ”hayat devam ediyor” aynen öyle. Ne giden geri geliyor, ne kalanlar değerini biliyor, ne yerin, nede kıymetin değişiyor. Sen sadece günden güne eriyorsun, tükeniyorsun, hissizleşiyosun. Ama gerçekten de bir gün aklım bu savaştan üstün çıkarsa, o zaman tam anlamıyla sevdiğim insanlar, tam anlamıyla soğukluğu tadacaklar.
 
Ben şimdi sana, ben iyi bir adam değilim, bırak, benimle uğraşma diyeceğim. sen diyeceksin ki yok, sen aslında iyi bir adamsın. değilim diyeceğim, bu kadar kadın yanılmış olamaz. bu kez farklı diyeceksin, ben farklıyım. bunu duymuştum daha önce diyeceğim. bende ilginç bulduğun ne varsa sana doğru çeken, virgülüne bile dokunmadan aynı şeyleri bahane edip beni terk edeceksin diyeceğim. asla böyle bir şey olmayacak diyeceksin. gülümseyerek, bunu da daha önce duymuştum diyeceğim. konuşmaya yelteneceksin. sus diyeceğim. sus. söylenebilecek her şeyi daha önce duydum. kendini yorma diyeceğim. usulca kalk ve git buradan. ve çıkarken bana bir oralet söyle. çünkü böyle zamanlarda oralet içmek gerekir. insan keyifliyken çay, hüzünlüyken de rakı içmeli. boktan bir tekrarı durup durup yaşıyorsa da, oralet..
 
Şeytan uyuya kaldı bir gün. Rüzgar sert esti, Üç tüy düştü şeytandan dünyaya. Biri paraya yapıştı. Diğeri mevkiye. Öteki de kadına. Ve o günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı..
 
İnsan, kendine acı veren hiçbir şeyden kurtulamaz. Çünkü acı, ruhun tutkalıdır..
 
Geri