1 PiSi & Bla Bla

🕒 Konu sahibi 1 saat önce aktifti
Zaman zaman actiginiz konulara,yazim dilinize bakiyorum.Bu romanlar sanki size cerez olabilecek gibi geldi.Bu ara da Ahraz ve Zamani Durdurmanin Yollarini okumus begenmistim.

Görselde o yüzden bira var. Yanında bunlar çerezlik anlamında.

Şaka bir yana satın alıp okumamız lazım ki daha çok baskı yapsınlar.
 
Bora Chung’ın Lanetli Tavşan adlı eserini hayli beğendim. Kimi masalsı kimiyse çağın ve hayatın içinden farklı farklı öykülerle belirli bir konuyu/sorunu ele almak benim de benimsediğim tarz. Lanetli Tavşan ve kitaptaki diğer öyküler insanı rahatsız edici ögeler taşıyor. Yazarımız bu hususta özel bir çaba harcamış gibi duruyor.
 
İslâm akımı yayıldığı geniş coğrafyayı araplaştırmıştır. İran, müslümanlaşmış olmasına karşın kendine has köklü bir uygarlık olduğundan uzun vadede bu araplaştırmaya bir şekilde direnmiş ve muhalif bir islâm akımı ortaya koymuştur. Bu, aynı zamanda İran’ın ötesindeki coğrafyada bulunan toplulukların da zorla araplaşmasının önüne geçmiştir.
 
“Bir şeylerin tepetaklak gitmekte olduğu hissi vardı. Sefahat had safhadaydı. Çok fazla yoğunluk vardı. Çok fazla değişim. Çok fazla acıyla baş başa giden çok fazla mutluluk. Aşırı bir yoksulluğun yanında aşırı zenginlik. Dünya hızlanarak daha gürültülü bir yer hâline geliyor, sosyal sistemler de caz müziği kadar karmaşık ve bölük pörçük şeylere dönüşüyordu. Bu yüzden bazı yerlerde sadeliğe, düzene, günah keçilerine ve zorba liderlere, ülkelerin de dinler ve mezhepler gibi olmasına karşı duyulan güçlü bir arzu vardı.

Bütün insanlığın geleceği tehlikede gibi gözüküyordu. Bugün de sık sık olduğu gibi. Çoğunluk karmaşık sorulara basit cevaplar arıyordu. İnsan olmak için tehlikeli zamanlardı. Hissetmek, düşünmek, umursamak için.”

Zamanı Durdurmanın Yolları - Matthew Haig
 
Her ne yapıyorsan tek başınasın. Tüm o topluluklar ve kalabalıklar yegâne derdi ancak birbiriyle çatışmak olanların oluşturduğu bir illüzyondan ibaret değil mi
 
Hergünün aynı olması korkunç bir yaşam bence ve ben bir süredir böylesi bir hayatı yaşıyorum
 
Şu sıra ciddi ciddi low iq muhabbetlere maruz kalıyorum. Söz konusu muhabbetin artık her ne ise bir an evvel payan bulması için söylenen herbir şeyi onaylıyorum. Katılıyorum, su götürmez bir gerçek, hı hım, aynen gibi geri dönüşler veriyorum. Karşımdakini göz teması kurulu dinlerken, açık gözlerime perde indirmeyi öğrendim. Esasında görmüyor ve duymuyorum, sadece ölümüne onuyorum. Hunharca katılıyorum. Dibine kadar doğru buluyorum.

Kısacası şu kavurucu sıcakların yakmadığı, tepemdeki klimanın ve eksi bilmem kaç dolaplarının üşütmediği beynimi bunlar zayi etti.

Türkiye’de zaten belirli bir iq düzeyinin üzerinde olmak külliyen sıkıntı, yaşam kaliteniz buna oranla düşebiliyor. Her iş günü çalıştığım işletmenin arka girişindeki “mal kabul” tabelasının önüne geçip, “ben malım, salağım. o hâlde içeri girebilirim” diyerek mesaiye başlıyorum. Bir nevi ritüel hâline geldi benim için. Lakin işte kendimi bu söylediğime ikna edemiyorum. Kendim deyince olmuyor, başkasının söylemesi lazım sen salaksın, malsın diye.
 
Çekirgenin öyküsünü bilir misiniz?

Çekirge bir zıplamış, bakmış bir şey olmuyor. Bir daha zıplamış, bakmış yine başına bir şey gelmiyor.

Demiş artık bu çayırlar benim. Kafayı da çekerim, sek sek de sekerim. Keyif benim şekerim.

En nihayetinde öyle bir zıplamış ki, hooop diye konmuş ağacın dalına. Dal gerilip buna bir koymuş, hoop öbür dala sekmiş. Bir tane de o koymuş, öbürüne, öbürü sallamış berikine atmış. Aralarında sektire sektire eğlenmişler.

Derler ki, hâlâ o daldan bu yaprağa sekiyormuş.
 
Üstte ve üstün olma gayretini olur olmaz kendini yücelterek başaramazsın. En nihayetinde varacağın o nahoş yer, başkalarını aşağılamak olacaktır. Ancak başkalarını aşağı koyunca, kendini yukarıda sanacaksın. Böylece aldanacaksın. Kendi vasatını hiç aşamayacaksın.
 
Günebakanın gözü, Güneş’ten başkasını görmezmiş. Sevdalı bakışlarını nakşeder, gök tahtının hükümdarı tahtını nereye taşırsa taşısın, her daim hayranlıkla onu takip edermiş. Hükümdar sıkılıp da tahtını terk ettiğinde ise, günebakan boynunu büküp başını yere eğermiş. Herkes zannedermiş ki, günebakan, ortadan kayboldu diye Güneşine küslük edermiş. Oysa kedi bilirmiş ki, onun boynunu eğip yere yönelmesi, ilk sevdalısı olan toprağa hürmetindenmiş.
 
Cadı kazanının içinde geçen tüm o fokurdayış, tüm o kargaşa ve karmaşa, hepsi özlediğim dinginliğe ulaşmak içindi ya...

İşte şimdi, Eylül. Takvimlerin neyi gösterdiğinin bir önemi yok. Artık Eylüldeyim. Olmam gereken yerdeyim.
 
Ex Girlfriend'imi aradım dün gece. Dedim, ayrıldığımıza çok pişmanım şekerim, tekrardan birlikte olmamız mümkün müdür. Lütfen, dinle, falan filan... Ben sana söylememiş miydim çok pişman olursun diye söze başlayıp biraz ukalalık yapmanın akabinde neden tekrar birlikte olmak istediğimi sordu. Dobraca. Ben de yeni çıkan bir trading card oyununa merak sardığımı, burada açılan paketlerde girlfriend luck diye bir rivayetten bahsedildiğini söyledim. Rivayete göre arada paketi kız arkadaşına açtırdığında muazzam kartlar düşüyormuş falan filan. Ofladı, pufladı, sana inanmıyorum diye haykırdı. Üzerime hakaretler ve lanetler yağdırdı. Bir daha sakın arama deyip telefonu kapadı.

Böylece "girlfriend luck" rivayetini deneme ihtimalim şu an için yalan oldu. Ama, yediğim lincin tadı damağımda kalmadı değil hani...
 
Ex Girlfriend'imi aradım dün gece. Dedim, ayrıldığımıza çok pişmanım şekerim, tekrardan birlikte olmamız mümkün müdür. Lütfen, dinle, falan filan... Ben sana söylememiş miydim çok pişman olursun diye söze başlayıp biraz ukalalık yapmanın akabinde neden tekrar birlikte olmak istediğimi sordu. Dobraca. Ben de yeni çıkan bir trading card oyununa merak sardığımı, burada açılan paketlerde girlfriend luck diye bir rivayetten bahsedildiğini söyledim. Rivayete göre arada paketi kız arkadaşına açtırdığında muazzam kartlar düşüyormuş falan filan. Ofladı, pufladı, sana inanmıyorum diye haykırdı. Üzerime hakaretler ve lanetler yağdırdı. Bir daha sakın arama deyip telefonu kapadı.

Böylece "girlfriend luck" rivayetini deneme ihtimalim şu an için yalan oldu. Ama, yediğim lincin tadı damağımda kalmadı değil hani...
şu kadar arsız olacaksın.sjfkj
 
Geri