Guy Debord'a göre gösteri toplumunun tarihi yoktur, hafızası silinmiştir. Toplum, o an gösteri ne ise onu yaşar, bir simülasyon olarak.
Neyi, niçin yaşadığının bilincinde değildir. Fanatiktir, duyarsızdır, bilinçsizdir. Konuşur, konuştuğunu bilmez. Dinler, işittiğini bilmez. Bugün vişne haram ilan edilirse kahrolsun vişne der, yarın helal ilan edilirse yaşasın vişne der. Aradaki tezat çelişki hiç önemli değildir. Hain vişne ile kahraman vişne arasında hiçbir fark yoktur. Kitle iletişim araçları ile bu tezat durum kitleyle beraber uyumlulaştırılır. Zaten vişnenin helal veya haram sayılması ve bunun üzerinden kitlenin rollerinin belirlenmesi saçmadır. Tıpkı dün yüceleştirilen Fethullah'ın bugün hain ilan edilmesi gibi. Alkışlayan da yuhalayan da aynı kitledir.
Demokratlık bu durum karşısında alınan tavra göre belirlenmektedir. Simülasyon budur. Bu simülasyon içerisinde kitle kendi rollerini oynar. Bu role kendini öyle bir kaptırır ki ortaya çıkan ironik durumlar bile görünmez olur, kitle kendi varoluşunu bu simülasyon içerisinde kurmuştur. Wilhelm Reich Nazi Almanyası için kitle faşizmi arzuladı demişti, artık kitle faşizmi bir demokrasi söylemi içerisinde arzulamaktadır. Kitle ohal kararını davul ve zurna ile kutlamaktadır. Yaşasın faşist diktatörlük yaşasın demokrasi! Gerçeklik alt üst olmuştur. Fayda ile zarar, iyi ile kötü, üretim ile tüketim yer değiştirmiştir. Simülasyon öyle derinleşmiştir ki güncel bir olayda dahi yüzeye vuran ölü balıkları avlamak dışında birşey yapılamamaktadır. "Deryayı bilmeyen balıklar" tam olarak kitleyi ifade etmektedir. Bu balıklar doğası dışında akvaryumda doğmuş ama ne akvaryumu ne de denizi bilmektedir. Bugünkü mağaramız Platon'un mağarasından daha da karmaşıktır. Sistem çürümüş, bitmiştir fakat ezilen ama kendini yüce zanneden kitlenin omuzları üzerinden tekrar ve tekrar üretiliyordur. Birey kendini bir kurum olarak ifade etmektedir. Her yer irili ufaklı yürüyen oturan küçük kör devletçiklerle doludur. Sistemin işlemesi için başkaca çare yoktur. Nasıl ki selfie çubukları sistemin bir ihtiyacı ise böyle bir kitle de sistem için hayati derecede bir ihtiyaçtır. Her ikisi de ahmakçadır. Ama ahmaklık gösteriye dahildir ve oldukça coşkuludur.