1 PiSi & Bla Bla

🕒 Konu sahibi 6 saat önce aktifti
IMG_5026.JPGEkli dosyayı görüntüle Mhryaz.MOV

Bir ay boyunca süren yağışların hemen ardından apansız gelen güneşli bir yaz günü doğmuştu yavrumuz. O yüzden adını Mihriyaz koymuştum.
Onu öyle çok sevmiştik ki. Hele ki babam. Babam ona paşa diyordu, benim küçüklüğümde evdeki lakabım da paşaydı.

Henüz yaşını bile doldurmadan evden kaçtı gitti kerata. İzini bulamadık. Annesi buzdolabının üzerinde, o ise kombinin üzerinde yatardı. Her pisi gibi pencereden dışarı izlemeyi ve yemek masasının üzerinde gezinmeye bayılırdı. Kalbimizi çaldı gitti, erkeğim benim.
 
Saat sabahın 5.15'i ıssızlığında randevulaşırız kedilerle. Tıpkı kedi meskeni çöp konteynerleri gibi sokaklar da boştur o saatlerde.

İnsan ilişkilerinin varoşluğundan, duyguların sömürüsünden, düşünce dünyasının sığlığından, eylem ve söylem arasındaki tekmil tutarsızlıklardan, ideolojik körlüklerden muzdarip bir türlü önü alınamayan kaoslardan, mağdurum da mağdurum demek için sarf edilen dini vaazlardan sana sığınırım ey kedi! Sevecenliğini, ilgini ve mağrurane bakışlarını üzerimizden eksik etme. Bize ilham ver. Yüreğimizde ekosantrik habitat alanları oluştur. Muhakkak ki sen, canlıların en animizme değer olanı, mükemmelliğe en yakın tutulanısın.
 
Sevdalı bakışlarını nakşeder Günebakan, Mihri ufuktan görünür görünmez. Müteşekkir bakışları, onun limanına demirler. Gün boyunca düşeri böylesi görkemli bir saltanatın sahibine sitayiş zikreder. Gök tahtının sahibi Güneş batınca ise, Günebakan boynunu eğer. Kimileri zanneder ki, bu boyun eğiş bir hüsrandır. Kimilerine göre cilve, kimilerine göre ise bir sitem.

Kimse bilmez ki, bu boyun büküş, Günebakan'ın ilk sevdalısı olan toprağa ilgisindendir. O, bir sevda çiçeğidir. Mihrine olan destansı sevdası hiç dinmez. Ama, ilk yürek yanığı olan toprağa da sevda beslemekten çekinmez.
 
Bir kimse ampül aydınlığına tamah ediyorsa şayet, o kimse ya Güneş'ten bihaberdir, ya Güneş'in doğacağına olan inancını yitirmiştir, ya da çalıp çırpmak için karanlığı fırsat kollayan bir yankesicidir.
 
Bir çatı, bir sokak lambası ve bir kaldırım.
Kaldırımda, sokak lambasının tam altında, çatıdan düşmüş yitik bir beden.
Yitik bedenin en yanı başında kederli bir gölge.

En yakın dostu gölgesiydi, kara kedinin. Öyle ki, onu her daim görmese bile yanında olduğunu bilirdi. Herkes bırakıp gitse bile gölgesi onu asla terk etmezdi.

Derken bir gece, kara kedinin yüreğine fücceten bir endişe girdi.
Kedi zannetmişti ki gölgesi onu bırakıp gitmişti. Oysa terk eyleyen kedinin ta kendisi idi.
 
En çok tahammül edemediğiniz şeyler nedir diye sorun, hemen herkesin ilk on listesinde mutlaka "haksızlığa tahammül edemem" cümlesi basma kalıp bir biçimde yer alacaktır. Haksızlıktan kasıt, adaletsizliktir. Velev ki insanlar - hele ki bizim gibi toplumlarda yaşıyorlar ise - adalet kavramını zaten tanrısallığa atfederler ve söz konusu bu olgunun fevkalbeşer olduğuna inanırlar. Bir öğrenilmiş çaresizlik hâli içerisinde zamanla kendilerini adaletin namümkünlüğüne ikna ederler.

Herkes haksızlığa tahammülü olmadığını vurgular ve fakat, dünya, adaletsizlik ile doludur. Bundan muzdarip bizler daha az mutlu, daha fazla şikâyetçi oluruz, ama yine de bir şekilde yaşamaya devam ederiz. Tahammülsüzlük de bir yere kadardır ve tam da bu sebepten haksızlığa tahammülsüzlük denen şey yalan olur gider. Klişeleşmiş bir söylem olmaktan öteye geçemez.

Son tahlilde diyeceğim şu ki, haklı olmanın ya da olmamanın bir önemi yoktur. İdeolojik saplantılar uzun vadede bizleri ancak ve ancak yozlaştırır. Terk-i dava kaçınılmazdır. Haklı olmak ya da olmamak değildir ehemmiyete yaraşır olan, doğru bilgiyi ve diğerkâmcı tutumu bulabilmek, onları edinebilmek, içselleştirebilmektir.
 
Merhaba @illusion Dilerim her şey iyi gidiyordur. Memleket dışında tabi. O kötü, malumumuz.

Konu şu ki, insanlar flörtleri olduğunda, onları kahve içmeye davet ederler; Efendime söyleyim, birlikte sinemaya gitmek isterler veya bu bir konser de olabilir; Onları bir yürüyüşe, gezintiye de çağırabilirler. Her neyse. Peki @angie Hanım bizi nereye davet etti dersin? İslâmiyete davet etti.

Evet, islâmiyet. Kadın değil, diyanet vakfı sanki. Kendisini kınım kınım kınıyorum. Başıma bu da geldi. Sevgilerle...
 
Merhaba @illusion Dilerim her şey iyi gidiyordur. Memleket dışında tabi. O kötü, malumumuz.

Konu şu ki, insanlar flörtleri olduğunda, onları kahve içmeye davet ederler; Efendime söyleyim, birlikte sinemaya gitmek isterler veya bu bir konser de olabilir; Onları bir yürüyüşe, gezintiye de çağırabilirler. Her neyse. Peki @angie Hanım bizi nereye davet etti dersin? İslâmiyete davet etti.

Evet, islâmiyet. Kadın değil, diyanet vakfı sanki. Kendisini kınım kınım kınıyorum. Başıma bu da geldi. Sevgilerle...
Kötü yola mı davet etseydim?
 
Merhaba @illusion Dilerim her şey iyi gidiyordur. Memleket dışında tabi. O kötü, malumumuz.

Konu şu ki, insanlar flörtleri olduğunda, onları kahve içmeye davet ederler; Efendime söyleyim, birlikte sinemaya gitmek isterler veya bu bir konser de olabilir; Onları bir yürüyüşe, gezintiye de çağırabilirler. Her neyse. Peki @angie Hanım bizi nereye davet etti dersin? İslâmiyete davet etti.

Evet, islâmiyet. Kadın değil, diyanet vakfı sanki. Kendisini kınım kınım kınıyorum. Başıma bu da geldi. Sevgilerle...

Forum bozuk. Aha @illusion a sor .ddd


Siz çok farklı ve komik bir ikili oldunuz.. Yay burçları enerjisi ve sempatikliği..
 
Sen Abdülhamit'i savundun, Menderesleri savundun! Kedileri savunmadın .d
Hele bir sor neden kedileri savunmadın? Kediler kendilerini savunamayacak kadar savunmasızdır. Ben de ked ruhlu bir kadınım… Beni siz savunun…
 
Hele bir sor neden kedileri savunmadın? Kediler kendilerini savunamayacak kadar savunmasızdır. Ben de ked ruhlu bir kadınım… Beni siz savunun…
Beni zayıf yerimden vuruyorsun. Her şeyimi elimden alabilirsin, ama kediliğimi asla. Kim daha kedi imiş, göreceğiz.
 
"Her CeHaPeli gibi biz de kediye köpeğe sardık" ifadesi kullandığım kaç senelik platformumdan ayrıldım bu gece. Hani gece shift'ine bıraktıkları yönetici dese ki, politik mevzularla ilgili bir takım hassasiyetler var, o yüzden böyle şeyler yazmayalım, zira bazen zor durumda kalabiliyorum, anlarım. Lakin, efendimiz: "Hooop hop! Politika molitaka yapmayın burda. Ne oluyor orada, aloo!" üslubunda giderle geliyor üzerimize. Tabii biliyor bizim efendi biri olduğumuzu ya, abidik kubidik yazıp ezecek işte. İşgüzârlıkla puan toplayacak kendince. Zaten 10-15 kişi ya varız ya yoğuz, artık kimden toplayacaksa...

Ha platform sahibinin tutumu o yönde mi, hiç değil. Ama kendisi yetemiyor. İşi bilenler de zamanla el ayak çektiler ki, aslında benim de gece gelip arada sırada muhabbete tutuştuğum zaten o işi bilen eski tayfadandır. Neyse, ukalanın bile bir iletişim becerisi olanı makbuldür. Yoksa tat vermiyor.
 
Geri