Böyle bir başlık aslında yok, ben de

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Muhtemelen varsın.
Forumda takılıyorsun, uzanmis.
Baştan aşağı forumu süzüyorsun bircok başlık görüyorsun bircok kategori bir sürü üye bir sürü yorum offf daha konulara tıklamadan anasayfadaki kelimeler bile harf harf ayaklanmaya baslayip kafanin icinde sese dönüşüyor. Konuşup duruyorlar biraz titriyorlar, büyük harflerin sesi kucuklerden daha cok çıkıyor.
Var olduklarını kozmik boyutta gösteriyorlar sana. Bir an kafan şişiyor, bi susun be, diyorsun, ne çoksunuz.
Neyse korkuyor anasayfadaki kelimeler bundan biraz. Ufaktan yerine oturmaya başlıyor harfler ve viziltiya benzer sesler fisiltiya evriliyor.
Bu gürültüden kurtulunca soluk alıp rastgele bi konuya giriyorsun. Bu sefer harfleri daha sık, yanyana görüyorsun.
Üyeler var yazmislar filan. Hatun diyorsun kendine, aslında bu forumda sadece yaziyiz, dusunceleriz. Boyutta bir düşüş yaşayıp, kelimelerimizi kelimelerimize degdiriyoruz.
Bedenimizle bosluk doguyor aramıza, diyosun. Boslukta mor leylaklar aciyor sonra. Zaten takiksin bu aralar mor leylaklara. Mor leylak demeyi sevdigini ama mor leylak derken lale dusledigini dusunuyosun.
Cagrisimlar dunyasina kaymadan zihnin, kalkip mutfaga gidiyosun kiraz var tezgahta. Bir iki tane yyip, bi tanesini küpe yapıyosun. Geri buradasin. filan. Aman.

:*
 

Camların üstünde gece ve kar​
Bembeyaz karanlıkta parlıyan raylar​
uzaklaşılıp kavuşulmamayı hatırlatıyor.​
İstasyonun​
üçüncü mevki bekleme salonunda​
siyah başörtülü,​
çıplak ayaklı bir çocuk yatıyor.​
Ben dolaşıyorum...​
Gece ve kar - pencerelerde.​
Bir şarkı söylüyorlar içerde.​
Bu, giden kardeşimin en sevdiği şarkıydı.​
En sevdiği şarkı...​
En sevdiği...​
En...​
Kardeşler, bakmayın gözlerime​
ağlamak geliyor içimden...​
Bembeyaz karanlıkta parlıyan raylar​
uzaklaşılıp kavuşulmamayı hatırlatıyor.​
İstasyonun​
üçüncü mevki bekleme salonunda​
siyah başörtülü,​
çıplak ayaklı bir çocuk yatıyor..​
Gece ve kar pencerelerde​
Bir şarkı söylüyorlar içerde.​
Nazım Hikmet​
 
60larda sanırım, uzun saatler oldu uyumayalı. Duyuyorum icinden sivrilen "uzun saatler ne ya" lafini sayin okuyan kisi ama bozuşmayalım istersen gece gece. Başım çatlıyor, uykuya duyulan bi hasretten belli. Ama gözlerim hala kocaman acik ve denk gelebilecegi tüm fotonları yakalama gayreti icerisinde. Gerilmemek icin ezginin gunlugu hist pist dinleyip, sesli sekilde karanliklar icinde bir isik var mor mor mor leylaklar diye eslik ederken boynumu sağ sola oynatsam da, geç kalinmis eylemler ve dilekler. benim klavyem niye boyle mesela parcalayacagim simdi
Neyse, leylaklar mor mor mor leylaklar
 
Son düzenleme:



Tenine huzur-u saadeti kan kırmızısı gibi ben biçtim

endamına evvelden zırhı müptela ben kıldım

hazırım mevzindeki aşka tesbih gibi düşmeye

ki şikayet etmezdim bilirsin

şimdi

makamımdan gülüşü dar ağacına asılı bir vebalim sevgili..

b.karaca

Umarım sayfanın ahengini bozmadım, benden olsun dedim..
 
Başlık ekşi sözlük tarzı olmuş zdxs
 






Selam.
Biraz olamayisimdan ve gozyaslarimdan bahsetmek istiyorum bunun beni uyutacaginin pasif umuduyla, çok rahatsiz bir gece gecirdim.
Kisinin kendisini bulmasından, bunun gerekliliğinden, erdeminden veya bir baska uca göre ağırlığından çok bahsedilir. Tarih boyunca hep yazildi ve yasayan tarih tarafindan hala yaziliyor; kimi kendini aramadan once isigini bul diyor kimi ilim kendini bilmektir diyor öyle veya böyle kendini buluslar ve bilisler kelimeler ve amac dunyasinda son bulmuyor. Sanirim özde can buldugumuz ve baslangici özden olacak sekilde kendimize kadar süren bir yolculuk icerisinde olduğumuz dusuncesine sahip kafalardan cikiyor bu algi.
Oysa öyle geliyor ki zihnimin bir deneyi olan kendim, zaten her anı kendim olmakla dolduruyor. Kendimi aşma isteği gitgide ateşli bir ihtiyaca evrildi. Buna katlanamıyorum.
Kimse olmaya katlanamıyorum ve varoldugum sürece varligi kendi benlik alanımda kavrayabilecegimi, her an bir adet ben olacagimi biliyorum. İç bulantısına benziyor, midenizde sizi yirmi bir yildir rahatsiz eden fakat geçmeyen ve asla istifra edemediginizin bir bulantisi. Beni var eden şey beni tüketiyor. Bu bir ceza gibi hatta tam bi zeus'a yakışır, onun vereceği bir ceza.
Gözyaşı döküyorsun tüm oluş adına. Sonra hiçbir fikir teselli edemiyor seni. Anlamı olmak zorunda değil evrenin ve sen de sınırsız olmak zorunda değilsin, diyemiyor. Kendin de kendini teselli edemedigin an, ne olamayisina ne var olmadigini dusundugun tanriya ne evrendeki fizik kurallarina bilhassa bir baskasina kirilamiyorsun.
Bu arada olamayışın, olmamakla degil olmakla alakasi daha fazladir.
Benlik acisindan nasil kurtulacagim?
Biri olmaktan
nasil kurtulacagim?
Anlamsizligin bilincinin acisindan.
rilke'nin şu satırlarına denk geldim şimdi dünyada nerede biri ağlıyorsa/ sebepsiz, dünyada, ağlıyorsa/ bana ağlıyor. Rilke o soguk ellerini alnıma koy lütfen.

Şimdi bir süre hoşça kal.
 
Son düzenleme:
Geri