"varmak için heplere önce hiçi göze almalısın"

M
  • Kullanıcı Maria puder
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
insan bütün bu pislikleri ancak yalnız başına ve dövüne dövüne, didine didine üstünden atabilir... ama yalnız başına... kimseye bir şey sıçratmadan...
 
Bazen bir kitapta kendini bulmak o kısmın altını çizmek veya o kısmı ezberlemek. .

ben ikide birde böyle oluyorum, bazan bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. bu nefret filan değil... insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... sadece bir yalnızlık ihtiyacı. öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. kafamda, hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor... fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. bütün bu beynimden geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. o zaman ne kadar hazin bir hâl aldığımı tasavvur edemezsiniz. kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor... zannediyorum ki, tasavvuru bile baş döndüren bir süratle hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağının bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmakarışık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek... böyle acz içindeyken odamda her şey bana küçüklüğümü ve zavallılığımı haykırıyor. sokağa fırlıyorum. bir tek yakın çehre görsem de yanında yürüsem, hiç ses çıkarmadan yürüsem diyorum. halbuki ara sıra karşılaştığım ahbapları görmemezliğe geliyorum. hiçbiri bana bu anda yardıma çağrılacak kadar yakın görünmüyor? bilmem beni anlıyor musunuz?..
 
"insanların en zayıf tarafları sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici temayülleridir. dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır."
 
Bir değişikliğe ihtiyacım olduğunu fark ettiğimde ise saclarindan başlayan kadinlardanim ben de.
Sabah in köründe kuaförümu aradım sasirdi rüyanda mi gördün dedi.

Hayır! Ama gece aklıma geldi 3 yıllık sarışın halimden vazgeçip saçlarımı degistirmek istiyorum dedim.
Akşama kapindayim dedim.
Cevabı ise şu oldu ; hiç gelme 1 ay sonra yine sarı olacaksın. Çünkü sana sarı saç yakışıyor böyle güzel demesi bile ikna edici değil..

Evet sarı saclarimdan ben sucluyum ama çok sıkıldım.
Bu arada bayram da gidiyorum buradan sayfa.
Karar verdim güzel şeyler yasamasak ta güzel bir tatili hak etmedim mi sence?
 
8mmn9Q.jpg


Sanırım sabah sabah alınacak en berbat maili aldik: p
10 temmuz ve 25 temmuz a kadar ayağınızı ona göre denk alın mesajı : )
 
nihat:

ne istediğini bilsen canın sıkılmaz!'' dedi.

ömer, yalvarır gibi cevap verdi:

''bana istenecek bir şey söyle, uğruna can verilecek bir şey söyle, hemen dört elle sarılayım...

nihat güldü:

'' gördün mü? derhal sapıtıyorsun. hayatta hiçbir şey uğrunda ölmek için istenmez. her şey yaşamamız için olmalıdır. hatta biraz ileri gideyim, kendi yaşamamız için... sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışssın ki, derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun!
 
"belki başka bir köşeye çekilip kendimle uğraşır,yahut bizim muhitimizdekilere benzemeyen insanların arasına dalarak yeni bir hayata başlamaya çalışırım." dedi ömer ve

macide'sini bırakıp gitti.
 
bana dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülmeyecek bir tek, ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin. böyle biri olsa bu sen olurdun ve şimdi buraya gelinceye kadar içimde bir şüphe vardı. su kainatta belki bir de iyi taraf vardır, fakat görmek bize nasip olmuyor diyor ve seni düşünüyordum. bir daha teşekkür ederim. beni boş hayallerle avunmaktan, yaptığıma pişman olmaktan kurtardın. ben de kendimi, adam tanır bir şey zannederdim. senin suratına bakınca melanet dolu ruhunu göreceğime yüreği çarpan bir insan görüyordum.
 
“herkes ne diyecek? fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki… bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı?”*
 
kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören adam, başkalarının temiz olacağına inanabilir mi?
 
kim bilir belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak tekrar karşılaşırız ve belki gülüşerek birbirimize ellerimizi uzatırız.
 
"onu görmekten çok korkuyorum. çünkü hiçbir sözüne itiraz edecek, hatta cevap verecek kuvveti kendimde bulamıyorum. ne kadar çok... ve ne güzel konuşuyor... ama tehlikeli...mesela dünkü sözlerini herhalde dinlememeliydim. birdenbire ne olduğunu anlayamadım... sözlerini kabul ettiğim için değil, şaşırdığım için cevap veremedim. halbuki susmasını söylebilirdim. o zaman da kızar ve bırakıp giderdi... öyle ya... onda öyle bir hal var... insana azıcık darılsa hemen yanında kaçacak gibi bir hal... ben bunu da istemem. yanımda yürüyen birisi ne diye bana darılıp kaçsın... hem fena bir şey söylemedi ki... daha fena da ne söyleyebilirdi... beni sevdiğini söyledi..."
 
ömer tek başına hiç bir şey ifade etmiyordu, kimsenin karşısında kendi fikirleriyle dik duramıyordu. sonuçta ömer bunların farkına vardı ve suçu içindeki şeytana attığını kabul etti, içindeki şeytan değil kendi zayıflığı, tembelliği ve iradesizliğiydi. macide'ye haksızlık yaptığını kabul ederek, ona karşı olan tüm sevgisine rağmen ondan vazgeçti. bunu yaparak kendini değiştirme, bir kişilik kazanma yolunda kendince ilk adımını atmış oluyordu.
 
bütün söylediği sözler birer birer beynimde zonkluyordu. yerinden fırlayacakmış gibi büyüyen gözleri, yeis ve ümitsizlik içinde, insanlara ve hayata karşı artık teskin edilmeyecek bir kin ile titreyen sesi peşimi bırakmıyordu.


yemin ederim ki dünya kurulalı beri hiç kimse kendini, benim o anda bulduğum kadar aşağılık ve iğrenç bulmamıştır
 
"dünyada şimdi onunla yan yana bulunmamamız kadar mantıksız ve lüzumsuz ne vardır acaba?"
 
[YOUTUBE]YYL3wxd435E[/YOUTUBE]

"Hayatta yaşamak zorunda olduğumuz şeyler var"
 
nYYYzM.jpg


Dünya da güzel şeyler çok az olabilir ama çocuklar bu güzelliğin tamamına yakinini kaplıyor.

Safir gözlü çocuk. .
 
Geri