Bekleyen her şey soğur.

Konu sahibi son olarak 2211 gün önce görüldü
“En uzun, en çaresiz geceni düşün. Sabah olmadı mı ?”
 
Bana 'nerelisin' diye soruyorlar
Tam söyleyecekken;
Senin 'oralı' olmayışın geliyor aklıma
Susuyor ve ben de oralı olmuyorum...
Sonra 'yaralıyım' diyorum 'yaralı'
Hem de merkezinden...

(B.Gökçe)
 
11512_10151935498923352_1478700975_n.jpg
 
Her gözyaşı yenilgi değildir. İnsan bazen daha fazla dayanabilmek için ağlar.
 
Gidiyorum.. Ben, senin iç’inim.. İç’in gidiyor.. Sen, artık başkasıdır.. Sen, artık başkalarınındır.. Başkalarının dilinde bir sen’dir artık sen; onların diliyle konuşmayı beceren.. İster istemez unutan içinin dilini, çünkü ben gidiyorum.. İçinin acısını aldın yazarak ve şimdi buyurdun bana gitmemi.. Gidiyorum, iç’in artık yolculuktur..
 
Saklambaç oynardık biz.
Bir anlığına herkesin , herkesi kaybettiği; ama kimsenin kaybolmadığı o oyunu severdik.
Birini saklandığı yerden çıkarmak, ondan daha akıllı olduğumuzu işaret ederdi...Ondan önce yerimize varmak ise çevik olduğumuzu.
Egomuzu parıl parıl parlatan bu oyun; en büyük keyfini , kaybettiğimizi bulduğumuzda yaşayacağımız mutluluktan alırdı.
Biz en çok bu yüzden , en çok saklambacı sevdik...
Hiç vazgeçemedik.
O yüzden hala saklanmayı sevişimiz...
Ve sobelenmek pahasına aramaktan hiç vazgeçmeyişimiz.
 
Ertelemek, yaşamın mayasını kaçırır.
Kızdıysan bağır, sevindiysen söyle, acıktıysan ye, uykun geldiyse yat, özlediysen arkasından koş, sıkıldıysan çarp kapıyı çık, konuşmak istiyorsan konuş.

Sonraya ertelenen ne varsa ruhunu, kokusunu, tazeliğini, öz suyunu yitirir....

Söylenmeyen sözler de zaman aşımına uğrarlar. Yaşlanmaya benzer bu: Sözcükler de büzüşüp, küçülürler. Geriye dönüş yapıldığında o vurucu gücü, etkiyi beklemek hayaldir.
 
Her şeyi zaman varken yapmak gerek. Geciktirilmiş sözler, askıya alınmış hayaller, ertelenmiş itiraflar, gerçekleştirilmeyen buluşmalar; bir gün hepsi size pişmanlık olarak geri dönmeden önce, henüz vakit varken.
 
Bu yazı 6.sigaranın tam 8.nefesinde yazılmakta.
Sigara zammına isyan edercesine aklımdasın.
Hava çok soğuk; ellerin buz tutmuştur. Oysaki benim tutmam gerekirdi ellerini.

Bu arada bunu okurken yine o yanındakinin elini sıkı tut, hayallerimi tutup daha sonra bıraktığın gibi olmasın.

Sahi bunun ne demek olduğunu bilmek ister misin?
öğrenmeni isterim iyi dinle,

Hani makyajlıyken ağlarsın ya, makyaj yüzüne gözüne bulaşır (ne kadar kötüdür o an değilmi?) hele bütün tırnaklarını ojeledikten iki dakika sonra kırılır ya tırnakların, (genemi anlamadın?) o zaman iyi oku; hani saçlarını boyadıktan hemen sonra, rengi solar, tek tek kırılır ya.. (işte benim kırılmamdan daha sert olacağını sanmıyorum)
Hani, 5 dakikan olmasına rağmen elbise seçmekte kararsız kaldığın kaldığın anlar vardır; sonra sevdiğin elbisenin yıkandıktan sonra renginin gitmesi; aynı senin gidişin gibi; çok kötü değil mi ?
Ya da; göz kalemi sürersinde gözlerine, sevdiğin insanı o gün başka birisi ile elele görürsün de ağlamak istersin ya; işte o akıttığın gözyaşları bile farklı renklere dönüşür ya, işte o en büyük acıdır aslında.

Ya da ben anlatamıyorum galiba. Çünkü bunlar devenin yanında diken, sevenin yanında giden gibi kalıyor.
Bütün bunları boş ver de, ne diyorum biliyormusun? Aslında ben de suçluyum.
Seninle oynamam gerekirdi;
 
Satırlarıma Dökebildiklerim Sadece ;
Bir Kaç Kelimeden İbaret .!

-İçimdekileri Sorma,Onlar Zaten ALLAH'a Emanet ..!
 
Mutluluğu Tasarlayamazsın ,

Varsa Yaşarsın Yoksa Bakarsın . . !
 
Uyuyunca her şey geçiyor biraz.
Hafifliyorum, unutuyorum, ne iyi oluyorum ne de kötü, ama güzel oluyor.
Uyku ölümün yarısıyken bu kadar tatlıysa, diğer yarısını düşünemiyorum.
 
Sen bana yazmıyorsun
Ben de sana yazamıyorum
Korkarım sevgilim
Başkaları yazacak bize
O zaman da sen
''Başkası'' olacaksın bana
Ben bambaşka bir yabancı
Sana..

Ezel Roz Manaz
 
Mesajını okuduğumda çok işlek bir caddedeydim, yürüyordum, benimle birlikte yürüyen bir sürü ceset arasında olduğum yerde durdum.
Yağmur yağıyordu, son cümlede biraz üşüdüm, biraz gırtlak tıkanması, nefes darlığı.
Yağmura yüzümü uzattım
Çok güzel yağıyordu
Yağmur yüzümü ıslattı
Biraz da rimelim aktı
Ağladığım anlaşılmaz dedim
Nasıl olsa yeterince ıslandım dedim
Nasıl olsa yeterince üzüldüm dedim
Nasıl olsa yeterince sevmiyordun dedin!
Belli olmaz dedim
Ağlarsam belli olmaz
Öyle ki;
Biliyorum
Ölsem belli olmazdı..
Ölmedim ama
En az senin kadar yaşadım, yaşıyorum.
Biraz ıslak yalnızca
Belli olmuyor diye, nasılsa..
Öyle..
 
Bende eksik olan her ne varsa seninle tamamlayabileceğimi düşünüyordum, en azından beni çekilmez yapan baş ağrılarımı sakin ses tonunla geçirebileceğini umuyordum.
O genzimi yakan iğrenç ilaçları kullanmak zorunda kalmayacaktım belki..
Ve beni her defasında nasıl türlü türlü kötü düşüncelerden kurtarıp, kendini gözümde daha nasıl bu kadar çok ''kahraman'' ilan edeceğini merak ediyordum.
Beni bir yerlerden kurtarabilirdin
Bir şeylerden
Bir yerlerimden
Gerçekten, merak ettiğim binlerce şey vardı seninle ilgili
Bir sürü saçma sapan soru
Sorma imkanım olmadı çünkü, seni izlerken sevgilim konuşmak hiçte mümkün olmadı
Senin de bir sürü mantıklı cevabın olabilirdi ve sen bana onları anlatırken bu sırada ben seni daha uzun izleyebilirdim
Ben gerçekten güzel olacağını sandığım her şey hakkında feci yanıldım
Bile bile lades bu oluyor aslında..
Ve gerçekten ben ''berbat bir şey olacak'' dediğimde hiç yanılmadım.
Eksik bırakıldım
Tamamlanamıyorum çünkü;
Kendimi koltuğun altına, sağa sola saçılmış puzzle parçaları gibi dağılmış hissediyorum
Ve benim bir minik parçam eksik, ve bu tamamlanamadığımın gerçeği
Ve zannediyorum ki; Şuan için bana bundan daha beter bir iç acısı olamaz.
Hayır zannetmiyorum
Gayet eminim
İçim acıyor.

Ezel Roz Manaz
 
Beni bir daha görmeyeceksin..
Bu düşünce bile, varlığımı değersiz kılmaya yetiyor.

Ezel Roz Manaz
 
Zamanında çok kıymet arz eden biri için artık savaşmayı bıraktığınızda, harcayacak tek bir cümleniz kalmadığında, yani en kararlısından kendinizi onun uzaklarına attığınızda, bir his ki uyanır, bir pişmanlık ki dağ olur, bir geç kalmışlık ki ömür tüketir.
Savaşın, bir şeyler daha söyleyin, burun uçlarında belirin isterler.
Çünkü ego bunu gerektirir, ilgi odağı olmayı istemek ve hep çok sevilen.
Sürekli takdir görme isteği ile yanıp tutuşan, hep haklı ve hiçbir hususta haksızlık ile aynı cümle içinde temas edemeyecek olma tahammülsüzlüğüne sahip olan çok aşırı mükemmel insanlar bunu isterler.
Bunun aşkla ilgisi yok.
Ki; kimse de kuklası değil hiç kimsenin.
Savaş bitti çünkü, cümle bitti, yüklem yitirildi, uzaklar uzay oldu, gönül soğudu kırığına.
Dünya herkesin başında başka türlü döner.
Benimki durdu.

Ezel Roz Manaz
 
Yorgunum çok.
Bir taraftan herkese iyi görün telaşı
Şık dur, gülüşünle, kıyafetinle, duruşunla
Eve girdiğinde ışığı yanıyorsa salonun
''Ben geldiiiim'' diye ev ahalisine seslen, şen şakrak ol
Rol kesss..
Ne varsa yut, ne varsa at içine
Taş gibi otursun içine sesin, hıçkırığın, tepe yap, dağ yap biriktir
Kalsın, bakarsın lazım olur bazı geceler
Şunlar şurada dursun şimdilik...
Bazı geceler ben ağlarım bunları
Diğer taraftan yaşam kaygısı
Ve mecburiyetler
Ve diretilenler
Ve yetemeyişim hiç kimseye
Ve yakışamayışım hiçbir yere
''Kıpırda hadi bir şeyler yap''
Hiçbir şey olsam olmaz mı
Şuraya kıvrılıp bir kitap okusam
Bir adam var işte bak şuramda, düşümde
O okusun biraz bana, kafka okusun en çok.
Bir şömine'm olsa, bana ağırlık yapan şeyleri
Ateşte yakmanın hafifliğine doysa'm
Üşüme bi gitse..
Kimse anlamıyor değil umursamıyor gizliden
Böylelikle çekiştirilerek her bir tarafımdan
Kuklaya dönüştüğümü
Hiç kimse görmüyor
Hep birileri uğruna yaşadığımı.
Herkes anladığını söylüyor ama
Fark etmiyor, tam da böyle oluyor.
Turnikeden geçip site güvenliğini sağlayan Levent ağabey'e selam veriyorum
Ki hiç maskeli adamlar görmedim ben etrafta, eli bıçaklı adamlar, hırsızlar
Çok sembolik Levent abi'ye;
Gülümsüyorum bir de; ''iyiyim ben'' edasıyla
Biraz daha gülümsersem suratımdaki ağırlık ayağımın dibine düşecek
Biraz daha ağlamazsam buna katlanamayacağım.
Tak tuk tak tuk, 2 dakika daha bu sese yoğunlaşıp binaya girdim
Asansörü çağırdım, 5.kata çıktım
Anahtarı kapının yuvasına taktım ve tık..
Evde kimsenin olmayışıyla
Kabımdan çıkıp, ben oluveriyorum bir anda
Önce yüzümdeki ağırlığı çıkarıp duvara asıyorum
Sonra ayakkabılarımı,
Sonra sütyenimi
Kadınlar güzel görünmek adına tüm gün işkence çekip taşıdıkları şeyleri
Eve vardıklarında bir tarafa atarlar.
Ben odamın içinde asla rol yapamam.
Duvarlara, eşyalara, dün geceden kalma yarım şişe şaraba, nemli yastığıma, tavana
Asla rol kesemem.
Burası benim kale'm
Asla yargılamıyor duvarlarım beni, asla iyiliğimi, kötülüğümü sorgulamıyorlar
Her halime göz yumuyorlar, duvarları severim bu yüzden, dağınıklığı, kitapları
Tütsüleri ve mumları
Bir de en kırmızısından şarabı
Penceremin açıldığı gökyüzünü
Bir de saçlı sakallı bir adam var, onu..
Bunu bilahare yazarım
Şimdi yorgunum
Bir sigara yakıp
Ardından uyuyamayacağım
Odamın tavanını severim belki biraz
Sonrasında koynunda sızarım gecenin
Biraz geçer sızlayışım
Yarın sabah kaldığım yerden bin bir gayretle devam ederim
Yaşama yapışmaya.
 
Devamını bekleyebilirdin hikayemin, bulmak çok daha kolay olabilirdi dilimde yer etmiş bin bir diken sözcüğün arasında beni, sürekli geçmişe dönmek istemeseydin.
''Mevcut durumlarla baş edemeyenler hep geçmişe dönmek ister''i duymasaydın bir filmde.
Bir filmde kendini bu kadar çok bulmasaydın, bir kitapta kendinle sürekli karşılaşmasaydın, bu kadar çok bukowski yaşamasaydın.
Ama bekle, başka bir ş...eyden bahsedecektik.
Diyecektik ki; bana hiç gülümsemiyorsun, küs müyüz?
Birbirimize varmak için daha kaç defa düşmemiz gerekir, kaç yerimizden daha kanamamız lazım gelir?
Benim bir ismim yok, senin bir ismin yok, seni çağırmak için başka bir yol bulmalıyım.
Bana seslenmek için bana bir isim bulmalısın.
''Kalbime ilk ne zaman dokundun'' diye sormasaydı kadın adama, bir filmde.
Ben de dönüp dolaşıp sana çıkacak sapa yollar aramazdım.
 
Geri