6/158. (İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) işaretlerinin geldiği gün, daha önce iman etmemiş, yahut imanında bir hayır kazanmamış kimseye, artık inanması bir fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz."
İman sahipleri bu ayeti kerimelerin ifade ettiği mana karşısında titrer.
65/8 - Nice kent var ki Rablerinin ve O'nun peygamberlerinin emrine başkaldırdı, biz de onları çetin bir hesaba çektik ve onlara görülmemiş şekilde azab ettik.
İsyan etmek sadece, nefsine uyarak, Rabbinin emrine muhalif hareket etmek değil, bundan başka bir de temelden karşı gelmek, prensip olarak reddetmek. İşte bunlara Cenab-ı Hak şiddetli hesap sorarız ve onları görülmedik, kimsenin bilmediği, tanımadığı bir azaba tabi tutarız buyuruyor.
9 - “Fe zakat vebale emriha”, onlar kendi yaptıkları işlerin akıbetini, kendi işledikleri küfrün ve inkarın neticesini görürler.
“Ve kane akıbetü emriha husra”, onların davranış ve inkarlarının sonucu husrandır buyuruyor Cenab-ı Hak.
10 - Allahü teâlâ onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. O halde ey akıl sahipleri, o azabtan, o azab dolayısıyla Allahtan korkun. Allahın emirlerine saygılı olun. Allahü teâlâ size her türlü gerçeği bildiren, hatırlatan bir kitap gönderdi.
Yine burada muhatab alınanlar akıl sahibi olarak gösteriliyor, yani aklı başında düşünme potansiyelinde olabilen insanlardır kendisine çeki düzen vermesi gereken, yoksa inat ve kibirli kişilerin hangi seviyede görüldüğü yukarıda bildirilmiş idi.
Ayeti kerimelerde bazı gerçekler üzerinde o kadar ısrarla durulmuş, bazı konuların altı o kadar önemle çizilmiştir ki, insanlar huzuru Hakka çıktıkları zaman, ya Rabbi, bu konuda biz yeteri kadar uyarılmamıştık, Bize hakikaten meselenin önemi bu ölçüde vurgulanmamıştı diyemiyecekler. Bunu teminen insanlar için her türlü mazeret kapısını kapatmak için Cenab-ı Hak Kur’anı kerimin başından itibaren çeşitli vesilelerle çeşitli sebeplerle inkârcı insanların uyarılması konusunda ne kadar son derece sarih açık seçik bir takım deliller ortaya koyuyor. İnsanları her türlü akıl ve mantığa uygun, insaf ehlinin rahatlıkla kabul edeceği fevkalade güçlü delillerle insanoğlunu uyarıyor, ona akibetini bildiriyor.
“Ve la yünebbiuke mislü habir”, işte bütün bu gerçekleri, bütün bu hakikatleri sana ancak Allahü teâlâ haber verir. 35/14
Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? 35/37 – Düşünme süresi son nefese kadar
Allah'tan geri çevrilmesine hiçbir çare olmayan bir gün gelmeden önce yüzünü dosdoğru, sabit dine çevir. O gün (gelince) insanlar birbirlerinden ayrılırlar 30/43
7/53. “Hel yenzurune illa te’vileh”, insanlardan bir kısmı peygamberlerin haber verdikleri şeyin neticesini ve akibetini beklemektedirler, onu merak ederler.
“Yevme ye’ti te’vilühü yekulüllezine nesuhu min kablü kad caet rusülü rabbina bil hak”, peygamberlerin bildirdiği gerçek ortaya çıkınca, o gerçeğin ne olduğu anlaşılınca, onların haber verdikleri kıyamet zuhura gelince, Allahü teâlânın talimatını, emirlerini unutanlar, onlara kıymet vermiyenler, daha önce Allahın peygamberleri bize hak olanı getirmişti diyecekler. Böyle itiraf edecekler. Evet bütün bunlar bize haber verilmişti. Bunlardan biz haberdar edilmiştik diyecekler.
“Fehel lena min şüfe’ae feyeşfe’ulena”, bize şefaat edecek yardımcılar, yok mu bize şefaat edecek kimse diye, onlar çaresizlik içinde yalvarıp yakaracaklar.
“Ev nüraddü fe na’mele ğayrallezi künna na’mel”, o dehşetli anda onlar, bir taraftan kendilerini o sıkıntılı durumdan kurtaracak şefaatçılar ararken, diğer taraftan da çaresizlik içinde, biz tekrar dünyaya döndürülsek de dünyada iken vaktiyle yaptığımız işlerden farklı, onlardan başka, Allahın rızasına uygun işler yapsak diye bir takım boş temennilerde bulunacaklar.
“Kad hasiru enfüsehüm ve dalle anhüm ma kanu yefterun”, onlar nefislerine, yaptıkları işlerden dolayı, kendilerine yazık ettiklerini anlıyacaklar ve onların yardım bekledikleri putları, kendilerine tapındıkları, kendilerinden meded umdukları hertürlü sahte mabudları ortadan kaybolup gidecek, hiçbiri ortada olmıyacak o sırada artık.
8/24 Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaksınız.
9/82 Yaptıklarının cezası olarak, bundan böyle az gülsünler, çok ağlasınlar. (Tevbe 82)
9/110 Onların şüphe üzerine bina edilmiş olan, sahip oldukları imkânlar, düşünceler ve yaptıkları bütün işler, onların kalpleri parçalanıncaya kadar Allahü teâlâ tarafından onlar için bir üzüntü ve kahr vesilesi olacaktır. Allahü teâlâ herşeyin hakikatini bilen, bütün işleri hikmetli olandır.
21/15 Biz kendilerini, kuruyup biçilmiş ekine, sönmüş ateşe çevirinceye kadar bu feryatları sürüp gider.
“Haza belağun linnasi”, Bu Kur’anı kerim, Allahü teâlâ tarafından insanlara bir tebliğdir. Bildiridir.