Doyamadığım bedelli komandoluğumu anlatayım (:
Son hafta tören yürüyüşü öğrenmeyle geçiyordu. Aşırı sıcaktı arkadaş, yanıyorduk resmen. Bölük subayımız mı ne asteğmen geldi, her gruptan iki kişi seçti. Tabi bizim gruptan beni seçti. Sevindim, yürüyüşten yırttım sıcakta dedim. Sevinmez olaydım. Yürüyüş sonrası törene hazırlık için civar mıntıka temizliği kaldı bize. Bulun bir poşet dedi, poşet kaptım herkes getirdi çöpü. Bir de çöp almakla yorulamazdım.
Askerlikte deli gibi ağladığım günü de anlatayım:
Dedim ya üstte, aşırı sıcaktı. Temmuzda bedelliyiz. Herkeste güneş kremi. Neyse ben de sürdüm yüzüme, koluma fln. Gün içinde elim kolum gözümle oynaşmış, gözüm bir yanıyor. Bir ağlıyorum anlatamam. Gün boyu ağlak ağlak gezdim. Ah o kremli elime koluma ne sövdüm o gün.
Askerlikte yatak ve elbise düzeni önemliymiş. Sabahın köründe koğuş kalk diye bir çavuş geliyordu. Hay sesine senin, yok öyle bir şey. Kulaklarımızı tırmalıyordu. Daha da kötüsü Kayseri soğuğuydu. Temmuzda bile üşüyordum sabah lavaboya giderken. Uyku muyku kalmıyordu.
Sabahın köründe yatak ve üniforma ile uğraşamazdım. Yorganımı bir kez bile açmadım ki düzenleme derdi olmasın, havluyla tüm vücudumu kapattım kefen giymiş gibi yattım hep. Sivri sinek vardı, sokuyordu namussuz. Üniformayı da ayağımın dibine koydum, sabah hemen alıyordum.
Sabahları hiç sevmedim askerde. Tıraşı da sabah olmazdım. Akşam yatmadan olurdum. Bir gün tıraş olmayayım dedim, anlamazlar zaten hep en arka sıradayım diye. Sabah komut geldi arkaya dön. Bir anda en önde oldum arkadaş, yok böyle bir şans. Neyse ki yürüyüşü çavuş yaptırdı. Tıraş olmamışsın dedi, kem küm ettim. İçimden diyorum nasıl anladı bu.