- Katılım
- Şubat 12, 2012
- Mesajlar
- 4,543
- Tepkime puanı
- 33
- Puanları
- 303
- Yaş
- 41
bazen insan dümdüz anlatmak istiyor. ben seni sevmekten vazgeçtim, demek. ben hayalinle uyumayı azaltarak bıraktım, diye eklemek. ellerimi senin ceplerinde ısıtmak istemiyorum artık, çünkü görkemli bir cehennem taşıdığım halde içimde, ben nasıl üşüyorum, neden, diye sormak. cevabı beklemeden kapıyı çarpıp çıkmak. bilahare ellerini kendi boynunda ısıtmak. insan ellerini kendi boynunda ısıtmaya alıştı mı tutunamıyor zaten hiçbir dala. ben zaten tutunamıyorum yıllardır. adımı bir ağaçtan aldığım için mi terk edemiyorum kimseyi, bilmem ama, bana tutunanlar hep kırdıkları dallarımdan parçalar götürdüler yanlarında. bu eksikliğim bu yüzden. kendimi tamamlama telaşım bu yüzden. devamımı aramak, sarınacak bir parmaklık aramak telaşım bu. insan bazen dümdüz küfretmek istiyor. ağız dolusu. kursak dolusu. geçmişimi çaldınız hadi neyse de, geleceğimi niye ulan! diye. başı dönen bir yiv gibiyim. yalnız adres yanlış adresten hüzünlüdür örneğin. bıçakla değil bıçağı tarif etmek tehlikeli. ama edeceğim.
dümdüz anlatacağım, söz veriyorum bu kez ağlamayacağım. fotoğrafına rastladığımda sadrıma dolan acıyı katlayıp kaldıracağım, naftalinli kışlıklarımın arasına. ellerini daha önce hiç bir çiçeğe su verirken görmemek hüznünü silkeleyeceğim pencereden. saç diplerinin ağaç diplerine dökülen demle benzerliğini unutacağım. ben ellerimi ıslatmaktan vazgeçtim. saçlarımı, kendimi, hayatımı, yatağımı toplamaktan vazgeçtim, bıraktım hepsi dağınık kalsın artık. seni dinlemekten vazgeçtim. süssüz, sissiz anlatıyorum. iyi oku. ben. seni. sevmekten. vaz. geç. tim. zaten vazgeçmek çağıdır yaz mevsimi. sen de bilirsin. bu seni yazdığım son paragraf. bir daha hiçbir sayfada kendini arama. adın dilimde migren ağrısı çünkü. adın, değdiği şiire kısmi felç yaşatıyor hatta. bir çığlık gibi kopuyorsun şuramdan. bir kemik gibi kırılıyorum usulca. son kez tekrar ediyorum. bu kez lütfen anla. ben evet, o çok çocuk gülüşünden sökülüverdim. doğru. seni yazdığım son cümleydi bu.
dümdüz anlatacağım, söz veriyorum bu kez ağlamayacağım. fotoğrafına rastladığımda sadrıma dolan acıyı katlayıp kaldıracağım, naftalinli kışlıklarımın arasına. ellerini daha önce hiç bir çiçeğe su verirken görmemek hüznünü silkeleyeceğim pencereden. saç diplerinin ağaç diplerine dökülen demle benzerliğini unutacağım. ben ellerimi ıslatmaktan vazgeçtim. saçlarımı, kendimi, hayatımı, yatağımı toplamaktan vazgeçtim, bıraktım hepsi dağınık kalsın artık. seni dinlemekten vazgeçtim. süssüz, sissiz anlatıyorum. iyi oku. ben. seni. sevmekten. vaz. geç. tim. zaten vazgeçmek çağıdır yaz mevsimi. sen de bilirsin. bu seni yazdığım son paragraf. bir daha hiçbir sayfada kendini arama. adın dilimde migren ağrısı çünkü. adın, değdiği şiire kısmi felç yaşatıyor hatta. bir çığlık gibi kopuyorsun şuramdan. bir kemik gibi kırılıyorum usulca. son kez tekrar ediyorum. bu kez lütfen anla. ben evet, o çok çocuk gülüşünden sökülüverdim. doğru. seni yazdığım son cümleydi bu.