Bir Şizofren Genç

Konu sahibi son olarak 4364 gün önce görüldü
Tarih : Yirmialtımartikibinondört
-------------------------------------
Çarşamba


Saat : Sıfırsekizkırkbeş

Şu anda kantindeyim.Yasak olduğu halde sigara içen öğrenciler, bunlara göz yuman Profesör sıfatında geçinen İnsanlar.
'O'nu bekliyorum her sabah beklediğim gibi bu saatlerde iki adet simit ve vazgeçilmez çay.Evet şuanda sipariş verdi.Çok heyecanlıyım.Ve her zaman ki gibi aynı pencere kenarında 'Hayaller' kurarak yudumlayacak çayını.
Hep İnsanlara süphe ile yaklaşıyoruz.
Şu anda önümden geçiyor. Kokusu,nasıl anlatsam içime çektiğimde günlük aldığım nefes anlamsızlaşıyor.
Ona özel kıldığım tüm cümleleri yutuyorum, boğazımda kalsa da kokusu sakinleştiriyor.
Bir gün inanıyorum ONA özel cümlelerimi yazıya dökeceğim.
Zor iş ama bana kolay gelsin.

Bir Genç
 
Saat : Onbireliisekiz


Ben Deli Değilim


Dersteyim
Eleştiri Kuramları çok saçma bir ders. Fikri hoca ders kadar saçma bir İnsan. Elinde Sherloock HOLMES'in 'Şüphe Asla Uyumaz' kitabı ve kitaptan bir kısım okuyor. Dinleyen öğrenci sayısı moralim kadar sıfır.
Hayatımı bir kelimeyle özetlemek gerekirse, bence o kelime "arayış" olurdu. Hep aradım, severek, gezerek,yaşayarak, okuyarak, yazarak. Toplumun bana dayattığı kimlik ve fikirlerini bir yana koyarak
'DELİ'
"Ben kimim?" sorusuna bir çok kez cevap aradm.
İşte, hocanın elinde tuttuğu bu kitap, HOLMES'in arayışları ve belli hakikatlere ulaşması neticesinde yazılmış.
Kim olduğumu anlamak için hakikate mi ulaşmam gerek?

Bir Genç
 
Saat : Onikiotuziki

Ben Deli Değilim


Cebimde duran ve 'O' özel yazdığım cümleler tomar şeklinde birkaç tanesi sessizlikte nokta atış yapmış sınıfta yere düşerek büyük bir hışırtı çıkarıyor.Sira arkadaşımın soğuk öksürüğü bu kez, daha keskin ve net geliyor kulağıma.'O'nu düşününce dünya ile iletişimimi koparıyorum.
Bu benim için uyanmış olabilir mi?
Başımı ulur gibi havaya kaldırarak tavanı seyrediyorum. Bütün gün kendini hapsettiğim sınıfta, yılların hırsıyla çakılan bir çakmak sesi tüm hışmıyla çatırdıyor.Yine bulunduğu yeri hak etmeyen öğrenci sifatını taşıyan İnsanlar sigara içiyor. Eğitimin geldiği SON nokta.
Ardından git gide uzayarak artan öksürük sesi, tok gürültüsüyle tüm boşlukları dolduruyor. Nefes darlığı yaşayan sıra arkadaşımın kendi duyacağı şekilde isyanı.

Ama bu durum beni endişeyle karışık, nedenini anlayamadığım tuhaf bir sevince boğuyor. Dediğim gibi tuhaf ve umutsuz bir sevinç bu, belki de aptalca… Ama her şeye rağmen, çok samimi ve masum…
Çünkü 'O' arkasına döndü...

Şimdi, (şayet bilseydi) en azından yaşadığım böyle bir sevincin hatırına, kendi inatçı ve kindar benliğini bir uçurumdan aşağıya yuvarlayarak sevgi şefkatini ve merhametini sakladığı derin çukurlardan çıkarıp bana 'MERHABA' sifatını sunabilir mi?
Geçmişin terkedilmişliği içerisinde sızlayan ruhumu, yine gün ışığına çıkarıp sıcacık yüreğiyle sarıp sarmalayabilir mi?
Çağları aşan yalnızlığımın girdabında dönüp duran kederimi, tek bir gülümsemesiyle bile kör kuyuya savurabilecek güçte olan bu kadın, geçmişin körlüğe sebebiyet veren kininden kendini kurtarabilir mi?

Hiç sanmıyorum…

'O' mu kim ?
Kimse...

Bir Genç
 
ANILAR

Tarih : 21 Mayıs 2009
------------------
Perşembe

Saat : 22:43

Ben Deliyim


Bu saatte uyumam gerekiyordu. Semal hemşire iğne yapmayı unuttu ya da seslere bakılacak olursa 'Hayatım' dediği İnsan ile konuşuyor.
Burada Kemal ağabey var. Bir DELİ'ye göre çok çok akıllı ve zeki.
Dişlerinin arasına sıkıştırdığı sigarasının gri dumanını etli dudaklarının yardımıyla şöyle bir derinden içine çekti, kahraman bir korsan edasıyla tek gözünü kapatıp diğerini hafifçe kısmıştı ve benden tarafa yan bakarak:Ranza Delisine ‘‘Okuyamadık işte’’ demişti pişmanlıkla: ‘‘Öyle güzel bir fırsatı kaçırdık.’’

Konuşurken ağız boşluğundan çıkan kıvrımlı dumanlar, odanın sisli havasına karışıp yoğunlaşırken, beyninin içinden geçen her şeyi en ufak ayrıntısına kadar bilmek, öğrenmek istemiştim. Onu anlamak adına…
‘‘Olsun, sen de çok güzel şiirler yazıyorsun. Kim bilir, belki bir gün yayınlanır ve çok başarılı bir şair olursun. Hayat hep sürprizlerle dolu değil midir, geleceğin insana neler getireceği belli mi olur hiç?’’
Pekala senden Kemal agabey?

'‘Benden, benden bir bok olmaz…’’ dedi.

Gözlerindeki kırmızılık bir hayli arttığında ürktüm. O gözleri çok iyi tanırdım ben. O bakışların neleri ifade ettiğini çok iyi bilirdim. En az bir kadının ki kadar pürüzsüz olan narin görünümlü elleri zangır zangır titrerken, onları öne doğru uzatarak gerdirdi ve düşmanca bir tavırla titreyen parmaklarına doğru uzun uzun baktı. Ne olur o gözlerini bana çevirme diyordum içimden. Ne olur çevirme, korkuyorum… Gözbebeklerindeki ışıltı, kızgın bir demir parçasına dönüşürken, ağırlaşan kafasını büyük bir kinle sallayarak aynı sözü yineledi: ‘‘Benden bir bok olmaz…’’

Yüzü seğirmeye başlamıştı. Sağ kaşını havaya kaldırıp etli dudaklarını dişleri arasına alarak ısırdı. Üzgündü, çaresizdi. Ben de öyle… Başına gelen bu felaketi hayatın içinde anlamlandırmaya, mantıklı bir çerçeveye oturtmaya çalışıyordu ama bunu bir türlü başaramıyordu. Daha sonra olabilmesi muhtemel bir hareketle birden sakinleşerek sanki hiçbir şey olmamış gibi, yeni yaktığı sigarasını her zaman ki alışkanlığıyla dudakları arasına yerleştirerek alaycı bir silkinişle gözlerini yeniden kıstı: ‘‘Ulan hayat! Duy sesimi! Bundan sonra ben seni kafalayacağım! Hep sen benimle dalga geçip durdun bugüne kadar, bundan sonra gör bak, Kemal Atif GAZİOĞLU sana neler yapacak?’’

Bu onun suçu değildi. Bu benim de suçum değildi. Bu siz İNSANLARIN suçu. Deli-Şizofren damgası vurmak çok kolay.Peki, o halde neden bir akıllı gibi davranmaya çalışıyor sunuz?

Bir Genç
 
ANILAR

Tarih : 30 Haziran 2010

Saat : 00:00

Ben Deliyim


Hayatım çok monoton geçiyor, desem de aksiyonu bol istermiydim ? Hele ki böylesi bir yerde. Aslında burada çok benden var. Çok benim düşüncelerime sahip İnsanlar var. Ben çok varım burada. Ama YALNIZ ben var.
Garip şekiller, korkunç yüzlüler yalnızlıgımın dost haneleri. Artık ses ve görüntülerin gerçekte olup olmadığını ayırt edemez hale geldim. Çoğu zaman bunlardan rahatsız olurum ama onlarsızda olamam. Beni iyi anlayanlar.Aslında bunlar benim kendi beyinim bir ürünü olarak kabul ediyorum.Dışarıdan birileri fark etmez. Etse de korkudan ses çıkarmaz. Bazen bu seslere yanıt veririm, konuşmaya başlarlar ve beni takip ederler.Dişardan insanlar sabit bir yere baltığımı sanırlar ama oradakini göremezler. İşte bu yüzden DELİ derler.

Bir Genç
 
Bütün deliler bir önemi olsun istiyordu. En büyük umudumuz ve hayalimizdi bu, bir şeyler olmak istiyorduk. Bizi hasta eden de, bu hedefin ulaşılmazlığıydı. Biz de bunun yerine sanrıları (qarabasma) koyuyorduk.

_John Katzenbach - Şizofren
 
Tarih : üçnisanikibinondört
-----------------------
Perşembe

Saat : Yirmiellidört

Ben Deli Değilim


Aynada yüzüme baksan; yüzlülerden tek farkım saçlarımın olması! Çok çirkin değilim aslında ha, beni çirkinleştiren ve her gördüğüm aynaya tükürten ve her aynayı kırışımda cam kırıklarıyla bana incecik bileklerimi kestiren siz İnsanlar değil misiniz ?
Bende İnsanım, sizin gibi olmak için neler gerek?
Gözlerim var mesela gerçekleri görmemezlikten gelen.
Ellerim var mesela yazdıklarımı silmek için.
Ayaklarım sonra elbiselerim var.Sonra sakladığım düşüncelerim. Siz olmak için ne yapmalıyım?
Aşk mı?
Aşk var avuçlarımda,kelimelere dökemediğim çokca harfler var.
Ben, çirkin değilim aslında; yakışıklı bir atlı Prenste değilim.

Bir Genç
 
ANILAR

Tarih : 10 Eylül 2011

Saat : 12:45

Ben Deli'yim


Deli oluşumdan ne yaptığımı bilmiyorum. O gittiğinden beri bitkisel hayattayım sanki.Bugün nefes veren fişimin çekilmesini diledim Doktor Osman Beyden. Sertçe tek cevap geldi 'HAYIR' önemsiyormuydu yoksa onun bir tezimiydim.
Bugünlerde ateşim 40 derecenin altına hiç düşmedi ve giderek arttırıyor şiddetini'yaşama' der gibi. Sensin ruhumdaki atardamarları neşter olmuş ve bana ait sözlerimle patlatan! Durmuyor, dinmiyor içimdeki tarifsiz acı! Olamıyoruz, olmuyor, olmayacakta biliyorum. Ben Deli'yim
Aslında bilsen içimdeki kanamayı durdurabilecek tek doktor olduğunu, var oluşumumun en önemli yerinde “Sıkıldım artık, taşıyamıyorum!” dedin ve beni masada öylece bıraktın ve gittin. Tüm var oluşumunu tamamlayanlar arkandan bakakaldı. Ne demek ya sıkılmak? Ne demek taşıyamamak? Hayat kurtaracak bir doktorun sıkılmaya lüksü var mıydı? Bunları sordum yanı başımda elinde iğne ile bekleyen anesteziste; hiçbir cevap veremedi.

Sen?

Gittiğinden beri gayya kuyusundayım. Önüm ateş, arkam alev, sağım yangın, solum karanlık! Önüm sen , arkam sen, sağım-solum sen iken. Zebanilerin gümüş maşrapalardan döktükleri kaynar su başımdan aşagadökülüyor Niagara Şelalesi gibi, kızgın sular içerisinde sana yanıyorum. Gece oldu mu yüzlüler, durmadan meze tabakları yolluyor yan masadan! Meze tabağında zehir – zıkkım bir vaat: “O geri dönmeyecek'”

Biliyorum bir daha asla geri dönmeyeceğini, ama yine de memnuniyetle kabul ediyorum mezeleri, gözlerimle öpüyorum yüzlülerin kirli ellerini!

Gittiğinden beri her yan karanlık! Günlerdir Güneş doğmuyor odama, belli ki bir daha da doğmayacak. Çünkü firar etti dudaklarının mancınığından o “Ayrılalım!” emir cümlesi, Güneşimdin bir anda yörüngemden çikip rotası meçhul bir yolculuğa başladı. İlerliyoruz şimdi uzayın derinliklerine doğru. Karşımıza yeni bir yıldız çıkar mı? Bizi ısıtır mı?, bizi aydınlatır mı? Yıldız bizi kabul etse bile, diğer gezegenler buna göz yumar mı? Ve ben bunu yine sordum kalçama sakinleştirici iğne saplayan kör hemşireye; hiçbir cevap veremedi.

Sen?

Gittiğinden beri yağmur yağıyor şehrime, Yeni nehir yatakları oluşuyor. Kilometrekareye düşen gözyaşı oranını hesaplamaya çalışan delirmiş bir istatistikçiyim artık. Kendi odama bakarak çiziyorum raporlarıma ekleyeceğim SENİ. Bu kadar gözyaşı nereden gelir ki? Dayanır mı bir çift gözün musluğu doldurmaya kocaman bir odayı tuzlu gözyaşlarıyla birde? Kim oynadı yine bak gevşetmişler gözlerimin anavanalarını. İnsanın her şeyi su olsa bu kadar yaş akar mı gözlerinden? Bunları sordum gözyaşıma su faturası kesmeye gelen Kirâmen Kâtibin meleklerine; hiçbir cevap veremediler. Gözlerimin sayacına mühür vurup gittiler SENİN GİBİ
Şimdi ne zaman seni düşünsem, ne zaman seni ansam gözlerim gürül gürül “tısss”lıyor.

Bir Genç
 
“Sen düşünce mi okuyorsun?!” dedim.
“Belki de…” diye yanıtladı. “Belki de…”
“Hiç kimse düşünce okuyamaz!” dedim

“Dün gece ben uyurken İnsan üzerinde ani bir Anayasa değişikliği mi yapıldı yoksa?!”

“ Bu Anayasal değil, doğal bir kanundur! Doğanın Kanunu madde bilmem kaça göre, düşünce okumak imkânsızdır!”

Neden Düşüncelerimi okumaya çalışıyorsunuz?​
 
O kadar müthiş bir güzellik yaşadım ki, her yerde aşkı görüyorum, bir şizofrenin gözlerinde bile.

-Veronika Ölmek İstiyor
 
"İçimde aynı gazap, aynı arzu, aynı kötülük vardı. Ben sadece onları gizlemiş, arka plana itmiş, içimde bulabildiğim her delice düşünceyle örterek, orada gömülü kalıp asla gün yüzüne çıkmayacağını ummuştum."

-John Katzenbach
 
Tarih : DörtNisanİkibinondört

Ben Deli Değilim

YAŞAMAK

Her varlık insanoglu-hayvan-bitkiler aynı duyguyu hisseder mi acaba? Belirtmek istediğim şu, “benim hayatım herkesten farklı” duygusu ile mi yaşar insan, yoksa “herkes gibi sıradan ve monoton yaşıyorum” mu der? Mesela çözeniniz vardır. Ben herkesden farklıyım. Ama farklı olmak için bir çaba harcamıyorum. Ben bir Şizofreni hastasıyım. Yani bir DELİ'yim. Çoğunluk ne düşünür bu durumumda soruyorum size cevap beklerim bu duruma.. Benim yakın çevremi oluşturan dost ve arkadaşlarımın ( sahte kişilikler ) büyük çoğunluğu sıradan ve monoton bir hayat yaşamadıklarını düşünürler. Bir kısmı ise ki ben bunlara sıradan, düzgün, muhafazakar ve edepli insanlar diyorum, günlük olağan meşgaleler dışında yaşamlarında başka işler yapacak zamanları olmadığını düşünürler. Öyle mi peki?

Benim keyfim ise, zaman zaman bu farklı limanlara uğramaktır. Deliler ve akıllılar limanları. Her limanın farklı zevki, farklı havası vardır.

İzniniz olursa Limanınıza uğrayabilir miyim?

Bir Genç
 
Saat : Yirmibiryirmiyedi

Ben Deli Değilim


Kendimi ben nasıl tanımlarım, nasıl anlatırım şöyle oturup bir çay tadında cümleler dökebilirim, bunun yanıtı bende yok. Beni tanımlayacak olanlar, her zaman yakınımda olanlardır. Belki düşüncelerimi , yazılarımı, cümlelerimi okuyanlardır. Ama beni nasıl görmek istiyorsanız ben o kişiyim desem yanlış mı olur?

Bir Genç
 
Tarih : AltıNisanİkibinondört

Zorunlu Sesleniş

Ben Deli Değilim


İnsanlar, hiçbir insan kendi vücudunu beğenmez. Mutlaka bir kusur bulurlar, vardır demiyorum dikkat edin bulurlar Hiçbir İnsan gerçek düşüncelerini de beğenmez. Düşüncelerinin önemsiz ve basit olduğunu sanır. Bu nedenle daha farklı düşünüyormuş gibi davranmayı seçer insanlar.Siz insanlar gibi. Bu tümüyle bir kaos yaratır. İnsanlar hep olduklarından farklı görünmeye çalışıyorlarsa eğer ki öyle, ben de bir yazar olma yolunda ilerleyen biri olarak yazdığım şeylerde kendimi olduğumdan farklı gösterebilirim demektir. Ama benim böyle bir çabam yok.

Sonuçta açık konuşmak gerekirse, normalde diğer insanların karşısında hiç çıkartmadığım gözlüklerimi çıkartmış, siyah pijamamı giymiş, bilgisayarın karşısına geçmiş bir şekilde, bir yandan çayımı yudumluyor, diğer yandan sigaramı içerek burada ahkâm kesiyor olmam kimseye enteresan gelmeyecektir. Hatta bunları bu şekilde yazdığımı görseler, büyük ihtimalle kimse girip okumaz bile.

Yanılıyor muyum?

Bir Genç
 
BİTTİ

Sana yazdığım şiirleri, cümlelerimi gönder bana; sayısı yüzlerce sayfayı geçen mektuplarımı, binlerce mısrayı… Bidonlara doldur senin için akıttığım gözyaşlarımı; ilk kalkan kara trene yükle! Bana gönder! Ben üzerime benzin diye o gözyaşlarını döküp, sana yazdığım o aşk mektuplarıyla tutuşturacağım bedenimi! (Ç)aldığın ne varsa benden geri gönder!

Bir Genç
 
Tarih : Öylesine sesleniş

Ben Deli Değilim.

En çok güvendiğim arkadaşlarım kalem ve beyaz bir kâğıt… Son damlasına kadar beni bırakmayan kalemimden, sütbeyaz tenine yazılmış kan kırmızı bir yazıdır sana ait hislerim… Gönül duvarlarına nefesimle yazılmış tek kelimedir aşk… Giderken onları da yanıma alacağım. Ardımda bana ait bir şey kalsın istemiyorum…

Sana 'seni seviyorum' demelerim bile sahteydi bilesin… Söylenmedikçe kabuk bağlanmış, dilimin yarasıymış meğer o sözler… Çok şey alacağım yanıma . Mesela : Yel değmiş dudaklarımı alacağım yanıma, o çümle kusan dudaklarımı…
Sonra bakışlarımı alacağım. Karanlık ve tenha sokaklarda herkesten gizli gizli boğup öldüreceğim bunları. Bütün benden sana ait ne varsa götüreceğim.Ruhuma monte edip hayatımı koca bir boşluğun üzerine inşa edeceğim… Kinimi besleyeceğim kendime… Bu sevdayı nasıl öldürdüyse lâhut içindeki bedenimi kabir azabıyla boğmasına neden olacağım.
Bu masal nasıl bitti diye sormasın kimse bana… Bilinen tek gerçek varsa bunun tek suçlusu sizsiniz… Bu masalın bitmesinin tek nedeni varsa oda sizsiniz.

“Bu gece kendi kalemime üç kurşun sıktım. Birincide ruhumu, ikincide sevgiyi, üçüncüde de aşkı öldürdüm. Beyaz kâğıda kan damladı. Kalemin mürekkebinden çıkan son iki kelime…”Aşkın Öldü”…”Kan damladı kalem öldü, kan damladı prens öldü ve kan damladı masal bitti…”

Bir Genç
 
Tarih : İlk Adımlar

Saat : Ondokuzkırkbir

Ben Deli Değilim



Bir Şizofenin günlüğünden parçalar okuyorsunuz. Çok şanslı İnsanlarsınız.

Minicik kalbime Delice düşüncelerle kocaman bir Aşk’ı sığdırdım geçenlerde. Yüzlerce binlerce dost’u sığdırdım. Hepsi senin kadar merhametsizdi. Kimi abim oldu. Kimi ablam. Kimi eşim, kimi Kardesim oldu Hepsinin ortak noktası ' TERK EDİŞ' Büyümek ne zor bir eylem . Mahallenin en yaramaz çocuğu iken. Simdi bir Deli odasında ” ŞİZOFRENİ ” olarak çağırılmak zoruma gidiyor. Ben Deli Değilim demek ne zor burda biliyor musunuz? Gülüyorlar bütün dişleriyle.
'Evet Sen Deli Değilsin'
Sanki söyleyince bir şey kaybediyorlar..Onlar bir insanı sevmenin korkusunu yaşıyorlar… Bense bir çok insanı sevmenin mutluluğunu yaşıyorum, birini kaybetmekten korkuyorum sadece…

Şimdi bu deli ne anlatıyor diye soylenıyorsunuzdur kendi kendinize. Bunların hepsini içimden geldiği icin yazıyorum. Yarın yanınıza gelebilirim belki.Belki bir patikada karşılaşabiliriz. Ya da bir metro istasyonunda kendi kendime konuşurken karşılaşabiliriz. Vakti ve eylemi önemli değil.
Onun heycanı var içimde.

Bir Genç
 
Tarih : Haykırış(Lar)

Ben Deli Değilim.

Vize haftasında oturup düşündüm. Hatta adım attığım her yerde ve uyuduğum okul sırasında, her gecede. Başı, sonu belli olmayan bir hayat ve neresinde olduğumu bilmediğim olaylar. Sürekli bir başıboşluk ve arayış içinde buldum kendimi. Neyi arıyorum? Neyi bulacağım?
Sizce de sorun nerede ?

Yaşadığım sevdalar geliyor aklıma. Sizinkilerle aynı hemen hemen. Hani adına 'AŞK' dediğiniz ,tutkuyla başlayan, hüsranla sona eren aşklar. Hoşça kal derken arkamdan bana bakan gözler ve tutulmamış sözler geliyor aklıma. Gittiğim yollar gözümün önünde. Hep dönmek zorunda olduğum yollar. Sanki hiç ilerleyemiyormuşum gibi geliyor. Sahi sizinde ki AŞK'lar böyle mi? Oysa ki kazandığım zaferler ve övünülecek başarılarım var. Ben değilmişim, benim değillermiş gibi yabancı hepsi. Sahip olduklarımı bir saniyede silebilirim. Zaten benim değiller gibi.

Offf Ona ait bir nefes daha tükettim.Derin bir nefes almak istiyorum. Kalabalık bir meydana gidip, yere sırt üstü yatmak ve gökyüzüne bakmak istiyorum. İnsanların umursamadan yanımdan geçmesini ya da yokmuşum gibi davranmasını istiyorum.

Bir Konferansin ortasında ya da ciddi bir toplantı odasında ayağa kalkıp çığlık atmak istiyorum. Anlam aramasınlar boşa, çabalamasınlar, kimse anlamak istemiyor beni . En mükemmel sevgilerin yaşandığı Aşıklar Tepesinde banklarda oturup, AŞIK'ların oynaşmalarını izleyip, bir parka koşarak girip salıncağa binmek istiyorum. Rüzgarın saçlarımı savurmasına izin vermek istiyorum. Gözlerimi kapatıp dinlemek istiyorum.

Şiirler yazmak istiyorum saatlerce, sayfalarca harf dökmek istiyorum.Omuzlarından aşağa... Sözleri yazılmamış bir şarkı mırıldanmak ve eteğini tutarak dans etmek istiyorum. Yaprağı kopartılmış bir çiçeğe üzülme demek, yağan yağmura ağlama demek istiyorum. Merak ediyorum, bunları bir tek ben mi istiyorum?

İsterlerse deli desinler.Öyle değil miyim zaten ? Bir sabah uyandığımda; kalabalık bir meydanın göbeğinde yere sırtüstü yatacağım ve gökyüzüne bakacağım. Oradan koşarak AŞIK'lara uğrayacağım, çocuk parkına gideceğim ve kimse kapmadan ilk gördüğüm salıncağı kapacağım. Ne kadar hızlı sallanırsam o kadar çok savrulacak saçlarım. Çocukların gülüşmelerini duyacağım. Bildiğim en büyük konferans salonuna gideceğim. Kapıyı sertçe açıp, nefesimin yettiğince çığlık atacağım. Geri dönüp kapıyı kapatırken anlamsızca bakan yüzlere gülüp el sallayacağım. Aklıma gelen her kelimeyi şarkı yapıp mırıldanacağım ve eteğinin uçlarından tutup çiçeklerin arasında dans edeceğim. Umarım yağmur da yağar çünkü yaprağı kopartılmış bir çiçek görürsem ona üzülme yağmur ağladıkça sen büyüyeceksin diyeceğim. En sonunda eve dönüp sayfalarca olmayan daktilomda harfleri tuşlayacağım. Bitirmek zorunda olmadığım bir kitap yazacağım. Evet, Ben DELİ'yim.
Benimle bir günlüğüne deli olmak ister misin?
Hem de çok mutlu bir deli. ( SÖZ)

Bir Genç
 
Tarih : Sıkıntı

Ben Deli Değilim

Ne demiş Tevfik FİKRET :


Açılmaz ne bir yüz, ne bir pencere;
Bakıldıkça vahşet çöker yerlere.

Geçer hoş sokaktan, hayalet gibi,
Şitâbân ü puşideser bir sabî;

TF

Şarkılar var içimde dilim dönmez demeye, acıtıyor her mısra; şiir nasıl yazılsın!

Aşkı keskin uçlu mızraklarda yaşadık, hep battı bir tarafı. Kalleş yollar mı oldu? Virajları olunca...sevmesine sevdik; sevmeyi bildik, adam gibi! Neye yaradı?

Küskün tarak kel yaptı. Zaman geçti içimden, ardıma baktığımda ömür kemale ermiş ne kalmış ki geriye… bir tutam günden başka…

Bil böyle ey vefasız en karacasından sana da olur gece. Sabahı dilenirsin; dilen! Ve her sabah güneş batsın içine; acıta acıta…

Bir Genç
 
Geri