Unutamadığınız askerlik anınız nedir?

🕒 Konu sahibi 23 saat önce aktifti
çarşı izni içün askerlerin çarşı defterlerini nöbetçi subaya imzalatmaya götürürken arkamdan gelen üsteğmenin yanındaki astsubaya 'şuna baksana ya tay gibi' dediğini duymam. albayın postalığını yapmaya başladığım zaman odalarının karşılıklı olduğunu görmem. posta olduğumu duyan üsteğmenin bana sevindim demesi ve benim dötü kollama düşüncelerim. hayır bi yere de gidemem, ortadan kaybolamam. albay seslendiği zaman orada olmazsam ağzıma zıçar o da ayrı bi manyak. sonraki günler üsteğmenin de ara ara işlerini bana yaptırmaya başlaması. ve bi gün odasında üstüme yürümesi...
 


Bunu görünce askerlikle ilgili bir şey daha geldi aklıma.
Yahu üç haftalık askerliğin ne çok hatırası varmış der şimdi uzun dönemler (:

Askere giderken telefonu evde bırakmaya niyetliydim. Rahat bir kafa tatili gibi görüyordum askerliği yani.
Kışlaya girerken telefonu verdim, bizimkilerden ayrıldım. Aklımda babamın numarasından başka bir şey yoktu. Velhasıl telefonsuz ve televizyon, dolayısıyla internet olmadan, geçen yaklaşık üç hafta. Askerliğin sonlarına doğru Twitter, Twitter diye susamış gibiydim .d Çok iyiydi valla tv, telefon yok, Dünya kaygısı yok.
O şimdi asker diye bekleyenim yoktu sadece :(

Keskin nişancılığım gelecek bölümde...
 
askerlik hayatım boyunca en büyük hayranlığım bölük komutanımıza karşı oluşmuştu. şırnak gibi bir yerde komutanınıza güvenmelisiniz. kendisi duvar gibi duruşu, içtimalarda yaptığı etkileyici motivasyon konuşmalarıyla gönüllerimize taht kurmuştu. çok sert ama bir o kadar da hakkaniyetli bir adamdı. baktığınız zaman ürkerdiniz. yürüdüğü zaman yer yerinden oynar göz göze gelmemek için tanrıya dua ederdiniz. bölük toplu şekilde cezalandırıldığı zaman bizim gibi sıradan askerlerle beraber astsubayların da sürünmesini istemesi kendisinin billur bakımından ne kadar kuvvetli bir karakter olduğunu gözler önüne seriyordu. dediğim gibi askerlik hayatım boyunca önemli, duvar gibi yıkılmaz bir figür olmuştu. ta ki face hesabını bulmak için adını google yazdığımda yonja.comdaki üyeliğine denk gelip hatun ayıklama şeysini görene kadar. gözümdeki dağ gibi sarsılmaz adam bir anda eriyip bitmişti.
 
Bir albay kızı vardı... shssh yok öyle bir şey. Bir askerlik anısı komutan kızıyla başlıyorsa düzmecedir arkadaşlar, adamı ipe götürürler...
Alay ile Davraz Dağı arası çok mekik dokudum. Yılan akrep falan yedim diye sallasa mıydım? İyi reaksiyon alırdı. Ama öyle bir şeyde yok. Tek söyleyebileceğim, eziyet diyebileceğim, bir insan evladı tam teçhizat o kadar yürütülmez.
Bizde anı bitmez de, sizin bunları dinlemeye ömrünüz de yetmez sabrınız da...
- Komando andı, kapanış. -
 
Hiç unutmam bi gün yolculuk yaptığımız otobüs firması Cizre içine giremiyor diye Suriye sınırında indirildik. Yanımızdaki dayı ee nasıl buralara alıştınız mı demişti. Aynen alıştık dayı.
 
En çok saçlarıma üzülmüştüm. Daha ilk adımı attık, saç kesimi.
 
askerlik kariyerim boyunca yok ebesinin örekesi o kadar da değil, haddi canım onu da yaptırmazlar, yatırıp zksnler daha iyi diyebileceğiniz ne varsa hepsini yaşadım.
 
Erzincanda acemi birliğindeyim. Usta birliğine Şırnağa gideceğimi öğrendim. Anasını avradını atın ölümü arpadan olsun deyip ilk çarşıda internet cafeye gidip nefes filmini izlemiştim.
 
Şırnaktaki ilk günlerim. Daha kimse kimseyi tanımıyor. Kaotik bir ortamdayız. Öğlen kim bilir nasıl yemek verirler diye derin düşüncelerdeyim. Derken sıralara girildi yemek duaları edildi yemekler alındı masalara oturuldu falan. Bismillah dedim a o da ne masada fındık var. İyi lan fındık veriyolar dedim katur kutur yemeye başladım. Solumdaki çocuk da habire söyleniyor. Çocuğa bi sinirlendim. Sinirlenince ne kadar hiddetli olduğumu bilirsiniz. Bilader sen bana mı söyleniyorsun dedim kaşlarımı çatarak. Yedin bitridin fındığı deyince ter boşaldı sırtımdan. Fındık çocuun şahsi şeysiymiş aç kalmayım diye getirmiş.
 
Askerlik hayatım boyunca o karanlık günleri güneş gibi ayndınlatan muzip kişiliğimle askerleri coşturuyordum. Yamacında bulunduğumuz Gabar dağlarından bir füzenin gelmesi işten bile değilken yaptığım sıradışı şakalar ve komiklikler ortamı biraz daha katlanabilir kılıyordu. Yapmayı en çok sevdiğim şaka; bölüğün muhtelif yerlerinde bulunan telefonlarla görev yerlerindeki askerleri arayıp komutan taklidi yaparak emirler yağdırmaktı. Ta ki aradığım telefonlardan birine taklidini yaptığım komutan çıkana kadar. O gün 45 derece güneşin altında kaç saat süründüğümü hatırlamıyorum. Birinci saatten sonra bilincimi yitirmişim. Arkadaşlarımla bu konuyu konuştuğumuzda "destansıydı" derler.
 
acemi birliğindeyiz. uygulamalı eğitim var. silah denen şeyi elime bir tek gta vice cityde almışım o zamana kadar. yakınından bile geçmemişim. komutan demesin mi tel örgülerin altından sürünerek geçeceksiniz. kafasını kaldıran ölür. gerçek mermi kullanıyoruz. neyse biz başladık sürünmeye. komutan yukarıdan tarıyor. allahtan atletik bi yapım var da sorun yaşamadan hendeğe attım kendimi. arkamdan benim mangadan bi arkadaş geldi. kendini zor attı yanıma. çocuğun kemeri falan parçalanmış bir de sümüğü akmıştı :ddddd
 
Geri