Çok özlediğim dostumdur. Bilmiyorum kendisi şu anda beni düşündüğünde dostum mu der yoksa eski dostum mu; şayet eski dostum derse bu dostluğumuzun eskiliğinden mi olur yoksa dostluğumuz eskidiğinden mi...
Belki de benim özlediğim, eski dostumdur. Hoş bir sitemim yok kendisine; o beni ne kadar aramadı sormadıysa ben de onu o kadar aramadım sormadım. Aklıma gelmediğinden değil elbet. Hep orada bir yerde en sıkı dostlar olduğumuzu bildiğimden ya da böyle hatırladığım için bu anıya zarar vermek istemediğimden.
Araya ne çok zaman ne çok mesafe ne çok başka dostluklar girdi ister istemez, hayat hep başka rotalara sürükledi herkesi. Doğası böyledir bu işlerin, evrenin kuralı böyledir dedik kimi zaman; kimi zaman ben de yazmasam hiç yazacağın yok deyip gönül koyduk. Her buluşmamızda hem hala ne kadar yakın olduğumuzu hem de birbirimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ettik belki içten içe.
İki eski dost muyuz yoksa eski iki dost muyuz bundan emin olamasam da beni ben yapan şeylerin başında geldiğinden eminim. Çocukluğuma ve ergenliğime dair aklıma gelen hemen her şeyde iyi veya kötü rolü de payı da su götürmez.
Doğup büyüdüğü memleketi düşünen insanların aklına oranın kültürü, yemekleri, sokakları, ilk kez düştüğü kaldırımı, çocukluk hayalleri gelir ya hani. Ben memleketimi düşününce aklıma dostumla yediğim yemeklerin lezzeti, onunla gülüp eğlendiğim kaldırım taşları, onunla muhabbet ederken yürüdüğüm sokaklar gelir.
Her insana Serhat gibi bir dost gerekir.