İnsanın yabancılaşması garip bir şey.. Ama neye, kime, niye? Gece gündüz düşündüğün birisinin artık tamamıyla soğukkanlılıkla müşahede ettiğin yabancı birisine dönüşmesi.. kabul edin garip bir durum. İnsanın önceliklerinin değişmesi, benliğini saran kuvvetli duygulardan sıyrılması, TAKINTInın kendiliğinden sönümlenmesi..Artık canının yanmaması..
Ne kaybettin ki?
Mevlana demiş ya, kaybettiklerin sana farklı bir surette geri döner, diye.. Gördüğüm, yaşadığım, hissettiğim, inandığım da bu.. Bir şey senden gidiyorsa bunda hakikaten hayır vardır ve sana çok daha farklı şekilde, çok daha güzel şekilde geri dönecektir.. Gerisi sabır işi, gerisi tevekkül işi.. Yaşadıklarını toptan inkar edenlerden değilim ama pişmanlıklarım var.. Belki güzel anılar da var ama pişmanlığı engellemiyor bunlar. Şu anda çok farklı konumlarda olabilirdim, mesela hayatım eskisi gibi olabilirdi. Sırf o eski hatalarımı yapmıyorum, Allah buna fırsat vermiyor diye şükrediyorum. Kitapta geçer ya mealen “Sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardır." diye. Uzun zamandır diyor ve görüyorum ki bütün kayıplarım aslında kazançlarımmış, Allah tarafından verilen hak etmediğim hediyelermiş..
Aslında insanın sevgisini büyütmemesi çok kötü. Sevgi dediğin büyütülür, has sevgi gitgide büyür. Belki tek bir noktada başlar, mesela sevdiğin kızların gözlerinde.. Veya belki sevdiğin kızın saçlarında başlar.. Belki bakışında.. İşte oradan dalga dalga yayılmaya başlar.. İlk önce seni sarar, seni sardıktan sonra sevdiğini sarar. Sevdiğinin sevdiklerini sarar.. Öyle bir an gelir ki bütün dünya senin sevginle dolmuştur. Alemlere açılırsın, hissiyatın genişler. Belki de alemleri seyran edersin. Sevginin gücü nelere kadir değil? Sen yeter ki sev. Sevdin mi, sevdiğin kişinin seni sevmesini de beklemezsin. Hem Allah bize dilenmeyi de yasaklamıştır, sevdiğinden sevgi dilenmezsin. Beklentin olmadığın için, derdini Allah’a anlattığın için, ne bekliyorsan Allah’tan beklediğin için alemlere uzanırsın. Kalbinin başköşesinde bir kız varmış, yokmuş artık sen de algılayamazsın, anlayamazsın. Sevmek işte bu kadar kudretli bir iş. Seven, bu yüzden, sevdiğinden daha güçlüdür. Herkesin düşündüğünün aksine.. Kimi seversen sev, neyi seversen sev. Hani Pirime Mürşid bulmak istediğini söylemiş bir derviş adayı, Pirim ona demiş "Şu çalıyı sev, onunla ilgilen." Dervişi, çalının sevgisi hazırlamış yüksek mertebelere. Alt tarafı bir çalı der geçersin. Ya senin sevdiğin? Boşver sevileni, sana bakmış bakmamış, gitmiş gitmemiş sana ne! Çalıdan ne farkı var onun? Yoksa ondan bir talebin mi vardır, dilencilik mi edersin? Sevgi has kullara ait bir iş, sen sevgini yüceltmeye bak..
Ancak kullar arasındaki aşk kamil olmayan aşktır. Sevdiğinde hata gördüğünde, aslında kendi hatalarını görmektesindir. Hata gördüğünde zaten artık sevmiyorsun demektir. Belki de sevgini bilinçli olarak bitirirsin. Aslında sevgini olmayacak yerlerde israf etmişsindir. Olumlu bakalım, hepsi neticede sana bir deneyimdir, derstir. Sufiler “ilk önce kendinde hata ara." düsturunu benimsemiştir ya, başkasına yine de laf söylemezsin ama bilirsin ki hayatındaki bütün radikal değişimler hayır çerçevesinde olmaktadır, için pek rahattır. Eskiden olsa seni sarsacak durumlar zerre kımıldatmaz seni yerinden, şükredersin.
Kabul edin, yabancılaşmak garip bir durumdur. Ancak hayat kurtardığı durumlar da yok değildir. Ne güzeldir ki sevgin artık seni sevmeyenlere değil, Allah dostlarına yönelmiştir. Hem bilirsin Allah ile olduktan sonra yeri geldiğinde her şey yerli yerini bulmaktadır. Hani Muhammed Mustafa(sav) demiş ya “siz imanlı olanları tercih edin." diye. Saddak ya Muhammed! demekten kendini alamazsın.
Saddak ya Muhammed!
Sevgi güzeldir nitekim, kişiyi kamilliğe, Allah’a ulaştırır.