29. Münazara (Ailede Kadın Çalışmalı Mı / Çalışmamalı Mı?)

🕒 Konu sahibi 10 saat önce aktifti
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Katılım ✔
Gruplar ✔
Konu Seçim Anketi ✔

...veeee o çok sevdiğiniz Münazara etkinliğimizin 29.'su ile karşınızdayız!

Konu: Oyların %40.63'ünü alan "Ailede kadın çalışmalı mı / çalışmamalı mı?"

Kırmızı grup
@ala'turka
@Phoibos
@Pitre

Mavi grup
@Berenis
@Brcu
@KöLe

Kırmızı Grup, Ailede kadın çalışmamalı görüşünü savunacak.
Mavi Grup, Ailede kadın çalışmalı görüşünü savunacak.

• Münazara 3 gün sürecektir ve sonunda anket açılıp üyelerin tercihlerine göre kazanan belirlenecektir.

• Kazanan grubun üyelerine özel üyelik ve renkli / resimli tag kullanım hakkı sunulacaktır.

• Münazaramızı karşılıklı saygı ve sevgi çerçevesinde ve küfür / argo kullanmadan yapmaya özen gösteriyoruz.

• Münazaracılar dışında konuya yorum yapmak yasaktır. Yapılan yorumlar silinir.

• Münazaracılara karışıklığı önlemek adına taglar eklendi.
 
Mustafa Kemal Atatürk
Cumhuriyetimizi
Devletimizi
Gençliğe emanet etmiş

Sağlıklı nesiller, amacı, gayesi, hedefi
olan gençlerin umuzlarımda
yükselecek bu milletin geleceği,

Peki bu gençliğimizi kim yetiştirecek?
elbette, huzurlu bir aile yuvası gerekiyor,

Aile bir milletin temel taşıdır
Aileyi yok ederseniz
O toplumda huzurdan bahsedemezsiniz,

Bir insanın en huzur bulduğu yer
aile ortamıdır
Orada bütün ihtiyaçlarınız karşılanır
Barınmak, yemek, içmek, sevgi ve şefkat
gibi ulvi değerleri mutlu ailelerde görürsünüz

Bir insanın annesinin veya eşinin elleriyle
yapmış olduğu yemeğin lezzetini
başka nerde alabilir ki?
Bir çocuğun annesinden öğrendiği
değerleri başka kimden alabilir ki?

Ailede aşırı derecede maddi sıkıntı
yoksa anne kesinlikle çalışmamalı
 
[YOUTUBE]7wrVLxpE6CA[/YOUTUBE]​

Şol gökleri kaldıranın,
Donatarak dolduranın,
"Ol!" deyince olduranın,
Doksan dokuz adı ile…

Dayadım sana belimi,
Kudretinle tut elimi,
Yoğuram ana dilimi,
Anamın ak sütü ile…

Tanrım Türk gönlümü yastan,
Kılıcımı kirden pastan,
Kurtarırsan ben bir destan,
Derim ağız tadı ile…

Ses vermez Oğuz illeri,
Niye susmuş bülbülleri,
Koy tutuşsun gönülleri,
Ergenekon odu ile...

Kış günleri yaza ersin,
Kırk ince kız kilim sersin,
Bayındır Han şölen versin,
Kırk devenin budu ile…

Dedem Korkut der ki “Evet,
Vardır düğün, dernek, davet,
Fakat Oğuzlar'da devlet,
Olmaz dedikodu ile!”

“Pis sularda kir arınmaz,
Sisli günde yol görünmez,
Düşman üstüne yürünmez,
Casus ile, cadı ile!”

Er odur ki ün salası,
Kına girmeye palası,
Oğul hey bozkurt balası,
Büyütülmez dadı ile!”


Şol gökleri kaldıranın,
Donatarak dolduranın,
Ol deyince olduranın,
Doksan dokuz adı ile…
 
Öncellikle hayırlı olsun.
Küreselleşen dünyada bilgi edinmek sadece bir tık ötede biliyorsunuzki.
Hal böyleyken çocuğun ruhsal gelişiminin daha sağlıklı olması adına bilhassa annenin adeta mesai yaparcasına çocuğuyla ilgilenmesi gerekiyor.
Baba da ilgilebilir diyeceksiniz fakat erkekler ırsi olarak kadınlar kadar anaç,duygusal ve empatik olamayabiliyor.
Her şey çocuk mu belki çocukları yok diyeceksiniz burada da devreye dinamik psikoloji giriyor biraz.Kadının yukarıda belirttiğim gibi yine anaçlığını kullanarak sosyal hayatta yeterince yıpranmış olan eşine sağlam bir psikolojiyle destek olması gerek diye düşünüyorum.
Her iki tarafta çalışırsa ufak kıvılcımlardan büyük kavgalar çıkartacak kadar yıpranabilirler.
 
ala'turka demiş ki "Ailede aşırı derecede maddi sıkıntı
yoksa anne kesinlikle çalışmamalı"

Maalesef ki günümüz şartlarında hayat giderek pahalı olmaya başladı. Erkek tek başına bi aileye açlık sınırının altında gelir getirebiliyor.
En azından orta halli geçinebilen bi aile olabilmeleri için iki kişinin çalışabilmesi lazım.
Çok basit bi hesap yapalım.
Asgari ücret ile geçinen bi aile tek mı yoksa çift maaş alarak mı daha rahat olacaktır?
1400 lira yerine 2800 lira ile çok daha iyi olacaktır.
Hem öyle kadınlar var ki aile yaşantısına uygun meslek seçiyorlar.
En uygun olan öğretmenlik.
Yarım gün okulda oluyor ya da belki sadece dersi olduğu zaman.
Yemeğini yapıyor çocuklarıyla ilgileniyor.
Temizliğe yetişemezse gündelik çalışan bi temizlikçi çağırıyor.
Bu da başka bi kadının evine katkı sağlıyor.
Bu bi zincir haline geliyor.
Atatürk'ün muassır medeniyetler seviyesinde bi ülkeyi görmek istediği kısımlardan biri de bu.
Eğitim ve kadının çalışması şart.
Ha eğitim olmadıysa da bi sürü girişimci kadınlar çıkıyor haberlere.
Kosgebten aldıkları destekle güzel yerler açıyor ve başka kadınlara da istihdam sağlıyorlar.
 
Pitre demiş ki "Hal böyleyken çocuğun ruhsal gelişiminin daha sağlıklı olması adına bilhassa annenin adeta mesai yaparcasına çocuğuyla ilgilenmesi gerekiyor"

Eğer ilgilenemeyecek kadar yükü olan işlerde çalışsalar haklı bulabilirim.
Genelde uygun meslekler seçiyorlar.
Ama bi anne çocuğuyla ilgilenecek vakti her zaman bulur.
İşi buna engel teşkil etmez.
Velev ki çocuk yok o zaman eşiyle ve eviyle ilgilenecek fırsatı da yaratır.
Evet yuvayı dişi kuş yapar.
Neden maddi anlamda eşinin yükünü hafifletip o hayatın kalitesini arttırmasın ki?
 
ala'turka demiş ki "Ailede aşırı derecede maddi sıkıntı
yoksa anne kesinlikle çalışmamalı"

Maalesef ki günümüz şartlarında hayat giderek pahalı olmaya başladı. Erkek tek başına bi aileye açlık sınırının altında gelir getirebiliyor.
En azından orta halli geçinebilen bi aile olabilmeleri için iki kişinin çalışabilmesi lazım.
Çok basit bi hesap yapalım.
Asgari ücret ile geçinen bi aile tek mı yoksa çift maaş alarak mı daha rahat olacaktır?
1400 lira yerine 2800 lira ile çok daha iyi olacaktır.
Hem öyle kadınlar var ki aile yaşantısına uygun meslek seçiyorlar.
En uygun olan öğretmenlik.
Yarım gün okulda oluyor ya da belki sadece dersi olduğu zaman.
Yemeğini yapıyor çocuklarıyla ilgileniyor.
Temizliğe yetişemezse gündelik çalışan bi temizlikçi çağırıyor.
Bu da başka bi kadının evine katkı sağlıyor.
Bu bi zincir haline geliyor.
Atatürk'ün muassır medeniyetler seviyesinde bi ülkeyi görmek istediği kısımlardan biri de bu.
Eğitim ve kadının çalışması şart.
Ha eğitim olmadıysa da bi sürü girişimci kadınlar çıkıyor haberlere.
Kosgebten aldıkları destekle güzel yerler açıyor ve başka kadınlara da istihdam sağlıyorlar.

Evet öyle dedim
Hayat şartlarının getirdiği zorluklara
karşı çalışması konusunda hemfikiriz

Bu sözüme katılmanız bile
Bizim tezimizi güçlendiriyor

Yani normal şartlarda
çalışması gerekmiyor demektir
Bu mesajınızdan
benim anladığım bu
 


Evet öyle dedim
Hayat şartlarının getirdiği zorluklara
karşı çalışması konusunda hemfikiriz

Bu sözüme katılmanız bile
Bizim tezimizi güçlendiriyor

Yani normal şartlarda
çalışması gerekmiyor demektir
Bu mesajınızdan
benim anladığım bu
Hayır ben normal şartlarda da çalışması gerektiğini ifade etmemistim.
Sırayla geleceğiz diye.

Normal şartlarda da çalışması gerekir.
Çünkü çalışan toplum üretken toplumdur.
Üreten toplum her zaman ilerleyen toplumdur.
 
Pitre demiş ki "Hal böyleyken çocuğun ruhsal gelişiminin daha sağlıklı olması adına bilhassa annenin adeta mesai yaparcasına çocuğuyla ilgilenmesi gerekiyor"

Eğer ilgilenemeyecek kadar yükü olan işlerde çalışsalar haklı bulabilirim.
Genelde uygun meslekler seçiyorlar.
Ama bi anne çocuğuyla ilgilenecek vakti her zaman bulur.
İşi buna engel teşkil etmez.
Velev ki çocuk yok o zaman eşiyle ve eviyle ilgilenecek fırsatı da yaratır.
Evet yuvayı dişi kuş yapar.
Neden maddi anlamda eşinin yükünü hafifletip o hayatın kalitesini arttırmasın ki?

Şu an ki koşullarda öyle bir iş yok.
Hem mesai gibi sürekli ilgilenmeli dedim.
Gitgide yozlaşan neslin temel nedeninin yeterli anne ilgisi olmadığını düşünüyorum.
Bir çoçuğun duygusal yapısının gelişmesinde annenin payı çok büyüktür.
 
Şu an ki koşullarda öyle bir iş yok.
Hem mesai gibi sürekli ilgilenmeli dedim.
Gitgide yozlaşan neslin temel nedeninin yeterli anne ilgisi olmadığını düşünüyorum.
Bir çoçuğun duygusal yapısının gelişmesinde annenin payı çok büyüktür.
Bu anneye haksızlık değil mı ?
Tek işi çocuğa bakmak.
Birçok iş mevcut.
Bi öğretmen olabilir.
Fabrikada çalışsa dahi çocuklarıyla ilgilenir.
Kaldı ki eğitimsiz ve çalışmayan kesimden çıkar yozlaşmış nesil.
Çocuklarına eğitim ve üretmeyi aşılayan bi anne kendini örnek vererek çok güzel nesil yetiştirir.
Çocuklar anne babayı rol model alır.
Eğer anne babayı hayatın müşterek olduğuna inanmış ve birlikte çabalar görürse kendi de büyüdüğünde o yolda gider.
 

Bu anneye haksızlık değil mı ?
Tek işi çocuğa bakmak.
Birçok iş mevcut.
Bi öğretmen olabilir.
Fabrikada çalışsa dahi çocuklarıyla ilgilenir.
Kaldı ki eğitimsiz ve çalışmayan kesimden çıkar yozlaşmış nesil.
Çocuklarına eğitim ve üretmeyi aşılayan bi anne kendini örnek vererek çok güzel nesil yetiştirir.
Çocuklar anne babayı rol model alır.
Eğer anne babayı hayatın müşterek olduğuna inanmış ve birlikte çabalar görürse kendi de büyüdüğünde o yolda gider.

Çocuğa bakmak, annelik silik bir vazife mi ki anneye haksızlık olsun?
Dünyanın en önemli vazifelerinden biri olup, bir kadının hayatındaki en büyük sorumluluğudur belki de.
Temel kilit nokta anne babadan evvel.
Çocuğun duygusal yapısını harmanlamakta anne faktörü daha önemlidir bu genotipik bir şeydir.
Doğal yaşama baktığınızda hayvanlarda , birçoğunda baba faktörünün neredeyse olmadığını görürsünüz.Anne yavruyu psikolojik olarak hayata hazırlar.
İnsanlarda da en önemli ölçüt annedir.
Ve şu anki dünya düzeni hem part time işe hem de anneliğe/aile yönetimine el vermeyecek kadar acımasız.
Sosyolojik olarak da erkek çalışır ilkesine hakim bir toplumuz zaten.Bu vahşi,yıpratıcı bir düzene doğru kayan dünyada erkeğin fizyolojik olarak da daha sağlam olduğunu düşünürsek çalışma sorumluluğunu yüklenmesi gayet tabii olacaktır.
 
Çocuğa bakmak, annelik silik bir vazife mi ki anneye haksızlık olsun?
Dünyanın en önemli vazifelerinden biri olup, bir kadının hayatındaki en büyük sorumluluğudur belki de.
Temel kilit nokta anne babadan evvel.
Çocuğun duygusal yapısını harmanlamakta anne faktörü daha önemlidir bu genotipik bir şeydir.
Doğal yaşama baktığınızda hayvanlarda , birçoğunda baba faktörünün neredeyse olmadığını görürsünüz.Anne yavruyu psikolojik olarak hayata hazırlar.
İnsanlarda da en önemli ölçüt annedir.
Ve şu anki dünya düzeni hem part time işe hem de anneliğe/aile yönetimine el vermeyecek kadar acımasız.
Sosyolojik olarak da erkek çalışır ilkesine hakim bir toplumuz zaten.Bu vahşi,yıpratıcı bir düzene doğru kayan dünyada erkeğin fizyolojik olarak da daha sağlam olduğunu düşünürsek çalışma sorumluluğunu yüklenmesi gayet tabii olacaktır.
Tabi ki silik birşey olarak görmüyorum anneliği fakat kadının anne kimliği dışında bi yaşama alanıdır iş hayatı.
Ayrıca düşük gelirli bi ailede çocuk ne kadar anne desteği de alsa yetişirken yarın bir gün birşey istediğinde ve kendisine alınamadığında aileye tepkili olacaktır.

Ama annenin de çalışmasıyla çocuğun hem psikolojik hem de fiziksel gelişimi desteklenmiş olur.
Bi annenin hem sevgisi ve ilgisiyle hem de eve olan ekonomik katkısıyla hiçbirşeyde çocuğunu eksik bırakmadan büyütmesi kadar güzel birşey olabilir mı?

Mesela benim annem çalışmıyor.
Bi ara o da çalışmıştı ancak sağlığı izin vermiyor bu sebeple devam etmedi.
Çalıştığı süreçte gerek biz gerek babam destek oldu.
Peki annem çalıştığı için bizler yozlaşmış bireyler mi olduk?

Şimdi sordum anneme.
Neden bi kadın çalışmalı diye.
"Çünkü evlilik hayatı paylaşmaktır,
Sadece iyiyi güzeli değil aynı zamanda hayatın yükünü paylaşmaktır" dedi.

Neden kadın hem anne hem iş kadını olamasın?
Ve hayat arkadaşının yükünü hafifletemesin?
Yanı sıra kendi kariyer hayali doğrultusunda ilerlemesin?
Sonuçta o da bir birey.
 
Kadınları sosyal hayata katmak
için ille de çalışmasına gerek yok.

Çalışmak bi yerde kadınların beceri ve
kabiliyet alanlarını kısıtlıyor
Branşı olmayan alanlarda
istemedikleri işlerde çalışmak zorunda
kalıyorlar

Büyük şehirlerde çalışan kadınların
pek çoğu ekonomik sebeplerle
çalışmakta ve bir çoğunun
aile düzeni bozuk
ve buna bağlı olarak boşanmalarda
bu şehirlerde kat be kat daha fazla

Küçük şehir ve kasabalarımıza, köylerimize
yani kadınların çalışmadığı yerlere
baktığımız zaman
daha huzurlu ve mutlu ailelere rastlıyoruz
Bu sosyolojik gerçeği görmemiz gerekiyor
 
Aile hayatının bozukluğunu çalışma ile bağdaştırmak çok saçma.
Dar gelirli çoğu ailede de boşanmalar mevcut.

Ayrıca kadınlar genelde ilgi ve yetenekleri doğrultusunda çalışıyorlar.
Mutsuz olmalarına bi neden yok ki.
Aksine eve katkısı olan bi kadının evde söz sahibi olması anlamına da gelir.

Çalışmayan bi kadın erkeğin eline bakarak ne kadar mutlu ve özgür olabilir ve ne kadar rahat çocuk yetiştirebilir.
Kendi de çocuğuna arada sırada gönlünce birşeyler almak ve vakit geçirmek istemez mi?

Çalışan bi kadının arkadaş çevresi de daha sağlıklı olur çünkü okumuş ya da işçi kesimle arkadaştır.
Çalışmayan kadının sosyalliği altın günleri ve o günlerde yapılan dedikodularla kısıtlı olacaktır.

Gelişmiş AB ülkelerinde kadınların iş gücüne katkı oranı %63,5tur.

Ve inanın onların eğitimde çok daha ileride olduğunu da görürsünüz.
Çocukların sosyal hayatları sosyal medya ile sınırlı değildir.

Bizler de istatistiksel olarak kadın gücünün iş gücüne katkısını artırırsak birçok alanda ilerleme kaydederiz.
 
Merhabalar

Öncelikle bir hafta önce sivilde tanışma fırsatı yakaladığım phobios ve Ala'turka (cemal abim) ile münazaraya girmek beni heyecanlandırdı. Pitre kardeşim ile de daha önce biraz muhabbetim oldu. Belki unutmuş olabilir. Kendisiyle de tanışmak istiyordum. Benimle birlikte olan bayan arkadaşları da pek tanımıyorum. Bu platformda birbirimizi tanımış oluruz az çok. Umarım eğlenceli ve bilgili bir münazara olur.

Gel gelelim asıl konumuza, Kadınların çalışma hakları yada çalışma durumları. Gün boyu cep telefonumdan okuduğum yorumların bazılarını uzun uzadıya düşünme fırsatım oldu. Ben bu konuya neler eklerim diye düşündüm, gözümüzden kaçan neler vardı.
Öncelikle geçmişle başlayalım. Kadınların geçmişteki çalışma hayatları neydi. Ve şimdi neler değişti. Kadınlarımız aslında eskiden beri çalışma hayatı içindeydi. Belkide Erkekten daha fazla çalışıyorlardı. Sabahın erken saatlerinde ev işi dışında, ahırdaki hayvanlara bakmak, onları yemlemek, süt sağma gibi köy işlerini yapan kadınlarımızdı. Sonra tarlada, bağda, bahçede çalışan yine kadınlarımızdı. Aramızda tarla işi bağ bahçe işinde çalışıp zorluklarını bilen kaç kişi var acaba. (Cemal abi sen yapmışsındır... :) ) Bunlara rağmen yine kadınlarımız annelik vazifelerini yerine getiriyordu. Ev işleri şimdiye göre (teknolojik yeniliklerden uzak) kat be kat daha fazla olmasına rağmen hayatlarını idame ettiriyorlardı. Bizim kadınlarımız güçlüdür, her işin altından kalkabilecek kapasiteleri vardır. Sadece biz erkekler olarak biraz destek olmamız yeterlidir.
Şimdilik bu kadar devam edeceğim inşallah...

Sağlıcakla kalın...
 
Merhabalar

Öncelikle bir hafta önce sivilde tanışma fırsatı yakaladığım phobios ve Ala'turka (cemal abim) ile münazaraya girmek beni heyecanlandırdı. Pitre kardeşim ile de daha önce biraz muhabbetim oldu. Belki unutmuş olabilir. Kendisiyle de tanışmak istiyordum. Benimle birlikte olan bayan arkadaşları da pek tanımıyorum. Bu platformda birbirimizi tanımış oluruz az çok. Umarım eğlenceli ve bilgili bir münazara olur.

Gel gelelim asıl konumuza, Kadınların çalışma hakları yada çalışma durumları. Gün boyu cep telefonumdan okuduğum yorumların bazılarını uzun uzadıya düşünme fırsatım oldu. Ben bu konuya neler eklerim diye düşündüm, gözümüzden kaçan neler vardı.
Öncelikle geçmişle başlayalım. Kadınların geçmişteki çalışma hayatları neydi. Ve şimdi neler değişti. Kadınlarımız aslında eskiden beri çalışma hayatı içindeydi. Belkide Erkekten daha fazla çalışıyorlardı. Sabahın erken saatlerinde ev işi dışında, ahırdaki hayvanlara bakmak, onları yemlemek, süt sağma gibi köy işlerini yapan kadınlarımızdı. Sonra tarlada, bağda, bahçede çalışan yine kadınlarımızdı. Aramızda tarla işi bağ bahçe işinde çalışıp zorluklarını bilen kaç kişi var acaba. (Cemal abi sen yapmışsındır... :) ) Bunlara rağmen yine kadınlarımız annelik vazifelerini yerine getiriyordu. Ev işleri şimdiye göre (teknolojik yeniliklerden uzak) kat be kat daha fazla olmasına rağmen hayatlarını idame ettiriyorlardı. Bizim kadınlarımız güçlüdür, her işin altından kalkabilecek kapasiteleri vardır. Sadece biz erkekler olarak biraz destek olmamız yeterlidir.
Şimdilik bu kadar devam edeceğim inşallah...

Sağlıcakla kalın...

Yeniden eskiye doğru gitmek istedim. Tarla, bağ, bahçe işleri yapan kadınlar çocuklarını yanlarında tutabiliyorlardı. Bugün halen ilkel yöntemlerle tarım yapılan köyleri gezerseniz, mevsimlik işçilerin yanında veya sırtlarındaki askılarda çocuklarını görebilirsiniz. Fakat modern yaşamda bir annenin çocuğunu yanında tutma şansı yok denecek kadar az.

Kadınlarımız elbette güçlüdür. Fakat söz konusu kim olursa olsun, taşıyabileceğinden fazla yük insanı çatlatır.
 
ala'turka demiş ki "Ailede aşırı derecede maddi sıkıntı
yoksa anne kesinlikle çalışmamalı"

Maalesef ki günümüz şartlarında hayat giderek pahalı olmaya başladı. Erkek tek başına bi aileye açlık sınırının altında gelir getirebiliyor.
En azından orta halli geçinebilen bi aile olabilmeleri için iki kişinin çalışabilmesi lazım.
Çok basit bi hesap yapalım.
Asgari ücret ile geçinen bi aile tek mı yoksa çift maaş alarak mı daha rahat olacaktır?
1400 lira yerine 2800 lira ile çok daha iyi olacaktır.
Hem öyle kadınlar var ki aile yaşantısına uygun meslek seçiyorlar.
En uygun olan öğretmenlik.
Yarım gün okulda oluyor ya da belki sadece dersi olduğu zaman.
Yemeğini yapıyor çocuklarıyla ilgileniyor.
Temizliğe yetişemezse gündelik çalışan bi temizlikçi çağırıyor.
Bu da başka bi kadının evine katkı sağlıyor.
Bu bi zincir haline geliyor.
Atatürk'ün muassır medeniyetler seviyesinde bi ülkeyi görmek istediği kısımlardan biri de bu.
Eğitim ve kadının çalışması şart.
Ha eğitim olmadıysa da bi sürü girişimci kadınlar çıkıyor haberlere.
Kosgebten aldıkları destekle güzel yerler açıyor ve başka kadınlara da istihdam sağlıyorlar.

Asgari ücreti baz alarak bir konuda olması gerekene karar veremeyiz. Yani fazla özelleştirilmiş örnekler, uç noktalar (ki, asgari ücret gelir açısından tabanı, bir uç noktayı temsil eder) mantığın anlaşılmasına yardımcı olabilir ama bir haklılık göstergesi değildir.

Tabanı ele aldığınız gibi tavanı ele aldığımızda, Türkiye'nin zenginler listesindeki insanlar için bahsi geçen örnek elbette hayli geçersiz.

En uygun örneğin öğretmenlik olduğu ifade edilmiş. Bir öğretmen olarak buna katılmıyorum. Bir öğretmen arkadaş şöyle serzenişte bulunmuştu: "Çocuklarla uğraşmaktan kendi çocuğumdan soğudum. Artık çocuk görmek istemiyorum."

Psikolojik Pitre'nin bahsettiği anaçlık, duygusallık, empati kurma yeteneği gibi ekstra özellikler kadınları, meslekleri ne olursa olsun, iş hayatında daha fazla yormakta ve yıpratmakta.

Ülke genelinde erkeğin iş gücüne katılımı yüzde 69.5 iken kadının iş gücüne katılımı yüzde 27.9'dur.

Kadınların iş yaşamına girmesi bazı hanelere çift maaş girmesini sağlarken bazı hanelere hiç maaş girememesine sebep olmaktadır. Kolektif düşünemediğimiz noktada toplumsal çöküntü yaşamamız gayet olağandır. Kadının iş yaşamına katılımını sıfırladığımızda açılacak olan istihdam alanı, yaklaşık %30 olan işsiz erkek oranına sağlanacak ve maaş girmeyen hane kalmayacaktır.

Atatürk'ün kadın haklarına önem vermesi sizi eğitim konusunda biraz farklı yönlendirmiş olabilir. Atatürk'ün kadın eğitimiyle ilgili çalışmaları "güçlü anne eğitimi" başlığında toplaması oldukça manidar.

Eğitim şart, güçlü anne olabilmeleri için.
 
Asgari ücreti baz alarak bir konuda olması gerekene karar veremeyiz. Yani fazla özelleştirilmiş örnekler, uç noktalar (ki, asgari ücret gelir açısından tabanı, bir uç noktayı temsil eder) mantığın anlaşılmasına yardımcı olabilir ama bir haklılık göstergesi değildir.

Tabanı ele aldığınız gibi tavanı ele aldığımızda, Türkiye'nin zenginler listesindeki insanlar için bahsi geçen örnek elbette hayli geçersiz.

En uygun örneğin öğretmenlik olduğu ifade edilmiş. Bir öğretmen olarak buna katılmıyorum. Bir öğretmen arkadaş şöyle serzenişte bulunmuştu: "Çocuklarla uğraşmaktan kendi çocuğumdan soğudum. Artık çocuk görmek istemiyorum."

Psikolojik Pitre'nin bahsettiği anaçlık, duygusallık, empati kurma yeteneği gibi ekstra özellikler kadınları, meslekleri ne olursa olsun, iş hayatında daha fazla yormakta ve yıpratmakta.



Kadınların iş yaşamına girmesi bazı hanelere çift maaş girmesini sağlarken bazı hanelere hiç maaş girememesine sebep olmaktadır. Kolektif düşünemediğimiz noktada toplumsal çöküntü yaşamamız gayet olağandır. Kadının iş yaşamına katılımını sıfırladığımızda açılacak olan istihdam alanı, yaklaşık %30 olan işsiz erkek oranına sağlanacak ve maaş girmeyen hane kalmayacaktır.

Atatürk'ün kadın haklarına önem vermesi sizi eğitim konusunda biraz farklı yönlendirmiş olabilir. Atatürk'ün kadın eğitimiyle ilgili çalışmaları "güçlü anne eğitimi" başlığında toplaması oldukça manidar.

Eğitim şart, güçlü anne olabilmeleri için.
Çalışan anne güçsüz anne mı olur?
Daha eğitimli ve üretken bi anne çocuklarına da rol model olacaktır.
Ayrıca örnek olarak öğretmenlik dedim burada tek tek kadınların yapabileceği meslek gruplarını saymak istemiyorum zira biliniyor.

Tek bir bayanın "Çocuklardan soğudum" demesiyle her çalışan bayan için bu söz konusu değil.
Yani burada tümevarım çok saçma olmuş.

Atatürk eşitlikten de yanadır aynı zamanda.
Gelişen toplumda erkek çalışsın kadın evde otursun mantığı hızla çürümektedir.
Ya çocuklarıyla illa sürekli evde ilgilensin diyorsanız evden çalışma imkanları da mevcut.
Ben çok fazla örnek duydum mesela bazı yemek satan işletmelere parasıyla evde yemek yapıp satan.
Ya da evde el işi örgü tarzı yapıp ya bi mağazaya ya da internette satan çok var.
Letgo vb birçok sitede zahmetsiz bi şekilde satabiliyorlar.

Yani kadın yeter ki hem evine hem de işine yetişmek istesin.
Ayarlamasını yapabiliyor.


Ayrıca işleyen demir paslanmaz derler.
Çalışmayan kadın fiziksel olarak çabuk çöküşe uğruyor.

Çalışan kadın ise erken kalkıp iş başı yapıp hem evine hem işine yetişmeyi öğrenerek dinç kalıyor.

İnsanlara dikkat edin ne zaman emekli olurlarsa -her iki cins içinde geçerli bu-
O zaman yaşlanmaya başlıyorlar.

Bi kadının çalışması demek iyi bi anne, tam anlamıyla hayat arkadaşı ve sosyal bi varlık olması anlamına gelmektedir.

Bi ülkede kadının istihdamı artırılırsa bu erkekte azalma olacak anlamına gelmez.
Sonuçta erkeklerin gücünün yettiği bazı işlere kadınlar girmiyor.
Yani bu tamamen haksız bi istatistik olur.
 

Çalışan anne güçsüz anne mı olur?
Daha eğitimli ve üretken bi anne çocuklarına da rol model olacaktır.
Ayrıca örnek olarak öğretmenlik dedim burada tek tek kadınların yapabileceği meslek gruplarını saymak istemiyorum zira biliniyor.

Tek bir bayanın "Çocuklardan soğudum" demesiyle her çalışan bayan için bu söz konusu değil.
Yani burada tümevarım çok saçma olmuş.

Atatürk eşitlikten de yanadır aynı zamanda.
Gelişen toplumda erkek çalışsın kadın evde otursun mantığı hızla çürümektedir.
Ya çocuklarıyla illa sürekli evde ilgilensin diyorsanız evden çalışma imkanları da mevcut.
Ben çok fazla örnek duydum mesela bazı yemek satan işletmelere parasıyla evde yemek yapıp satan.
Ya da evde el işi örgü tarzı yapıp ya bi mağazaya ya da internette satan çok var.
Letgo vb birçok sitede zahmetsiz bi şekilde satabiliyorlar.

Yani kadın yeter ki hem evine hem de işine yetişmek istesin.
Ayarlamasını yapabiliyor.


Ayrıca işleyen demir paslanmaz derler.
Çalışmayan kadın fiziksel olarak çabuk çöküşe uğruyor.

Çalışan kadın ise erken kalkıp iş başı yapıp hem evine hem işine yetişmeyi öğrenerek dinç kalıyor.

İnsanlara dikkat edin ne zaman emekli olurlarsa -her iki cins içinde geçerli bu-
O zaman yaşlanmaya başlıyorlar.

Bi kadının çalışması demek iyi bi anne, tam anlamıyla hayat arkadaşı ve sosyal bi varlık olması anlamına gelmektedir.

Bi ülkede kadının istihdamı artırılırsa bu erkekte azalma olacak anlamına gelmez.
Sonuçta erkeklerin gücünün yettiği bazı işlere kadınlar girmiyor.
Yani bu tamamen haksız bi istatistik olur.

Evet, çalışan anne güç tüketir ve bunun karşılığında iş yapar. P=W/t

Fizik kurallarına göre de çalışan anne güçsüzleşir. Sadece anne için geçerli değil tabi ama konu güçlü anne. Verdiğiniz örnekler üzerinden gittim. Aynı örneği siz kullandığınızda tümevarım mantıklı, ben kullandığımda saçma. Bence muhakeme yeteneğinizde körelme var. Sizin örneklerinizin dışına çıkmadım.

Atatürk'ün bahsettiği eşitliği iyi anlamak gerekir. Burada eşitliğe aykırı olma durumundan çok iş bölümü söz konusu. Grup çalışmaları, proje çalışmaları, işletmelerin işleyiş şekli ve hatta tüm hayatın devamı böyle sürer. İş bölümü. Bir fabrikada herkesin müdür olmaması eşitliğe aykırı mıdır mesela? Aile içinde de her bireyin daha iyi yapabileceği şeyler var ve buna göre görev dağılımı yapılıyor. Ben neden çocuğumu emziremeyeceğim? Büyük eşitsizlik. Yazımın sonuna erkeklerin nasıl çocuk baktıklarına, başkalarına emanet edilen çocukların ne hallere düştüklerine dair birkaç argüman paylaşırım.

İstihdam kapasiteniz bellidir. Bu istihdam için her kadın eleman temin etmeniz bir erkek elemanı işsiz bırakmanız anlamına gelir. Sınırsız istihdam, herkese istihdam ne yazık ki henüz hiçbir devletin yapamadığı bir şey.

Evden para kazanılıyor dahi olsa kendisinden çalışma talep edilecek iş yoğunluğu asla kestirilemez. Çocuklarıyla illa sürekli ilgilensin istiyorsak, o sürekliliği kesintiye uğratacak evde çalışma imkanını da reddediyoruz demektir.

Kadını atıl bırakmaktan bahsetmiyorum. Sanki demir hiç işlemeyecek gibi lanse etmeniz lüzumsuz. Biz demiri kullanım alanına uygun değerlendirmenin daha doğru olacağı iddiasındayız.


Çalışan kadınların profesyonel alanda ve evinde iki farklı role sahip bulunması kendilerini ciddi anlamda zora sokuyor. Türkiye'deki çalışan bayanlar diğer bayanlara göre 6 kat daha fazla boşanıyor. Her iki yönde de başarı sağlamakta güçlük çekiyor.

Semyonow’un (1980) yaptığı araştırmada aile yapısının sağlamlığı boşanma oranı ile
ilişkilendirilerek, boşanma oranı ile kadınların işgücüne katılımları arasında pozitif yönlü bir
ilişkiden bahsedilmektedir. Brammer ve Kesseling (2004), boşanma oranlarının gelir düzeyi ve
doğum oranı ile ters orantılı, işgücüne katılım oranı ile doğru orantılı olduğu sonucunu elde etmişlerdir. Çalışmadaki sonuçlara göre, kadınların işgücüne katılımındaki artış, boşanma
oranlarında da bir artışa yol açmaktadır
 
Evet, çalışan anne güç tüketir ve bunun karşılığında iş yapar. P=W/t

Fizik kurallarına göre de çalışan anne güçsüzleşir. Sadece anne için geçerli değil tabi ama konu güçlü anne. Verdiğiniz örnekler üzerinden gittim. Aynı örneği siz kullandığınızda tümevarım mantıklı, ben kullandığımda saçma. Bence muhakeme yeteneğinizde körelme var. Sizin örneklerinizin dışına çıkmadım.

Atatürk'ün bahsettiği eşitliği iyi anlamak gerekir. Burada eşitliğe aykırı olma durumundan çok iş bölümü söz konusu. Grup çalışmaları, proje çalışmaları, işletmelerin işleyiş şekli ve hatta tüm hayatın devamı böyle sürer. İş bölümü. Bir fabrikada herkesin müdür olmaması eşitliğe aykırı mıdır mesela? Aile içinde de her bireyin daha iyi yapabileceği şeyler var ve buna göre görev dağılımı yapılıyor. Ben neden çocuğumu emziremeyeceğim? Büyük eşitsizlik. Yazımın sonuna erkeklerin nasıl çocuk baktıklarına, başkalarına emanet edilen çocukların ne hallere düştüklerine dair birkaç argüman paylaşırım.

İstihdam kapasiteniz bellidir. Bu istihdam için her kadın eleman temin etmeniz bir erkek elemanı işsiz bırakmanız anlamına gelir. Sınırsız istihdam, herkese istihdam ne yazık ki henüz hiçbir devletin yapamadığı bir şey.

Evden para kazanılıyor dahi olsa kendisinden çalışma talep edilecek iş yoğunluğu asla kestirilemez. Çocuklarıyla illa sürekli ilgilensin istiyorsak, o sürekliliği kesintiye uğratacak evde çalışma imkanını da reddediyoruz demektir.

Kadını atıl bırakmaktan bahsetmiyorum. Sanki demir hiç işlemeyecek gibi lanse etmeniz lüzumsuz. Biz demiri kullanım alanına uygun değerlendirmenin daha doğru olacağı iddiasındayız.

Kadın çalıştığı sürece üretir.
Allah aşkına kölelik yaptırmıyoruz sonuçta.
Kadını Sadece evde çocuğuyla ilginen obje olarak görmek yeteneklerine Ve varlığına hakarettir.

Verdiğiniz istatistikler 10 sene evvelin.
Son zamanlarda değişiklik göstermekte.

Bakın Ben tümevarımı tek Bi kişinin söylediğiyle yaptım mı?
Örnek olarak belirttim görüş almıştım.
Ama siz direk o öyle dedi diyerek tümevarımda bulundunuz.
Rica ederim burada benim muhakeme ya da herhangi Bi yeteneğime değil söylemlerime bakınız.
Benim lafım Sadece yönteminize idi.

Aynı üslupla devam ederseniz konuyu baltalamış olursunuz.
Sonuçta bu münazarayı kimsenin muhakeme yeteneği değil konuyu doğru dürüst ele alan Ve savunan Ve grubunu iyi temsil eden bireyler kazanacaktır.

Ayrıca kadını tekrar dile getiriyorum Bi makine gibi Sadece çocuklarına eve bakan obje olarak görmekten vazgeçin.
Gidip çalışır Ve emeğinin karşılığını alırsa incileri dökülmez.
Tatlı yorgunluk olur o bilakis.
Evine daha iyi yaşam koşulu sunar.

O boşanmalar arttı isyanını da komik bulmaktayım.

Aksine çalışmıyorken kadın erkeği idare ediyor.
Tahammül ediyor.
O yüzden boşanmıyor. Daha doğrusu boşanamıyor.
Eğer bunu Bi artı olarak görüyorsanız akılcı olmaz.
Çünkü kadını erkeğe mecbur eder.
Dayak yiyordur,
Aldatılıyordur fakat elinde işi yoktur kendi ayakları üzerinde değildir.
Çocukları için de katlanır o adama.
Reva gördüğünüz bu mu kadına?

Ha ekonomik özgürlüğü olan kadın aynı zamanda Bi erkeğe tamah etmez.
Mutsuz olduğu ve dayanamadığı an ayrılır.
Bu kişinin özgürlüğü.

Dolayısıyla çalışan kadın özgür kadındır.
Ayrıca tekrar ediyorum kadınlar erkeklerin çalıştıkları tüm alanları kapsamıyor.

Evden çalışmaları da evle ilgilenmesine hiç engel değil.
Bakın bizim savımızda orta yol var.
Hem evine Hem işine bakar diyoruz ve kadını Bi robot gibi eve bağlamıyor özgür kılıyoruz.
Fakat sizlerde alternatif yok.
Peki şimdiye kadar ki düşünceleriniz dışında neden kadın çalışmamalı.
Anlatın cevap vereyim.
Ben çalışan kadın için alternatif üretmeye devam edebilirim Fakat sizler,
Evinde biblo gibi oturan ve arada robot gibi ev işi gören ev kuşu kadını savunuyorsunuz.
Evet onlarda yoruluyor aslında onlarda çalışıyor.
Görmediğiniz durum o.
Fark şu ki dışarıda çalışan kadın emeğinin karşılığını alıyor.
Evdeki ise belki de kimseye yaranamıyor.
Özgürlüğü kocasının iki dudağı arasında.

Ben kaç ev hanımından duydum.
Hep " Oku kızım büyüyünce benim gibi olma diyen"

Bizlere düşen onlar gibi olmamak.
Asla aşağılamıyorum.
Onların olmamızı istediği şey çalışan kadınlar olmamız.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri