Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Tanrı aşkı yağmurlu bir Pazar gününün öğleden sonrasında yaratmış olmalı. Cumartesiden kalma bir yorgunluğun üstüne. Yoksa tadındaki bu yılmışlığın başka bir açıklaması olamaz değil mi?
Bütün manzaram monoton aynalarda. Yüzümü çizen, yüzümü çizgilendiren aynı hayal kırıklıkları, hep aynı bekleyişler. Arkamda durup bana silah çeken palyaço bile aynı. Şimdi vursam dilimi aynaya, ruhumu yırtsam kırıklarla, iyileşebilir miyim? Kaç kırık parça varsa o kadara bölünebilir miyim?
Yaşamak ne kadar ucuz, pahalı olan sadece mönüde ki lüks yiyecekler oysa… Gülmek pahalıdır mesela, ağlamakta… Hepsinin ucuz olmayan bir bedeli var elbet. Ve bedeller ödenmek içindir… Bazı ruhlarda sigara söndürmelik…
“Aşka uçma kanatların yanar” der Şirâzi. “Aşka uçmadıktan sonra kanat neye yarar?” diye karşılık verir Mevlana. “Aşka vardıktan sonra kanadı kim arar?” diye araya girer Yunus Emre. “Aşka varmak için insan kanatsız da uçar!” diye devam eder Batuhan Dede.
Bedeninden soyunup da gel bana, koynunda çırılçıplak yamalı bir mutluluk. Yüzün Akdeniz gibi, yüzün kurak sevdaların ortasındaki vaha gibi, yüzün aynı sen gibi... Baktıkça yer kabuğunu kıran, yanaklarımda tsunamiler yaratan...
Böyle araya sıkışıp kalmak kötü. Göremediğin, duyamadığın,
koklayamadığın ve de tadına bakamadığın bir boşlukta sürüklenmek. Somut
bir şeyler olsa bari de rahatlasak, canımız tastamam yansa. Sıkışan
parça kopsa.
Sırf senden başkasını görmesin diye gözlerindeki okyanusun en derinine
fırlatmak için gözlerimi yerinden sökecekken annem çok bağırdı.
Dinlemedim. Çünkü seni de uzaktan sevgilime benzetmiştim biraz özür
dilerim. Prime Time düş kuşaklarının en sevilen karakteriydin sen. Akrep
yelkovanı zehirleyip felç bırakır gibiydi seninleyken.Yani zaman hep
slowmotion hareket ederdi gözlerinde idamımı seyrederken.
beni al, göm beni! beyaz olan her şeyin -mesela hayal, mesela eroin!- damarlarıma doluştuğu bir günde geceleri önünden geçmekten korkacağın bir mezarlığın koynuna göm beni, beni al!
geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda korktum birden, kusacak gibi oldum "olur öyle" dedi palyaço, "herkes alçaktır biraz" "otur ulan!" dedim, bağırdım ona ben bazen bağırırım biraz
"rakı doldur!" dedim, "eksilmesin!" ben bazen eksilirim biraz aslında hepimiz eksilirmişiz biraz bunu sonradan öğrendim
ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim
Göğsünden bıçaklanmış akşamlarda,
belediyeye inat
halka açık yerlerde acı çekiyordum ellerim kan içinde
sen bir dinin getirdiği yasaklar gibisin.
sevsem yanacağım,
sevmesem aklım kalacak...