Vesaire

Konu sahibi son olarak 3717 gün önce görüldü
Her halükarda biz öylesine farklı ve bu farklılığımızla birbirimiz için öylesine tehlikeliydik ki benim,yani yavaş yavaş gelişmekte olan çocuğun,seninle , gelişimini tamamlamış erkekle nasıl bir ilişki içinde olacağı önceden hesaplanabilseydi eğer,beni geriye benden hiçbir şey bırakmayacak şekilde ezip geçeceğin düşünülebilirdi.
F.K
 
Bir çırpıda yüreğimle açtığım bu yolu kapatmak, ağır ağır dönmek, vazgeçmek zor geliyor biraz. Elbet yüreğim sızlar. Gene de -sözünü edebildiğime göre- o kadar zor gelmedi anlaşılan. Çok bilmiş bir köstebek gibi yeni yollar açarım gerekirse, ne yapalım!
F.K
 
Nilüferler...
Yalnızca bu çiçekler,
hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı.
Hayatta böyle bir şeydi benim için;
hep bir yerlere gidecekmiş gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek.
Bütün bir hayatın özeti buydu.
Bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim, öyle solgun bir nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başıma durdum,
köklerimi salamadım, ne olduğum yere sağlamca yerleştim,
ne başka diyarlara kaçabildim, içinde durduğum havuzla birlikte kirlenip eskidim.
Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı,
kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı,
onlara ihtiyacım olmadığını,
havuzumda tek başına yüzebileceğimi düşündüler,
ben de yüzdüm, kederi, yalnızlığı,
kirlenmeyi öğrendim ve hayata benzedim..."
 
Hiçbir ülkede
saatler bu kadar kedere ve hüzüne ayarlanamaz.
Dağların acısı olur ama
acının bu kadar büyük dağları olmaz..

Ahmet Kaya""​
 
Oysa ben bu gece
yüregim ellerimde
sana bir sırrımı söyleyecektim
Şu mermi delip gecmeseydi yüreğimi
seni alıp göturecektim.
 
Sessiz ve mükemmel gece.
Ve biri eksik. Biri her zaman eksik.
Biri, geldiğinde bile eksik. Öyle eksildik ki yaşarken,
bize dokunan herkesi eksiltiyoruz.
Yalnızlığımızla çoğalıp kalabalığımızla eksiliyoruz
ve öylesine kalabalık ki yalnızlığımız;
ne yana dönsek kendimize çarpıyoruz

 
Sizde fazla mavi var mı,
fazla bir gökyüzü, fazla bir cumartesi ,
fazla bir güIüş ?
Sizde fazla bir hayat var mı?

 
Gerçekten özleyenler,
özlediklerini dile dökmeye mecali bile kalmayacak kadar özleyenlerdir.
İnsan gerçekten özlerse, özledim diyemez;
ama ona bakan,
onun gözlerinde özlediğini seyreder…
Serdar Tuncer
 
"Kendinden veriyorsun ve
durmadan eksiliyorsun.
Oysa bazı insanlar oldukları gibi
kalarak elde ederler istediklerini."
 
Susardın..
ve kar yağardı
Gözlerinde başlardı gece Yarım kalmış kitaplarda biterdi.
Alnımızda bilenen kör bir bıçaktı zaman
Kırılmış aynalardı..

 
Serçeler göçe dayanmaz bilirsin
ne özleyen bir bakış kalır ne de sımsıcaklığın
sular donar yürek üşür sende kalır seni yakan
Uçurumlar açılır yollarında buharlaşır çiy damlalar..

 
Gözyaşların süzülüyor saçlarına doğru.
Her bir damla dağlıyor beni.
Bin parçaya ayrılmış bedenimin tek bir parçası bile dokunamıyor sana.
Öyle uzağındayım ki.

 
Artık daha az seviyorum seni...
Unutur gibi... ölür gibi daha az.

Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..
 
[YOUTUBE]watch?v=92sL0DLB3ek[/YOUTUBE]



Bɑnɑ geldiğin yol ɑşk izlerinle doluydu.
Bir dolu ɑşkın izini örtüyordu şiirlerin.
Gelmek eylemi pörsümüştü ɑdımlɑrındɑ
Oysɑ ben gelişini
“milɑt” sɑyɑcɑk kɑdɑr bɑşlıyordum Aşk'a..

 
Tesɑdüfen çɑrpışmıştı gözlerimiz
ve ben senin
yere düşen bɑkışlɑrını toplɑmıştım.
Seninkilere kɑrıştı sɑnırım sol yɑn kırıklɑrım,
bulɑmıyorum.
Düşünüyorum dɑ tesɑdüf diye bir şey yok ɑslındɑ
Çekecek çilem vɑrmış deyip geçiyorum…

 
Diyorlɑr ki küsme ɑşkɑ
dɑhɑ kimler gelecek kimler geçecek
Bilmiyorlɑr ki en son giden herşeyimi götürdü.
Bilmiyorlɑr ki en son giden
dɑhɑ sonrɑ gelecekleri bile götürdü..
 
Nelere gebe sanırken zamanı,
bana neler neler doğmuştu.
Hesap kitap işine gelmiyordu hayat
ve en çok planlı adımlarda tökezliyordu insan
 
[YOUTUBE]/watch?v=ZVLBKtEJNOE[/YOUTUBE]

Sana anlattıklarım neleri susuyor bir bilsen.
Ve anlatmadıklarım neleri söylüyor.
Boğazımı yırtarcasına susuyorum.
Ya verilmekten yıpranan cevaplardayım,
ya sorulmamaktan solan sorularda.
Sen ıslatmasını bilmeyen bir yağmur oldun her akşam.
Ben ıslanmasını bilmeyen ahmak.
Bu yüzden aşık olamadık sırılsıklam.
 
Gözyaslarımi topluyorum simdi,
üzümler toplanirken saraba katacagim,
en tatli saraba senin adini koyacagim
ve sarhos olacagim daha
içmeden bir yudum.
Ben böyle bir sevdayı binlerce yil önce
bir kitapta okumustum,
lakin unutmustum,
yasarken aklima geldi,
oysa yasanilmasi mümkünsüz bir
masal demistim okurken o destani,
yasamayan bilemez bu yasanani,
aklima senden başka bir sey gelmiyor.


Ömer Köroğlu..​
 
[YOUTUBE]/watch?v=17AWER14CB0[/YOUTUBE]



Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi.
Cehennem yangınlarından
Ölmeden çıktıysa bedenim; artık
Benim olmalıyım, benim.
Yeter yüreğimi bir çift gözün
Ateşine rehin verdiğim. Ateş artıyı
Değildir karşılığımız. Pusatını dağ
Sisinden alan, firarını mermisine
Emanet eden bir namludur bu
Eşkıya sevda ki; zulasında asılı

 
Geri