1 PiSi & Bla Bla

Konu sahibi son olarak 1 gün önce görüldü
Kedi yavrularının hepsini kaybettik. Her yer otomobil. Yetmiyor gibi ehliyeti olmayan çocuklar bisiklet fiyatına satılan motosikletlere biniyor. Ezildi ezildi gitti yavrucaklar...
 
Ve geliyoruz kedilik faslımızdan "nankör kedilik" faslımıza:

IRC konseptli forumlara öyle ya da böyle bir şekilde dahil olduğum günden bu yana, buralardaki kitle genelinin gözle görülür bir kısmının tutum ve davranışı birbirini yiyip bitirmek üzerine. İşler bu şekilde yürüyor. Bu, benim dahilimde başlamış bir şey olmamakla birlikte benim haricimde de bir sonu gelmeyeceği aşikâr.

O yüzden ben, elimden geldiğince sunabileceğim naçizane belirli bir katkının ardından kitle genelinden kendimi yalıtma yoluna gidiyor, bu şekilde kendi öznel alanımda ürettiklerimle forumdan ziyade şahsen beni besleyeceğini, bana bir fayda sağlayacağını, yaptığım her ne ise benim nazarımda onu anlamlı kılacağını bildiğim alanla kendimi sınırlamayı hep tercih ediyorum.

Nitekim son birkaç yıllık bu süreç içerisinde "kedi'nin günlüğü" adını vererek yayımladığım parçalı hikâyelerden oluşan birikim, bir yerde odak noktam da olması bakımından gayet tabii bana anlamlı gelen en önemli şey. Açıkçası, niyetim önümüzdeki ay itibarıyla son kez bu alana yönelip kedinin günlüğü konseptinin devamı on veya belki bir düzine kadar yazıyı burada yazmak, bu vesileyle köşeye koyabileceğim bir mirasla birlikte bu tür platformlar genelindeki etkinliğimi bitirmekti. Lakin, bu işi tıpkı başladığım gibi bu türden platformlar üzerinde bitireyim ısrarımdan artık vazgeçtim. Sonuçta işin bu kısmı, haricen de tamamlanabilir. Böyle başladık hadi illa böyle bitirelim demek absürt. Bitsin.
 
Doğru karar vermişsin hazinelerini derinlerde muhafaza etmelisin.
 
Sabah uyanıyorum,
şantiye gürültüsü,
trafik gürültüsü,
balkona çıkmış konu komşu dedikodusu;
Dolayısıyla tüm bu gürültü kirliliği içerisinde olaya kendimi veremiyorum.

Neyse, verebildiğim kadarıyla artık...

İrem Uzunhasanoğlu’nun Uzak Bir Masal adlı eseri ikinci baskısını yapmayı başardı. İleride daha kaliteli eserler verebilecek edebi potansiyeli var bence. O yüzden alın bu kitabı, birkaç baskı daha yapsın. Yapmalı.

Umarım yazarın adını doğru yazmışımdır.
 
Pisi pisi hoş geldin.

Angiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiie!

İşte pisi pisi geldim;
Seni irc’cilerin elinden kurtarmaya geldim.

Kısacası, geldim şekerim.
 
Angiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiie!

İşte pisi pisi geldim;
Seni irc’cilerin elinden kurtarmaya geldim.

Kısacası, geldim şekerim.
Nasılsın bakalım görüşmeyeliiiii. İyi oldu geldiğin çakallardan sıkılmıştık. Kediler huzur veriyor insana. Jfjfj
 
Bir iş gününü daha geride bırakırken yine milletin abidik kubidik pozisyon kavgalarına şahit olmanın saçma sapanlığı içerisinde...

Üşendim cümleyi tamamlamaya.
 
“Arkamızda bıraktığımız geçmişin her şeyini hatırlıyorum. Okunmayı bekleyen bir avucun içindeki çizgiler gibi kumlu araziye oyulmuş sahil şeritlerini, yükselen sıcağa karşı öten ağustos böceği korosunu, lavanta tarlalarının üstünde vızıldayan arıları, ilk ışık vaadinde kanatlarını açıveren kelebekleri... isteyen istediği kadar denesin, iyimserlikte kimse kelebeklerden iyi olamaz.

İnsanlar, iyimserlerle kötümserler arasındaki farkın bir kişilik meselesi olduğunu varsayarlar. Oysa ben olayın temelde unutmayı başaramamakla ilgili olduğuna inanırım. Olanları hafızanızda tutma gücünüz ne kadar büyükse, iyimser olma şansınız da o kadar küçüktür. Kelebeklerin hiçbir şeyi hatırlamadıklarını iddia etmiyorum. Hatırlıyorlardır elbette. Bir gece kelebeği, tırtılken öğrendiklerini anımsayabilir. Ama ben ve benim gibiler, bizler hiç bitmeyen bir hafızadan mustaribiz ve bununla kastettiğim şey yıllar yahut on yıllar değil. Yüzyıllardan bahsediyorum.

Bir lanettir, sağlam hafıza. Geldiğim yerde yaşlı kadınlar birbirine beddua ettiklerinde, bariz bir kötülük gelmesini dilemez o kişinin başına. Yıldırım düşsün, görünmez kazalar olsun veya birden kısmeti kapansın diye beddua etmezler. Sadece şunu derler: Asla unutamayasın.”

Kayıp Ağaçlar Adası - E. Şafak
 
Eşinden ya da sevgilisinden ayrılan erkekler, kadın düşmanlığına başlıyor.

Kadınlar da aynı şekilde, partnerleri ile ilişkiyi yürütemeyince erkek düşmanı kesiliyor.

Hâl böyle iken neden eşcinselliğe bu denli nefret duyuluyor anlamıyorum.
 
Gecenin yarısı,
o güzel kızlar geldiler,
o harikulade kokularıyla burnumun dibine kadar girdiler,
aklımı aldıkları yetmiyormuş gibi,
bir de yavru kedilerimi toplayıp aldılar,
ve kıkırdaşa kıkırdaşa, kıvırta kıvırta gittiler.
Arkalarından seslendim,
dedim beni de almayacak mısınız,
götürmeyecek misiniz,
böylece burada mı bırakacaksınız?
Aralarından biri arkasını bile dönüp bakmadan
“erkekler kapatılsın” dedi.

Beni kapattılar, siz devam edin.
 
“Yalancı güneştir aslında bizi güneşten ziyade mutlu eden. Çünkü, hep beklenmedik zamanlarda, hiç olmadık anlarda ortaya çıkar.”

Mihr - Eylem Tok
 
Dünyayı Yöneten 6 Aile feat. illüminati grup toplantısında yaptığım son konuşma şu şekildeydi:

“Değerli arkadaşlar! - alkışlayan olmadı -
Biz züppe takımı, on yıllardır gezegendeki insan nüfusunun yüzde bilmem kaçının silinip süpürülmesi için meteor düşürme münakaşası edip duruyoruz. Gezegenden silinecek insan oranında - beşte bir, altıda bir, yüzde on, her ne ise - diyelim ki anlaştık, bir mutabakat sağladık, emin olun gene de bocalayacağız. İşin meşakkati bir yana, uygun ebatta bir meteor bulmamız bile kim bilir daha nice vakit alacak. O göktaşı XS, bu göktaşı XL, bunun medium’unu bulabilirsek bu iş tamam diye diye daha nice on yıllar harcayacağız.

En başından beri olduğu gibi benim fikrim üçe beşe bakmadan ve de elimizi korkak alıştırmadan gezegendeki insan nüfusunu tümüyle ortadan kaldırmaktan yana. Hatta gerekirse bütün canlı varlığını. Sadece seçilmiş olanlar, yani kediler hayatta kalmalı. Gezegenin sahibi onlar olmalı. Sizlere evvelce de açıkladığım gibi, insanın evrimsel yolculuğu bile sadece kedigillerin evcilleşmesini sağlamak üzere bir vesile, bir araç, yüce bir amaç olmaktan ibarettir.” - gene alkışlayan olmadı -
 
Son düzenleme:
“Kim bilir hangi mutsuzlar, ışığını yanık bıraktı. Işıklar sizi mutlu göstermez ki. Kimi karanlıktan korkuyor, kimi yalnızlıktan; hâlbuki yalnızlık korkusu kendi karanlığından...”

Mihr - Eylem Tok
 
Benim shift’ime kaymışlar ya, artık işte kapanışları gece yarısı yapacağız.

Sabahları kahvaltı yapmaya mı gitsem bir yerlere acaba?
Ama bu sefer de sürekli tanışalım, akşam yemeğini birlikte yiyelim, evime gidelim, sütyenimden içeri böcek girdi sanırım yardım eder misiniz, belime dövme yaptırmayı düşünüyorum ne dersin, rahat vermeyecekler kısacası.
 
Ustadim sizin seviyenizdeki bir kisi icin,bu gorseldeki eserler sanki biraz septik kalmis gibi.
 
Geri