bu aralar pek duygusalım, madem öyle burayı da biraz yeşillendireyim.
aze ile de bayadır eskidir tanışıklığımız, 10 olmuş mudur olabilir, olmasa bile 9 kesindir... birbirimize ''ıslak kelebek'' diyorduk, o zaman farklı bir topluluk vardı ve cem adrian şarkılarıyla anlaşabiliyorduk hepimiz... ıslak kelebeklerin kanatları biraz daha çabuk kırılıyormuş diğerlerinden galiba, biz de biraz çabuk kırılanlardan olduk. dobralığı seviyorsak eğer baya da güzel kızdık, sövdüğümüz zamanlarda olmuştur. uzaklaştıkça da tanıdığım ilk kelebek değilmiş gibi geldi.
tozlu raflarda saklanan kavanozdaki bir kelebekti belki de artık... bazı hikayelerde o raflarda güzeldi çünkü en azından bir daha kırmayacağını, kızmayacağını biliyordun.
sonra yine denk düştük, birbirimize soğuk olduğumuz aşikar ama bir yanımızda o ilk anın heyecanı gibi. kendi içimde çok eleştirdiğim zamanlarda oldu onu ama sonra insan bunu niye yaptığını bile unutuyor ya da gerek görmüyor. geçenlerde adı lazım değil o da okur zaten dediğim biriyle konuşurken ''olduğun yer kadar baktığın yer de değişiyor'' demiştim. baktığım yer değiştiği için mesela şu an buraya yazabiliyorum.
beceriksiz olduğumuz bazı konular bize başka beceriler kazandırdığı için bu konuda şu an pişman olmayacağımı bilerek yazıyorum.
belki biz eskisi gibi değiliz, olmak gibi bir zorunluluğumuz da yok ama yaşanan her şey, birer anı. rilke'nin çok sevdiğim sözü gibi: ''anılara sonuna dek sadığım, insanlara öyle olmayacağım...'' biraz hepimizi anlatıyor.
ahaha aşırı duygusalım demiştim, regl dönemimdeyim de........
bütün bunlar dışında da kafa kızdır yani, hakkını yemeyelim. yemeyin.
baya da yaşlanmışız ya, 10 sene önce çemkirilen şeylerin geyiği dönüyorsa, mis gibi yaşlanmışız.
hayırlı olsun...
iyi forumlar.
konu kilit, ban.