teksas tombis
Bronz Üye
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
- Mesajlar
- 4,356
- Tepkime puanı
- 4
- Puanları
- 293
- Yaş
- 42
Ahiret endişesi taşımayanlar ve buna ihtimal vermeyenler, kendini beğenmişlik ve bozgunculuk niyeti içindeler, bu niyetlerinden dolayı Kur’anı Kerim bizleri o konuda aydınlatıyor ve onların yerlerini bize bildiriyor.
Onlara, İnsanların inandıkları gibi siz de inanın denildiğinde ise, Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim? derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. 2/13
Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, Dünyevi ölçüleri nazarı itibara alarak, insanlar arasında içinde bulundukları maddi durumları değerlendirmek suretiyle mü’minlerin haline baktılar, bir de kendi guruplarına, kendi cemaatlerine baktılar. Dediler ki bakın, şöyle bir değerlendirme yapalım. Bir görelim bakalım. Bu iki guruptan hangisi daha hayırlı, daha faydalı. Hangisinin meclisi daha kıymetli diye birbirlerine sordular. 19/73
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] Onlar, mü’minlerin, inanan kimselerin kültür seviyesini, cemiyetteki durumlarını, devamlı gözardı ederek, onları aşağılamak temayülüne, eğilimine girmişlerdir.
[/FONT][/FONT] İnkâr edenler, iman edenler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. 46/11
Kafirlerin değer ölçüleri meydanda. Bir meseleyi değerlendirirken onlar daima zahiri sebeplere göze görünen bir takım kriterlere önem veriyorlar. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Ma sebekuna ileyh”, [/FONT][/FONT]bu gördüğümüz haşa, ayak takımı insanlar bizden önce müsliman olmazdı. Getirilenler iyi bir şey olsaydı evvela biz müsliman olurduk diyorlar. Mantığa bakın
Ahiret konusunda düşündükleri ise şöyle beyan ediliyor,
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Ve le in ruci’tu ila rabbi”[/FONT][/FONT], farzı muhal eğer bu kıyamet olacaksa, ben Allahın huzuruna döndürülecek olursam
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “İnne li indehu lel hüsna”, [/FONT][/FONT]mutlaka ben bu kadar yetenekli, böyle zeki, böyle kabiliyetli, tedbirli, ileri görüşlü bir insan olarak Allah katında benim için güzel bir akibet olacaktır. Allah beni mutlaka mükafatlandıracaktır diye düşünür.
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Fe le nünebbiennellezine keferu bi ma amilu”, [/FONT][/FONT]biz mutlaka inkârcılara yaptıkları işleri gösterecek haber vereceğiz.
-
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Ve nüzikannehüm min azabin galiz”, [/FONT][/FONT]onlara şiddetli azabı mutlaka tattıracağız buyuruyor Cenab-ı Hak – 41/50
Burada da yanlış tercih için akibet bildirilip inkârcılar için mazeret yolu kapatılmıştır.
[FONT=Calibri,Calibri][FONT=Calibri,Calibri] Allahü teâlânın gerçek bir va’di olarak hepinizin dönüşü Hakkın huzurunadır. O, mahlukatı, varlık alemini, hiç ortada mebde-i asliyyesi yokken, hiçbir temeli yokken, yoktan var etmiştir. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. İnkarcılara ise Cehennemin kızgın sularından verilecektir.10/4
[/FONT][/FONT] 10/7. İnnellezine la yercune likaena ve radu bil hayatid dünya vatmeennu biha vellezine hüm an ayatina ğafilun
Bizim huzurumuza çıkacaklarını ummayanlar, buna ihtimal vermiyenler, dünya hayatına razı oldular. Dünya hayatında ellerine geçen imkânlarla iktifa ettiler, yetindiler. Bu, bizim için yeterlidir, kafidir diye düşündüler. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Vatmeennu biha”, [/FONT][/FONT]ve o dünyada ellerine geçirdikleri bir takım ni’metler, sürdükleri keyf, zevk ve sefa ile mutlu olmağa, mesud olmağa çalıştılar, öyle zannettiler. Bundan huzur bulmak istediler. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Vellezine hüm an ayatina gafilun”, [/FONT][/FONT]işte bunlar bizim ayetlerimizden, bizim uyarılarımızdan, ikazlarımızdan gaflet içinde bulunan, bunlardan habersiz kimselerdir.
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] İnsanlardan bir kısmı yaşadıkları dünya hayatını herşeyden ibaret zannederler. Onlar, Allahü teâlânın huzuruna varacaklarını, yaptıkları işlerin hesabını vereceklerini ve bu dünyada yerli yersiz, haklı haksız yaptıklarının yanlarına k[/FONT][/FONT][FONT=Calibri,Calibri][FONT=Calibri,Calibri]â[/FONT][/FONT][FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial]r kalacağını zannederler. Tamamen menfaatçı bir düşünce ile hareket ederler ve onların dünyaya bakış tarzı budur. Maneviyyata, uhrevi mesuliyyete inanmıyan insanlar, Hak huzurunda verecekleri hesabın endişesini yaşamıyan insanlar, dünya hayatıyla iktifa ederler ve ellerine geçirdikleri şeylerle mesut ve mutlu olmağa çalışırlar. Ama bir taraftan da bu ni’metlerin ellerinden bir gün çıkıp gideceğini düşününce de, ne yapacaklarını şaşırırlar. Son derece ümitsiz hale düştükleri, zaman zaman bütün ümitlerini kaybettikleri de olur. Onlar bu bakımdan ruhi bir muvazene, psikolojik bir dengeyi pek yakalıyamazlar. Onun için ayeti kerimede bunların ruh haleti fevkalade güzel bir şekilde anlatılıyor.
[/FONT][/FONT] Allahü teâlânın rahmeti, şefkati dünyâda mü’minlere ve kâfirlere, herkese birlikde yetişdiği ve herkesin çalışmasına ve iyiliklerine dünyâda karşılığını verdiği hâlde, âhıretde kâfirlere merhametin zerresinin bile olmadığı da bildirilmiştir 7/32.
Bu dünyâda, doğru ile yanlış karışıkdır. Haklı ile haksız bir aradadır. Bu da ateistlerin yanlış hüküm vermelerine sebep olmuş, yaptıkları ile ferahlanmış ve onları emin olduklarına inandırmıştır. Ama olayın ahiretde hiç öyle olmayacağı aşağıda açıklandığı şekilde olacaktır.
Bunları okuyan, dinleyen, düşünenler ibret alıp, bu suretle kendi hareketlerini düzeltmeye çalışmalı, yanlış davranışların ne kadar tehlikeli sonuçlara müncer olduğunu görerek, kurtulma çareleri aramalıdır.
(Dünyâda kötü amel işleyenleri; îmânlı olanlar ve sâlih amel yapanlar gibi hayâtda ve öldükden sonra eşit kılacağımızı mı zan ediyorlar. Buna ne ile hükm ediyorlar!) 45/21
"Allahın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur" dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz. 45/32
6/29 Onlar, dünyada iken hayat yaşadığımız bu dünya hayatından ibarettir, sadece bu dünya hayatı vardır ve biz tekrar diriltilecek, tekrar ba’sü ba’del mevt ile, öldükten sonraki dirilme ile Allahın huzuruna filan çıkarılacak değiliz derlerdi.
Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir. 27/4
Nitekim Kehf suresinde de Cenab-ı Hak öyle buyuruyor. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Kul hel nünebbiuküm bil ahserine a’mala. Ellezine dalle sa’yühüm fil hayatiddünya ve hüm yahsebune ennehüm yuhlinune sun’a”[/FONT][/FONT], onlar kendilerinin güzel işler yaptıklarını zannederler buyuruyor Cenab-ı Hak. Onlar aslında onların bütün çalışmaları, sa’yü gayretleri boşa gidecek buyuruyor Cenab-ı Hak. Ama onlar hep yaptıklarının faydalı işler olduğunu zannediyorlar. Kehf 103-104
Onlar daima yaptıkları işlerin faydalı şeyler olduğunu iddia ederler ama bütün bunlar onların kendi kuruntularından ibarettir. Cenab-ı Hak öyle buyuruyor işte. . [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Fe hüm ya’mehun” [/FONT][/FONT]Onlar bu yaptıkları işte, böyle bocalayıp ne yapacağını bilmez insanın kararsızlığı içinde şaşkın bir vaziyette ortalıkta dolaşıp dururlar.
İşte bunlar, kendileri için oldukça ağır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır. 27/5
Bütün bu söylenenlerin gerçeğini, bu haberin mahiyyetini bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz 38/88
Onlara, İnsanların inandıkları gibi siz de inanın denildiğinde ise, Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim? derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. 2/13
Âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr edenler, Dünyevi ölçüleri nazarı itibara alarak, insanlar arasında içinde bulundukları maddi durumları değerlendirmek suretiyle mü’minlerin haline baktılar, bir de kendi guruplarına, kendi cemaatlerine baktılar. Dediler ki bakın, şöyle bir değerlendirme yapalım. Bir görelim bakalım. Bu iki guruptan hangisi daha hayırlı, daha faydalı. Hangisinin meclisi daha kıymetli diye birbirlerine sordular. 19/73
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] Onlar, mü’minlerin, inanan kimselerin kültür seviyesini, cemiyetteki durumlarını, devamlı gözardı ederek, onları aşağılamak temayülüne, eğilimine girmişlerdir.
[/FONT][/FONT] İnkâr edenler, iman edenler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. 46/11
Kafirlerin değer ölçüleri meydanda. Bir meseleyi değerlendirirken onlar daima zahiri sebeplere göze görünen bir takım kriterlere önem veriyorlar. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Ma sebekuna ileyh”, [/FONT][/FONT]bu gördüğümüz haşa, ayak takımı insanlar bizden önce müsliman olmazdı. Getirilenler iyi bir şey olsaydı evvela biz müsliman olurduk diyorlar. Mantığa bakın
Ahiret konusunda düşündükleri ise şöyle beyan ediliyor,
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Ve le in ruci’tu ila rabbi”[/FONT][/FONT], farzı muhal eğer bu kıyamet olacaksa, ben Allahın huzuruna döndürülecek olursam
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “İnne li indehu lel hüsna”, [/FONT][/FONT]mutlaka ben bu kadar yetenekli, böyle zeki, böyle kabiliyetli, tedbirli, ileri görüşlü bir insan olarak Allah katında benim için güzel bir akibet olacaktır. Allah beni mutlaka mükafatlandıracaktır diye düşünür.
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Fe le nünebbiennellezine keferu bi ma amilu”, [/FONT][/FONT]biz mutlaka inkârcılara yaptıkları işleri gösterecek haber vereceğiz.
-
[FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman] “Ve nüzikannehüm min azabin galiz”, [/FONT][/FONT]onlara şiddetli azabı mutlaka tattıracağız buyuruyor Cenab-ı Hak – 41/50
Burada da yanlış tercih için akibet bildirilip inkârcılar için mazeret yolu kapatılmıştır.
[FONT=Calibri,Calibri][FONT=Calibri,Calibri] Allahü teâlânın gerçek bir va’di olarak hepinizin dönüşü Hakkın huzurunadır. O, mahlukatı, varlık alemini, hiç ortada mebde-i asliyyesi yokken, hiçbir temeli yokken, yoktan var etmiştir. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. İnkarcılara ise Cehennemin kızgın sularından verilecektir.10/4
[/FONT][/FONT] 10/7. İnnellezine la yercune likaena ve radu bil hayatid dünya vatmeennu biha vellezine hüm an ayatina ğafilun
Bizim huzurumuza çıkacaklarını ummayanlar, buna ihtimal vermiyenler, dünya hayatına razı oldular. Dünya hayatında ellerine geçen imkânlarla iktifa ettiler, yetindiler. Bu, bizim için yeterlidir, kafidir diye düşündüler. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Vatmeennu biha”, [/FONT][/FONT]ve o dünyada ellerine geçirdikleri bir takım ni’metler, sürdükleri keyf, zevk ve sefa ile mutlu olmağa, mesud olmağa çalıştılar, öyle zannettiler. Bundan huzur bulmak istediler. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Vellezine hüm an ayatina gafilun”, [/FONT][/FONT]işte bunlar bizim ayetlerimizden, bizim uyarılarımızdan, ikazlarımızdan gaflet içinde bulunan, bunlardan habersiz kimselerdir.
[FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial] İnsanlardan bir kısmı yaşadıkları dünya hayatını herşeyden ibaret zannederler. Onlar, Allahü teâlânın huzuruna varacaklarını, yaptıkları işlerin hesabını vereceklerini ve bu dünyada yerli yersiz, haklı haksız yaptıklarının yanlarına k[/FONT][/FONT][FONT=Calibri,Calibri][FONT=Calibri,Calibri]â[/FONT][/FONT][FONT=Arial,Arial][FONT=Arial,Arial]r kalacağını zannederler. Tamamen menfaatçı bir düşünce ile hareket ederler ve onların dünyaya bakış tarzı budur. Maneviyyata, uhrevi mesuliyyete inanmıyan insanlar, Hak huzurunda verecekleri hesabın endişesini yaşamıyan insanlar, dünya hayatıyla iktifa ederler ve ellerine geçirdikleri şeylerle mesut ve mutlu olmağa çalışırlar. Ama bir taraftan da bu ni’metlerin ellerinden bir gün çıkıp gideceğini düşününce de, ne yapacaklarını şaşırırlar. Son derece ümitsiz hale düştükleri, zaman zaman bütün ümitlerini kaybettikleri de olur. Onlar bu bakımdan ruhi bir muvazene, psikolojik bir dengeyi pek yakalıyamazlar. Onun için ayeti kerimede bunların ruh haleti fevkalade güzel bir şekilde anlatılıyor.
[/FONT][/FONT] Allahü teâlânın rahmeti, şefkati dünyâda mü’minlere ve kâfirlere, herkese birlikde yetişdiği ve herkesin çalışmasına ve iyiliklerine dünyâda karşılığını verdiği hâlde, âhıretde kâfirlere merhametin zerresinin bile olmadığı da bildirilmiştir 7/32.
Bu dünyâda, doğru ile yanlış karışıkdır. Haklı ile haksız bir aradadır. Bu da ateistlerin yanlış hüküm vermelerine sebep olmuş, yaptıkları ile ferahlanmış ve onları emin olduklarına inandırmıştır. Ama olayın ahiretde hiç öyle olmayacağı aşağıda açıklandığı şekilde olacaktır.
Bunları okuyan, dinleyen, düşünenler ibret alıp, bu suretle kendi hareketlerini düzeltmeye çalışmalı, yanlış davranışların ne kadar tehlikeli sonuçlara müncer olduğunu görerek, kurtulma çareleri aramalıdır.
(Dünyâda kötü amel işleyenleri; îmânlı olanlar ve sâlih amel yapanlar gibi hayâtda ve öldükden sonra eşit kılacağımızı mı zan ediyorlar. Buna ne ile hükm ediyorlar!) 45/21
"Allahın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur" dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz. 45/32
6/29 Onlar, dünyada iken hayat yaşadığımız bu dünya hayatından ibarettir, sadece bu dünya hayatı vardır ve biz tekrar diriltilecek, tekrar ba’sü ba’del mevt ile, öldükten sonraki dirilme ile Allahın huzuruna filan çıkarılacak değiliz derlerdi.
Şüphesiz biz, ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik de onlar ilerisini göremezler, kalpleri körelmiştir. 27/4
Nitekim Kehf suresinde de Cenab-ı Hak öyle buyuruyor. [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Kul hel nünebbiuküm bil ahserine a’mala. Ellezine dalle sa’yühüm fil hayatiddünya ve hüm yahsebune ennehüm yuhlinune sun’a”[/FONT][/FONT], onlar kendilerinin güzel işler yaptıklarını zannederler buyuruyor Cenab-ı Hak. Onlar aslında onların bütün çalışmaları, sa’yü gayretleri boşa gidecek buyuruyor Cenab-ı Hak. Ama onlar hep yaptıklarının faydalı işler olduğunu zannediyorlar. Kehf 103-104
Onlar daima yaptıkları işlerin faydalı şeyler olduğunu iddia ederler ama bütün bunlar onların kendi kuruntularından ibarettir. Cenab-ı Hak öyle buyuruyor işte. . [FONT=Times New Roman,Times New Roman][FONT=Times New Roman,Times New Roman]“Fe hüm ya’mehun” [/FONT][/FONT]Onlar bu yaptıkları işte, böyle bocalayıp ne yapacağını bilmez insanın kararsızlığı içinde şaşkın bir vaziyette ortalıkta dolaşıp dururlar.
İşte bunlar, kendileri için oldukça ağır bir azab bulunan kimselerdir, ahirette en çok ziyana uğrayacaklar da onlardır. 27/5
Bütün bu söylenenlerin gerçeğini, bu haberin mahiyyetini bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz 38/88