Biz Bize Tarih ..

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Süleyman Demirel Azerbaycan ziyareti gerçekleştirir. Bir resepsiyonda Haydar Aliyev konuşmasına "baş pezevengimiz Süleyman beye teşekkür edirem, sözi kendisine verirem" gibi bir cümle kuruyor. Kürsüye geçen Demirel ise konuşmasına "teşekkür ederim siz de az pezevenk değilsiniz" diye başlıyor.

Azerbaycan dilinde pezeveng iltifat maksadıyla kullanılırmış. yerine göre yiğitlik, yerine göre misafir anlamında.
 
reconquista isteriz :emoji_stuck_out_tongue_closed_eyes:
@Nef'

veeeeeee reconquista diyoruuuz .p

“reconquista” dediğimiz şey, reconquista boyunca iber yarımadası’nda hristiyan krallıkların, müslüman yönetimindeki toprakları yavaş yavaş geri alması süreciydi.

711’de kuzey afrika’dan gelen müslüman orduların yarımadanın büyük kısmını fethetmesiyle başladı diyebiliriz..sonrasında kuzeyde kalan küçük hristiyan krallıkları — özellikle kingdom of vastile, kingdom of aragon ve kingdom of león — yüzyıllar boyunca güneye doğru ilerledi..

bu sadece bir savaş serisi değildi; din, siyaset, ticaret ve kültürün iç içe geçtiği uzun bir dönemdi..bazı dönemlerde çatışma vardı, bazı dönemlerde ise müslümanlar, hristiyanlar ve yahudiler aynı şehirlerde birlikte yaşayabiliyordu..
sürecin sembolik sonu ise 1492’de alhambra’nın teslim edilmesi ve emirate of granada’nın düşmesi oldu..böylece ispanya’da müslüman siyasi hakimiyeti sona erdi..aynı yıl christopher columbus’un amerika yolculuğuna çıkması da tarihsel olarak bu dönemin kapanışıyla aynı zamana denk gelir..
reconquista sadece “toprak geri alma” hikâyesi değildi; uzun savaşlar, kuşatmalar, zorunlu göçler ve dini baskılar da içeriyordu..

özellikle son dönemlerde müslümanlar ve yahudiler üzerinde ağır baskılar arttı.. 1492’den sonra birçok yahudi sürgün edildi, müslümanların bir kısmı ise ya hristiyan olmaya zorlandı ya da bölgeden ayrıldı..daha sonra engizisyon mahkemeleri de devreye girdi..

ama olay tek taraflı “iyi-kötü” gibi anlatılacak kadar basit değildi..orta çağ’daki hem müslüman hem hristiyan ordular arasında katliamlar, sert kuşatmalar ve intikam saldırıları görülebiliyordu.aynı zamanda bazı dönemlerde farklı dinlerden insanların birlikte yaşadığı ve bilim-kültür alışverişinin olduğu şehirler de vardı; mesela córdoba bunun önemli örneklerinden biridir..

yani reconquista’nın içinde hem kültürel etkileşim hem de ciddi şiddet ve baskı vardı.
 
İlginç lakaplı Osmanlı sadrazamlarından bazıları
Cenaze Hasan Paşa: Sadareti döneminde sürekli hasta olduğu için
Civan Mehmet Paşa: Yakışıklılığından dolayı
Daltaban Mustafa Paşa: Eğitimsiz ve kaba olduğundan dolayı
Hezarpare Ahmet Paşa: Öldürüldükten sonra cesedi bin parçaya ayrıldığı için
Kavanoz Ahmet Paşa: Kısa boylu ve şişman olduğu için
Öküz Mehmet Paşa: Babası öküzlere nal çaktığı için
Kuyucu Murat Paşa: Asi cesetlerini kuyulara doldurduğu için
Kabakulak İbrahim Paşa: İri kulaklarından dolayı
Kalafat Mehmet Paşa: Kalıplı olduğu için
Sürmeli Ali Paşa: Gözlerine sürme çektiği ve süse düşkün olduğu için
Mere Hüseyin Paşa: İdam edeceği kişiler için Arnavutça mere (kellesini) alın dediği için

lakap konusunda usta bir milletiz gerçekten
 
İlginç lakaplı Osmanlı sadrazamlarından bazıları
Cenaze Hasan Paşa: Sadareti döneminde sürekli hasta olduğu için
Civan Mehmet Paşa: Yakışıklılığından dolayı
Daltaban Mustafa Paşa: Eğitimsiz ve kaba olduğundan dolayı
Hezarpare Ahmet Paşa: Öldürüldükten sonra cesedi bin parçaya ayrıldığı için
Kavanoz Ahmet Paşa: Kısa boylu ve şişman olduğu için
Öküz Mehmet Paşa: Babası öküzlere nal çaktığı için
Kuyucu Murat Paşa: Asi cesetlerini kuyulara doldurduğu için
Kabakulak İbrahim Paşa: İri kulaklarından dolayı
Kalafat Mehmet Paşa: Kalıplı olduğu için
Sürmeli Ali Paşa: Gözlerine sürme çektiği ve süse düşkün olduğu için
Mere Hüseyin Paşa: İdam edeceği kişiler için Arnavutça mere (kellesini) alın dediği için

lakap konusunda usta bir milletiz gerçekten

öküz mehmet paşa'nın suçu ne şimdi .p
 
veeee alfred nobel diyoruuzzz

nobel, dinamiti geliştiren kişi olarak tanındı..dinamit başlangıçta madencilik, tünel açma ve inşaat için düşünülse de kısa sürede savaşlarda ve yıkımda da kullanılmaya başlandı..bu yüzden nobel uzun süre “ölümden para kazanan adam” gibi görülüyordu.

hatta çok anlatılan bir olay var: nobel’in kardeşi öldüğünde bazı gazeteler yanlışlıkla alfred nobel öldü sanıp erken bir ölüm ilanı yayımladı..başlıklardan biri yaklaşık olarak “ölüm tüccarı öldü” anlamına geliyordu..nobel bunu okuyunca insanların onu böyle hatırlayacağını fark etti.

bunun üzerine servetinin büyük kısmını bilim, edebiyat ve barış alanında ödüller verilmesi için bıraktı..böylece bugün adı en çok: nobel ödülleri, özellikle de nobel barış ödülü ile anılıyor..

ironi şu: patlayıcılarla ünlenen bir adamın ismi bugün dünya çapında “barış” ile özdeşleşmiş durumda..

Screenshot_20260528_165632_Chrome.jpg
 
bugün 29 Mayıs, yani istanbul'un fethinin yıldönümü..yüzyıllar geçsede tarih kapatıp tarih açan bir gün..tüm dünyayı etkileyen bir gün..fetihi, fatihi, o anları, öncesini, sonrasını hep dinleriz, okuruz, izleriz..fatih'in vizyonu, dehası çok başka, hayran olunası bilgisi, hala şaşırtır herkesi

ama ben doğu roma'nın son imparatoru XI. konstantinos'tan bahsetmek istiyorum..onunla ilgili efsanelerden..benim çok ilgimi çeken bir karakter kendisi..

XI. konstantinos ile ilgili en ünlü halk anlatılarından biri “Mermer İmparator” efsanesidir..bu hikâye özellikle yunan ve bizans folklorunda çok güçlü bir yere sahiptir..

istanbul'un fethi sırasında konstantinos’un öldüğü bilinse de cesedinin kesin biçimde teşhis edilememesi büyük gizem yarattı.

bu belirsizlik zamanla şu inanca dönüştü:
konstantinos aslında ölmedi.
tanrı tarafından son anda kurtarıldı.
bir melek onu savaş alanından aldı.
bedeni mermer hâline getirildi.
iyuyan bir şekilde gizli bir yerde bekletiliyor.
bu yüzden ona: “Mermer İmparator” denmeye başlandı.

efsaneye göre imparator:
altın kapı yakınlarında, yer altındaki gizli odalarda ya da şehrin görünmeyen bölümlerinde saklanmaktadır..
bazı anlatılarda: surların içinde, bazı anlatılarda ise ayasofya çevresinde olduğu söylenir..

bir gün: konstantinos yeniden canlanacak, mermer bedeni ete dönüşecek, eline tekrar kılıcını alacak, konstantinopolis’i geri alacaktır.

bazı versiyonlarda: melek ona altın bir kılıç verecektir..bu hikâye özellikle osmanlı döneminde yunan halkı arasında umut sembolüne dönüştü..

neden “mermer”?
mermer:
bizans sanatında kutsallık, dayanıklılık, ölümsüzlük sembolüydü..
ayrıca konstantinopolis’in: sarayları, sütunları, kiliseleri mermerle ünlüydü.
bu nedenle “taşa dönüşmüş ama yok olmamış imparator” fikri güçlü bir simge hâline geldi..

tarihçiler bu hikâyeyi gerçek kabul etmez.
muhtemel gerçek: konstantinos son çatışmalarda öldü, cesedi savaş karmaşasında kayboldu ya da tanınamayacak durumdaydı.
ancak halk belleğinde: “son imparatorun tamamen kaybolmaması” fikri çok etkili oldu.

mermer imparator efsanesi: şiirlere, romanlara, halk türkülerine, milliyetçi anlatılara girdi.
özellikle 19. yüzyılda yunan bağımsızlık hareketi sırasında konstantinos: kaybedilmiş bizans’ın sembolü, yeniden doğuş umudu olarak anlatıldı..

ilginç şekilde osmanlı kaynaklarında da: konstantinos’un cesurca savaştığı, kaçmadığı, son ana kadar direndiği vurgulanır..
bu yüzden hem bizans hem osmanlı tarihinde saygı duyulan trajik figürlerden biridir..

Screenshot_20260529_112424_Chrome.jpg
 
Geri