1 PiSi & Bla Bla

🕒 Konu sahibi 2 saat önce aktifti
"Ölüm var!" diyor vaaz veren.

Sanki insanlarının seksen doksan yaşına kadar zevk-ü sefa süreceği İsviçre vatandaşlarıyız ya...
Hani mümkün olsa da unutsak.

Zaten "ölüm var!" derken aslında ölümün olmadığını belirtmek istiyor ve ölümden sonrası için gerçekleşeceğine inanılan mevzulara işaret ediyor.
Ölümün olmadığını "ölüm var!" diyerek belirtmek...
 
Ölüm var, ölümün olmadığınıbelirtmek değilde, hayatta yaptıklarınızın cezası ve ödülü var ona göre hal ve hareketlerinize dikkat ediniz demek..
Derin bir konu açılabilir, her yöne yorumlanabilir.
 
Bu sabah öyle demokratik bir güne uyandım ki...

Pardon, o 15 Temmuz Şehitleri Anma, Demokrasi ve Su Sporları Ramazanında idi. Oysa biz şu an Kutlu Doğum Ramazanındayız.

Elbette gerekeni yaptım ve bir aylık süre zarfında her gün dileğimi tuttum,
bugün mumlara üfledim,
yarın pastamı keseceğim,
son gün de servis edeceğim.
Artık hediyeleri de ahrette açarım.
 
Şimdi bana kaybolan kıllarımı verseler...

Maymunluk etsem yine; Maymundum, mutluydum, faunamdan umutluydum.
Şebelek şebelek geçiyordu günler. Ah, nasıl bir hatadır ki..?

Her neyse, sanırım evrim planının bir parçası tüm bunlar.
 
Yine bir iş görüşmesi:
...
- Deneyimli misiniz? Prezantabl mısınız?
- Ucuz iş gücüyüm.
- Owww yeah!
 
Bazen hayat beni de challenge'a zorlamıyor değil.

Hani, bir söz vardır, nasıl mücadele etmek denir:
böyle "dişe diş, piçe piç" bir mücadele.

"Dişe diş, bitch'e bitch" de olabilir deyimin doğrusu. Emin değilim.

Emin Bey kendisi geldiğinde iletirim.
 
Kemal Kılıçdaroğlu, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağını söylüyor. Sağ olsun, iyi niyetinden hiç şüphem yok.

Amma velakin içimden bir his de şöyle diyor:

"Amman tanrıııııııııııııııııııııııııııım!"
Zira, 85 milyon olduğunu tasavvur etmek beni komaya sokar, depresyonum azar, çok geçmeden de öldürür.
Sizi bilmem, ama şahsen 85 milyon olamayacak kadar yalnızım. Doğam bu.

Sayısalım zayıf olduğundan mıdır nedir, bu türden sayılı rakamlı söylemler sürekli üzerime üzerime geliyor.
Düşünsenize, milyonlarca işsazı işsiz issaz...
 
Geçenlerde Kaliforniyalı bir hatunla konuşma şansım oldu.
A+ marjinal bir tipmiş. Vücudunun her yerinin dövme kaplı olduğunu söyledi.
Hayvan figürleri, mitolojik canlılar, desenler, alegoriler, bir sürü gotik şeyler... Dövdürmüş de dövdürmüş, bir de üzerine sövdürmüş. O derece.

Bu kadarı aşırı değil mi diye merak edip nedenini sordum.
"Kimsenin elinde çıplak fotoğrafımın olmasını istemediğimden her yerimi dövme kaplattım" dedi.
Bir aydınlanmışım ki...
 
Sınavda sordum: "Cehaletin en kısa tanımını nasıl yaparsınız?" diye.
Tek sorunun bu olduğu bir sınav.

Boş kâğıt veren iki kişi tam puan aldı.
 
Sonradan görmelerin dönüp dolaşıp varacakları yer gericiliktir.

Hizmet etmeye geldiklerini söylerler, ama çok geçmeden herkesi kendilerinin hizmetçisi ilân ederler.

Fikri, vicdanı ve irfanı hür olmayan, ne kendisine ne de başkasına hürriyet kazandıramaz.
 
"Kedi, derdini içinde daha fazla tutamamış ve isyanını göklere haykırmış. Öyle bir feryatmış ki bu, gökleri aşmış ve en uzaktaki yıldızlara değin ulaşmış. Öyle bir ızdırapmış ki bu, yıldızları karartmış. Işık saçan yıldızlar, apansız sönmüş. Bütün şavkımalar, tersine dönmüş. Şavkımalar gerisin geri akmış da akmış, böylece o koca şehir bütün geçmişini yeniden yazmış.

Müstakbel adı İstanbul konacak şehir, iki yakasını birbirinden ayırmış. Şehri yurt edinmeye gelenler, bundan böyle hep ayrılıkçı hayatlar yaşayacakmış. Her iki yakanın sakinleri, birer kule inşa etmiş. Bir yakada nazlı Kız Kulesi, diğer yanda ise kıyı çapkını Galata Kulesi yükselmiş. Bu iki kule, birbirini görür görmez beğenmiş. İkisi de asırlarca boğazın iki yakasından sevdayla bakışmış, ama diğer herkes gibi paylarına düşen mütemadi bir ayrılıkmış."
 
İşbu ileti alanını devletten izinsiz açmam suretiyle kendimi vatan haini ilân ediyor, dahiliye nezaretine gereğini arz ediyorum.
 
Dünya lideri derken öbür dünyadan bahsediyor onlar.
 
"Martının kendisini terk etmesi üzerine öfkeden köpürmüş, deniz. Kaynaya kaynaya buharlaşmış, kara bulutlar hâlinde göğü kaplamış. Hemen martıyı ondan koparan münzevir kediyi aramaya başlamış. Kin karası muhbir bulutlar, her tarafa yayılmış ve çok geçmeden kedi ile martının izlerini bulmuş. Göğü saran koca deniz, büyük bir hışımla boşalmış. Yağmış da yağmış, taşmış da taşmış, boğmuş da boğmuş.

İşte o günden beri kediler, ıslanmaktan nefret ediyormuş."
 
"Madem burası hayaller kafesi, gel sana bir düş ısmarlayayım" dedi düş kedisi.
 
Seçim dönemi falan demiyorlar politikacıya "siyaset yapma!" diye çemkiriyorlar.
Bir başkadır benim memleketim...
 
Geri