"varmak için heplere önce hiçi göze almalısın"

M
  • Kullanıcı Maria puder
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Üye Günlüğü
hep sarhoş olmalı. her şey bunda: tek sorun bu. omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zaman'ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.

ama neyle? şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. ama sarhoş olun.

ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil otları üstünde, odanızın donuk yalnızlığı içinde, sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda uyanırsanız, sorun, yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun, her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakıyan, konuşan her şeye sorun, " saat kaç?" deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat hemen verecektir yanıtı size: "sarhoş olma saatidir! zamanın inim inim inletilen köleleri olmamak için sarhoş olun durmamacasına! şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.
 
'yalnızlığını kalabalıkla doldurmasını bilmeyen kişi telaşlı bir kalabalık içinde yalnız olmasını da bilmez.'

baudelaire
 
insanlar kötülüğü, arzuları güçlü olduğundan değil, vicdanları zayıf olduğundan yaparlar.
 
terbiye, herkesin eldivenle tutulmasını gerektirecek kadar yumuşak ve kırılgan olduğunun bir tür kabulü gibidir. oysa konu insana duyulan saygıysa bir insana öyle kolayca korkak ya da yalancı demezsin, ama eğer yaşamını insanların duygularını incitmemeye çalışarak ya da kibirlerini besleyerek geçirirsen, öyle bir hale gelirsin ki, onlarda gerçekten saygı duymaya değecek şeyleri ayırt bile edememeye başlarsın.
 
Hayatımın en güzel 2 gününü geçirdim desem abartmam zaman dursun isterdim.
Sevdiğim adam ben ve ailesi: )
Sevdiğim meyveleri dalından yediğim bi dediğimi iki edilmediği cook güzel bi yerdeydim.
Şu an kendimi kul kedisi gibi hissettim de yine prenses olacağım:p
 
"etrafın seni sıktığı zaman kitap oku… ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. bundan sonra seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz. insan muhitin bayağı, manasız, soğuk tesirlerinden kurtulmak istediği zaman yalnız okumak fayda verir. bana en felaket günlerimde kitaplarım arkadaş olmuştu. fakat bu yetmiyor. şiirlerimde de gördün ki kitaplara rağmen çok ıstırap çektim. çünkü candan bir insanım yoktu. sen benim yarım kalan tarafımı ikmal edeceksin.''
 
"yalnız, çok daha fazla canımı sıkan şey, hayalgücünden yoksun insanlardır.t.s. eliot'ın ifadesiyle 'içi boş insanlar'. o hayalgücünden yoksun oldukları kısmı, hissiz perdelerle örtmeye kalktıkları halde, kendileri bunun farkında olmadan ortalıkta dolaşıp dururlar. sonra o hissizliklerini içi boş laflarla başkalarına dayatmaya kalkarlar."
 
benim için yaşam yirmi yaşındayken bitti. sonraki yaşamım uzatmalardan başka bir şey değildi. loş karanlık, kıvrım kıvrım, hiçbir yere ulaşmayan bir koridor gibiydi. fakat yaşamak zorundaydım. her gelen günü tüm sahteliğiyle kabullenip yaşadım yalnızca. o günlerde birçok hata yaptım. hayır, daha doğrusunu söylemek gerekirse, hatalardan başka bir şey yapmadım. bir dönem, tek başıma kendi iç dünyama kapandım. derin bir kuyunun dibinde tek başına yaşamak gibi bir şeydi. dışarıdaki her şeyden nefret ettim, her şeyi lanetledim. bir dönem de dışarı çıkıp yaşarmış taklidi yaptım. her şeyi kabullenip duygusuzca yaşadım. fakat tümü anlamsız şeylerdi. hepsi göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti, arkalarında hiçbir şey bırakmadan. içimdeki suçluluk duygusu ve açılan yaralardan başka...
 
aynı anda uzlaşıp, aynı şekilde akabildiğin sürece; berabersin. birbirini özgür bırakabildiğin sürece… beraber değişebildiğin sürece… zaman yettiği sürece
 
tumblr_n83fwbpLnC1rh5g90o1_250.gif
tumblr_n83fwbpLnC1rh5g90o2_250.gif

tumblr_n83fwbpLnC1rh5g90o3_250.gif
tumblr_n83fwbpLnC1rh5g90o4_250.gif


Maria puder kirlettim sayfanı ama hoşuma gitti :p
 
bende inanmak noksanmış. beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum. bunu şimdi anlıyorum. demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar. ama şimdi inanıyorum. sen beni inandırdın. seni seviyorum. deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.
 
`vücudunun titrediğini hissettim. kesik kesik nefes alarak:
''tabii.... tabii!' dedi. ''tabii sizi seviyorum. hem çok seviyorum... başka türlü olmasına imkan var mı?.. herhalde seviyorum... muhakkak seviyorum... fakat neden şaşırıyorsunuz? başka türlü olacağını mı zannediyorsunuz? beni ne kadar çok sevdiğinizi anlıyorum... ben de sizi o kadar çok seviyorum...''

İkinokta..

Kürk mantolu Madonna :p
 
içime döndüm yine
oysa uzun yollar aldık yabancı bir şehirde
seninle beraber…
sense farklıydın
güzel bir ressam, umursamaz bir portre…
içime döndüm yine
ayrılmadım resminin karşısından
benim kürk mantolu madonnam…
 
"hiçbir şey anlamıyorum, anlamak da istemiyorum. olaylarda kalmak istiyorum. anlamamaya karar vereli çok oluyor, anlamak istersen olaydan sıyrılmak gerekir, oysa ben yalnız olayda kalmak istiyorum."
 
Ben bazen çok sıkılıyorum be sayfa. Öyle böyle degil.
 
"unutmak kolaydır suçlamak kolaydır
aslolan beslenip bir gül fidanı gibi
yaşamın yapraklarıyla geçmişin toprağından
bir gün bile yitirmeden bulutlar içinde
güneşin yolunu
geleceğe güller sunmaktır
geleceğe güller sunmaktır.."
 
"suyum, unum, buğdayım
ben bir iyiliğim, diyorum
yitiklik duygusundan doğan.
çoğalmak istedikçe azalmaktan alırım
güzelliğimi.
seçilmiş bir yalnızlığın içinden
seslenirim mahcup ve özgür;
sevdiği herkesi bir kedere
dönüştüren kalbimle.
karlı bir boşluğa inen gece
çocuk kalır odamın yanında
kalabalığı kanıt gösteririm
kalabalığın kendine
hiçbir yakınlık hiçbir hayale
su taşımaz
buğday olmaz
un vermez...''
 
"bunalıyoruz çocuk bunalıyoruz
biçim veremediğimiz şeylerin
biçimini alıyoruz"
 
Geri