Hannah Arendt’i okuyan Stanley Milgram 1961-62 yıllarında Yale Üniversitesi’nde bir deney yaptı.
Bir odada oturan denek, önüne gelen sözcüklerin eşlerini bulacaktı. Yanlış yanıtlar verirse bir elektrik akımı ile uyarılacaktı. Verilen akım, hafiften şiddetliye kadar sıralanmış düğmelere basılarak iletiliyordu. En son düğme ‘ölüm’ yazılı olandı. Düğmelere basacak denekler sıradan insanlardan seçilmişti. Küçük bir ücret alacaklardı. Arkada oturan beyaz gömlekli ‘deney yönetmeni’ düğmeye basacak olana ne yapacağını söylüyordu.
Deneklerin çoğu –içlerinde kadınlar da vardı- yanlış yanıt veren deneklerin acı çektiğini, hatta kıvranıp bağırdığı hallerde bile yönetmenin ‘düğmeye bas’ talimatına uyarak elektrik verdiler. ‘Ölüm’ düğmesine basanlar bile oldu.
(Deneklerin bilmediği, aslında akım verilmediği idi.)
Milgram dehşet içinde kalmıştı. Bu deney, bilinenleri değiş-tiriyordu. Demek ki insanlar bir ‘OTORİTE’ karşısında iradeleri felç olmuş gibi, hiç yapmayacakları şeyleri yapıyorlardı.
Deneyde itiraz edip kalkan bir kaç kişi olmuştu. İşte onlar insanlığın kurtuluşunu simgeliyorlardı.