Günlük "Bir Penguenin Rüyası"

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
Hedefler ve niyetler beyninizin dünyayı algılama biçimini değiştirir. Dünyayı değiştirmenize gerek yok, sadece dünyayı algılama şeklinizi değiştirebilirsiniz; bu da olumlu bir fark yaratmak için yeterli olacaktır.
 
pRZX3s.jpeg
 
"Kitaplarin, oglumuz, kizimiz, genclik yorumlasin diye degil, canlari isterse okusunlar diye yazildiklarini "anlamak" kaldi geriye.

Genclere bir eserden soz etmek ve onlardan bu eser hakkinda konusmalarini istemek cok faydali gorulebilir, ama bu bizzat amac degildir. Amac, eserin kendisidir. Ellerinin arasindaki eserdir. Ve okuma konusunda haklarinin ilki, susma hakkidir."
 
Son düzenleme:
"Okuma zevki cok yakindaydi, buyuklerin ambarinda gizli bir korku tarafindan saklanmis olarak duruyordu; cok cok eski bir korku olan anlamama korkusu tarafindan.

Sadece bir kitabin bizlere sunacagi seyin ne oldugunu unutmustuk. Mesela, bir romanin her seyden once bir oyku anlattigini unutmustuk. Bir romanin bir roman gibi okunmasi gerektigini, oncelikle oykuye susamisligimizin giderilmesi gerektigini bilmiyorduk.

Bu acligimizi doyurmak icin cizgi filmleri, dizileri ve korku filmlerini ipe dizerek birbirinin yerine gecebilen basma kalip dusunceleri sonu gelmez bir zincirde toplamak suretiyle seri halinde is ureten ve boylece kurgu tayinimizi saglayan kucuk ekrana uzun zamandir teslim olmusuz. Midemizi tika basa doyurdugumuz gibi kafamizi dolduruyor bunlar, kandiriyor, ama bedenimizde kalmiyor. Ani sindirim. Sonrasinda, oncesinde oldugumuz kadar yalniz hissediyoruz kendimizi."
 
Son düzenleme:
The Insult: 2017 Lubnan yapimi bir film. Ziad Doueiri yonetmenligini ustlenmis.

TheInsult_Carousel_2667x1083_%7Bc5cdc6ef-059f-4f35-a2e2-a3f90d10a5e9%7D.jpg




"A Separation" veya yine Asghar Farhadi'nin yonetmenligini yaptigi "The Salesman" tarzi filmleri izlemekten zevk aliyorsaniz, bunu da seveceginize eminim. Ulkelerin, milletlerin yasam tarzlarina, kulturel ogelerine, hafizalarina isik tutan filmler olmakla beraber diyaloglarla da ayri bir solen tattirdiklari kesin. Lubnan’daki Filistinli bir gocmenle Hristiyan bir vatandasin arasindaki gecen sorunun davaya donusmesi ve sonrasinda da toplumdaki kapanmamis yaralara isik tutmasini anlatan bir film olmus.

Lubnan'daki Filistinli multecilere olan bakis acisi, Hristiyan-Musluman arasinda gecen ic savas, kimlik-aidiyet duygularinin nasil olustugu, nelerden beslendigi, kelimelerin nelere yol acabilecegi gibi bir suru konuyu bulabileceginiz bir film.

Filmi izlerken, bazi yerlerde oturup uzun uzun dusunmeniz gerektigini goruyorsunuz.
"No one has a monopoly on suffering"
 
Son düzenleme:
Okunmayı sonuna kadar hak eden bir sayfa...
Sayfanın sahibide saygıyı sonuna kadar hak eden Shini...

Sevgi ve saygılarımla
Takibindeyim...
 
Agah Aydin'in dusundurucu bir soylemi vardi sosyal medya uzerine ama bulamadim tum yaziyi. Sadece bir kismini buldum, unutmadan buraya ilistirelim.

"Sosyal medya bir iyileşme girişimidir ama iyileştiremez!
Bu refleks sadece yalnızlığın bunaltısını azaltabilir.

Sosyal medya, kendisine ve ait olduğu topluma yabancılaşan çağ insanının, duygusal olarak hayatta kalmak için tutunduğu can simidi olmuştur.
‘Sivil toplum’ açık denizde boğulmak istemiyorsa can simidine yönelen her eleştirinin kaynağı, sunuluş biçimi ve kime hizmet ettiği iki kere düşünülmelidir.

Sosyal medyalar mahalle kültürüne zarar vermez, veremez. Aksine daha da gelişip zenginleşmesini sağlar. Sosyalleşme ihtiyacını karşılıyor ve bizim muhit hissi, aidiyet duygusu veriyorsa işlevini yerine getirmiş demektir. Bu iyi bir şeydir, kötü değil. "
 
Frans de Waal, bu adama hayranim. Sempanze ve bonobolari inceleyerek, alpha male ve alpha female kavramlarini acikliyor. "bully" olan bir erkek, alpha male degildir diyor, alpha male'in baska gorevleri ve ozellikleri var diye de ekliyor. Kizlar, kotu erkeklerin pesine dusmeyin o yuzden, sonra uzuluyorsunuz :p Bak adam aciklamis, alpha male ne demek diye :p

https://www.youtube.com/watch?v=BPsSKKL8N0s
 
The expanse diye amazonda bir dizi varmis, buraya yazayim da goz atmayi unutmayalim
 
Sig sevgileriniz, sig karakterleriniz, sig dusunceleriniz... Hayattaki onemli her seyi kacirip, yasayabileceginiz ve yasatabileceginiz tum guzellikleri yok edisiniz... Fiziksel vermediginiz zararlar, acilar icin kendinizi iyi hissedisiniz, onlardan olmadiginizi varsayislariniz... Nasil da iki yuzlusunuz.
 
“Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında pencereler açın. farklı dünyalarla ancak böyle tanışırsınız. Ben hep yerimde dursaydım, dünyamı değiştirecek insanları aramasaydım, bugün tanıdığınız ben olmazdım. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. insan, konforundan vazgeçmeyi göze almalıdır. Kendi dünyasını yerinden kendisi oynatmalıdır.”

Ilber Ortayli
 
Cok cabuk unuttugum su donemlerde, belki de sevdigim kisimlari suraya not olarak ilistirmem daha faydali olacak.
Senenin ilk kitabi: Ilber Ortayli'nin "Bir Omur Nasil Yasanir?"

15-25 yas arasi temel atma donemi: hayatinizi esasen bu donemde kurarsiniz

25-40 yas arasi: Restorasyon donemi. Hayata karisir, soz soylemeye baslarsiniz.
15-25 arasi ihmal ettiginiz seyleri, bu donemde kapatabilirsiniz.
Saglikli, dengeli, disiplinli yasam onemli
Cok oku, gez, yeniden ogren ve dil dahil eksikliklerini tamamla.

40-55 yas arasi: Olgunluktur, otorite olma donemidir
O vakte kadar insan bildikleriyle, bu yaslarda yapabildigi derin ve olculu analizi yapamiyor.
Birikiminiz iyiyse, artik bir olgunluk ve terennum cagi basliyor. (Derinlesiyor, dinleniyorsunuz)
Demek ki insan, 40'indan sonra daha bir bilge oluyor.
*40'li yaslar insana bir olgunluk, sakinlik, derinlik getirir. Birini 40'indan sonra daha iyi sevebilirsiniz, hatta daha iyi bir asik olursunuz.
Dostlarinizla iliskileriniz de daha bilgece ve ozverili olur.

55-sonrasi: Ustalik donemi, dinlenme, demlenme donemidir.
70'e kadar eser vermelisiniz. Suphesiz ustaliginizi kullanmali, derinliginizi gostermelisiniz. Bunlari yapacaksiniz ama karsinizda bir de dusman bulacaksiniz. Esas onunla savasmaniz gerekecek. O dusman, hafizadir.
 
Kimden Ne Ogrenilir? Ilber Ortayli

"- Yeni ve farkli iliskiler kurmaya calisin. Ozellikle okulun disinda; emek isteyen, giriskenlik gerektiren iliskiler kurdugunuzda, ummadiginiz farkli dunyalara girersiniz. Gorgunuz artar, bilginiz genisler, bakisiniz derinlesir.
- Becerilerinize gercekten uyan meslegi secin. Kendi kapasitenizin altinda calismayin. Kendinize bol ya da dar gelen bir gomlegi giymekten kacinin.
- Illa ayni hayat gorusunu paylastiginiz kisilerle dost olacaksiniz diye bir kural yoktur. Ben her dostumun hayat gorusunu paylasmam ama goruslerinden faydalanirim. Bu insanlari bulmak zordur. Bulunca egitim gormus olursun. Yani insana deger katan insanla beraber olun.
- Iyi insanlarin ozellikleri kusaktan kusaga geciyor. Bunun icin her seyden evvel, bir iliski icindeki insanlarin birbirini cok sevmesi lazim. Cok nadir rastlanan bazi iliskilerde bu muthis sevginin yaninda zekanin varligi da dikkat ceker. Iste Can ve Guler Yucel boyleydi.
- Herkes memleketle barisik olmuyor; ama boyle bir durum varsa birakacaksin! Cunku yapamazsin. Hem kendine hem topluma zarar verirsin.
- Bir is disiplininiz olsun. Bir isi yapmayi ve teslim etmeyi bilin. Saglam bir ahlakla davranin. Zaten guvenilir insan da ancak boyle olur. Bir yandan cok onemli bir sey daha; guvenilecek insanla guvenilmeyecek olani birbirinden ayirmayi bilin.

** Cocugunuzu, sadece kendisi oldugu, cocugunuz oldugu icin sevin. Onlarin sirtlarina yuk yuklemeyin. Bizdeki buyuk yanilgilardan biri, insanlarimizin kendi basaramadiklari seyleri cocuklarindan beklemesidir. Cocuklariniza kendi yukunuzu yuklemeyin.

*** Ne yasadiysaniz yuzunuze yansir. Insanin yuzu bir kitap gibi okumabilir. Ifadeniz bombossa da hic bir sey yasamadiginiz fark edilir. Bundan kacinin, monotonluktan uzaklasin. Yuzunuz ifadesiz kalmasin.
-- Yasayin, gezin, gorun, kesfedin, baskalariyla ilgilenin, okuyun, sevin. Bunlari dolu dolu yapin ki izleri yuzunuze yansisin.
-- Disiplininiz olsun, disiplinin getirdigi s1k1ntilari yasayin, o s1k1ntiyi asmak icin mucadale, yol-yontem arayin. Sorumluluk almayan insanlar bos olur. Bir de hak talep ediyorlar. Sorumluluk duygun yoksa hak talep edemezsin. Cunku hakkin temelinde sorumluluk vardir.

Yuzlerinize rafinelik gelsin. Nedir bu? Belli ki o insan hayatta dusunmus, uzulmus, sevilmis, gormus gecirmis, guzel seyler gorerek heyecanlanmis, felaket gorerek heyecanlanmis, endiseli durumlar gorerek heyecanlanmis, okumus, okudugundan etkilenmis... "
 
Insan kendi kendini nasil yetistirir? Ilber Ortayli

Entelektuel, ustune vazife olmayan islerle ilgilenen kisidir. Kendi dunyasinin disiyla ilgilenendir entelektuel.
Muhendis de olsaniz ornegin, cografyayla tarihle ugrasacaksiniz, muzikten anlayacaksiniz, dans edeceksiniz, dil bileceksiniz. Milletin halini dert edineceksiniz.

"Beseriyet kulturleri yaratir; o kulturler medeniyete donusur ve nihayet tereddi (soysuzlasma, yozlasma) baslar." Oswald Spengler

Artik, dunya buyuk dehalarin degil; becerikli tatbikatcilarin, gelistirmecilerin devri.

Turklerin onde gelen bircok onderi ve aydini asker saflarindan cikmistir. Bu, bir Ronesans entelektueli olan Fatih Sultan Mehmet Han'dan beri boyledir. Ataturk de bir entelektueldir, en basta aldigi kurmay egitimi buna goredir.

Aydin olmak icin su 3 sey muhakkak gerekir: Yabanci dil, hukuk bilgisi, mukayese becerisi.

Nasil calismak gerekir?

Turklerin isleri yayma meraki vardir. Turkler isi en basta cok guzel goturur ama sonra tamamlamaz; son noktayi koyamaz, isi teslim etmekte gucluk ceker. Is ahlaki acisindan sorun var; bu konuda iyi degiliz.

Isinizi dogru secin. Daha en bastan asik oldugunuz bir isi yapmaya gayret edin. Bunu yapmazsaniz, ne kadar caliskan olsaniz da hayattaki gayenizi kaybedersiniz, zihniniz uyusur.

Isini yapan ile yapmayani, zamaninda bitireni iyi bilmek, birbirinden ayirmak gerekir.

Iyi dusunmek icin esasen yalniz kalmak gerekir. Malesef Turklerin boyle bir kabiliyeti yoktur. Turkler, yalniz olmamanin getirdigi garantiye, yani tehlikeden uzak yasamanin konforuna guvenir ama bu da yaraticiligi oldurur.

Mesela telefonu elinden birakmayi becerebilen kac kisi var? Demek ki kesintisiz dusunebilecegin bir ortam yaratman gerekli.

Dusunmesini bilirsen, ruyanda da dusunursun. Meselenin ozu dusunmeyi bilmektir; kafani acik tutmak, daha cok da kafayi acik tutabilecegin anlari aramaktir.

Memlekette garanticilik esastir; insanimiz her seyin garantisini arar. Ama belki bu da bir firsattir, belli mi olur? Sehrinizi degistirebilirsiniz, ulkenizi degistirirsiniz. Korkmayin, is de bulunur. Burada bulunmazsa, disarida bulunur; illa ki bulunur. Ama dedigim gibi bunu herkes yapamaz. Bu biraz da insanin karakterine baglidir. O yuzden herkese oneremem. Sudan cikmis baliga da donebilir.

Hareket etmekten korkmayin. Kendinizi gelistirmek istiyorsaniz farkli yerlere bakacaksiniz, farkli gruplara girip cikacaksiniz. Kendinizi farkli sinavlara tabi tutacaksiniz.

Aliskanliklar degisince, cok sey degisir. Bizler bugun icin yazarak dusunmeye aliskin insanlariz. Kafan calisiyorsa guzel ama ellerin de calisiyorsa daha da guzel. Elini ve beynini calistiran cocuklari ayri ayri one cikarmaliyiz.
 
“Kendi degerimizdekilerin ya da kendimizden ustun olanlarin pisligini neden pislik saymiyoruz? Biz ancak kendimizden asagi gorduklerimizin pisliklerinden igreniyoruz. Bizim pislik anlayisimiz, biraz sey... Yani biraz daha pis.”

“Bir zaman volta vuranlara bakti. Hepsinin kendi dertleriyle bas basa olduklari, kalabalikta tek tek yasadiklari belliydi. Disarda da bunun boyle olup olmadigini dusundu. Galiba disarda da, hele milletlerin milletce aci cektikleri siralarda, insanlar hem yapayalnizdilar, hem de oteki yalnizlar tarafindan surekli olarak itilip kakiliyorlardi. Boyle zamanlarda insan, yuregini, aklini, hatta suuraltini, birileri hep gozetliyor gibi tedirginlik duyar. Bir cesit ciplak kalmanin utanciyla bunalir. Acaba, hepimizi oldugumuzdan biraz daha aptal, biraz daha hircin yapan, yasadigimiz bu karanlik gunler mi?”

Kemal Tahir - Esir Sehrin Mahpusu
 
"Görüşmeye gittikleri günlerden birinde ihsan, cezaevleri için, 'burası çıplak adamlar ülkesi' demişti. 'Buradaki çıplaklık, üst başla ilgili değil, insanların içyüzleriyle ilgili... Dışarda insanı insandan saklayan çeşitli perdeler, peçeler, maskeler, burada birkaç güne varmadan sıyrılıp düşüyor. Bir araya kapatılmış olmak hiçbirimizde, olduğumuzdan başka görünebilmek gücü bırakmıyor. Kendilerini olduklarından başka türlü göstermeye çabalayanlar ancak bir iki hafta dayanabiliyorlar. dışarıda da bu böyle ama, ne sizin beni araştırmaya vaktiniz var ne de benim sizi.' "

"Gizli çalışmak namuslu vatanseverlerin işine yaradığı kadar, her çeşitten namussuzun da işine yarar. Bunu hiç akıldan çıkarmamalı... gizlilik, alçaklıkları, yalancılıkları, korkaklıkları, kahramanlıklardan daha kolay örtüyor. Gizli işlerde, olup bitenleri günü gününe izleyemeyeceğiniz için, namussuzlar, namusluları kolayca lekeleyebiliyor."

"Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek, ayılara yem olmayı başından kabullenmek demektir."

"Eskiler, 'dünyanın ucu uzun...' demişler. neden demişler ? Işlerin içyüzü geç anlaşılıyor da, ondan... Bugünlere geldi mi, ucu büsbütün uzadı cenabetin..."

Kemal Tahir- Esir Sehrin Mahpusu
 
Geri