Çocukluğunuzdan neyi hatırlıyorsunuz?

Konu sahibi son olarak 1297 gün önce görüldü
Çikolatamı saklayacagım zaman kimse bulamasın diye babamın elbise dolabindeki ceketlerinin cebine saklardım.:orgu:
 
Benden başka bir çocuğu sevmeye kalkışan yakınlarım olduğunda ateşimi çıkarırdım. Yok canım ben hiç kıskanç değilimdir ya... Kıskançlık falan ne saçma şeyler... Sevemezsiniz benden başkasını. Yas-sah!
 
Dedemlerin ev ile bizim ev yan yanaydı, onların ev benim o zamanlar cennetim gibiydi, iki tane kocaman bahçesi vardı arka bahçede elma, kiraz, vişne ağacı falan vardı kapının önünde babaannemin ektiği çilekler falan vardı, ön bahçede benim boyumdan büyük kangal köpeği bütün günüm o ağaçların tepesinde, köpeğin yanında geçerdi neredeyse neyse yine dedemlere gitmek istiyorum annem de yemeğini ye öyle git diyor bende yemeği bırakıp kaçtım ayağımda da bir şey yok bizim evin bahçe duvarıda boyumdan büyük neyse atladım sokağa bacağı burktum ağlaya ağlaya dedemlere gittim babaaneme anlatırken hâlâ ağlıyorum, babaanem ağzıma pul biberi doldurdu totoya iki şaplak eve geri gönderdi bu seferde ağlaya ağlaya eve geri döndüm yani diyeceğim o ki çok trol gördüm ama babaanem gibisini görmedim...
 
Anneannemden bayramlarda kokulu mendilin arasında aldığım harclıkları.
 
Güray bak bizim konu :)
Bir sürü şey hatırladım bugun.
Sulugöz
 
Arkadaşim vardı anneannemin köyünde, konuşamıyordu benden büyüktü çok merhametliydi
O birinci sinifa başlamişti
Onun her şeyını merak eder kariştirirdim
Ataşlardan bileklik yapmişti bana
Tahtadan tabanca yapmişti
Çikolatasını benimle paylaşirdi
Annesi defterden kağit yırtma diye kizsa da benim için uçak yapardı
Söğüt dalından düdük yapardı
Papatyadan taç yapardı

3 sene önce köye gittim şapkam kalmiş onlarda
Koşa koşa getirmişti
Ah Kenan yaşlanmişsin
Onun bana bakişlarini ben hiç kimsede görmedim
 
büyük büyük acılar,
hiçbir zaman unutulmayacaklar.
 
  • Beğen
Tepkiler: diE
Lazerim vardır. Çıplak bi kadın ışığı vardı. Onu takıp milletin evinin içine yansıtırdım
 
Dersaneden koşa koşa gelip, o buz gibi soğuktan portakal kabuğu kokan sobanın sıcağına girdiğim günleri.
Bi gelirdim ki, yer sofrasında çorbam hazır, televizyonda power rangerslar açılmış.
Ne güzel günlerdi.
Bacaklarım uyuşsada kalkmazdım o yer sofrasından.
 
beni öpmeye çalışan akrabalarımız, büyüklerimize pislik deyip yüzümü defalarca sildiğim, iğneye bastığımı, birinci sınıfta sınıfın camı kırdığımı, önümde oturan arkadaşımın yakasını çizdiğimi, ikinci kattan aşağıya su dökerken kendimi kaptırıp suyla aşağıya uçuşumu........
 
Arabaların altında gizli gizli sigara içerdim.
Gören olmasın, babama söylemesinler diye.
Ne salakmışım.
 
İlkokul öğretmenim bir arkadaşı soruyu anlamadı yapamadı diye öyle bir dövmüştü ki, yetmedi ayakkabısını çıkarıp sivri topuklarını vura vura dövmeye başladı hıncını alamayıp.Çocuk ağlamadı ama ben o kadar çok ağladım ki, arkadaşım gelip beni teselli etmişti ben alışkınım diye.Krize girmiştim hala unutamam.
 
Dedemin bana yaptiği kızaği hatırlıyorum
Çok güzeldi
Minik bir yokuş vardı ordan aşaği kayar tekrar düşe düşe yokuşa tırmanırdım defalarca yapardım

Yıllar sonra köye gittiğimde aa bu yokuş bu muydu dedim :) yokuş gibi değilmiş
 
Erik çalmak için daldığımız bahçenin sahibinin attığı demirin ayağıma çarpması ve topallayarak kaçmam! Daha çok var aslında.
 
Köyde okuduğum dönem yakın olduğum kız arkadaşım vardı onun yeşil lastik ayakkabıları vardı benimse normal gider evlerinin önünden onun ayakkabısını giyer kendi ayakkabımı bırakır gelirdim. :)) Babamda hep kızım malına hiç düşkün değilsin derdi. Canımıniçisi..
 
Geri