Ateistlere cevaplar yazı dizisi

Konu sahibi son olarak 2799 gün önce görüldü
Ahiret endişesi taşımayanlar ve buna ihtimal vermeyenler, kendini beğenmişlik ve bozgunculuk niyeti içindeler, bu niyetlerinden dolayı Kur’anı Kerim bizleri o konuda aydınlatıyor ve onların yerlerini bize bildiriyor.
Onlara, İnsanların inandıkları gibi siz de inanın denildiğinde ise, Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim? derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. 2/13
Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, Dünyevi ölçüleri nazarı itibara alarak, insanlar arasında içinde bulundukları maddi durumları değerlendirmek suretiyle mü’minlerin haline baktılar, bir de kendi guruplarına, kendi cemaatlerine baktılar. Dediler ki bakın, şöyle bir değerlendirme yapalım. Bir görelim bakalım. Bu iki guruptan hangisi daha hayırlı, daha faydalı. Hangisinin meclisi daha kıymetli diye birbirlerine sordular. 19/73
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] Onlar, mü’minlerin, inanan kimselerin kültür seviyesini, cemiyetteki durumlarını, devamlı gözardı ederek, onları aşağılamak temayülüne, eğilimine girmişlerdir.
[/FONT][/FONT] İnkâr edenler, iman edenler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. 46/11
Kafirlerin değer ölçüleri meydanda. Bir meseleyi değerlendirirken onlar daima zahiri sebeplere göze görünen bir takım kriterlere önem veriyorlar. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Ma sebekuna ileyh”, [/FONT][/FONT]bu gördüğümüz haşa, ayak takımı insanlar bizden önce müsliman olmazdı. Getirilenler iyi bir şey olsaydı evvela biz müsliman olurduk diyorlar. Mantığa bakın
Ahiret konusunda düşündükleri ise şöyle beyan ediliyor,
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Ve le in ruci’tu ila rabbi”[/FONT][/FONT], farzı muhal eğer bu kıyamet olacaksa, ben Allahın huzuruna döndürülecek olursam
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “İnne li indehu lel hüsna”, [/FONT][/FONT]mutlaka ben bu kadar yetenekli, böyle zeki, böyle kabiliyetli, tedbirli, ileri görüşlü bir insan olarak Allah katında benim için güzel bir akibet olacaktır. Allah beni mutlaka mükafatlandıracaktır diye düşünür.
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Fe le nünebbiennellezine keferu bi ma amilu”, [/FONT][/FONT]biz mutlaka inkârcılara yaptıkları işleri gösterecek haber vereceğiz.
-
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Ve nüzikannehüm min azabin galiz”, [/FONT][/FONT]onlara şiddetli azabı mutlaka tattıracağız buyuruyor Cenab-ı Hak – 41/50
Burada da yanlış tercih için akibet bildirilip inkârcılar için mazeret yolu kapatılmıştır.
[FONT=Calibri,Calibri][FONT=Calibri,Calibri] Allahü teâlânın gerçek bir va’di olarak hepinizin dönüşü Hakkın huzurunadır. O, mahlukatı, varlık alemini, hiç ortada mebde-i asliyyesi yokken, hiçbir temeli yokken, yoktan var etmiştir. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. İnkarcılara ise Cehennemin kızgın sularından verilecektir.10/4
[/FONT][/FONT] 10/7. İnnellezine la yercune likaena ve radu bil hayatid dünya vatmeennu biha vellezine hüm an ayatina ğafilun
Bizim huzurumuza çıkacaklarını ummayanlar, buna ihtimal vermiyenler, dünya hayatına razı oldular. Dünya hayatında ellerine geçen imkânlarla iktifa ettiler, yetindiler. Bu, bizim için yeterlidir, kafidir diye düşündüler. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Vatmeennu biha”, [/FONT][/FONT]ve o dünyada ellerine geçirdikleri bir takım ni’metler, sürdükleri keyf, zevk ve sefa ile mutlu olmağa, mesud olmağa çalıştılar, öyle zannettiler. Bundan huzur bulmak istediler. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Vellezine hüm an ayatina gafilun”, [/FONT][/FONT]işte bunlar bizim ayetlerimizden, bizim uyarılarımızdan, ikazlarımızdan gaflet içinde bulunan, bunlardan habersiz kimselerdir.
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] İnsanlardan bir kısmı yaşadıkları dünya hayatını herşeyden ibaret zannederler. Onlar, Allahü teâlânın huzuruna varacaklarını, yaptıkları işlerin hesabını vereceklerini ve bu dünyada yerli yersiz, haklı haksız yaptıklarının yanlarına k[/FONT][/FONT][FONT=Calibri,Calibri][FONT=Calibri,Calibri]â[/FONT][/FONT][FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial]r kalacağını zannederler. Tamamen menfaatçı bir düşünce ile hareket ederler ve onların dünyaya bakış tarzı budur. Maneviyyata, uhrevi mesuliyyete inanmıyan insanlar, Hak huzurunda verecekleri hesabın endişesini yaşamıyan insanlar, dünya hayatıyla iktifa ederler ve ellerine geçirdikleri şeylerle mesut ve mutlu olmağa çalışırlar. Ama bir taraftan da bu ni’metlerin ellerinden bir gün çıkıp gideceğini düşününce de, ne yapacaklarını şaşırırlar. Son derece ümitsiz hale düştükleri, zaman zaman bütün ümitlerini kaybettikleri de olur. Onlar bu bakımdan ruhi bir muvazene, psikolojik bir dengeyi pek yakalıyamazlar. Onun için ayeti kerimede bunların ruh haleti fevkalade güzel bir şekilde anlatılıyor.
[/FONT][/FONT]
Allahü teâlânın rahmeti, şefkati dünyâda mü’minlere ve kâfirlere, herkese birlikde yetişdiği ve herkesin çalışmasına ve iyiliklerine dünyâda karşılığını verdiği hâlde, âhıretde kâfirlere merhametin zerresinin bile olmadığı da bildirilmiştir 7/32.
Bu dünyâda, doğru ile yanlış karışıkdır. Haklı ile haksız bir aradadır. Bu da ateistlerin yanlış hüküm vermelerine sebep olmuş, yaptıkları ile ferahlanmış ve onları emin olduklarına inandırmıştır. Ama olayın ahiretde hiç öyle olmayacağı aşağıda açıklandığı şekilde olacaktır.
Bunları okuyan, dinleyen, düşünenler ibret alıp, bu suretle kendi hareketlerini düzeltmeye çalışmalı, yanlış davranışların ne kadar tehlikeli sonuçlara müncer olduğunu görerek, kurtulma çareleri aramalıdır.
(Dünyâda kötü amel işleyenleri; îmânlı olanlar ve sâlih amel yapanlar gibi hayâtda ve öldükden sonra eşit kılacağımızı mı zan ediyorlar. Buna ne ile hükm ediyorlar!) 45/21
"Allahın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur" dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz. 45/32
6/29 Onlar, dünyada iken hayat yaşadığımız bu dünya hayatından ibarettir, sadece bu dünya hayatı vardır ve biz tekrar diriltilecek, tekrar ba’sü ba’del mevt ile, öldükten sonraki dirilme ile Allahın huzuruna filan çıkarılacak değiliz derlerdi.
Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir. 27/4
Nitekim Kehf suresinde de Cenab-ı Hak öyle buyuruyor. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Kul hel nünebbiuküm bil ahserine a’mala. Ellezine dalle sa’yühüm fil hayatiddünya ve hüm yahsebune ennehüm yuhlinune sun’a”[/FONT][/FONT], onlar kendilerinin güzel işler yaptıklarını zannederler buyuruyor Cenab-ı Hak. Onlar aslında onların bütün çalışmaları, sa’yü gayretleri boşa gidecek buyuruyor Cenab-ı Hak. Ama onlar hep yaptıklarının faydalı işler olduğunu zannediyorlar. Kehf 103-104
Onlar daima yaptıkları işlerin faydalı şeyler olduğunu iddia ederler ama bütün bunlar onların kendi kuruntularından ibarettir. Cenab-ı Hak öyle buyuruyor işte. . [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Fe hüm ya’mehun” [/FONT][/FONT]Onlar bu yaptıkları işte, böyle bocalayıp ne yapacağını bilmez insanın kararsızlığı içinde şaşkın bir vaziyette ortalıkta dolaşıp dururlar.
İşte bunlar, kendileri için oldukça ağır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır. 27/5
Bütün bu söylenenlerin gerçeğini, bu haberin mahiyyetini bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz 38/88
 
69/48 Kur’anı kerim, mütteki olan, Allahın kudret ve azametine saygılı olan, ilahi emirlere karşı hürmetkar olan, itaatkar olan kimseler için bir nasihattır, bir hatırlatıcıdır.
İçinizde (onu) yalan sayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz. 49
Muhatab alınanlar, inatçılar ve doğru düşünemeyen kibirliler, ateistler değildir. Kur’anı Kerim onların sorumluluk sınırlarını ve akibetini bildiriyor, kendilerine çeki düzen vermeleri için uyarıyor, ancak onların bu uyarılara kapalı olduğu, pek çoğunun bunu önemsemeyeceği ve bu inatları neticesi onların bu yolda sabit kalması için kendi hallerine bırakılıp yardım edilmeyeceği, bunun kendi tercihleri olduğu da ayrıca belirtiliyor.
Hevâ ve hevesini tanrı edinen ve Allah'ın (kendi katındaki) bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâla ibret almayacak mısınız? 45/23
Mü’minler için, insanlar için Kur’anı kerimden biz, şifa ve rahmet olan ayeti kerimeler indirdik. Kafirlere de Kur’anı kerim her türlü zarar ve hüsranı verir. 17/82
Biz, bu Kur'ân'da akıllarını başlarına almaları için türlü şekillerde ikaz ve ihtarı açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır. 17/41
17/54 Rabbiniz sizi çok daha iyi bilir. Allahü teâlâ dilerse size merhamet eder, doğruyu gösterir. Hak yolu bulmanıza yardım eder. Ama dilerse de siz iradenizi, ihtiyarınızı kötü yolda kullanmak suretiyle dalalete düşersiniz. Bundan dolayı da Cenab-ı Hak size azab eder. Biz seni, insanlara vekil olarak, onları zabtu rabt altında tutacak, onları zorla ve cebren belli bir yola sevketmek üzere göndermedik.
Allah dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. İkrah etme onları. Bırak, onları kendi iradeleriyle, kendi ihtiyarlariyle başbaşa kalsın.
“Onların kaderleri, onların neye layık oldukları, nasıl bir hadiseyle karşılaşmaları icab ettiği hususundaki takdiri ilahi Allaha aittir. Cenab-ı Hak ona karar verir. Fakat onların çoğu bu hakikati, bu gerçeği bilmezler.” 7/131
7/146 [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Se asrifu an ayatiyellezine yetekebberune fil ardı bi gayril hak”, [/FONT][/FONT]hakları olmadığı halde yeryüzünde sebepsiz tekebbür gösteren, büyüklenen, kendisinde bir varlık, bir benlik hisseden insanları, ayetlerimizi anlamaktan, onlardan istifade imkânından mahrum bırakırız.
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] Mümin/35 de bildirilen şekilde; Allahın kalbini mühürlediği kimseler, evvela mütekebbirdir. Onlar dediğim dedikçidirler. Bunların güvenecekleri bir şeyleri yoktur. Zorbadırlar, Karşısındaki insana hiçbir söz hakkı tanımaz. Onlar fevkalade barbar, son derece bağnaz insanlardır.
[/FONT][/FONT] -
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] “Cebbar” kelimesi zorba demek. Onlar müsamaha anlayışı , tolerans anlayışıyla hareket etmiyorlar. Karşısındakine hiç bir söz hakkı tanımıyorlar. Onlar tamamen her türlü söz bana aittir, senin bir tek kelime söylemeğe hakkın yoktur, buna izin vermiyorum diye, daima dayatıcı ve baskıcı bir üslub ve metodla hareket ediyorlar.[/FONT][/FONT]-
-
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] Bu nedenle inanmaya doğru düşünüp karar verebilmeye kapalı bir hal alıyorlar, Yani bir takım meseleleri anlıyabilme, idrak edebilme, akıl yürütebilme meziyyetinden tamamen mahrum kalıyorlar. Onların kalplerinin mühürlenmesi böyle.
[/FONT][/FONT] Eğer Kur’anı kerim vasıtasıyla dağlar yerinden yürüseydi, Kur’anı kerimin tesir ve tecellisiyle yeryüzü, arz parçası param parça olsaydı, darmadağın hale gelseydi. Kur’anı azimüşşanın tecellisiyle mezarlardaki, kabirlerdeki ölüler konuşmağa başlasaydı, onlar yine inanmazlardı buyuruyor Cenab-ı hak. 13/31
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Bel lillahil emrü cemi’a”, [/FONT][/FONT]işin aslında, hadisatı kevniyye, meydana gelen bütün olaylar, insanlarla ilgili, bütün mevcudat ile ilgili olarak yarattığı herşey Allaha aittir. Bunların hepsi Allahındır. Allahın hükmündedir.
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “E fe lem yey’esillezine amenu en lev yeşaüllahü le hedennase cemi’a”, [/FONT][/FONT]insanlar hala anlamadılar mı? Yani bu konuda onların ümitleri kesilmedi mi? Allahü teâlâ hazretleri isteseydi bütün insanlara hak ve hakikati gösterir, onları hidayete erdirirdi.
11/118. Allahü teâlâ eğer dilemiş olsaydı, bütün insanları tek bir millet haline getirebilir, her birinin düşüncesini, tefekkürünü, değer ölçülerini aynı kalıplar içerisinde, aynı şekilde muhafaza ettirebilirdi. Onlar sürekli olarak birbiriyle farklı görüşler taşıyacaklar, ihtilaf halinde bulunacaklardır buyuruyor Cenab-ı Hak.
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] Ama Cenab-ı Hak insanların hepsini, kendi sevki, kendi ihtiyarı, Cenab-ı Hakkın yönlendirmesi suretiyle onları hidayete erdirmek istememiş, Allahü teâlâ onları bir takım alamet ve işaretlerle kendi ihtiyarlarıyla başbaşa bırakmıştır ve bunun neticesinde de insanlardan pekçok kısmı inkâra giriftar olmuş ve inkâr içinde bulunmuştur.
[/FONT][/FONT] Allahü teâlânın hikmeti ilahisi bu. İradelerinde serbest ve hür olarak bırakmıştır.
11/119. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“İlla men rahime rabbük”, [/FONT][/FONT]Allahü teâlâ ancak dilediği kimseleri seçerek onları hususi himayesi, vikayesi, koruması altına almıştır. Merhamet ettiği kullarını dalaletten korumuş, muhafaza etmiştir. Allahü teâlânın buna layık olan kulları vardır. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Ve li zalike halekaküm”, [/FONT][/FONT]Cenab-ı Hak insanları işte böyle ihtilaf için, birbirinden farklı düşünmek için yarattı. Allahü teâlânın takdiri böyle. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Ve temmet kelimetü rabbike”, [/FONT][/FONT]Rabbının hükmü tamam olmuştur. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Le em le enne cehenneme minel cinneti vennasi ecmain”, [/FONT][/FONT]Allahü teâlâ Cehennemi insanlar ve cinlerden müteşekkil bir toplulukla dolduracağını vadetmiş, haber vermiştir.
 
Kur’anı Kerimde, bir taraftan kıyametin dehşeti ve orada karşılaşılacaklar ayrıntılı olarak verilirken, diğer taraftan bunu anlatan kelimelerin şiddetinden bile olacaklar hissedilmekte, sanki şimdiden yaşatılmaktadır.
Ayeti kerimelerin manalarında olduğu gibi, kelimelerin adeta tonajında, kelimelerin vurgulanmasında bile insana dehşeti duyuracak bir güç ve şiddet var.
Bu ayeti kerimeleri işitenler azameti Rabbaniyye karşısında, bunların insan sözü olamıyacağının idrakine varır.
Burada bahsedilen hakîkatlar ve uyarılar 1400 sene evvel bildiren bir kitâb ile gelmiştir ki, o devirde bilinmesi mümkün olamayan konularıda beraberinde taşımakla birlikte hiç kimsenin aklına gelmeyecek, hayalle açıklanmayacak ceza ve ödülleri de barındırması, hiç değiştirilmeye ve ilaveye ihtiyaç kalmayacak şekilde bir kalemde, açıklanmış olması, önceki verilen bilgilerle sonraki verilen bilgilerin birbirleri ile tam uyum içinde olması, bildirilenlerin insan sözü olamıyacağını, hazer edilmesi, sakınılması, dikkate alınması gereken en önemli konu olarak bilinmesini gerekli kılmakta.
Aradan 1400 sene geçmiş olmasına rağmen, tek kelimesi, hattâ terk harfi değişmemiştir. Hangi dinden olursa olsun, herkes onu okuduğu zaman azamet ve haşmetine hayrân kalır. Hattâ, arabî bilmeyenler bile, onun başka dillerdeki tercümesini okurken, bu muazzam ifâdenin kudretini itiraf etmeye mecbûr olurlar.
79/5. Fel mudebbirati emra.
Derken bir iş çevirenlere yemin olsun (ki kıyamet var).
6. Yevme tercufur racifetu.
O gün deprem sarsar,
7. Tetbe'uher radifeh.
Onu ikinci bir sarsıntı izler.
8. Kulubun yevmeizin vacifetun.
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] (O günde, kalbler korkudan ızdırâb içindedir. [Bu kalblerin sâhiblerinin] gözleri korkudan zillet içindedir) 8-9
[/FONT][/FONT] 9. Ebsaruha haşi'ah.
“Ebsaruha haşi’a”, kalplerin sahipleri, gözleri yere dikilmiş, son derece çaresiz, mecalsiz bir şekilde bitkin hale gelirler.
10. Yekûlûne e innâ le merdûdûne fîl hâfirah
Biz yeni baştan, insan şekline gelecek, yeni baştan eski halimize mi döneceğiz derler o gün.
11. E iza kunna izamen nahirah.
"Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
12. Kalu tilke izen kerratun hasirah.
"Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." derler.
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] İşin fecaatını, felaketin boyutlarını anlar, idrak ederler. Eyvaaah biz yandık derler.
[/FONT][/FONT] 13. Fe innema hiye zecratun vahidetun.
Bu, sadece bir tek şiddetli sayha ve dehşetli bir sesin neticesidir.
14. Fe iza hum bis sahirah.
Bir de bakarsın hepsi meydandadır.
http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=7120 [FONT=Calibri,Calibri][FONT=Calibri,Calibri]- kıraat ramazan pakdil
[/FONT][/FONT]
Bazıları korkuyorlar. Efendim neden ölümden bahsediliyor? Bahsetsen de bahsetmesen de bu mukadder akibet herkesin başına gelecek. Ama insan bunu içine sindirir, bu akibete kendisini hazırlıyacak olursa elbette ki bunun faydasını kendisi görecek. Sekra, ölüm sarhoşluğu. İnsan bazan münkirler, kendilerinin dünyada iken Peygamberler tarafından bildirilen kıyametle, ahiretle, ceza ile ilgili, ilahi hesap ile ilgili bilgilere hiç akılları yatmadığından, bırak diyorlar bu saçmalıkları. Masal okuma diyorlar haşa.
Ama ölmeden evvel onlar, o ahirette karşılaşacakları sahnelerin bir kısmını görüyorlar. Akılları başlarından gidiyor işte. Sarhoş nasıl akli melekesini kullanamazsa sarhoşun zihni fonksiyonları nasıl perdelenirse bu ölüm sarhoşluğu içindeki insan da dünyada iken çakmak çakmak olan zekası bir anda perdelenir. O başlar bazı anlamsız sözler mırıldanmağa. Gözleri kayar gider korkudan. İşte bu durum sekratül mevt, ölüm sarhoşluğudur. Bizim Türkçede sekerat dediğimiz şey. Sekerat da sekre’nin çoğulu oluyor
Kur’anı kerime insanlardan kendini bilmez bazıları, efendim, tarihin belli bir döneminde kalmış, kendi tabirleriyle bir söylemden ibarettir diyedursunlar, Kur’anı kerim, kıyamete kadar her seviyeden bütün insanlık alemine hitab ediyor. Bütün herkes için, inansın inanmasın, mü’min olsun kafir olsun, kıyamete kadar Kur’anı kerimin muhatabıdırlar. Kur’anı kerimden istifade edenler, ne güzel, ne mutlu onlara. Ama Kur’anı kerimden faydalanamıyan insanlar bir gün onulmaz bir pişmanlık ve nedamet içine düşecekler ama bu nedametin, bu pişmanlığın, bu yanıp yakılmanın telafisi olmıyacak maalesef.
 
bunların handikapı 1. si kendilerini begenmeleri ve en üstün olduklarına inanmaları yani kibir


2. si cehalet - kendi bildiklerinin dışındakileri kabul etmemek yani zındıklık
 
Phoolan Devi gel bak bu arkadaşla da tanış bu konu hariç 33 tane kapaq yaptı atayizlere

Gamerciğim şimdi kapak hassas bir durum ama daha hassası kapağın ne kapağı olduğu, nerede kullanıldığı ve kaç kişide kullanıldığı. Bana forumdaki ateyyizz sayısını söyler misin formüle döküp bu olayı çözümleyeyim.
 
ben senin ateistlere cevap verebilmek için islamiyet üzerine kafa yorduğunu düşünüyorum artık :T:
 
adnan-oktar-in-gecirdigi-evrim_634246.jpg


:asd:
 
Geri