Biz Bize Tarih ..

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
kurşun tekti, ya düşman alnının ortasından vurulacak ya da mustafa kemal dar ağacına gidecekti
ama o, düsmanları vatanın harim-i ismetinde boğdu.
ve karanlık güneş gibi doğdu

Screenshot_20250829_234135_Chrome.jpg
 
Sakinleri tarafından Rapa Nui olarak da bilinen Paskalya Adası, Moai denilen insan figürlü taş heykelleriyle ünlü.

Mo1.jpg


MS 1000’lerden 17. yüzyılın ikinci yarısına kadar yapılmış yaklaşık 900 moai bulunuyor. Bunlardan bitmiş halde bulunanların en uzunu 10 metre ve 86 ton ağırlığında. Yalnızca 14 moai bazalttan yapılmışken, geri kalanı adanın daha yumuşak volkanik tüfünden oyulmuş.

Kesin anlamı ve amaçları tam olarak bilinmese de, birkaç teori bulunuyor. Teorilerden biri, Moai’lerin muhtemelen ata figürlerini temsil etmesi ve topluluklar için bir odak noktası oluşturan ritüel etkinliklerle bağlantılı olmasıydı. Heykeller genellikle platformlar olan ahu’nun üzerine yerleştirilmiş ve denize karşı sırtlarını dönmüş şekilde konumlandırılmışlardı. Teorilerden bir diğerine göre, halk bu heykellerin tarımda bereketi sağladığına ve dolayısıyla kritik durumdaki yiyecek kaynaklarını artırdıklarına inanıyorlardı. Son araştırmalara göre ise, bu heykeller tatlı su kaynaklarının nerede bulunduğunu göstermenin de bir yolu olabilir.
Mo3.jpg



Heykellerin nasıl yapıldığı ve taşındığı uzun süre gizemini korumuş olsa da, arkeologlar ve araştırmacılar, büyük olasılıkla ağaç kızakları ve halatlar kullanılarak taşındıklarını düşünüyorlar.

Rapa Nui halkının tarihindeki en büyük gizemlerden biri, adanın nüfusunun ve kültürünün nasıl çöktüğü. Teoriler arasında çevresel tahribat, kaynakların tükenmesi, savaşlar ve Avrupalıların getirdiği hastalıklar yer alıyor.

Mo2.jpg

Kıymetli hocam bunları emoji olarak kullanıyorlardı. Moai'ler emojidir.

Dosya boyutu olarak büyük olabilirler. Ha deyince günümüz ufak pixel'ine ulaşılamıyor.

Moai emojidir.
Evet, eminim.
Son kararım.
Aksini iddia eden varsa çıkışta beklesin.
 
İstanbul'un adının geldiği söylenen "islam bol" muhabbetini yazayım ben de. Söylenceden başka bir şey değil o.

Söylemi kolaylaştırmak için Skoç yerine İskoç denmiş.

Smirna yerine İsimirni, zamanla da İsimir denmiş. Günümüzde de İzmir.

İstanbul da aynı mantık. Konstantinopoli, Konstanpol, zamanla söylemi kolaylaştırılmış "stanpol" yani isitanbol" ve günümüzde de İstanbul.

Zaten türkçeye geçmiş grek ve grekoromen menşeli sözcüklerde p-b ve m-n değişimi gibi yaygın bir durum da vardı sanırım.
 
İstanbul'un adının geldiği söylenen "islam bol" muhabbetini yazayım ben de. Söylenceden başka bir şey değil o.

Söylemi kolaylaştırmak için Skoç yerine İskoç denmiş.

Smirna yerine İsimirni, zamanla da İsimir denmiş. Günümüzde de İzmir.

İstanbul da aynı mantık. Konstantinopoli, Konstanpol, zamanla söylemi kolaylaştırılmış "stanpol" yani isitanbol" ve günümüzde de İstanbul.

Zaten türkçeye geçmiş grek ve grekoromen menşeli sözcüklerde p-b ve m-n değişimi gibi yaygın bir durum da vardı sanırım.

islambol evet bence de söylenceden ibaret olabilir
en yakısan ismi konstantinapol
fatih bile bunu kullanmış konstantiniyye diyerek

şehir isimlerinin evrimlesme süreci de ilgimi çeker hep, işlemek lazım aslında
 
anadolu toprakları, pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olması sebebiyle bünyesinde pek çok hikaye barındırıyor..bunun en bilinen örneklerinden birisi de homeros’un ilyada destanı’nda anlattığı troya savaşı.

troya’yı ve troyalıları bugünkü şöhretine kavuşturan önemli isimlerden birisi ise alman bir tüccar olan heinrich schliemann oldu..tartışmaların odağında olan bu isim, bugün büyük bir kaçakçı olarak anılırken, yaşadığı yıllarda batılı tarih anlayışının kanlı canlı bir örneği idi..

troya kentini keşfetmesi ve bulduğu hazineleri kaçırması, anadolu topraklarının özellikle alman ve ingiliz araştırmacılar tarafından talan edildiği 1800’lü yıllara denk düşüyor.

schliemann’ı diğerlerinden farklı kılan özelliği ise belki de inancıydı..yabancı araştırmacıların dönemin osmanlı coğrafyasında yaptığı kazılar, bir amaca yönelik olmaktan ziyade ne bulurlar ise götürmek üzerine kuruluydu..schliemann’ın ise tek bir amacının olduğu söylenir..o amaç, Homeros’un anlatılarında geçen antik troya kentini bulmaktı..

troya antik kentinin hisarlık tepe’de olduğuna inanan schliemann, 1871 yılında osmanlı devleti’nden izin alarak çalışmaya başladı.

kazının başlamasının üzerinden iki yıl geçtiğinde, surların arasında bulduğu altın eşyaların priamos’un hazinesi olduğuna inandı.

günlüğüne eşi sophia’nın yardımı olmasaydı eserleri asla götüremeyeceğini yazan schliemann’ın, eserleri yunanistan’a kaçırmasıyla bitmeyen yolculuk başlamış oldu..

ve en önemlisi, özensiz yaptığı çalışmalar sonucu eserlerin fazlaca tahribata uğramış olmasıydı..

schliemann'ın "priam'ın hazinesi" sandığı eserlerin, aslında adı bilinmeyen ve 1250 yıl daha eski bir medeniyete ait olduğu bugün artık doğrulanmış durumda.



bu resimde eşi takıları takıyor, belki de yardım etmesinden kasıt, bunları takarak kaçırmaları

Screenshot_20250905_212010_Chrome.jpg


bu da kazı alanından fotoğraf

Screenshot_20250905_212021_Chrome.jpg


bu fotoğrafta da kendisi

Screenshot_20250905_212039_Chrome.jpg
 
İlyada ve Odessa okumak isteyenler bence doğrudan Homeros'tan okumamalı. Muhtemelen sıkıcı ve yer yer anlaması güç gelecektir. Kronolojik olarak Antik Yunan mitleriyle birlikte ele alındığı eserlere yönelebilirler. Hatta Aeneas Destanını da dahil edebiliriz.

Basımı devam eden eserleri arasında varsa İsmail Gezgin Hoca tavsiye edilebilir mesela.
 
II. Pepi'den bahseselim biraz da (:

pepi sineklerden çok nefret eden bir firavun..kölelerini sinek kapanı olarak kullanırmış..sinekleri kendinden uzak tutmak icin kölelerin vücutlarıni bal ile kaplatıyormuş..odasında bulunan bu kölelere sinekler böcekler ilgi duyunca haliyle, o da bu sorundan boylece kurtulmuş kendi bulduğu bu yöntemle..

aslında mısır halkı sinekleri yüksek itibar örneği olarak görüyormuş ve askerlere altın sinekler verilirmiş..bu konuda halkıyla aynı fikirde değil pepi..sinek tılsımları kullanırlarmış böcek ısırmalarına önlem olarak hatta..

köleleri balla kaplayacağına başka seyler bulsaymıs keşke diyeceğim ama firavun işte
 
yeniçerinin bir garip isyanı, hoşafın yağı kesildi isyanı .p
bu olay 2.Mahmut döneminde yaşanıyor..
o döneme kadar yeniçerilerin yemekleri tek kepçeden veriliyormuş..misal olarak aynı kepçeden pilav, fasülye ve son olarak da hoşafları..en son hoşafa geldiğinde sıra, artık üzerini yağ kaplamış oluyormuş haliyle..2.Mahmut ise daha temiz yemek yesinler diye her kazana ayrı kepçeler koydurmuş..onlara iyilik yaptığını düşünmüş..amaaa yeniçeri bu olaya başka kafadan bakmış, padişah bizim hoşafımızın yağını kesti diyerek isyan etmiş..saçmalığa bakar mısınız .p
zaten 2.Mahmut yeniçeri ocağını tamamen kaldırmış daha sonra, ıslah olsunlar diye düşünmüş ama nerdeeee
 
İlyada ve Odessa okumak isteyenler bence doğrudan Homeros'tan okumamalı. Muhtemelen sıkıcı ve yer yer anlaması güç gelecektir. Kronolojik olarak Antik Yunan mitleriyle birlikte ele alındığı eserlere yönelebilirler. Hatta Aeneas Destanını da dahil edebiliriz.

Basımı devam eden eserleri arasında varsa İsmail Gezgin Hoca tavsiye edilebilir mesela.
odyssey'den bahsetmisken, homers'in yazdiklarina en yakin olan cizgi romani tavsiyesi birakayim buraya. harika bir sey bu:
1760427944674.jpeg
 
yeniçerinin bir garip isyanı, hoşafın yağı kesildi isyanı .p
bu olay 2.Mahmut döneminde yaşanıyor..
o döneme kadar yeniçerilerin yemekleri tek kepçeden veriliyormuş..misal olarak aynı kepçeden pilav, fasülye ve son olarak da hoşafları..en son hoşafa geldiğinde sıra, artık üzerini yağ kaplamış oluyormuş haliyle..2.Mahmut ise daha temiz yemek yesinler diye her kazana ayrı kepçeler koydurmuş..onlara iyilik yaptığını düşünmüş..amaaa yeniçeri bu olaya başka kafadan bakmış, padişah bizim hoşafımızın yağını kesti diyerek isyan etmiş..saçmalığa bakar mısınız .p
zaten 2.Mahmut yeniçeri ocağını tamamen kaldırmış daha sonra, ıslah olsunlar diye düşünmüş ama nerdeeee

Padişahın kendisi de geleneksel olarak yeniçeri ocağının bir mensubudur. Törenle aralarına kabul edilir.

Osmanlıda ordu farklı birliklerden oluşur.

Akıncı birlikleri devletin siyasi sınırlarının uzanabildiği sıcak çatışma alanlarında faaliyet gösteren ve gerek manevra gerekse hareket etme kabiliyetleri yüksek olsun diye atlı şekilde organize olan birlikler.

Sipahi, taşra birlikleridir. Taşranın yerel ekonomisinden masraflarını karşılarlar. Feodaldirler. Savaş zamanı merkez orduya katılabilsinler diye bunlar da atlı ve hafif zırhlı olurlar.

Yeniçeri Osmanlının ana ve merkez ordusudur. Ekseriyeti zırhlı ve yaya birliklerdir. Kale zaptı için gerekli mancınık, keçi boynuzu gibi gereçlerin çoğu zaptedilmek istenen kaleye yakın yerlere varınca inşa edilir. Osmanlının Balkan Yarımadasına önem vermesinin bir nedeni de buradaki ırmakların lojistik imkânları güçlendirmesiydi.

Kapıkulu, doğrudan saraya ve padişaha yakın ve bağlı bulunan özel askeri sınıf. Yeniçeri ve sipahi birliklerinin hükümdara ve saraya karşı olan potansiyel siyasi gücünü yıkmak için kurulmuştur.

Yeniçeri ayaklanmalarına yönelik çok sayıda hikâye vardır. Çoğu rivayet muhtemelen. Hem gaza ideolojisiyle yetiştirildiklerinden hem de savaş ekonomisinin geleneksel olarak ordu refahında önemli bir yeri olduğundan sebep uzun süre sefer düzenlenmeyince yeniçeri gruplarının sarayla ve padişahla iyi geçinemedikleri anlatılır.
 
Yeniçeri Osmanlının ana ve merkez ordusudur. Ekseriyeti zırhlı ve yaya birliklerdir. Kale zaptı için gerekli mancınık, keçi boynuzu gibi gereçlerin çoğu zaptedilmek istenen kaleye yakın yerlere varınca inşa edilir. Osmanlının Balkan Yarımadasına önem vermesinin bir nedeni de buradaki ırmakların lojistik imkânları güçlendirmesiydi.

Kapıkulu, doğrudan saraya ve padişaha yakın ve bağlı bulunan özel askeri sınıf. Yeniçeri ve sipahi birliklerinin hükümdara ve saraya karşı olan potansiyel siyasi gücünü yıkmak için kurulmuştur.

hepsi doğru ama şöyle bişey var; yeniçeriler de kapıkuluna bağlı bir birliktir. ayrı bir sınıflandırma yanlış olur. devletin ana ve merkez ordusu kapıkulu olarak değerlendirmek gerekir.
 
Deliler ya da Azaplar. Osmanlı ordusunun ön safında düşmana karşı psikolojik üstünlük sağlayan, ölüme karşı kayıtsız, özel kostümleri olan, düşmana hoş geldiniz(:d) seremonisini yapan güruh kfjf Hem çok iriler hem çok hızlılar, en hafif silahları onların kullandığı söyleniyor. Yeniçerilerden bahsedince aklıma geldi, yeniçeri ocağından zormuş deliler ocağına girmek. Osmanlı askeri tarihinin en az bilinen gruplarından. Osmanlı tokadının mucidi bunlar diye biliyorum jdjd Zırhsız kurt postuyla savaşırlarmış. Dosta güven düşmana korku :d Sloganları da şeymiş “kaderde ne varsa, o gelir başa”
Filmini izleyip etkilenmiştim, şamanist öğelerle bezeli bir anlatısı vardı gibi hatırlıyorum. Bu noktada yanılıyor olabilirim. Trt bir belgeselini de çekmiş galiba.
Vakit bulunca daha çok araştıracağım. Yazarım yine belki bir şeyler.
 
Son düzenleme:
hepsi doğru ama şöyle bişey var; yeniçeriler de kapıkuluna bağlı bir birliktir. ayrı bir sınıflandırma yanlış olur. devletin ana ve merkez ordusu kapıkulu olarak değerlendirmek gerekir.

Hepsi padişah fermanına bağlı. Atıyorum, kışlada on bin yeniçeri askeri varsa, kapıkulu dediğin taş çatlasın 1500 ila 2000 kişilik bir muhafız birliğidir ve bunlar yeniçeri kampından yetiştirilmezler. Sayıları da merkez ve ana ordu olmaya yetebilir değildir. Söz konusu bile olamaz.

Şöyle düşün, kışladaki yeniçerinin yüzde kırkı isyan içinde. Yüzde otuzu ise her ne olursa olsun isyan karşısında padişaha bağlı. Kalan yüzde otuz etliye de sütlüye de karışmamcı. İşte bu noktada kapıkulu askeri yüzde kırk karşısında yüzde otuzu yüzde 60-70'lere yükseltiyor.
 
Padişahın kendisi de geleneksel olarak yeniçeri ocağının bir mensubudur. Törenle aralarına kabul edilir.

Osmanlıda ordu farklı birliklerden oluşur.

Akıncı birlikleri devletin siyasi sınırlarının uzanabildiği sıcak çatışma alanlarında faaliyet gösteren ve gerek manevra gerekse hareket etme kabiliyetleri yüksek olsun diye atlı şekilde organize olan birlikler.

Sipahi, taşra birlikleridir. Taşranın yerel ekonomisinden masraflarını karşılarlar. Feodaldirler. Savaş zamanı merkez orduya katılabilsinler diye bunlar da atlı ve hafif zırhlı olurlar.

Yeniçeri Osmanlının ana ve merkez ordusudur. Ekseriyeti zırhlı ve yaya birliklerdir. Kale zaptı için gerekli mancınık, keçi boynuzu gibi gereçlerin çoğu zaptedilmek istenen kaleye yakın yerlere varınca inşa edilir. Osmanlının Balkan Yarımadasına önem vermesinin bir nedeni de buradaki ırmakların lojistik imkânları güçlendirmesiydi.

Kapıkulu, doğrudan saraya ve padişaha yakın ve bağlı bulunan özel askeri sınıf. Yeniçeri ve sipahi birliklerinin hükümdara ve saraya karşı olan potansiyel siyasi gücünü yıkmak için kurulmuştur.

Yeniçeri ayaklanmalarına yönelik çok sayıda hikâye vardır. Çoğu rivayet muhtemelen. Hem gaza ideolojisiyle yetiştirildiklerinden hem de savaş ekonomisinin geleneksel olarak ordu refahında önemli bir yeri olduğundan sebep uzun süre sefer düzenlenmeyince yeniçeri gruplarının sarayla ve padişahla iyi geçinemedikleri anlatılır.


ben ne anlatıyorum sen ne anlatıyosun .p
alakasiz bir cevap olmuş
 
Geri