Ate'ler kendilerini inanmadıkları bir olaydan kurtarmaya çabaladığımızı sanıyorlar.
Böyle bir derdimiz yoktur. Neye inanırsa inansın sorumlukları kendilerine aittir. İkaz edilir, akibet bildirilir ve kendi hallerine bırakılır. Maksat doğru ve yanlışın belli edilip başkalarının o hataya düşmemesidir. İnanmayanların o halde kalacakları zaten hüküm olarak bildirildi.
“Bu kitap, Allah'tan korkanların, Allah'ın emirlerine saygılı olanların, Cenâb-ı Hakkın emirlerine itâatkar bulunan kimselerin, hidâyete ermelerine, doğruyu bulmalarına, hakîkati görmelerine, gerçeği anlamalarına vesîle teşkîl edecek bir özelliğe sâhiptir.” Bu kitâbın karakteristiği budur. İnsanlar, doğruya ve hakka tâlip iseler, mutlakâ bu kitâba uymak sâyesinde, bu kitâba uyarak o doğruyu bulma imkânını elde ederler. Bu sûretle, dalâletten, sapıklıktan, her türlü yanlış yollara düşmekten de kendilerini kurtarırlar.
Ama onlarda, Allah’tan korkma, Allah’ın emirlerine saygı gösterme vasfı bulunması esastır.
İnsan bu açıklamalara bakarak hangi konumda bulunduğunu kendi kendine anlayabilir.
Bu kitap, inanan insanlar için doğruyu gösteren hidayet rehberi ve rahmettir. İnanmayanlara bu fırsat verilmez.
Ölecekleri ve hayatiyetten kendilerine güç kuvvet veren canlılıktan hiçbirşey kalmıyacağı güne kavuşacakları vakte kadar onları bırak artık denmektedir.