Gurbetçilik üzere düşüncelerim

Konu sahibi son olarak 30 gün önce görüldü
80 milyonun 80 milyonu oy kullanmıyor yalnız, 47 milyon kayıtlı seçmen vardı 780 bin oy azımsanacak bir rakam değil. bazen küçümsediğin rakamlar bir ülkenin kaderini değiştirebilir. referandum sonuçlarının evet: %51,41 hayır: %48,59 yüzdeleri ile kazanıldığını unutmamak lazım, geçersiz oylar evet sayılmasaydı, türkiye'de yaşamayan göçmenler evet vermeseydi şimdi türkiye cumhuriyeti tek adam rejimi ile yönetilmiyordu.
25 milyona yakın Cumhur ittifakına oy verenler sizi rahatsız etmiyor da veya onlar tek adam rejiminin yerleşmesinde rol oynamıyorlar da 780 bin potansiyel oy mu sizi rahstsız ediyor veya onlar seçim sonucunu belirliyor?
Yanlış ata oynuyorsunuz, ben de sürekli ülke dıșında yașayanların oy kullanmalarını doğru bulmuyorum ama ana sorun ülke seçmeninde ve satılık siyasilerde.
 
25 milyona yakın Cumhur ittifakına oy verenler sizi rahatsız etmiyor da veya onlar tek adam rejiminin yerleşmesinde rol oynamıyorlar da 780 bin potansiyel oy mu sizi rahstsız ediyor veya onlar seçim sonucunu belirliyor?
Yanlış ata oynuyorsunuz, ben de sürekli ülke dıșında yașayanların oy kullanmalarını doğru bulmuyorum ama ana sorun ülke seçmeninde ve satılık siyasilerde.

yukarıdaki mesajlarımı okursanız, ben yurt dışında yaşayan insanların ya da çift vatandaş olan insanların sadece yaşadıkları ülke için oy kullanabilmeleri gerektiği savını destekliyorum zaten. cumhur veya millet itifakı farketmeksizin.

konu başlığı gurbetçilik olduğu için sadece bu konu nezdinde yorum yaptım, konu başlığı kendi ülkemizin vatandaşları olsaydı o konuda da yorum yapardım. konuyu çarpıtmayalım lütfen.

zira o konunun detaylarını bu konunun başlığı altında tartışmak uygun değil. tartışmak, değerlendirmek isterseniz açarsanız bir başlık, onun hakkında da yorum yaparız, bu başlık altında o konuya girersek kendi ülkemizin seçmeninin ve siyasilerinin ne olduğu ortada ama konu dallanıp budaklanır.
 
yukarıdaki mesajlarımı okursanız, ben yurt dışında yaşayan insanların ya da çift vatandaş olan insanların sadece yaşadıkları ülke için oy kullanabilmeleri gerektiği savını destekliyorum zaten. cumhur veya millet itifakı farketmeksizin.

konu başlığı gurbetçilik olduğu için sadece bu konu nezdinde yorum yaptım, konu başlığı kendi ülkemizin vatandaşları olsaydı o konuda da yorum yapardım. konuyu çarpıtmayalım lütfen.

zira o konunun detaylarını bu konunun başlığı altında tartışmak uygun değil. tartışmak, değerlendirmek isterseniz açarsanız bir başlık, onun hakkında da yorum yaparız, bu başlık altında o konuya girersek kendi ülkemizin seçmeninin ve siyasilerinin ne olduğu ortada ama konu dallanıp budaklanır.
Seçme hakkı konusunda aynı fikirde olduğumuzu gördüğün kanısındayım, benzeri bir görüșü ben de yazdım. Amacım kötü değil, sadece ülkemin insanlarının suçu, sorumluluğu devamlı başka yerlerde aramalarına dikkat çekmek istedim. Son seçimde gördük kimlerin kimlere hizmet ettiğini. Ve önceleri hep örneğin Kürt seçmenler suçlanırdı iktidar partisinin oy oranının yükselmesinde. Oysa son seçimler bize gösterdi ki bunun sorumlusunun sırf Kürt seçmenlerin deği sözde muhalefet gözüken siyasilerin ve seçmenlerin olduğu. Bu kadar kötü ekonomiye rağmen, hukuksuzluğa, işsizliģe, enflasyona,....... rağmen oy verenler, ittifak yapanlar sorumlu. 780 bin 25 milyonun yanında çerezdir. Büyük resim 780 bin değil 25 milyondur.
25 milyona odaklanmanızı arzularım. Ülkenin bu hale gelmesine yardımcı olanlara odaklanmabızı tavsiye ederim.
 
Seçme hakkı konusunda aynı fikirde olduğumuzu gördüğün kanısındayım, benzeri bir görüșü ben de yazdım. Amacım kötü değil, sadece ülkemin insanlarının suçu, sorumluluğu devamlı başka yerlerde aramalarına dikkat çekmek istedim. Son seçimde gördük kimlerin kimlere hizmet ettiğini. Ve önceleri hep örneğin Kürt seçmenler suçlanırdı iktidar partisinin oy oranının yükselmesinde. Oysa son seçimler bize gösterdi ki bunun sorumlusunun sırf Kürt seçmenlerin deği sözde muhalefet gözüken siyasilerin ve seçmenlerin olduğu. Bu kadar kötü ekonomiye rağmen, hukuksuzluğa, işsizliģe, enflasyona,....... rağmen oy verenler, ittifak yapanlar sorumlu. 780 bin 25 milyonun yanında çerezdir. Büyük resim 780 bin değil 25 milyondur.
25 milyona odaklanmanızı arzularım. Ülkenin bu hale gelmesine yardımcı olanlara odaklanmabızı tavsiye ederim.

azizim aynı şeyi farklı yorumlarla anlatmaya çalışıyoruz. bu başlığın konusu gurbetçilik üzerine olduğu için ben de özellikle ve bilinçli olarak sadece bu çerçevede yorum yaptım. türkiye'de yaşayan seçmenlerin tercihlerinin ülkeyi nereye getirdiği, muhalefetin yetersizliği, iktidarın sorumluluğu gibi başlıklar elbette çok daha önemli ama bu başlığın konusu değil.

"780 bin mi, 25 milyon mu" karşılaştırması yapmak meseleyi başka bir yere çekiyor. ben 780 bine odaklanalım derken, 25 milyonu aklayalım ya da yok sayalım demedim. ben büyük resmi reddetmiyorum, sadece bu başlıkta o resmi tartışmıyorum. başlık neyse, yorumum da onunla sınırlı. burada bir başlık disiplin meselesi olduğunu vurgulamak isterim. tartışmayı sağlıklı yürütebilmek için önce neyi konuştuğumuzu net tutmamız gerekiyor.

bu nedenle, gurbetçi seçmen başlığı altında türkiye içi seçmen davranışlarını, kürt seçmen tartışmalarını ya da genel muhalefet ve iktidar dengesini merkeze almak, konuyu genişletmekten ziyade kavramsal bulanıklık yaratır ve konuyu başka bir eksene taşır.

türkiye seçmeni, muhalefet, iktidar ve ülkenin bu hale gelmesinde kimlerin payı olduğu elbette ayrıca ve uzun uzun konuşulabilir. ama bu başlık altında o tartışmaya girersek, başlığın kendisi işlevsiz hale gelir.

özetle ; mesele hangi başlık altında hangi sorunu konuştuğumuzu ayırt etmek.

buyurun açın "türkiye'de yaşayan seçmenler üzerinde düşünceleriniz" diye bir başlık sabaha kadar konuşalım.
 
  • Beğen
Tepkiler: AOG
gurbetçilik lobisi mi oluştu
 
80 milyonun 80 milyonu oy kullanmıyor yalnız, 47 milyon kayıtlı seçmen vardı 780 bin oy azımsanacak bir rakam değil. bazen küçümsediğin rakamlar bir ülkenin kaderini değiştirebilir. referandum sonuçlarının evet: %51,41 hayır: %48,59 yüzdeleri ile kazanıldığını unutmamak lazım, geçersiz oylar evet sayılmasaydı, türkiye'de yaşamayan göçmenler evet vermeseydi şimdi türkiye cumhuriyeti tek adam rejimi ile yönetilmiyordu.
Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman demokrasiyle yönetilen bir ülke olmamıştır.

Diktatörlüğe kayması an meselesiydi. Onu da Erdoğan’da bulmuştur. Neyin yaygarasını koparıyorsunuz ki?

Önce özgürlükleri ve demokrasiyi özümseyeceksiniz. Gerisi gelir.
 
25 milyona yakın Cumhur ittifakına oy verenler sizi rahatsız etmiyor da veya onlar tek adam rejiminin yerleşmesinde rol oynamıyorlar da 780 bin potansiyel oy mu sizi rahstsız ediyor veya onlar seçim sonucunu belirliyor?
Yanlış ata oynuyorsunuz, ben de sürekli ülke dıșında yașayanların oy kullanmalarını doğru bulmuyorum ama ana sorun ülke seçmeninde ve satılık siyasilerde.

Pardon da, bu ülkede yaşayan aynı havayı soluyan, iyisiyle kötüsüyle aynı gemide yolculuk yapan insanlar demokratik hakkını kullandi diye neden rahatsiz olunsun? herkes istedigine oy verir. ne münasebet? Ülkeye adim dahi atmayan kisilerle nasil bir tutulabilir ki bu.
İnsanları kin ve nefrete sürükleyen şu provokatör tavırlarını kes artık.
 
On yıllarca Almancı soydaşlarımızı İtalyan’ın Venedik, ancona ve brendizi limanlarımızdan taşıdım.
Gelirken ne kadar mutlu dönerken nasıl öfkeli ve mutsuz olduklarına bizzat şahit oldum.
Adeta kendi gurbet yaşamımı bana unutturur olduğunu dün gibi hatırlarım.
 
Pardon da, bu ülkede yaşayan aynı havayı soluyan, iyisiyle kötüsüyle aynı gemide yolculuk yapan insanlar demokratik hakkını kullandi diye neden rahatsiz olunsun? herkes istedigine oy verir. ne münasebet? Ülkeye adim dahi atmayan kisilerle nasil bir tutulabilir ki bu.
İnsanları kin ve nefrete sürükleyen şu provokatör tavırlarını kes artık.
Laf atmadan önce okuduğunu doğru anlamayı öģrensen daha iyi olur. Başka bir açıklamaya gerek duymuyorum. Belliki kapesiten yetmiyor anlamaya.
 
Laf atmadan önce okuduğunu doğru anlamayı öģrensen daha iyi olur. Başka bir açıklamaya gerek duymuyorum. Belliki kapesiten yetmiyor anlamaya.

Maval okuma bana.
Kamil ile ismail ile muhattap degilsin su an.
Akp- Türkiye düsmanligi ekseninde yazip duran bir provokatörsün sadece.
Güdülesi solculardan falan nemalanırsın en fazla.
 
Maval okuma bana.
Kamil ile ismail ile muhattap degilsin su an.
Akp- Türkiye düsmanligi ekseninde yazip duran bir provokatörsün sadece.
Güdülesi solculardan falan nemalanırsın en fazla.
Al sen bununla kendini oyala biraz, boş kişilerle kavgayı çoktan bıraktım, değmez.

 
Sahne 1:
(Özet)
Koltukta uyuyan bir adam, uyandığında karşısında bir adamla karşılaşınca, gayri ihtiyari ve refleks olarak silahıyla onu vurur.

Sahne 2:
(Polis karakolunda sorgu)

Polis: Niye vurdun?
Adam: Refleksti, ani oldu…
P: Şahsen tanıyor muydun?
A: Hayır, hayatımda hiç görmedim.
P: Evinde ne arıyordu?
A: Hiç bilmiyorum. Tanımıyorum da. Gözlerimi açtığımda oradaydı.
P: Korktuğun için mi vurdun? Hayatının tehlikede olduğunu mu düşündün?
A: Hayır, düşünecek vaktim yoktu.
P: Her evine geleni vurur musun?
A: Elbette hayır. İstemeyerek oldu. Ayrıca beni ziyarete gelen kimse yok.
P: Eş, dost, çoluk çocuk?
A: Yalnız yaşıyorum, kimsem yok.
P: Geçimini nasıl sağlıyorsun?
A: Muamelen emekliyim, on yıldır.
P: Daha önce ne iş yapardın?
A: Askerdim, uzman çavuş.
P: Neydin, SAT komandosu mu? (gülümseyerek)
A: Hayır. Nakliyeciydim, şofördüm.
P: Peki, gözünü nasıl kaybettin?
A: Depomuzda bir patlama oldu. Bir şarapnel sağ tarafımın yarısını götürdü; gözümü, kulağımı, beynimin bir kısmını alıp götürdü.
P: Sabotaj mıydı? Ne patladı, kim patlattı?
A: Bilmiyorum.
P: Nasıl yani? Vücudunun yarısı gitmiş, sen hâlâ bilmiyor musun? Seni bu hâle sokanın ne olduğunu öğrenmek istemiyor musun? Buna inanmamızı mı bekliyorsun?
A: Hayatım boyunca bu insan dışında kimseye zarar vermedim. Dört yıl hastanede yattım, iki yılı komadaydı. Aradan on yıl geçti; hâlâ görmekte, okumakta, düşünmekte zorlanıyorum. Giden yerine gelmiyor. Öğrensem ne değişecek? Öğrenmek de istemiyorum. Bu hususta fazla konuşmak istemiyorum.
P: Peki. Vurduğun adam hemen ölmemiş. Bir şeyler söyledi mi sana?
A: Mırıldandı. Anlamaya çalıştım. Sadece iki kelime duydum: “Baba… baba…”
P: Hiç evlenmediğini biliyoruz. Gayriresmî çocuğun oldu mu?
A: Bildiğim kadarıyla yok. Ciddi bir ilişki yaşamadım. Günübirlik kadınlarla beraber olmuşumdur ama kimse bana böyle bir şey söylemedi. Bana böyle bir konu hiç açılmadı.
P: O hâlde sana niye “baba” dedi?
A: Bilemiyorum. Belki yanlış duydum.
P: Yaşın kaç?
A: Altmış beş yaşındayım.
P: Niye böyle tenha, köyden de uzak yaşıyorsun?
A: Sessizliği seviyorum. Maaşım buna yetiyor. İnsanlarla ilişkim de pek iyi sayılmaz. Ayda bir kasabaya maaşımı almaya inerim, erzağımı alır, tekrar evime dönerim. Uzun zamandır böyle.
P: Silahın niye var?
A: Beylik tabancam. Bana ait. Resmî.
P: Seni serbest bırakamayacağımızı biliyorsun, değil mi?
A: Apar topar buraya getirildim. Evim, kapım açık kaldı. Bir kedim, bir köpeğim var. Onlarla kim ilgilenecek?
P: Muhtara söyleriz, o ilgilenir.
A: Vurduğum adam kim?
P: Araştırıyoruz.
A: Bana ne olacak?
P: Nöbetçi mahkemeye çıkacaksın. Orası karar verir.
 
Sahne 1: (Koltukta uyuyan bir adam, uyandığında karşısında bir adamla karşılaşınca, gayri ihtiyari ve refleks olarak silahıyla onu vurur.)

Sahne 2: (Polis karakolunda sorgu)

Sahne 3: (Mahkeme)

Sahne 4: (Ölen adamin ailesiyle yüzlesmek)
 
1 oy da 1 oydur
Kullanmasınlar tabi ülkelerini yazın tatil yeri gören, en kral yerde tatil yapanlar, orda yaşayıp ev alamadıklarından burdan 3-5 tane ev alıp fahiş fiyatta kira isteyenler oy zamanı benim de ülkem bilmem ne diyip vatan severlik ayaklarına girip oy moy kullanmasın
Çok seviyorsan ülkeni gitmeyip yaşasaydın burda
 
1 oy da 1 oydur
Kullanmasınlar tabi ülkelerini yazın tatil yeri gören, en kral yerde tatil yapanlar, orda yaşayıp ev alamadıklarından burdan 3-5 tane ev alıp fahiş fiyatta kira isteyenler oy zamanı benim de ülkem bilmem ne diyip vatan severlik ayaklarına girip oy moy kullanmasın
Çok seviyorsan ülkeni gitmeyip yaşasaydın burda
Oy kullanmak vatandaşlık görevlerinden biridir.
Eğer herhangi bir sebepten dolayı oy kullanamıyorsan, sana yönelik siyaset de geliştirilemiyor. Gurbetçiler bu nedenle çoğu zaman mağdur oldular ve haklarını almakta zorlandılar.

Ayrıca yurt dışında yaşayan:
1- Çalışan konsolosluk görevlileri var ve oy kullanıyorlar.
2- Görevli öğretmenler ve imamlar var, onlar da oy kullanıyorlar.
3- Zengin kesimden bazı kişiler yaz veya kış aylarında Miami gibi dünyanın farklı güzel yerlerinde yaşayıp seçim zamanı Türkiye’ye gelip oy kullanıyorlar.

1990’ların başında Refah Partisi uçak kaldırıp üyelerine oy kullandırıyordu.
Tekrar bu gayri meşru yolu mu tercih edersiniz?

Bir de şunu unutmayın: kazanılmış hak geri alınmaz.
 
Sahne 1: (Koltukta uyuyan bir adam, uyandığında karşısında bir adamla karşılaşınca, gayri ihtiyari ve refleks olarak silahıyla onu vurur.)

Sahne 2: (Polis karakolunda sorgu)

Sahne 3: (Mahkeme)

Sahne 4: (Ölen adamin ailesiyle yüzlesmek)
Sanki polis karakol sorgusu biraz zayif kaldi. bazi eksikler var, yeni fark ettim.
biraz daha dramatik bir seyler koymak lazim... ama ne ?
 
Sahane 2 ve 3 te takili kaldim.
iyi hukukcu olmadigim ortada...
Sahane 4 e atlim bari...
 
Yazacaklarımla ilgili bir listem vardı…
Bir de romanıma devam edecektim…
Ama işler araya girince hepsi sapa sardı.
Şimdi listemi de bulamıyorum.

Geçenlerde masamın üstünü ve çekmecelerimi temizledim.
Fuzuli gördüğüm ne varsa bir çuvala doldurdum.
Muhtemelen yazdıklarım da arada gitmiştir…

Artık kafa da kalmadı…
 
Geri