Ay geceye veda etmeden kapamıştım gözlerimi sabaha karşı vakitlerde , gün boyunca dans etmiş , gece boyunca ruhumun bedenimi terketmek isteyişine göz yummuştum. Ayrı yataklarda uyumuştuk hep seninle de hep , bu yüzden geceyi hiç affetmemiştim. En az kendim kadar tanımıyordum seni de. Değişmiş miydik ? Yoksa daha hiç tanışmamış mıydık ? Bilemedim..
" sevdiğin biriyle uyumak … " demiştin , düşündüm , sahi kaç zaman olmuştu biriyle sarılıp uyumayalı , hatırlayamadım. En son hatırladığımda sarhoştum. Huzur gibiydi. “Güven" adı altında toplanan tüm anlamların en dibini görmüştüm. Ruhuna sarılmıştım bir Kadın’ın o gece. Huzur gibiden de öteydi belki. Hatırlamasam da sarhoşluğumu , gülümsemiştik sabah olduğunda sarıldığımız için.
Sahi mutlu muyduk ?
değildik belki de…
Doğru ya , " sevdiğin biriyle uyumak " demiştin en son.
" saf mutluluk , masumiyet gibi bişey… "
belki de Biz masumiyetimizi kaybetmiştik.
Uykularımı esir almıştı kaybettiklerim sonra ,
ve masalındaki ölü kahramanı diriltmek isterdim bugün,
keşke bazen canımız pahasına da olsa zar atabilseydik hayata,
son masaldaki kahraman dirilseydi , ölü’m olsaydı ömrüme…
Ama bir " Hoşçakal’a " bile sığdıramadım hiçbir şeyi ,
cesaretim yoktu , sadece özledim.
Sahi , O da benim gibi güzel uyuyor muydu ?