'Bekaret' kavramının cinselliğimizle nasıl bir bağlantısı olduğunu düşünmeye çalışırken birçok soruyla karşılaştık. En başta, bekaret neden bu kadar önemli?
Erkekliğin her alanda 'iktidar' kavramıyla eş tutulduğu, kadınlığın ise zayıflık, hatta utançla eş anlama geldiği bu anlayış, aileden başlamak üzere toplumun tüm kurumlarına yerleşmiş köklü hiyerarşik düzenin de temel taşını oluşturuyor.
'Güçlü Erkeklik', erkeğin yalnız kadın üzerinde kurduğu egemenliği değil, kendi hemcinsleriyle olan ilişkisini de tanımlıyor. Erkekler cinsellikleriyle 'güçlü erkek' olgusu çerçevesinde tanışır, erken yaşlardan başlayarak birbirlerini 'erkeklik'leriyle karşılaştırırlar. Cinsellik, erkekler için ergenlikle birlikte başlayan bir 'ihtiyaç'tır. Erkek cinsel organı (penis) 'iktidar' simgesidir, erkeğin gurur kaynağıdır ve küfürler dahil olmak üzere birçok alanda ondan bahsedildiğini duymak mümkündür.
Üzerine bu kadar çok konuşulan bir organın birçok isminin olması ise doğaldır. Penis öyle bir organdır ki, neredeyse erkekten bağımsız bir varlık gibidir. Nitekim erkekler ondan çoğunlukla üçüncü tekil şahıs kullanarak bahsederler. Onunla ilgili her türlü gelişme kutlama kaynağıdır.
Peki kadınlar cinsellikleriyle nasıl tanışırlar? Kadınlar için cinsellik bir ihtiyaç değil; gerdeğe girene kadar yaşanmayacak, hissedilmeyecek ve üzerinde konuşulmayacak bir konudur. Doğal olarak, kadın cinsel organının adı da yoktur. Adı konmuş tek şey, 'orada' bulunan 'zar'dır. Zar, namusun en önemli ve en somut ifadesidir. Kadının vücuduna açılan kapının mührüdür.