ßaşak Kokusu

Konu sahibi son olarak 637 gün önce görüldü
Tanrı aşkı yağmurlu bir Pazar gününün öğleden sonrasında yaratmış olmalı. Cumartesiden kalma bir yorgunluğun üstüne. Yoksa tadındaki bu yılmışlığın başka bir açıklaması olamaz değil mi?
 
Bütün manzaram monoton aynalarda. Yüzümü çizen, yüzümü çizgilendiren aynı hayal kırıklıkları, hep aynı bekleyişler. Arkamda durup bana silah çeken palyaço bile aynı. Şimdi vursam dilimi aynaya, ruhumu yırtsam kırıklarla, iyileşebilir miyim? Kaç kırık parça varsa o kadara bölünebilir miyim?
 
İki kalbin arasına eğer, üçüncü bir organ giriyorsa bozulur aşkın büyüsü.
 
Yaşamak ne kadar ucuz, pahalı olan sadece mönüde ki lüks yiyecekler oysa… Gülmek pahalıdır mesela, ağlamakta… Hepsinin ucuz olmayan bir bedeli var elbet. Ve bedeller ödenmek içindir… Bazı ruhlarda sigara söndürmelik…
 
“Aşka uçma kanatların yanar” der Şirâzi. “Aşka uçmadıktan sonra kanat neye yarar?” diye karşılık verir Mevlana. “Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?” diye araya girer Yunus Emre. “Aşka varmak için insan kanatsız da uçar!” diye devam eder Batuhan Dede.
 
İnsanlara Değer Değil, ‘Eyer’ Vermeli.
 
Bedeninden soyunup da gel bana, koynunda çırılçıplak yamalı bir mutluluk. Yüzün Akdeniz gibi, yüzün kurak sevdaların ortasındaki vaha gibi, yüzün aynı sen gibi... Baktıkça yer kabuğunu kıran, yanaklarımda tsunamiler yaratan...
 
Deliyim ben, gömleğe gerek yok. Sarılsan yeter...
 
Cesetlerinizi kanatmayın!
Mezarı başında bir takım acı şeylerden bahis açarak.
Hele ki çarpıyorsa yalnızlığı yüzüne, mis gibi toprak kokusu biraz
Mesela nazik davranın onlara, müzik dinletin mesela, mesela caz.
Aşkın tırnaklarını çekerek öldürdüğü hiçbir ceset Ray Charles’a dayanamaz.
 
Metamorfoz mudur bu aşk denilen tahrip gücü yüksek, kimyasal bomba.
Yoksa bir intihar çeşidi mi? Zehri görünmez, yaraları kapanmaz…
Aşkı tadan kişi mahkûmdur elinde kalan kırıkları onarmaya,
Yahut sadistçe bedeniyle dart oynayıp, kalanları ruhuna saplamaya…
 
kapa ağzını sevgilim yalanların cereyan ediyor
 
Böyle araya sıkışıp kalmak kötü. Göremediğin, duyamadığın,
koklayamadığın ve de tadına bakamadığın bir boşlukta sürüklenmek. Somut
bir şeyler olsa bari de rahatlasak, canımız tastamam yansa. Sıkışan
parça kopsa.
 
Ben eğitimli değilim,

herhangi bir alanda da uzman değilim.

Ama samimiyim ve samimiyetim

benim referansımdır.
 
Sırf senden başkasını görmesin diye gözlerindeki okyanusun en derinine
fırlatmak için gözlerimi yerinden sökecekken annem çok bağırdı.
Dinlemedim. Çünkü seni de uzaktan sevgilime benzetmiştim biraz özür
dilerim. Prime Time düş kuşaklarının en sevilen karakteriydin sen. Akrep
yelkovanı zehirleyip felç bırakır gibiydi seninleyken.Yani zaman hep
slowmotion hareket ederdi gözlerinde idamımı seyrederken.
 
beni al,
göm beni!
beyaz olan her şeyin
-mesela hayal, mesela eroin!-
damarlarıma doluştuğu bir günde
geceleri önünden geçmekten korkacağın
bir mezarlığın koynuna
göm beni,
beni al!
 
Allah'ın yüz çevirdiği, yetim kimselerdik şu gezegenin ortasında,
avuçlarımız suratımızı kapatma görevinde olduğundan, dua için açacak
avuç yoktu...
 
Verdiğim kararlarda en çok kendime yazık ettim. kendim karar vermekten de hiç vazgeçmedim.
 
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
"olur öyle" dedi palyaço,
"herkes alçaktır biraz"
"otur ulan!" dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

"rakı doldur!" dedim, "eksilmesin!"
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim
 
[COLOR= ]Güneş daha bir turuncuya fakir doğuyor

[COLOR= ]Geceler daha bonkör servis ederken pranga bir yalnızlığı
[/COLOR]
[COLOR= ]Son nefesimi verir gibi, şehadet gibi söylüyorum;
[/COLOR]
[COLOR= ]Özledim!
[/COLOR]
[/COLOR]
 
Göğsünden bıçaklanmış akşamlarda,
belediyeye inat
halka açık yerlerde acı çekiyordum ellerim kan içinde
sen bir dinin getirdiği yasaklar gibisin.
sevsem yanacağım,
sevmesem aklım kalacak...
 
Geri