Bekleyen her şey soğur.

Konu sahibi son olarak 2211 gün önce görüldü
Şimdi herkes ''kimseye hak ettiğinden fazla değer verme'' diyor..
Oysa değer verirken hesap yapmıyorum ki sen bu kadar edersin diye!
Yine olsa neyim varsa veririm, üzülürüm biraz ama geçer..
Değmiyorsa bu benim ayıbım değil ki!
 
Bu gece seni hatırladığım şarkıları dinleyip nakaratlarına
asıyorum bakışlarını. En çok onlara yakışıyor bu duruş.
Sessizliğe gidişin kadar uyduruk masallar anlatıyorum o da
benim gibi çaresizce inanmayı seçiyor ve gülümsüyor. Daha az
severek uyuyorum yastığımla sokaklar bana kızgın onlara içimde...
anlatacak daha güzel bir öykü bulamadığım için… Duvarlarımda
gösterime girmiş acıklı bir film daha çok belgesele
benzetiyorum bu ruh halimle. Sen oynuyorsun bu filmde ben
oynuyorum…
 
En iyi sen biliyorsun sana neyin iyi geldiğini, neyin şifa, neyin zehir, neyin öylesine, neyin keyfe keder olduğunu sana, sen iyi biliyorsun.
Buraya bir bıçak bırakıyorum, yazı bitince, şanslı yastığına başını koyduğunda ağrıyan yerini kes at diye, sen çünkü sende kötü duran, ağırlık yapan, sende ekseriyetle kanayan yaranın yerini iyi biliyorsun.
Neyi anılar defterine yazacağını, neyi kötü tecrübe olarak kabul edeceğini, neye hata diyeceğini, ne için ve kim için ''değiyor ama be'' diyeceğini sen biliyorsun.
Bana neyin iyi geleceğini de biliyorsun, sesimdeki çatalın nasıl düzeleceğini, omzumdaki fil kafilesinden nasıl kurtulabileceğimi, uykusuz geceleri ne ile dolduracağımı sen biliyorsun.
Sana anlatmadım mı ben her şeyi, noksan bir cümle, bir his, bir anı, bir hikaye mi kaldı bilmediğin, en çok sana kızıp, sana küsmedim mi, sana kadeh kaldırıp, kadehle bileğimi kesmedim mi, söylesene ben en çok sana anlatmadım mı kendi eğrilerimi, doğrularımı, hiçbir durumda yüzüne hüzün yapışmış insanlara kıyamadığımı, ama en çok sana.. ''bana senin sesin iyi geliyor''u dilime en çok sende değdirdiğimi sen bilmiyor musun.
Kapı kuşlarımın pilleri bittiğinde bile üzüldüğümü, zaman zaman ''sana üzülmek bile yakışıyor'' dediğini bilmiyor musun.
Yüzüme vuranı değil, sırtıma vuran güneşi sevdiğimi, güneşi doğarken değil, batarken sevdiğimi, evvela seni her hususta, sevdiğimi, sen bilmiyor musun.
Bana nerede deva, nerede yara olacağını, bu bıçağı yazının ortasına neden diktiğimi, sen bilmiyor musun.

Sen biliyorsun, sende en acıklı duran hikayenin ben, benim hikayemin tamamımın sen olduğunu, sen iyi biliyorsun.
 
Ona tam olarak ne zaman aşık olduğumu hatırlamıyordum , bunun hayatımda yaptığım en güzel şey olduğundan kesinlikle emindim.. Bir noktadan sonra artık benimle olmayacak olmasına alışacağım gerçeği nefes almamı zorlaştırsada , bir zamanlar yüzünün bir kaç santim ötesinde aldığı soluğun sıcaklığını kalbimde hissettiğimi asla unutmayacağım...
 
Şunu çok iyi biliyorum. Bir insan diğerini gerçekten çok seviyorsa, onu ruhunda, aklında ve yaşamında merkez haline getirmişse, onun için vazgeçemeyeceği hiç bir şey yoktur. Eğer biri bir gün size, sizi sevdiğini söylüyor, bir yandan da bunun kendini değiştirmesi için yeterli olmadığını söylüyorsa iki şey oluyordur. Ya sizi gerçekten sevmiyordur ya da hissettiğini söylediği sevgi yeterince güçlü değildir. Gerçek sevgiyi yaşadım, ve onun her şeyi değiştirebileceğine tanık oldum. Değişmeyen tek şey, sevdiğini söyleyenlerin kendilerini haklı göstermek konusundaki ustalıkları oldu.Tamam, siz haklı olun. Ben gerçekten seven olayım deyip kenara çekilirim.Yani o peki desin, siz "eyvallah".Çünkü sonunda her kalp, doğru kişiye atar.
 
Her şeyi yaşadım biliyor musun? Her şeyi.. Ama bir tek bu sarılışı yaşamadım. Düşerken son anda olanına. Sen hep sınadın beni, hep gücümü ölçtün. Sana ne verip ne veremeyeceğimi hesapladın. Oysa ben sana olduğum gibi gelmiştim. Neysem O…
Dağınık, hesapsız, doyumsuz, heyecanlı ve yaralı. Çok yaralı…
 
Gözlerini kapat, elini yüreğine koy ve dinle. Ve lütfen anlamaya çalış.
Özledim...
Bir şeyi, herhangi bir şeyi özlemekten bahsetmiyorum sana!
Seni özlemek diye bir şey var, nefes aldırmıyor insana...
 
Ayrılık ne acıdır Değilmi... Üstünde beraber yatacağınız Carsafları Ne hayallerle Satın Alırsın.. Sonra BIR BASKASIYLA Beraber YATAR..!!! ADALETMI..!!
 
Artık hiç bir şey eskisi gibi değil.
Ben de öyle.
Çok dikkat etmiyorum uzun süredir kendime.
Kılığıma kıyafetime...
Çorapsız da basıyorum artık yere.
Eskisi gibi de korkutmuyor beni ne grip ne nezle.
Nâne limonun iyi gelmediği daha büyük sıkıntılarım var herkes gibi benim de.
Takılmıyorum artık şu her kış ve bahar şişen bademciklerime.
Çok sıcak yada soğuk şeyler yiyip içmem, hepsi hepsi bir kaç gün gene.
Olur biter
Geçer gider.
Ama canımı yaka yaka yutkunduğum şeyler var.
Olup bitmeyen,
Geçip gitmeyen.
Zaman zaman yine uykusuzluk çekiyorum ama...
Çokta takılmıyorum artık bu uyku konusuna,
Uyuyunca geçmeyen şeylerin olduğunu anladığımdan bu yana..

Câhit Sıtkı Tarancı
 
Öl kal ama bu gece yatmam yanında.
İhanetin zehri var hala kanında.
Kır dök ama yakışmaz benim adamıma.
Acizliğin yarığı var hala damağında.
Kelimeler bıçaktır bazen,
Kanatır dilini dudağını.
Kayıp düşer sükunet elinden.
Sadakat bir çocuktur bazen,
Açar zaafa kucağını.
Ölüm hafiftir sözün bedelinden.
Git şimdi yoksa küllerimiz karışır.
Sus şimdi bize susmak yakışır.
Git şimdi yoksa küllerimiz karışır.
Sus şimdi bize susmak yakışır.
Dur kalbim artık bize de durmak yakışır.
Ölü doğmuş bir aşkın göbek bağıyla,
Tırmanmaya çalıştık yeniden hayata.
Merhamet girer bazen güzel bir kalp kılığına,
Bir korkak saklar teninin altında.
Sevişmek girer bazen yasak elma kılığına,
Lekeleri saklar tenden yamasıyla.
Git şimdi yoksa küllerimiz karışır.
Sus şimdi bize susmak yakışır.
Git şimdi yoksa küllerimiz karışır.
Sus şimdi bize susmak yakışır.
Dur kalbim artık bize de durmak yakışır.
Git şimdi yoksa küllerimiz karışır.
Sus şimdi bize susmak yakışır.
Git şimdi yoksa küllerimiz karışır.
Sus şimdi bize susmak yakışır.
Dur kalbim artık bize de durmak yakışır.​

Model..​
 
Gecenin koynuna girdim usul usul, ve payıma düşen kederi aldım, durdum biraz, bıraktım öylece geceyi, geçsin dedim, geçecek çünkü, hep böyle geçiyor, bu oluyor çünkü.
Müezzin gecenin bittiğini haber veriyor önce, alınlar secde görüyor bazı evlerde sabah ışıkları yanarken.
Bazı ışıklar geceden açık, biraz keyfe keder içilmiş, ağlanmış, sızılmış koltukta, kemikleri tutulmuş, gecesi tutulmuş kimisinin.
Tan ağarırken, kuşlar selamlaşıyor, gökyüzünde şenlik var hep, bizim için değil muhakkak.
Yeryüzünde keder var bizim için olan, yorgunluk var, illallah yaka silkmek var gün'e, insan'a, yaşam'a.
Sabahın ilk ışıklarında simitçi amcalar köşe başlarında yerlerini alıyor ve bıyıklı yorgun babalar güne bir sıfır yenik başlayıp simit yiyorlar.
Belki simiti seviyorlar, belki evlerine filler girmiştir geceden açılmıştır eşleriyle araları, belki kadınlar kötüdür, belki de kocalar karılarına aynadır, belki bir şeyler yürümüyordur da kolu komşu, aile, genel çevrenin dili protez olmuştur evliliğin yürümesine ''olur öyle olur'' diye diye 7 yıl geçmiştir, 13,21 bazen 35, ölene dek sürer gider bazen huzursuz sabah sendromları.
Saygı bir yerde kendini imha eder çünkü, saygının en hakikatli düşmanı dil'dir ekseriyetle.
Bir kez olsun dil'e değmeyiversin bir ah, bir öfke, bir küfür, bir kırık cümle..
Kadınlar kırılıyor, adamlar kırılıyor, çocuklar kırık büyüyor, kırıklık büyüyor, yaşam azalıyor, zaman tükeniyor ve her şey ve herkes birer birer ölüyor.
Şarkılar da bitiyor, şiirler kısalıyor, geceler uzuyor, sigara izmaritleri kül tablalarında yerlerini alıyor, kokusu duvarlara, perdelere siniyor sigaranın, kahveler soğuyor bir dalmışlıkla, birilerinin elleri üşüyor, yastığına çiğ düşüyor birilerinin, birileri sorguluyor sürekli, ''neden''i..
Dünyanın en masum sorusudur; Neden?
Ben bilmiyorum.
Kimse bilmiyor bazen kendi nedenini.
Biraz saçımızı çok sevgili bir el okşasa geçecek, bir çene öpüşüyle son bulacak tüm endişeler, tüm korkular, nedeni sorgulanmayacak varoluşun, eksilişin, fazla gelişin, gelişi güzelin, kalışı tüm çirkinliklerin..
Bir sabah güneş'e reverans yapacağız, bir gün.
Güneş batarken tepelerin ardından, el sallayacağız gülümseyerek güneşe, tepelere, ışıklarını yakan evlere, gece kuşlarına, çünkü umut böyle söylüyor.
İçimizde zamana karşı akan ırmak bize aynen böyle söylüyor, dilimize değmese de bu böyle.
Umut içe siniyor çünkü, bekliyor insan bekliyor, bekliyor ve bekliyor..
Başka çaresi yok çünkü kimsenin, kimse beklemeyi sevmiyor ama herkes bekliyor o neşeli sabahlara ''Merhaba'' diyebilmeyi..
Ölmeyi, yaşamayı, gidebilmeyi, bir dudak hareketini bile bekliyor işte insan, tüm acziyetiyle, herkes birbirinden bir şeyler..
Çünkü bunu ben değil, bunu herkes biliyor;
Yaşama da, ölüme de başka bir yolun, beklemekten başka bir çarenin olmadığını herkes biliyor..
 
Ona veda..

Biliyorum, kızgınsın bana..
yer yer nefretin oldum, yer yer yaran..
ağzı açık,sızmaya,sızlamaya müsait bir yara..

Gittiğim yerden yazamıyorum..
kaldığım yerden devam edemiyorum sana..
öldüğüm yerden dirilemiyorum..
anla..
geçmiyor zamanla..

Bilmiyorsun..
cevabını bulamadığım bütün soruları çöpe attım.
onları yok saydım, seni gitmedin..
bıraktığın yerden sana saydım, günleri..
ölmediğim günlere saydım, gelmediklerini..

Bunca zaman ne yaptım bilmiyorsun,kızma..

seni merak ettim biliyor musun?
Bilmiyorsun kızma..

seni özledim, içtim fotoğrafını bilmiyorsun..
seni yıktım içimde tabu diye.
seni ördüm içime duvar diye..
seni uğurladım dilimden Allaha dua diye..
ah etmedim inan..
merhamet et dedim Allahım..
Merhamet..

bilmiyorsun, bak..
Her sabah eksik, kanadı kırık bir günaydın konar pencereme.
umuduma verdiğim bir parça ekmek sensin..
Uyuyamadığım her gece sen..
her hece sen..

aklıma geliyorsun olur olmadık.
beynimden vurulmuşa dönüyorum inan.
acaba diyorum, beni düşünüyor mu hiç.
yokluğum yakasına yapışıyor mu..
diline düşüyor muyum yar diye..
ciğerinde yanıyor muyum yara diye..
diline duaya geliyor muyum bir cuma günü..
Allahla arasını açıyor mu acaba, diyorum.
ağlıyor mu diyorum, gülüyor mu.
Mutlu mu şimdi, diyorum
yalan söylüyor mu..
unuttum,aklıma bile gelmiyor diyebiliyor mu?
içiyor mu çok?
yok..

aramızdaki mesafe değil mesele.
mesele ''biz''
mesele bir dizi iz..

Allahım dedim..
ne olur üşümesin eli, başka birinin ellerine..
seviyorum'lu öldürücü cümle darbeleriyle yaşatmasın birini..
Allahım dedim..
bak.. beni unutmasın yalvarırım..
yalvarırım bir çay tomurcuğu gibi düşür beni,onun aklına.

Allahım ne olur dedim..
ölmesin o, başka birine..
Onun mezar taşı benim göğsümdür bilesin..
etme..
kabul etme Allahım..
onda, yar diye, yara diye benden başkasını..

Unutturma dedim Allahım, ölürüm..
unutma Allahım dedim..
nefes diye savur beni soluğundan içine at, dedim..

Hep sana vardım geldim,en kuytulardan..
sırtımı bile dönemedim yokluğuna..
ölmedim ama, inan hiç yaşamadım da..

ve artık bilirim..
aramızdaki boşluğu dünya bile dolduramaz artık..

Beni unut tamam, ama yalvarırım..
boynuna kolye yaptığım ıslak geceleri unutma..
yastığına sinen kokum hatrına..

Bil..
Allah şahidimdir ki: ben ayın 14ü gibi saf,temiz lekesiz sevdim seni..
Ben ki seni, bir ''Amin'' içtenliğiyle sevdim..
kabul, yarama kabuk olmayacağını bile bile sevdim..

Şimdi, mecnunun içindeki ateş,leylanın dilindeki dua, benim..

Sen ki sevdin..
Sevdim demeden, sevemeden gittin..
Olsun canım benim..
Benim canım, olsun..

Ben ki sol'un olamadım..
varsın canın sağ olsun..
 
Bazı aşklar mesajla biter.
Çünkü; bilirsin, yüzüne baksan "hepsi geçecek kızgınlığının.."
Çünkü; bitmesi gereken ilişkiler yüz yüze bitemez.
Çünkü; Yüzüne baksan, yüzü koynuna müsaittir hep..

Ezel Roz Manaz
 
tumblr_n3zd3pApJA1t2r67lo1_500.gif
 
Kime, kaç defa veda edersen et, müzeyyen dinlerken tek bir kişiyi hatırlarsın.
 
Bazı pişmanlıklar uzun sürer,
Zamana yayılırlar.
Kendinden kaçanlara,
Saklanacak yer kalmaz dünyada,
Gün gelir kendileriyle tanışırlar,
Asıl yalnızlık o zaman başlar...
 
Aslında pencereden çok, yastıkta beklenir gidenler.
Çünkü kapıya değil, hep akla vurur özlenenler.
 
Evrim teorisine inanıyorum.
Yoksa sevdiğim insan sövdüğüm insana nasıl dönüşebilirdi ki...
 
"Bir şarkıyı üst üste dinlemen her zaman o şarkıyı sevdiğinden değildir ki. O şarkıyı sana dinleten biri vardır. O şarkıyı sana defalarca dinleten biri…
İşte sen o kişiye, şu an bu satırları okurken aklına gelen kişiye aşıksın.."
 
Geri