Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Sakinleri tarafından Rapa Nui olarak da bilinen Paskalya Adası, Moai denilen insan figürlü taş heykelleriyle ünlü.
![]()
MS 1000’lerden 17. yüzyılın ikinci yarısına kadar yapılmış yaklaşık 900 moai bulunuyor. Bunlardan bitmiş halde bulunanların en uzunu 10 metre ve 86 ton ağırlığında. Yalnızca 14 moai bazalttan yapılmışken, geri kalanı adanın daha yumuşak volkanik tüfünden oyulmuş.
Kesin anlamı ve amaçları tam olarak bilinmese de, birkaç teori bulunuyor. Teorilerden biri, Moai’lerin muhtemelen ata figürlerini temsil etmesi ve topluluklar için bir odak noktası oluşturan ritüel etkinliklerle bağlantılı olmasıydı. Heykeller genellikle platformlar olan ahu’nun üzerine yerleştirilmiş ve denize karşı sırtlarını dönmüş şekilde konumlandırılmışlardı. Teorilerden bir diğerine göre, halk bu heykellerin tarımda bereketi sağladığına ve dolayısıyla kritik durumdaki yiyecek kaynaklarını artırdıklarına inanıyorlardı. Son araştırmalara göre ise, bu heykeller tatlı su kaynaklarının nerede bulunduğunu göstermenin de bir yolu olabilir.
![]()
Heykellerin nasıl yapıldığı ve taşındığı uzun süre gizemini korumuş olsa da, arkeologlar ve araştırmacılar, büyük olasılıkla ağaç kızakları ve halatlar kullanılarak taşındıklarını düşünüyorlar.
Rapa Nui halkının tarihindeki en büyük gizemlerden biri, adanın nüfusunun ve kültürünün nasıl çöktüğü. Teoriler arasında çevresel tahribat, kaynakların tükenmesi, savaşlar ve Avrupalıların getirdiği hastalıklar yer alıyor.
![]()
Şeker konusunda kaynak ne?
İstanbul'un adının geldiği söylenen "islam bol" muhabbetini yazayım ben de. Söylenceden başka bir şey değil o.
Söylemi kolaylaştırmak için Skoç yerine İskoç denmiş.
Smirna yerine İsimirni, zamanla da İsimir denmiş. Günümüzde de İzmir.
İstanbul da aynı mantık. Konstantinopoli, Konstanpol, zamanla söylemi kolaylaştırılmış "stanpol" yani isitanbol" ve günümüzde de İstanbul.
Zaten türkçeye geçmiş grek ve grekoromen menşeli sözcüklerde p-b ve m-n değişimi gibi yaygın bir durum da vardı sanırım.
şehir isimlerinin evrimlesme süreci de ilgimi çeker hep, işlemek lazım aslında



Kıymetli hocam, buradan linç ve hakaret yersin. Hevesini kaçırırlar.
Öyle bir çirkin durumda biz senden daha fazla üzülürüz. Sevgiler.
odyssey'den bahsetmisken, homers'in yazdiklarina en yakin olan cizgi romani tavsiyesi birakayim buraya. harika bir sey bu:İlyada ve Odessa okumak isteyenler bence doğrudan Homeros'tan okumamalı. Muhtemelen sıkıcı ve yer yer anlaması güç gelecektir. Kronolojik olarak Antik Yunan mitleriyle birlikte ele alındığı eserlere yönelebilirler. Hatta Aeneas Destanını da dahil edebiliriz.
Basımı devam eden eserleri arasında varsa İsmail Gezgin Hoca tavsiye edilebilir mesela.

yeniçerinin bir garip isyanı, hoşafın yağı kesildi isyanı .p
bu olay 2.Mahmut döneminde yaşanıyor..
o döneme kadar yeniçerilerin yemekleri tek kepçeden veriliyormuş..misal olarak aynı kepçeden pilav, fasülye ve son olarak da hoşafları..en son hoşafa geldiğinde sıra, artık üzerini yağ kaplamış oluyormuş haliyle..2.Mahmut ise daha temiz yemek yesinler diye her kazana ayrı kepçeler koydurmuş..onlara iyilik yaptığını düşünmüş..amaaa yeniçeri bu olaya başka kafadan bakmış, padişah bizim hoşafımızın yağını kesti diyerek isyan etmiş..saçmalığa bakar mısınız .p
zaten 2.Mahmut yeniçeri ocağını tamamen kaldırmış daha sonra, ıslah olsunlar diye düşünmüş ama nerdeeee
Yeniçeri Osmanlının ana ve merkez ordusudur. Ekseriyeti zırhlı ve yaya birliklerdir. Kale zaptı için gerekli mancınık, keçi boynuzu gibi gereçlerin çoğu zaptedilmek istenen kaleye yakın yerlere varınca inşa edilir. Osmanlının Balkan Yarımadasına önem vermesinin bir nedeni de buradaki ırmakların lojistik imkânları güçlendirmesiydi.
Kapıkulu, doğrudan saraya ve padişaha yakın ve bağlı bulunan özel askeri sınıf. Yeniçeri ve sipahi birliklerinin hükümdara ve saraya karşı olan potansiyel siyasi gücünü yıkmak için kurulmuştur.
hepsi doğru ama şöyle bişey var; yeniçeriler de kapıkuluna bağlı bir birliktir. ayrı bir sınıflandırma yanlış olur. devletin ana ve merkez ordusu kapıkulu olarak değerlendirmek gerekir.
Padişahın kendisi de geleneksel olarak yeniçeri ocağının bir mensubudur. Törenle aralarına kabul edilir.
Osmanlıda ordu farklı birliklerden oluşur.
Akıncı birlikleri devletin siyasi sınırlarının uzanabildiği sıcak çatışma alanlarında faaliyet gösteren ve gerek manevra gerekse hareket etme kabiliyetleri yüksek olsun diye atlı şekilde organize olan birlikler.
Sipahi, taşra birlikleridir. Taşranın yerel ekonomisinden masraflarını karşılarlar. Feodaldirler. Savaş zamanı merkez orduya katılabilsinler diye bunlar da atlı ve hafif zırhlı olurlar.
Yeniçeri Osmanlının ana ve merkez ordusudur. Ekseriyeti zırhlı ve yaya birliklerdir. Kale zaptı için gerekli mancınık, keçi boynuzu gibi gereçlerin çoğu zaptedilmek istenen kaleye yakın yerlere varınca inşa edilir. Osmanlının Balkan Yarımadasına önem vermesinin bir nedeni de buradaki ırmakların lojistik imkânları güçlendirmesiydi.
Kapıkulu, doğrudan saraya ve padişaha yakın ve bağlı bulunan özel askeri sınıf. Yeniçeri ve sipahi birliklerinin hükümdara ve saraya karşı olan potansiyel siyasi gücünü yıkmak için kurulmuştur.
Yeniçeri ayaklanmalarına yönelik çok sayıda hikâye vardır. Çoğu rivayet muhtemelen. Hem gaza ideolojisiyle yetiştirildiklerinden hem de savaş ekonomisinin geleneksel olarak ordu refahında önemli bir yeri olduğundan sebep uzun süre sefer düzenlenmeyince yeniçeri gruplarının sarayla ve padişahla iyi geçinemedikleri anlatılır.