iFt.

Konu sahibi son olarak 897 gün önce görüldü
"Aşk, sonsuz bir şımarma hâli.. Sonsuza kadar sürer mi?"
 
tumblr_mqlytmWr9J1rf2cc8o1_500.jpg


Madem aşık olunmayacak, kadınlar ve adamlar niye?
Madem büyük maceralar olmayacak, niye hayat ?
 
En güzel yerin yanımsa eğer.

Zaman ne çabuk geçiyor değil mi?
Tek bir şarkıyla gidiyorsun uzaklara, bırakıyor seni anılarınla tek başına ve sonra gün doğuyor bitiyor değil mi acısı?
Başın dönüyor adımlarını sayamıyorsun, gülüyorsun ama için acıyor değil mi?
Sıkılıyorsun bazen, bazen de aklına bile gelmiyor canını en çok yakan şey.
Biliyorum, yalnız değilsin diyorlar ama yine tek başına kalıyorsun değil mi?
Ders alman gereken dünlerin var, uslanmayacağın yarınların, etrafında insanlar.
Sahte gülüşleri var, bilsen de içine attığın çaktırmadıkların.
Geçmişin olanların yaptıklarından dolayı ödediğin bedeller var, en mutlu olduğun yerin en mutsuz anılarına şahitliği var, biliyorum.
Bitmez ya, bu başka deyip yeni bir aşka farkına varmadan tutulmuşluğun var, bakışında donduğun gülüşüyle ısındığın geceler var, kim bilir.
Sakın karıştırma, ben o değilim özür dilerim. Belki ilk değilim belki son da olamam, konusu açılır sana kızar hafiften sitem ederim.
Susarım, yaşadığın geçmiş neyse benimdir derim, kendi kendimi yerim.
İnsanlar bakmak istedikleri yerden bakar hayata.
Bense senin baktığın yerden seni izlerim.
Hadi moralini bozma gülümse, dünyanın en güzel yeri kişiye göre değişir ama, senin en güzel yerin yanımsa eğer, seni ölene dek severim.
 
bazı kadınlar,
bazı adamlar,
bazı şehirler,
bazı aşklar,
bazı düşler
ve
bazı şarkılar
vurulmalıdır bazen.
 
Komidinin üzerindeki ilaçların sayısı arttıkça ben o ilaç kutularından yaptığım gökdelenin uzamasına sevinirdim çocuk aklımca..
 
Aşk nefes almaya benzer,
Bazen öyle bir çekersin ki ciğerlerin tutuşur
Ama yinede çekmeye devam edersin ya hani
Acıtsa da ne fark eder ki zaten
Nefes almadan durabilir mi insan?
 
Siz hiç kokularınızın birbirine karıştığı bi aşk yaşadınız mı?
Yaşamadıysanız, tam açılmamıştır gözünüz hayata.
Yaşamamışsanız kelebeklerin, midenizden değil asıl gözlerinizin önünden havalandığını hissetmemişsinizdir daha.
Uyanır uyanmaz sizi saran, sizin 5katınız bi sıcaklık yeniden uykunuz olmadığı halde uykulara gömmemiştir sizi daha..
Ben yazarım, hep yazarım, sen oku diye değil. Ben unutmayayım diye.
Çünkü insanlar mutsuzken mutluluklarının, mutlu olduğu anların üstünü çizer hep.
Çabuk unutursun bundan.
Bundan çok zaman sonra, artık yüreğin soğuduğunda, mutsuzluğunun da çizdiği zaman üstünü affeder..
Kendini, sevmişliğini, sevilmişliğini..
En son da sevilmediği tüm zamanları..Affeder..

26072013
 
uzun uzun susuyoruz sözün kıyılarında.
hangi kapıyı aralasak bir uzaklık esiyor



sevgi bazen bir adın telaffuzuna gizlenir.
 
tumblr_mqnxraLoca1r0kheco1_500.jpg


Oluyor mu sana da? Seninle gülüp seninle seviştiğim saatlerin yankısı, sarıyor mu benliğini bu saatlerde?

‘‘Kim bilir nerede?’’ diyor musun böyle olunca? Bana olduğu gibi sana da oluyor mu?
Burada, aynı yerde, aynı vakitleri mümkün kılarken, o derin boşluk, o kavuran yangın şiddetiyle yeniden kaplıyor benliğimi.
Ruhuma kadar işliyor bazen bu yakıcı hâl.
Anlatılmıyor da kimseye.
Dostlarım hâlâ aynı, aynı bildiğin insanlar. Laf senden açılırsa, anlıyorlar artık..
Susuyorlar. Konuşanlarsa, ‘‘geçer!’’ diyor.. Yalnızca, “geçer!’’ Belki de haklılar..
Geçiyor zamanla. Sonra işliyor, canından geçip ruhuna kadar..
 
Seninle sevdiğim şarkıları sensiz dinlemek istemiyorum.
Seninle yürüdüğüm yollardan sensiz geçmek istemiyorum.
Seninle vakit geçirdiğim yerlere sensiz gitmek istemiyorum.
Seninle uyuduğum yatakta sensiz uyumak istemiyorum.
Seninle uyandığım sabahlara sensiz uyanmak istemiyorum.
Seninle gülüp seninle ağladığım odamda sensiz kalmak istemiyorum.
Seninle mutluluktan uçtuğum günler bitsin istemiyorum.
Seninle olmak istiyorum,sadece seninle..
 
Uzun zaman sonra bir yazıya başladığım da neler yazacağıma dair bir fikrim var, o kadar çok yazacağım şey var ama sanırım kendimi tam olarak anlatamadığım bir yazı olacak.

Ben birini sevdim, şuan bu yazıyı okuyacak birini.. Belki yarın, belki başka zaman okuyacak bir gün biliyorum. Şimdi sen bunu okurken belki gülüyorsun, belki ağlıyorsun bilemem ama ben bu yazıyı yazarken ”seni” düşünüyorum. Sadece seni. İnan bana benim bu yazıdan beklediğim bir şey yok. Yani senden beklediğim bir şey yok, bu yazıyı tamamen kendimi rahatlatmak için yazıyorum.

Sevseydin keşke sen beni, biraz seveydin ben hallederdim gerisini.. Ben yeterdim ikimize, sen sadece yanım da olsaydın olmaz mıydı? Acılar çektin biliyorum, ama bana bir şans verseydin beraber çözerdik belki.

Ben seni çok sevdim, o tebessümünün narinliği için değil ama, o tebessümün bana hissettirdikleri için.. İstedim ki çıkalım bir akşam yürüyelim böyle, sadece yürüyelim.. Konuşmamıza bile gerek yoktu, sen yanım da olsan yeterdi ki.. Vallahi yeterdi be.

Bilmiyorum, ben bir şansı çok istemiştim senden.. Gelip yüzüme bile diyemedin desen anlarim ama, susarım o zaman. Korkağım ben, gelemedim ki yanına.. Korktum, beni kendinden uzaklaştırırsın diye korktum.
Böyle kelimeler şuan takılıyor boğazım da, özenle seçmeye çalışıyorum kelimeleri.. Kırmayım seni diye, kıramam gerçi çünkü insanı sadece değer verdiği insanlar üzebilir. Sen bana değer vermedin ki hiç, üzemem o yüzden ben seni. Rahatlatıyor bu beni biraz, ne yapsam üzülmezsin ki kızarsın belki anlık o kadar.

Niye sevemedin ki beni? Niye sevmedin ki sen beni? Severdin belki.

Beni sevmesen de olurdu tamam, bir konuşsaydık ama olmaz mıydı? Ne zaman konuşmaya çalışsam bir türlü ulaşamadım ki ben sana.. Anlatırdım sevgimi o zaman ben sana, yine beni sevmezdin ama olsun, beni bilirdin.


biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar,evler,aramızda duvarlar gibi
uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Cemal Süreya

Aslın da yazacak çok şeyim var ama anlatacak gücüm yok inan bana, sevdim ben seni..
Hala seviyor muyum peki? Sevmek istemiyorum, ama seviyorum sanırım hala ben seni.. Geçecek ama biliyorum, geçecek..

yanlızlığın tam ortasındayim artık
yalnizlik kadar…
bilsen nasil üsüyorum
al su ellerimi isit biraz
ya da al götür bu soguklari bu yagmurlari
görmüyor musun beni öldürecekler artik
beni öldürecekler diyorum sana
geçmis gelecek bütün yillarim
bütün umutlarim senin olsun
beni bu karanlik denizlerde birakma.

Ümit Yasar Oğuzcan
 
Sahip olduğum en kutsal organımdır gözlerim. Birlikte ağlarlar, birlikte uyurlar, birlikte gülerler ama hiç birbirlerini göremezler.
Velhasıl emindir ikisi de birbirinden, orada durduklarından, duracaklarından.
Biri gitse diğerinin gidilen yanı karanlığa mahkûm, onu da bilirler.
Tıpkı bizim gibi değil mi sevgilim?
 
Ben;
Benden olgun insan isterim karşımda!
Benden dürüst,
En ufak dalgada,
Arkasını dönmeyecek kadar olgun.
Arkamı döndüğümde,
Sırtımdan vurmayacak kadar güvenilir.
Bir o kadar cesaretli olmalı.
Yağmurdan ıslanıp,fırtınadan kaçmamalı.
Ayağı taşa takılınca kayadan korkmamalı.
İşine gelince sevip,
Zoru görünce bırakmamalı!

Can Yücel
 
sen bana ait olmadığını zannettiğim kelimelerdin,
en güzel yıldızlar uçurtmama bağladıklarım/senin konuştuklarındı.
gökyüzünden kendime yer beğenişim bu yüzdendi.


gökyüzünde bir sürü aşk var ,
ne güzel değil mi Kelebek ?
 
Biri var beni ağlatan,
Güldürenlerden daha çok sevdiğim.
 
Bir insan bu kadar sevilir mi?
Tırnak diplerinden kirpik uçlarına kadar.
Kim sever söylesene?
Ben sevdim.Ben seni iliklerime kadar sevdim.
 
İnsanın yabancılaşması garip bir şey.. Ama neye, kime, niye? Gece gündüz düşündüğün birisinin artık tamamıyla soğukkanlılıkla müşahede ettiğin yabancı birisine dönüşmesi.. kabul edin garip bir durum. İnsanın önceliklerinin değişmesi, benliğini saran kuvvetli duygulardan sıyrılması, TAKINTInın kendiliğinden sönümlenmesi..Artık canının yanmaması..

Ne kaybettin ki?


Mevlana demiş ya, kaybettiklerin sana farklı bir surette geri döner, diye.. Gördüğüm, yaşadığım, hissettiğim, inandığım da bu.. Bir şey senden gidiyorsa bunda hakikaten hayır vardır ve sana çok daha farklı şekilde, çok daha güzel şekilde geri dönecektir.. Gerisi sabır işi, gerisi tevekkül işi.. Yaşadıklarını toptan inkar edenlerden değilim ama pişmanlıklarım var.. Belki güzel anılar da var ama pişmanlığı engellemiyor bunlar. Şu anda çok farklı konumlarda olabilirdim, mesela hayatım eskisi gibi olabilirdi. Sırf o eski hatalarımı yapmıyorum, Allah buna fırsat vermiyor diye şükrediyorum. Kitapta geçer ya mealen “Sizin şer bildiklerinizde hayır, hayır bildiklerinizde şer vardır." diye. Uzun zamandır diyor ve görüyorum ki bütün kayıplarım aslında kazançlarımmış, Allah tarafından verilen hak etmediğim hediyelermiş..

Aslında insanın sevgisini büyütmemesi çok kötü. Sevgi dediğin büyütülür, has sevgi gitgide büyür. Belki tek bir noktada başlar, mesela sevdiğin kızların gözlerinde.. Veya belki sevdiğin kızın saçlarında başlar.. Belki bakışında.. İşte oradan dalga dalga yayılmaya başlar.. İlk önce seni sarar, seni sardıktan sonra sevdiğini sarar. Sevdiğinin sevdiklerini sarar.. Öyle bir an gelir ki bütün dünya senin sevginle dolmuştur. Alemlere açılırsın, hissiyatın genişler. Belki de alemleri seyran edersin. Sevginin gücü nelere kadir değil? Sen yeter ki sev. Sevdin mi, sevdiğin kişinin seni sevmesini de beklemezsin. Hem Allah bize dilenmeyi de yasaklamıştır, sevdiğinden sevgi dilenmezsin. Beklentin olmadığın için, derdini Allah’a anlattığın için, ne bekliyorsan Allah’tan beklediğin için alemlere uzanırsın. Kalbinin başköşesinde bir kız varmış, yokmuş artık sen de algılayamazsın, anlayamazsın. Sevmek işte bu kadar kudretli bir iş. Seven, bu yüzden, sevdiğinden daha güçlüdür. Herkesin düşündüğünün aksine.. Kimi seversen sev, neyi seversen sev. Hani Pirime Mürşid bulmak istediğini söylemiş bir derviş adayı, Pirim ona demiş "Şu çalıyı sev, onunla ilgilen." Dervişi, çalının sevgisi hazırlamış yüksek mertebelere. Alt tarafı bir çalı der geçersin. Ya senin sevdiğin? Boşver sevileni, sana bakmış bakmamış, gitmiş gitmemiş sana ne! Çalıdan ne farkı var onun? Yoksa ondan bir talebin mi vardır, dilencilik mi edersin? Sevgi has kullara ait bir iş, sen sevgini yüceltmeye bak..

Ancak kullar arasındaki aşk kamil olmayan aşktır. Sevdiğinde hata gördüğünde, aslında kendi hatalarını görmektesindir. Hata gördüğünde zaten artık sevmiyorsun demektir. Belki de sevgini bilinçli olarak bitirirsin. Aslında sevgini olmayacak yerlerde israf etmişsindir. Olumlu bakalım, hepsi neticede sana bir deneyimdir, derstir. Sufiler “ilk önce kendinde hata ara." düsturunu benimsemiştir ya, başkasına yine de laf söylemezsin ama bilirsin ki hayatındaki bütün radikal değişimler hayır çerçevesinde olmaktadır, için pek rahattır. Eskiden olsa seni sarsacak durumlar zerre kımıldatmaz seni yerinden, şükredersin.

Kabul edin, yabancılaşmak garip bir durumdur. Ancak hayat kurtardığı durumlar da yok değildir. Ne güzeldir ki sevgin artık seni sevmeyenlere değil, Allah dostlarına yönelmiştir. Hem bilirsin Allah ile olduktan sonra yeri geldiğinde her şey yerli yerini bulmaktadır. Hani Muhammed Mustafa(sav) demiş ya “siz imanlı olanları tercih edin." diye. Saddak ya Muhammed! demekten kendini alamazsın.

Saddak ya Muhammed!

Sevgi güzeldir nitekim, kişiyi kamilliğe, Allah’a ulaştırır.
 
bir önceki geceye de sarhoş uyumuştu Kadın.
bir sahil kentinde ,
deniz kenarında bir Adam’ın ruhuna sarılmış sızmıştı belki de geceye.
Umrunda da değildi ya gece.
hep bi denizkız olmak istemişti.
aldırmamıştı geceye ,
kaybolmak istemişti yine denizde.

kendini kaybedene dek,
kendini hissetmeyene dek.
" çok içme." demişti Adam.
" sevişir miyiz ? " diye sordu Kadın.
reddedilmişti…
sarhoştu ama emin olduğu birşey vardı.
denizine aşıktı.
Ay yoktu.
ve denizinin karanlığında kayboldu.
 
O kadar çok şey biriktiriyor ki insan. Ama bir yerden başlamak gerek, hazır yağmur da yağıyor…
Malum aşk üzerine konuşmak şart. Bin kez sever bir kez aşık olursun, önemli.
Aşk baştan zoru seçmek. O doğru yanlış, güzel çirkin ayırmaz. Aşkı güzel yapan da budur zaten.
Çünkü o duyguya bir kere kapıldınız mı kalp bir organdan çok daha fazlasıdır.
Mantığıyla övündüğünüz beyniniz, onu her gördüğünde kitlenip kalır.

Ve onun mutluluğu için gerekirse ondan uzak kalmaktır. Başka biri ile mutlu olmasına göz yummaktır.

Aslında aşık bir insanın bunu gösterebilmesinin tek yolu budur; fedakarlık. Vazgeçmektir, unutmaktır.
Ama her zaman umut var. Sorun da bu ya, içimizde bitmek tükenmek bilmeyen, bizi yiyip bitiren bir umut var. Neyse her şeye alışır insan.


Ne diyorduk… Heh aşk.


En büyük korkularımızla, 3 saniyelik deli cesaretinin arasındadır aşk.
Aynı anda tüm hüznü ve mutluluğu birlikte yaşamaktır.
Onu her gördüğünde avuç içlerin terler, parmak uçlarından başlayarak tüm vücudun karıncalanır, uyuşur.
Üzgünse ondan daha üzgün, mutluysa canı yanar diye ağlarsın. Ama aslında hiç bir şeyindir, karışamazsın, hakkın yoktur.
Her şey sana onu hatırlatır.
Hayaller kurarsın, yüzlerce, binlerce, onunla asla yapamayacağın konuşmalar tasarlarsın kafanda, onun haberi yoktur ama bir şarkınız bile vardır.
Böyle bir şey işte platonik aşk sandığımız gerçek aşk, çünkü kavuşursan onun adı aşk olmaz.
 
Önce o uyanıyor benide uyandırıyor, selam sabah günaydın yok ömür geçiyor..
 
Geri