Bekleyen her şey soğur.

Konu sahibi son olarak 2211 gün önce görüldü
Sonra biri çıkar ve seni mutlak bir isabetle anlayabileceğini, anlatabileceğini düşündürür. Ama olmaz hiç.. Hayat denen şeyin her yeni insanla yeniden sıfırdan başlaması ne büyük bir saçmalık aslında..
 
Kimi ya da neyi sevdiysem en az onunla vakit geçirebildim. Hiçbir şeyi ya da hiç kimseyi doya doya, tadını çıkara çıkara sevemedim. Elimden alınır ya da kaybederim korkusu içimden gelenlerin bir adım önündeydi hep. Çok sonra anladım ki ben aslında sahip olduğumu zannettiğim tüm sevdiklerimi en baştan kaybettim..
 
Bazen bir sese ihtiyaç duyarsın. Herhangi bir ses değil ama, tek bir ses. Ruhunun kulağını iyice kabartır, nefesini tutar ve o sesi beklersin. Ama her şeyden ses gelir, o ses gelmez. Çağrı merkezi operatörü, çaydanlık, duvar saati, su satıcısı, anne, çöp kamyonu, sindirim sistemi. Hatta süs bitkileri.. Her şey, sadece bir ses haline gelip hücum eder kulaklarına. Çıldıracak gibi olursun. Tek bir sese ihtiyacın vardır senin. Sadece o ses her şeyi yoluna koyacaktır. Başını ellerinin arasına alıp o sesi beklersin. Alnını duvara dayarsın. Kafandan ses gelir, duvardan ses gelir, o ses gelmez
 
Sessiz kalanlar iyi bilirler.
Konuşup uzun uzun anlatmanın,
bazen hiç bir yararı olmaz..
Çünkü bazı insanlar ;
Saatlerce konuşup anlatınca değil,
Onlara uzun uzun sustuğun zaman seni anlayabilir..
 
“Her şey anlamını yitirmiş gibi. İçimde kocaman bir boşluk var ve ben onu hiçbir şeyle dolduramıyorum. Hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim kendimi.”
 
Birini çok çok üzdüğünüzü aylar sonra anlarsanız ne yaparsınız? Onun canını çok acıttığınızı, onulmaz yaralar açtığınızı ve daha da kötüsü o yaraları açtığınız zaman bunu hiç fark edemediğinizi çok sonra anlarsanız ne yaparsınız? Ve o biri sizin için çok kıymetliyse, en azından bir zamanlar öyleyse? Ve ne yaparsanız yapın telafi edemeyeceğinizi, içiniz de yansa, deli gibi üzülseniz de elinizden hiçbir şey gelmeyeceğini anladığınızda ne yaparsınız? Ne yapabilirsiniz? Hiçbir şey. Tek bir şey dışında hiçbir şey.. Artık mutlu olması için dua edersiniz. Unutmuş olmasını, ona yaptığınız kötülüğü artık aklına getirmiyor olmasını umarak, mahçup bir röntgenci gibi uzaktan uzağa ondan haber almaya çalışıp, mutluluğuyla içinizi bir nebze olsun rahatlatmaktan başka hiçbir şey..
 
Unutur gibi olursun bazen. Bir süre. Ondan önce nasıl akıyorsa öyle akıyor gibi gelir hayat. Bir süre. Başka şeylerle uğraşıp, başka şeylerle heyecanlanıp, başka şeylere üzülürsün. Ama bir süre. Oysa hepsi eksiktir. Her neyle meşgulsen tam da onun ortasında geliverir gülüşü aklına. O an aklını kaybedersin. Elinde bir kaldırım taşıyla polis barikatına doğru koşarken ya da tanımadığın insanlarla özgürlük sloganları atarken ya da kırığı sızlayan koluna daha az sızlayan incinmiş kolunla pres yaparken birden bire aklına geliverir. Ve o an başka her şey anlamsızlaşır. Koşarak onun yanına gitmek istersin. Elinden tutmak, alıp onu, kimsenin kimseye değmediği bir yere kaçırıp, dizlerine yatmak istersin bütün yorgunluklarını diz kapaklarına gömüp. Koşamazsın. Öylece kalakalırsın. Taş elinden düşer. Kolunun sızısı donup kalır. Ne ona gidebilirsin ne bulunduğun yerde kalabilirsin. Onun dışında her şey anlamını yitirir. Sessizce her neredeysen uzaklaşır, ilk gördüğün tekel bayiinden iki tane kırmìzı tuborg alıp parka doğru yol alırsın. Aklında bir tek o, dudaklarında acı bir ıslık, davasına ihanet etmiş ama bundan zerrece pişmanlık duymayan bir suçlu gibi, içine içine akıtırsın akmaktan utanan tüm yaşlarını. Çünkü aşktır bunun adı ve aşk başka her şeyi unutturacak kadar kuvvetli bir gerekçedir. Neye mi? Kendisinden başka her şeye..
 
Pardon..

Bi bakabilir misin içime ?

Orada bana ne yaptığına..
...
Müdahalen şart..

Eğer biraz daha gecikirsen,

Kalbimin rahmine düşürdüğün umut da düşecek, içimden..

Bir ihtimalsin, düşük bir ihtimal..

İçime düşüksün..

Bana yardım edebilir misin ?

Sağ kolum değil, sol yanım ol..

Enjektörle içimi içine çekebilirsin,

Bunun olmaması için direnmem..

Hatta ağzına verebilirim istersen, kalp atışlarımı..

Ritmi bozuk bir senfoni..

Beni kendine bestele.

Mırıldansan yeter..

Çok kimesizim bak!

Sen sahra, ben sana düşmüş bedevi..

Yüzümün orta yerine bir yıldırım gibi düştün..

Ve bilinçsiz bir şekilde bütün yüz ölçümlerime yayıldın..

Ele geçirdin, elinde olmadan..

Şakaklarımdan çarmıha gerildim..

Avuç içimi monalisa çiviledi,

Kırmızısı eksikti çünkü dudağının..

Kalan kırmızımı sana sakladım,

Beyazları boyamak için..

Biraz da siyahları..

Siyah beyaz olan geçmişinin, geçmeyişini..

Evimizin, iç cephesini..

Bakabilir misin lütfen..

Seni sevmeme izin ver!

Vallahi emir kipi değil..

Yanlış anlama..

Ellerim senin için var.

Sırtını dön bana, çakılı çivilerin ardındaki güvensizliklerini sökük alayım dudaklarımla.

Sen ıslak ve yılgın bir kedi, dizime yat sonra..

Ben intihar gibi sürükleneyim sana..

İzin verir misin ?

Kirpiklerine asacağım kendimi, göz torbana düşmek için..

Senin fetişinim de ben..

Beni biraz sevebilir misin sen de?

Lütfen..

Saçlarımın arasına gizlediğim şiirleri,

Ağzınla gözlerime dökebilir misin ?

Dudak kıvrımlarımdan,damağıma doğru süzülüp

Ağzımın kozasına düşebilir misin peki ?

Beni sevmeye bilir misin ?

Bunun için nedenin var mı ?

Kısa ama uzunca bir gerdanlık olarak içime akmana izin verebilirim.

Cennet vaadedemem ama cehennemi unutturabilirim.

Su serpiştireyim içinin kurak ormanlarına..

Yeşert beni korkma..

Bak fazla zamanımız da kalmamış üstelik..

Bakabilir misin biraz..

Şu 3 günlük dünyanın, 1 günü kadar..

Sen uyanmadan hazırlanmış bir kahvaltı sofrası görmek istemez misin ?

Bak içim, dışım hazır sana..

Bir çok sabah aynı günaydını bölüşebiliriz.

Sen gün ol, ben aydınlatırım içini,seni.

Senin için..

Benim içim..

Aşk mızıkası..

Çalmayı unuttuğum mızıkayı dudağıma sürmemen için bir nedenin var mı?

Varsa şayet bilmek istemiyorum.

Buna izin ver çünkü o sese ihtiyacının olduğunu biliyorum.

pası silinecek kalbinin ve yası..

Ben deli çocuk, seninle büyümeye geldim..

Beni içerine al..

İbadet etmek için yaşlanmayı bekleyemem anla...

Her an ölebilirim sana...

Umut: uyanık insan rüyasıdır..

Demişti: Aristotle..

Hala uyumuyorsam, bil ki..

Uyanık olduğumdan değil..

Umudun olabilmek için..

Lütfen..

Gözlerini kapat ve son kez bana uyan..

İnan seninle yaşamak değil amacım..

Aynı yastıkta ölsek kafi..

Bakabilir misin biraz ?

Ben bir şey doğurdum sana ..

Adını sen koy..
 
Bazen canımı kasten acıtan insanları, ölüm haberimle yıkmak istiyorum.
Çünkü; İnsanlar önemsemedikleri şeylerin, kaybettikten sonra anlıyor kıymetini.
 
Sana söyleyeceğim bir sürü şey'im var..
Ama susuyorum..
Bilirim ki; Bunları duymak senin egonu okşarken, benim saçımın teline dokunmaz..
 
Artık beklemeyi unuttuğunuz telefon gelir aniden hani, hani beklediğiniz kişi beklemediğiniz kadar sarhoştur.
Şaşkın bir "alo" sonrası..
Konuşur, konuşur, konuşur..
Konuşmaktan kaçtığınız her ne varsa, konuşulur.
Özledim der, özlediysen gel der..
Hani ağzının kokusuna kadar hissedersiniz ya sıcaklığını..
Öyle..
Hani alır göğsünüzün sıcağına sokulur, titretir orayı..
Önce yaranıza bakar.
Sonra yar...anıza dokunur.
Açar orayı, kanatır.
Oralarda bir yerlerde olup olmadığını kontrol eder, bulur kendini.
"alo" der..
O uyur, kalan ölür..
Gelir, bakar, sokulur, kanatır, öper ve gider..
 
Beni merak etme, iyiyim.
Masamı mumlarla süsledim, vanilyalı tütsüler yaktım, biraz şarap içtim, sezen ağır söyledi yine, ben ağladım biraz.
Bazen tutamıyorsun işte, gözünün yaşını, sesinin çatalını, içinde ansızın peyda olan patlamaların tüm vücuduna sızmasını, sırtına binen ejderhaları.
Biraz endişelendim kendim için, korktum mutfak çekmecesinde duran bıçaklardan, kırılmaya müsait bardaklardan, babamın sakalına değmiş jiletlerden, soğuktan, gök gürlemesinden, ben kendimi yalnız bulup durmamla yüzleşmekten korktum biraz, Sezen'den korktum, geceden korktum.
Ama iyiyim, merak etme.
Adını anmayı, seni anlamayı rafa kaldırdım.
Bravo mu bana?
Nasıl mı yapıyorum, aslında yapamıyorum, yapabiliyormuşum gibi davranıyorum.
Bir fabrika işçisinin, ustasının başına geldiğinde gösterdiği performansın aynı yaptığım, aynı tedirgin gülüş, aynı telaş, aynı korku, aynı endişe, aynı yaşam..
İyiyim işte, evdeyim, yazıyı bıraktım bir yerde, kahveye başladım şimdi, her şeyi bir yerde bırakmak lazım geliyor bazen.
Hiçbir şeyin ait olduğu sabit yerler yok halen gözümde.
''Herkes, her şey dilediği, istediği yerde dursun'' inceliğini kendime gösteremesem de, ben iyiyim.
Öyle diyorum.
Adımı sorsalar, iyiyim diyorum, öyle ezbere iyiyim.
Ezber kötü bu yüzden.
Ben iyiyim ama, merak etme.
Leonard cohen'i sevmek için iyi olmaya gerek yok diyorum Aslı'ya, iyisin ama diyor.
Öyle üzerime yapıştı leke gibi, iyiysem sorun yok, herkes iyiyse sorun yok, herkes iyiymiş gibi görünebiliyorsa sorun yok.
Bir şarkı açalım, bir sigara yakalım, geceye dayayalım sırtımızı, alnımıza melankoli biraz, kimse görmüyor, herkes uyuyor, yazının önü açık, her şeyi yazabilirim ama iyiyim, bu yüzden yazamam.
Yazarsam kötü olurum, barışırım korktuğum ne varsa hepsiyle bir bir.
Yazamam, kalem cesur, kalem korkusuz, kaybedecek hiçbir şeyi yok, kanından başka.
Bu yüzden yazamam, kalem kötü tükenmesin diye yazamam.
Kötülüğümden değil, iyiyim ben.
Yazamam, kalem kırıklığı yazamaz, keskinliği yazamaz.
Ancak bir bıçak anlatabilir beni, teninde bir yerine denk düşerse senin.
Ben bıçaktan korkarım, böylelikle kendimden.
Ama iyiyim..
Biliyorum, merak etmiyorsun ama, bıçak bu gece de iyi..
 
Biliyorum, kızgınsın bana..
yer yer nefretin oldum, yer yer yaran..
ağzı açık,sızmaya,sızlamaya müsait bir yara..

Gittiğim yerden yazamıyorum..
kaldığım yerden devam edemiyorum sana..
öldüğüm yerden dirilemiyorum..
anla..
geçmiyor zamanla..

Bilmiyorsun..
cevabını bulamadığım bütün soruları çöpe attım.
onları yok saydım, seni gitmedin..
bıraktığın yerden sana saydım, günleri..
ölmediğim günlere saydım, gelmediklerini..

Bunca zaman ne yaptım bilmiyorsun,kızma..

seni merak ettim biliyor musun?
Bilmiyorsun kızma..

seni özledim, içtim fotoğrafını bilmiyorsun..
seni yıktım içimde tabu diye.
seni ördüm içime duvar diye..
seni uğurladım dilimden Allaha dua diye..
ah etmedim inan..
merhamet et dedim Allahım..
Merhamet..

bilmiyorsun, bak..
Her sabah eksik, kanadı kırık bir günaydın konar pencereme.
umuduma verdiğim bir parça ekmek sensin..
Uyuyamadığım her gece sen..
her hece sen..

aklıma geliyorsun olur olmadık.
beynimden vurulmuşa dönüyorum inan.
acaba diyorum, beni düşünüyor mu hiç.
yokluğum yakasına yapışıyor mu..
diline düşüyor muyum yar diye..
ciğerinde yanıyor muyum yara diye..
diline duaya geliyor muyum bir cuma günü..
Allahla arasını açıyor mu acaba, diyorum.
ağlıyor mu diyorum, gülüyor mu.
Mutlu mu şimdi, diyorum
yalan söylüyor mu..
unuttum,aklıma bile gelmiyor diyebiliyor mu?
içiyor mu çok?
yok..

aramızdaki mesafe değil mesele.
mesele ''biz''
mesele bir dizi iz..

Allahım dedim..
ne olur üşümesin eli, başka birinin ellerine..
seviyorum'lu öldürücü cümle darbeleriyle yaşatmasın birini..
Allahım dedim..
bak.. beni unutmasın yalvarırım..
yalvarırım bir çay tomurcuğu gibi düşür beni,onun aklına.

Allahım ne olur dedim..
ölmesin o, başka birine..
Onun mezar taşı benim göğsümdür bilesin..
etme..
kabul etme Allahım..
onda, yar diye, yara diye benden başkasını..

Unutturma dedim Allahım, ölürüm..
unutma Allahım dedim..
nefes diye savur beni soluğundan içine at, dedim..

Hep sana vardım geldim,en kuytulardan..
sırtımı bile dönemedim yokluğuna..
ölmedim ama, inan hiç yaşamadım da..

ve artık bilirim..
aramızdaki boşluğu dünya bile dolduramaz artık..

Beni unut tamam, ama yalvarırım..
boynuna kolye yaptığım ıslak geceleri unutma..
yastığına sinen kokum hatrına..

Bil..
Allah şahidimdir ki: ben ayın 14ü gibi saf,temiz lekesiz sevdim seni..
Ben ki seni, bir ''Amin'' içtenliğiyle sevdim..
kabul, yarama kabuk olmayacağını bile bile sevdim..

Şimdi, mecnunun içindeki ateş,leylanın dilindeki dua, benim..

Sen ki sevdin..
Sevdim demeden, sevemeden gittin..
Olsun canım benim..
Benim canım, olsun..

Ben ki sol'un olamadım..
varsın canın sağ olsun..
 
İyiyim ( Geberiyorum..)
Aynı şeyler.. ( bir bok olduğu yok ) İş güç işte ( Aklımdan bir an çıkmıyorsun, dün gece rüyamda seni gördüm, aramak istedim, yapamadım.. )
Sen nasılsın ? ( Hiç mi özlemedin beni, unuttun mu beni..Bizi...)

kendine dikkat et.. sağlıcakla kal..( seni seviyorum, lütfen bunu unutma..)
iletirim.. ( bırak selamı.. Bana dön, sev nerede, nasıl kalmışsak)

Görüşürüz.. ( Yalvarırım, bir kez daha.. )
 
Şimdi bir başkasına anlatırken acıyorsa için, ve derin bir kesikten ibaretse titreyen sesin.. aşk'tı o.. bilesin..
 
Bak tamam. Biraz aptalım, hiç söylememem gereken şeyleri olmadık zamanlarda söylerim. Bazen nasıl tepki göstereceğimi bilemem. Ya susarım ya da öyle bakarım işte. Ama bu ne biliyor musun, bu seninle aynı yerdeyken oluyor. Çocuklaşıyorum, hatırlasana telefonla konuşurken nasıl kekelediğimi. Bendeki bu hal, çocukça tepkiler, kendini tutamayıp seviyorum demeler..Ya ben market raflarında düzgün dizilm...emiş bir ambalaj görsem üzülürüm, düzeltirim. Ben birinin ağladığını görsem ağlarım ama sadece senin güldüğünü görürsem gülerim. Bir baksana bana, yüzüme bak, kesik yara bere içindeki ellerime bak, tuttun biliyorsun. Bırakır mı o parmaklar seni hiç. Özlemek, sevmek, üzülmek, sevilmek için duruyorum karşında. Birlikte sokak aralarında çiçek çalarız , iş yerinin karşısındaki duvara adını yazar dururum. Şimdi belki hiç ama, ileride en sevdiğin şey olacağım, korkma bundan, korkmamalısın. Korkanlar hep kaybeder çünkü.Sen kaybedersen biz kaybederiz, dudağınla yanağının kesiştiği köşeye sonsuz bir gülücük ekmek istiyorum sadece.. Hadi, sıkma avucunu öyle, acıyor..
İçinde bir martı var.
 
Belkide boktan aşk hayatında başından geçmiş en kötü tecrübeymişsin gibi bahsediyor senden..
ama sen ona hala delice aşıksın..
 
O şimdi onu özlediğimi sanıyor, fotoğraflarımıza baktığımı, sürekli aklıma geldiğini, gün içinde aramasını ya da mesaj çekmesini beklediğimi..
O şimdi onsuz nefes alamadığımı sanıyor, kokusunu özlediğimi hatta bende unuttuğu o aptal ayakkabılarına bakıp içimi ısıttığımı..

o şimdi hala onu deli gibi sevdiğimi sanıyor..

yanılmıyor..
 
Neden bir aradaydık, bilmiyorum, neden sevdik, nasıl sevdik.. Kim daha çok sevdi hangimiz eksik kaldı. Bizi birbirimize bağlayan o bağ neydi bilmiyorum. Nasıl oluştu, neden koptu bilmiyorum. Seni özlüyorum ve bu yapabildiğin en güzel şey. Her sabah seni görmek için uyanıyor, her gece seni göremeden ölüyorum. Anlıyorum, ben en çok sana geç kalmışım. Ve sen en az beni sevmişsin. Anlıyorum..
özlüyorum, canım acıyor..
hepsi bu..
 
Sana söylemek istediğim çok şey var, susmak istediğim çok yer, sarılmak istediğim çok an var..Konuşamıyorum, susamıyorum, sarılamıyorum..
sorsalar, yaşıyorum..
sormasalar kızıyorum..

adın geçiyor,çok şey var..
susuyorum, çok yer..
sarılamıyorum çok an..
neden diyorum..
cevaplasalar kızıyorum.....
cevaplamasalar..

ölüyorum..
 
Geri