Vurak Aköz Şarkı Sözleri

Konu sahibi son olarak 2 gün önce görüldü
Fedakar

Anadolunun her köşesinde ben
Çetindir emeğimin yeri
Fedakarlığı yüklenirim
Bu görev benim
Benimdir görev verilen her yer
Neresidir yerleri
Rahatını seçenlerin
Herbiri benden daha yurtsever
Kim miyim ben
Anadolunun her ücra köşesinde
Öğretmen
 
Ferman

Sana göz dağımı versem
Halin duman olur
Dünyama sığdırsam
Zindan ferman olur
 
Fırtına

Bir fırtına koptu içimden
Birden yürüdü,her şey üstüme
Engel olamadı balkon duvarları
camlar kapılar ,lambalar
saksılar bile
Yürüdüler birlikte
Dumanım savruluyordu gökyüzüne
bakıp gülüyordu yüzüme
 
Fırtınaya Direnen Çocuklar

Okulun yoktu servisi
Yürürdük klometrelerce
Kar fırtınasıydı günün süprizi
Aniden daldı içimize
Savrulduk ayrı yerlere
Seslenmek ne mümkün
Boğuluyorduk
Birazcık insaf eyledi
Sürünerek toplanmıştık
Kenetledik kolları
Tokuşturduk kafaları
Sekiz kişilik kümede
Önümüzde yaşam halkası
Soluyorduk hep birlikte
Zorlandı nefesler
Biraz oksijen gerek
Uzandı tepemizden cesur el
Yenilendi nefesler
Beklemekte kurbanlık gibi
Son kalkan el mujdeli
Savuşturmuştuk sırayı
Hep birlikte devirdik karları
Yollanırken eve
Fırtınaya direnen
Birer kahramandık
 
Fidanlarım

Fidanlar diktim
Sevgi bahçeme
Dostluk sevgi çeperi içinde
Sever okşardım
Canlarım diye
Doyamazdım seyretmeye
Kopardım, hüzünlerine
Serpilsinler diye
Açtım önlerini
Geniş renkli ufuklar içinde
Bahçeleri şimdi tarumar
Fidanlarım solmakta
Peyderpey
 
Fikrim

Yaralıda olsa dilim
Renklidir fikrim
Yine de örttün beni şiir
Gönlüm senindir
Yok başka güvendiğim
 
Fil Hikayesi

Canını sıkar insanın kuralsızlıklar
Boğar yüreğini gasp edilmiş haklar
Sorumluluklarını taşımak emanetlerin
Çarkı iyi dönmez isyan ettirir ya
Çaresi bildirmektir anlayana
Yoksa cinler takılır kafana
Varıp anlatalım amire
Anlaştık on kişi
Yollanırken şükrettik beş kişi
Fire verdi sarp yollar
Kaldık üç kişi
Ona da razıydık
Varmıştık kapıya
Kolay değil kapı demirden
Feragat etti iki kişi
Girersin makama ayaz
Makamda eser poyraz
Dönersin başın dumanlı
Vicdanın rahat
Tam zamanı
Yenilenmişken anlatmalı
Meşhur fil hikayesini
 
Galip Yok

Yıldızlar geçer önümden
Biri takılı gecemde
Işığı sarınmış durur pencerede
Gece sesiz uyku nöbette
Bitmemiş bir öykü dolanır
Zamanın eteklerinde
Döner muhabere içinde
Bini bir olur yürür üstüme
Kapışırım kıyasıya,
Döner herkes yerine
Galip yok bu seferde
 
Gam

Gam çekme boşuna gülde yaşa
Zülüm yolunda hakı bulda yaşa
Sonu yok madem dünyanın
Yok bil dertleri kendini bulda özgür yaşa

---------


Aşk gönülde sayılan yaşanan bir alemdir
Ne silinir ne unutulur mutlu bir hayaldir
Seven sevdiğine yanar kul köle olur
Sevda halini anlayan öter bülbül olur

Mehmet MUHLİS Fırat
1926--22-04-1996
 
Gazel

Dönersin çalımla,
seherde gazel
Dolasam seni
elime güzel
Seher selinde yüzen
Edalı güzel
Zülüflerini dönder
Kokunu savursun yel
Nazlı güzel
bitap düşersem
örtesin üstümü
Kızıl gazellen
 
Gece

Karanlık yağıyor
geceye
Ay firarda
Bahtsız gece
suçun ne
İklimler karışmış
günahın ne
Başlar tokuşur
hükmün ne
Ne zaman dönecek
Dolunay
 
Gecesi

Sevdamın gecesi
Görünmez ecelim
Seninle gezmez
Güneşin gözleri

Yalandı muhabetin
Canımı tike tike aşırdın
Sabırdan ayrıldlım
Şimdi isyandayım

Hiç yorma geçsin
Onulur değil viranın
Yitiğe saydım bile
Görünme sende değilim
 
Geçti

Yine seninle geçti günüm
Besteyle doğruldu gönlüm
Yeşersede toprakla gülüm
Sende bitecek ömrüm

Hicrana dolandı başım
Bitmeyecek gönlüme akışın
Mehtaba yakışır
Nergis kokulu bakışın
 
Geldiler

Bacasız çatılar açtılar
Penceresiz duvarlar aştılar
Bölmeleri tepip ulaştılar
Doldular oğul oğul
Asıldılar elime koluma
Poyrazlar doldu içime
Bir havalandım
Tutamadılar çarmıha
İçmişliğimiz var
Hayatın zehir tadından
Savurmuşluğumuz da olsun
Gittiler
 
Gelecek

Yağmur yağıyor geceye
Sükütü katmış muhabete
Tıkılar pencereyi giderim
Düşürdü beni bahçelere
Ayaklarım çamur içinde
Uzar giderim
Ağaçlar devrilir
Akar gözlerimden
Şimşekler çakıyor
Ayaklarım alev çemberinde
Sığındım duygunun evine
Avuçlarımı gönderdim güneşe
Bekliyorum
Gelecek biliyorum
 
Gelincik

Kiyamam ki gelincik sana
Tazesin körpesin üşürsün
Dayanamazsın esintiye
Gel sokul avucuma
Okşamaya kıyamam ki
Kopar kanatların
Kıyamam ki koklamaya
solar rengin
Öpemem ki kaçar tılsımın
Yüreğime alasım gelir seni
 
Gelir ya

Boğulasım gelir ya
İşte o an
Tutup tutuşturmak
Biner ellerime
Dilim kısalır tıkanır genzime
Uzanırım çakmaya
Bir kıvılcım olmaya
Umutlar yığılır
Bir ışık doğar yanı başımda
Serçe gülümser
Rüzgar şarkı söyler iğdelere
Kokusunu alırım menekşemin
Halay geçer önümden
Sen çifte telli koşturursun
Ben kurtulurum boğulmaktan
 
Gerek

Upuzun dağların
yemyeşil yamaçlarına
Uzun yollar uzanırda
Tepelerin duran ardına
Uzanıversem öyle yakın ki
Her boy ve ebatta umut
Elimi tutacak kadar
Elimi uzatmam gerek
 
Gezmek

Seni gezmek
Ağrı dağını arşınlamak kadar çetin
Anlamak
Van gölü gizi gibi derin
Seni bilmek
Ege koyları gibi girift
Giyinmek
Bingöl yaylası kadar serin
Seni yürümek
Başkent kadar uzak
Sarılmak
Güney doğu kadar sıcak
Seni yaşamak
Ak deniz kıyıları gibi sarp
 
Gibi

Yaşamak hayatı,
kurumuş dal gibi
Her mevsimde,
çorak toprak gibi,
Umuda bağlanmış,
kuru yaprak gibi
Bulutlara karışıp,
yağmurla ağlamak gibi
Denizi dalgalandıran,
rüzgarla yarışmak gibi
Bir gök taşı olup,
serserice dolaşmak gibi
Aya sığınıp,
kayan yıldıza takılmak gibi
 
Geri