Ben Deli Değilim
Hadi geçmişe gidelim ne dersiniz ?
Çevremizdekilere ve kendimize biraz dikkatli baktığımız zaman bir tek mutlu aşka bile rastlayamayız.
Mesela :
Leyla ve Mecnun birbirlerine kavuşamayıp çıldırmıştır,
Mesela :
Ferhat ve Şirin’in de pek farkı yoktur. Bildiğimiz tüm aşklardan bize kalan yalnızca acıdır. Bütün aşklar “mutlu olmak için” başlanmış projeler gibi gözükmesine rağmen, bu projenin hiçbir zaman gerçekleştirilememiş olduğunu hiçbirimiz kabul etmek istemeyiz. Ama gerçek böyledir.
Aşkın amacının sizce nedir ?
Bence mutlu olmak değil. Acı çekmek olduğunu anladığımız ve kabullendiğimiz zaman aşkın ne olduğunu anlamaya çok yaklaştık demektir.
Aşkın amacı acı çekmek ise herkes neden aşık oluyor veya aşık olmak istiyor?! İnsan sanıldığının aksine hazza yönelik bir canlı değildir. En azından ruhsal olarak acıdan kaçarak hazza yönelmediğini, bunun tam tersini gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz.
İnsanlar mutlu olduklarında ruhsal doyuma ulaşamazlar, acının yarattığı doyum çok daha kuvvetli ve kalıcıdır. Bunun izlerini Uzakdoğu felsefelerinde görürüz. Nirvana’ya, yani sonsuz mutluluğa ulaşmak için birçok acı deneyim yaşamak gerekir. Kısaca, insan ne kadar çok acı çekerse, sonsuz mutluluğa o kadar çabuk ulaşır.
İnsanlar mutluluklarından hiçbir şey öğrenmezler, mutluluk çabucak yaşanır ve biter; geride soluk bir fotoğraf karesine benzer bir hatıra bırakır. Oysa acı kalıcı bir etkiye sahiptir, yaşanan acılar öyle kolay kolay unutulamaz! Mutlu olduğunuz anları düşünün ve anlatmaya çalışın, emin olun ki aklınızda pek fazla mutlu anınızın olmadığını hayretle göreceksiniz. Bir de acı hatıralarınızı düşünün, o kadar çok şey gelecek ki aklınıza siz bile şaşıracaksınız.
Sonuç olarak efendim mutluluk insana bir şey öğretmez, bize bildiklerimizi öğreten acılarımızdır.
Bu nedenle hepimizin acı çekmeye ihtiyacı vardır.
Bir Genç
Hadi geçmişe gidelim ne dersiniz ?
Çevremizdekilere ve kendimize biraz dikkatli baktığımız zaman bir tek mutlu aşka bile rastlayamayız.
Mesela :
Leyla ve Mecnun birbirlerine kavuşamayıp çıldırmıştır,
Mesela :
Ferhat ve Şirin’in de pek farkı yoktur. Bildiğimiz tüm aşklardan bize kalan yalnızca acıdır. Bütün aşklar “mutlu olmak için” başlanmış projeler gibi gözükmesine rağmen, bu projenin hiçbir zaman gerçekleştirilememiş olduğunu hiçbirimiz kabul etmek istemeyiz. Ama gerçek böyledir.
Aşkın amacının sizce nedir ?
Bence mutlu olmak değil. Acı çekmek olduğunu anladığımız ve kabullendiğimiz zaman aşkın ne olduğunu anlamaya çok yaklaştık demektir.
Aşkın amacı acı çekmek ise herkes neden aşık oluyor veya aşık olmak istiyor?! İnsan sanıldığının aksine hazza yönelik bir canlı değildir. En azından ruhsal olarak acıdan kaçarak hazza yönelmediğini, bunun tam tersini gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz.
İnsanlar mutlu olduklarında ruhsal doyuma ulaşamazlar, acının yarattığı doyum çok daha kuvvetli ve kalıcıdır. Bunun izlerini Uzakdoğu felsefelerinde görürüz. Nirvana’ya, yani sonsuz mutluluğa ulaşmak için birçok acı deneyim yaşamak gerekir. Kısaca, insan ne kadar çok acı çekerse, sonsuz mutluluğa o kadar çabuk ulaşır.
İnsanlar mutluluklarından hiçbir şey öğrenmezler, mutluluk çabucak yaşanır ve biter; geride soluk bir fotoğraf karesine benzer bir hatıra bırakır. Oysa acı kalıcı bir etkiye sahiptir, yaşanan acılar öyle kolay kolay unutulamaz! Mutlu olduğunuz anları düşünün ve anlatmaya çalışın, emin olun ki aklınızda pek fazla mutlu anınızın olmadığını hayretle göreceksiniz. Bir de acı hatıralarınızı düşünün, o kadar çok şey gelecek ki aklınıza siz bile şaşıracaksınız.
Sonuç olarak efendim mutluluk insana bir şey öğretmez, bize bildiklerimizi öğreten acılarımızdır.
Bu nedenle hepimizin acı çekmeye ihtiyacı vardır.
Bir Genç

