Toz Kaçtı..!

Konu sahibi son olarak 3162 gün önce görüldü
Her insan fotoğraflarda güzel çıkmadığını düşünür. aslında belki de en güzel oldukları yer fotoğraflardır.. öyle dururlar çünkü yalan söylemezler, bırakıp gidemezler, nankör olamazlar, arkandan konuşamazlar, kalbini kıramazlar, seni aldatamazlar, ihanet edemezler.. gerçeğinde bu yazılanların hepsini yaparlar, fotoğraflar sadece susar, bakar..o yüzden gelmesin gidenler..
Bir fotoğraf göndersinler yeter.​
 
İnsan en çok kaybettiği zaman bulur kaybedileni..

Ve belki de bu yüzden bulduğunda kaybetmiştir bulunanı...​
 
єγ sєvgili !

вirgüη вirвirimizє
вαγrαm olursακ,

Sєη
вαηα şєκєr ol,

вєη sαηα κurвαη
olαγιm...
 
Gönlüme girmene lafım yok !..
Ama malumdur ki ;
Karga gül bahçesinde gezmekle bülbül olmaz.
Bilesin sende...!​
 
"Sen benim hüzün yanımsın..
Güneşin vurmadığı gölgede kalan yanım.
Kimselerin bilmediği kendime sakladığım,
En çok ayazda kalmış olup da
Rüzgâra savuramadığım..
... Alıp alıp defalarca sineme sardığım yanımsın.
En çok kanayan yarama sarmaya çalıştığımsın.
Sardıkça kanayan kanadıkça sardığımsın.."
 
Hear_My_Cry_by_SilentScreamJud.jpg


Yerini yadırgayan eşyalar gibiyim...
Hiç bir yere yakışmıyor susuşlarım, itilip kakılıyor rüyalarım..

Acıtıyorsunuz,Konuşamıyorum...
 
gidis.jpg


Başkalarını affettiğimizde biz özgürlesiriz.

Nefret yaşamdan zevk almamızı, insanların güzel yanlarını görmemizi engeller. Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir. Salt kötülükleri görmek bir süre sonra şüphe, depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar insanı.

Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır. Affetmek insanı derinleştirir.

Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek bir seçimdir.

Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir. Affetmek bir süreçtir.

Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.

Affetmeyi seçtiğinizde kimse size borçlanmayacaktır. Yani koşullu affetme yoktur. Diğer insanın da sizi affetmesini, değişmesini veya sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.

Affetmek bir seçimdir. Amacı sizin rahatlamanızdır, sizin özgürleşmenizdir. Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir farklılık yaratmayacaktır. O acılar sizin acılarınız.

Affetmek kolay değildir. Fakat özgürleşmek için gereklidir. Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anla mina geleceğini sanır.

Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir.

Affetmek, o kişiyi sevmek değil.
Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.
Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.
Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil. Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil.
Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil.
Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil.
Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.

Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır.

Affetmek artık acıyı hissetmemektir. Yapılanları zihinsel olarak unutmak zaten mümkün değildir.

"Duygusal unutma" affetmenin diğer adıdır.​
 
tumblr_ltu2lfFImA1qjq6tto1_400.jpg


../sana bir sır da ben vereyim mi ?
onu hiç unutamayacaksın...
O mu ?
O bazen pişman olacak,
sende bıraktıklarına üzülecek, ağlayacak belki bazen...
... Seni hatırlayacak arasıra,
imlasız depresyonlar yaşayacak kağıtlara,
Eli telefona gidecek istemeden...
Ama seni bir daha hiç sevmeyecek;
daha önce sevmediği gibi...


yine de dönecek birgün; kalmak için değil, seni nasıl yıktığını görmek için !..
her insan izlemek ister; uğruna bir ölümü...
 
Çile gâh ömrüme sen’sizliği yerleştiren demlerden geliyorum.
Örtümün altında kalmış duygularımı boydan boya sulara bırakıyorum şimdi.
Hava soğuk, ellerim buz kesti her sen çarpışında…
Çektim kalemi zülfü yardan…
Değdir/me;
karalığına bezenme...sin gözlerim!
Aşk-ı mecruhum,
dayanamam…
Arzım hal’e ulaşmaz, şeceresi kalır yokuşlarda…
Meftunum sana ey kalbimin iştiyaki!
Çilesi ömrüme hediyedir sefil sokakların…Dokunursan düşecek bir nefeslik ömür sermayemden…
Melek suretinde görün/me, çığlıklarım sarsar alemi!

Besleme çocuk cılızlığında bir hayat sunardın önce…
Bir esame uzantısında kalan şuh vaadinde serildim kapı eşiğine…dinledim,
sustum aşk dehlizinde…membaı oldum sözlerinin…sükuta yeltenen her hamlemi boşa çıkardın…

Na’zar eyleme yar!
Lâl’im sana…
Destursuz girmedim gönlüne…
Siyah perdelerden geçirdi beni hayallerin ama küsmedim…
körüm ben ey!
sen aldırmazsan kaleleri yıkılacak kentimin…
zaman korkulu bakışlarını çeksene üzerimden!
bakma bana öyle yâr’sız yâr’sız…
Zaman’da bir dirhem O yoksa ne faydam kalır şu yalanı kendinden dörde katlanmış dünyaya…

âh yâr!
n’olur zekatını ödesen bu aşk’ın!
Bak günaha giriyorum,
daha fazla sevemiyorum seni…
utanıyorum…
haya perdesi kat kat dolanıyor kirpiklerime…
Nazar eyleme yar!
ağlamaktan â’mâ oldu sözlerim…
hangi yana bak/ma/sam yoksun…
Ölüm sarar mı beni hey!
sen’siz ölümü haram etmişler,
kolay mı böyle hiç yoktan ölmek?
medcezirdir bu aşkın mevsimi!
yaşa/ya/masam ne çıkar ki sen’den?
ne eksilir,ner düşer ki yok/sul/luğuna?
ben bir adım sen’de,sen bin adım ötemde…
özrü kabahatinden büyük kaçışların varken hangi yalanına inandıracaksın söyle!

Dur yar, dur!
bana na’zar eyleme!
Lal’im görmez misin?
tutulur dilim, kesilir nefesim…
çirkin bir siluete bürünürüm,
geçmişim yaşlanır,
kamburu çıkar duygularımın…
duraklar bana ihanetinin temsili kayıp ilanlarınla hücre olur…
her otobüs gardiyan suretinde geçer içimden,
ezer tüm sen’li yanlarımı…
âh etmem yâr ama sen n’olur nazar etme bana!
bakamıyorum ardına…
kalamıyorum uçsuz bucaksız soğukluğunda…
donduruyorsun!

Aşk’ının erdeminde sular kaynarsa durma!
Deva’m sen olsan da meyletmem şifana…
bu dava düşsün,
kırılsın kalemi bela’mın!
doksan dokuz tesbih sabrıdır sana çekilen figanım…
cehdime ihanet etmem canımın üzerine kayalar koyulsa da…
bir Bilâl sükûtu dolar felcinden oyuklaşan dilime…
Susarım kesik kesik yar!
selamın başım üstünden geçsin…
bakılası bir yüz bırakmadın sen bana…
Melalim n’olur közümü körükleme!
yakışmaz bana adımlarının vuracağı topraklara kuyular büyütmek…
istemem Yusuf kadar cihanda güzelliğinin duyulmasını.
yüz görümlüğümü iç cebinden çıkarana kadar Züleyha güzelliğim yok!
Sevdana bereket olsun amma sakın hicabına düşürme gözlerimi!

Ey kıblesine aşk düşürdüğüm sevda sözcüğüm!
Kerem eyle,demlensin içimde mahzun suretin…
Çelik duvarlar büyütme, yok takatim!
cüssem bu kalıplara küçük gelir, n’olur zorla sığdırma yok/sul/luğuna!
uzansam yetmez kollarım..
damarlarım çekilir,kısalır kemiklerim…
gölgem bile kalmaz kaldırımlarda…
haziran’da dolanırken hayallerimi eylül’e çevirme yâr!
hissiyatım bir elif miktarında…
değerse diline gerisi yok!
çekersin içine ve yıkılır bütün kapılarım…

Lütfuna duçar olacak dua mahiyetiyle sana bu seslenişim…
Aczi yetimden emr’olunduğu gibi dosdoğru varmaktı huzur’a canım.
hizaya gelmeyen bütün taşkınlıklarıma çekildi âh’larım…
tövbeler olsun ki senin adını bir kez olsun göğümden almadım.
Ekmek buğusu kokusunda tefekkür eyledi gönlüm Yaradan’a…

Na’zar eyleme yâr,
lâl’im sana!
Yâr mısın yoksa yara/layan mısın?
Hasretim yetmeyecek ömrüme bilirim…
Sen böyle uzaktan baktıkça vuslat da karşılamayacak bu bekleyişi…
Zemzem tadı mübarekliğinde düştün avuçlarıma ama doyurmadın say koşuşlarına…
Vah benim çile gah bedevi yalnızlığım!
Tükendin de bitmedin….

Saatim ertelenmiş yaşanmamışlıkları zihnimden alaşağı ederken,
kavrulmuş harflerimin düşeceği satırlara zifiri karanlığını mühürlüyor.
Damla damla yaşlar hücum edip talan ediyor gönül vadilerimi.
Ah yâr!
hiçliğimi vurma,kanıyorum…
Sırtımdaki izleri doldurmayacak kara topraklar bile;
öylesi derin…
usandırma n’olur!
Gel,
gel de düşür aşkını tahtımdan…

Na’zar eyleme yâr!
Lâl’im…
Ahvalim mecalsiz…
Külliyen yalan olsun aşk’sız geçtiğim her gün!
Sen Na’zar eyleme de Aşk konsun benim adım!
 
Gün gelir gücünün yetmediği deli eder insanı.
Önce dişini sıkarsın, sonra aklını.​
 
kayik.jpg


Bütün sesli harflerimi bir gazete parçasına yükleyip sal yaptım denizin tam ortasına...
...Şimdi...
ses(n)sizlikte boğulmaktayım ...
 
Varlığın bana yetmiyorken, yokluğunla avunmak zorundayım!
Ya al götür kalanımı.
Ya da gel, tamamla eksik kalan yanımı...​
 
tumblr_lt261tJBVI1qkyq50o1_500.gif



Gel seninle bir daha ağlayalım ;
yaşanmışlara, yaşanmamışlara bir de hiç yaşanmayacaklara ...​
 
Farz et ki yazdıklarımı anlayabildin...
Ya anlayamadıkların?
Ya yazıp da sildiklerim?
Ya yazamadıklarım?​
 
Çevrende herkes şaşırsa,
Bunu da senden bilse,
Sen aklı başında kalabilirsen eğer,
Herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır,
Hem kendine güvenirsen eğer,
Bekleyebilirsen usanmadan,
Yalanla karşılık vermezsen yalana,
Kendini evliya sanmadan
Kin tutmayabilirsen kin tutana,
Düşlere kapılmadan düş kurabilir,
Yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer,
Ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir,
İkisine de vermeyebilirsen değer,
Söylediğin gerçeği eğip büken düzenbaz,
Kandırabilir diye safları, dert edinmezsen,
Ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz,
Koyulabilirsen işe yeniden,
Döküp ortaya varını yoğunu,
Bir yazı turada yitirsen bile
Yitirdiklerini dolamaksızın dile
Baştan tutabilirsen yolunu
Yüreğine, sinirine dayan diyecek
Direncinden başka bir şeyin kalmasa da,
Herkesin bırakıp gittiği noktada,
Sen dayanabilirsen tek
Herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen,
Unutmayabilirsen halkı, krallarla gezerken
Dost da düşman da incitmezse seni
Ne küçümser ne büyültürsen çevreni
Her saatin her dakikasına
Emeğini katarsan hakçasına
Her şeyi ile dünya önüne serilir
Üstelik oğlum, adam oldun demektir...
 
23d5aca49a5620134bed58e7979531e0_1285768906.


Yaralı bir nidâyız yaşadığımız

bu dünyada.....

Sana anlamlar yüklemiyorum

Anlamlara seni yüklüyorum aklımca

Affola!
 
KADER DEFTERİNDE BİZİM İÇİN UYGUN GÖRÜLEN HAYATI....
Kabul ederek,
Küsmeden, Onunla barışık yaşayarak,
Geçmişe hayıflanmadan,
...Yapamadıklarımızı ve keşkelerimizi bir yana bırakarak,
Umudunuzu kaybetmeden,
Mevcut hayattan mutluluğu nasıl sağabilirimin hesabının yaparak,
Hayat yolunun bundan sonraki kısmında güzellikler de, engellerde olabileceğini düşünerek,
Neden ve niçin’lerle boğuşmadan,
Hayattan çok şey beklemeden, beklentilerimizi abartmadan,
Hayatın ellerini bırakmadan (nasıl olsa o bizi bir gün bırakacak acele etme)
Bir kere dünyaya geldiğimizin, bir defa yaşama hakkımızın olduğunun, başka şans tanınmayacağının bilinci ile:
Kabulleneceğiz!
Yaşayacağız!
Güzelleştireceğiz!
Seveceğiz!​
 
Bir Yanım Tevazuda Bir yanım Dimdik Ayakta Misal Lamelif...

Elifi ÇözdümLamı Düğümledim"Kendi"me Bir Mim Koydum

"Kendim"Oldum.

Dönüp Dolaşıp Sonunda Bir Noktada Son Buldum.​
 
Geri