bugün 29 Mayıs, yani istanbul'un fethinin yıldönümü..yüzyıllar geçsede tarih kapatıp tarih açan bir gün..tüm dünyayı etkileyen bir gün..fetihi, fatihi, o anları, öncesini, sonrasını hep dinleriz, okuruz, izleriz..fatih'in vizyonu, dehası çok başka, hayran olunası bilgisi, hala şaşırtır herkesi
ama ben doğu roma'nın son imparatoru XI. konstantinos'tan bahsetmek istiyorum..onunla ilgili efsanelerden..benim çok ilgimi çeken bir karakter kendisi..
XI. konstantinos ile ilgili en ünlü halk anlatılarından biri “Mermer İmparator” efsanesidir..bu hikâye özellikle yunan ve bizans folklorunda çok güçlü bir yere sahiptir..
istanbul'un fethi sırasında konstantinos’un öldüğü bilinse de cesedinin kesin biçimde teşhis edilememesi büyük gizem yarattı.
bu belirsizlik zamanla şu inanca dönüştü:
konstantinos aslında ölmedi.
tanrı tarafından son anda kurtarıldı.
bir melek onu savaş alanından aldı.
bedeni mermer hâline getirildi.
iyuyan bir şekilde gizli bir yerde bekletiliyor.
bu yüzden ona: “Mermer İmparator” denmeye başlandı.
efsaneye göre imparator:
altın kapı yakınlarında, yer altındaki gizli odalarda ya da şehrin görünmeyen bölümlerinde saklanmaktadır..
bazı anlatılarda: surların içinde, bazı anlatılarda ise ayasofya çevresinde olduğu söylenir..
bir gün: konstantinos yeniden canlanacak, mermer bedeni ete dönüşecek, eline tekrar kılıcını alacak, konstantinopolis’i geri alacaktır.
bazı versiyonlarda: melek ona altın bir kılıç verecektir..bu hikâye özellikle osmanlı döneminde yunan halkı arasında umut sembolüne dönüştü..
neden “mermer”?
mermer:
bizans sanatında kutsallık, dayanıklılık, ölümsüzlük sembolüydü..
ayrıca konstantinopolis’in: sarayları, sütunları, kiliseleri mermerle ünlüydü.
bu nedenle “taşa dönüşmüş ama yok olmamış imparator” fikri güçlü bir simge hâline geldi..
tarihçiler bu hikâyeyi gerçek kabul etmez.
muhtemel gerçek: konstantinos son çatışmalarda öldü, cesedi savaş karmaşasında kayboldu ya da tanınamayacak durumdaydı.
ancak halk belleğinde: “son imparatorun tamamen kaybolmaması” fikri çok etkili oldu.
mermer imparator efsanesi: şiirlere, romanlara, halk türkülerine, milliyetçi anlatılara girdi.
özellikle 19. yüzyılda yunan bağımsızlık hareketi sırasında konstantinos: kaybedilmiş bizans’ın sembolü, yeniden doğuş umudu olarak anlatıldı..
ilginç şekilde osmanlı kaynaklarında da: konstantinos’un cesurca savaştığı, kaçmadığı, son ana kadar direndiği vurgulanır..
bu yüzden hem bizans hem osmanlı tarihinde saygı duyulan trajik figürlerden biridir..
