Birkaç gündür gündeme bakıyorum, ve herkes için hayat normale dönmüş. Bir otel yangınında 79 kişi bu ülkede yanarak, zehirlenerek ve yüksekten düşerek can verdi.
Ölen öldüğü ile kaldı yine, kimsenin konfor alanına bir şey olmadı, gerçek sorumlular ceza almadı, göstermelik ceza alanlarda bir süre sonra serbest kalacak.
Bunca yaşanan felaketlere rağmen hâlâ hiçbir şey olmamış gibi yaşıyoruz ve bu utanılacak bir durum. Birkaç kınama, birkaç beddua falan fıstık derken unutulup gidiyor.. tıpkı Soma faciası gibi, tıpkı çorlu tren faciası gibi, Aladağ'da yanan kız öğrenci yurdu gibi.. daha yüzlerce örnek var yaşadığımız felaketlere.. daha çok geçmedi üzerinden deprem felaketi yaşadık.. hiçbir şey değişmedi, insanlar mağdur ve çaresiz.. onların sesini duymayan bizler, keyfimiz yerinde.. ara ara düşünüp huzursuzluk yaşadığımız da oluyor elbette.. çokta haksızlık yapmayalım kendimize..
Yaşam bir şekilde devam ediyor, evet.. konfor alanı bozulmayan kişiler için, ya mağdurlar ne durumda, neler yaşıyor.. işte onu da yaşayan bilir.
Her felaket sonrasında bilindik senaryolar yaşıyoruz, tek bir yetkili istifa etmiyor, sorumluluk almıyor.. kimdi sorumluluk alan, Aladağ kız öğrenci yurdunda yanan kişileri savunan, Soma'da madencilerin avukatı olan Can Atalay içeride yıllardır.. katliamın sorumluları geziyor dışarıda, ve biz halk olarak o kadar sindirilmiş ki, sesimiz çıkmıyor.. çıkanı da içeri atıyorlar..
Peki ne zamana kadar böyle sürecek bu devran, ne zaman çıkıp birileri bedel ödeme pahasına elini taşın altına koyacak.. yıllardır biraz sesi yükselen herkesi içeri attılar, bunda en büyük suç bizim.. bu kadar sindirilmiş, bu kadar korkak bir halk olamaz.
Bu devran böyle gelmiş, böyle gidemez.. evet çocuklar yazıyoruz konuşuyoruz ama sıcak koltuktan kıçımızı kaldırmıyoruz..
Bir isyan ateşi, bir direniş, bir başkaldırı bekliyoruz.. bir gezi direnişi olsa da tekrardan kendimize gelsek.. çünkü artık yetti!