Sisifos Söyleni

Konu sahibi son olarak 7 gün önce görüldü
İslamiyet şöyle bir şeydir.
DGS9UNLUQAA90t1.jpg
 
Hasta olursan...derken, önünü dönüp ayaklarıyla kendini geri itti ve usulca sallanmaya başladı. "Dikkat et kendine. Gerçi iyi bakıyorlar sana. Gözüm arkada değil.
 
Ben öleceğim, kimse seyretmesin, Güneş ve düşünceler içinde. Soyunacağım elbiselerden ve hatıralardan, Bir semalar sessizliğinde. Asude ve mahzun ellerimle, Nasibimi bir kenara bırakıp. Eski şarkılar söylerken, Dağlarda ateşler yakıp. Kimse seyretmesin, aşk ve sonsuzluk, Garip mezarlıklar - arasından gideceğim. - Kokulu sularla yıkanarak Karanlıklarda zevk edeceğim.
 
Kızlar evlenmeden de yaşayamazlar mı yani?
 
Haftasonu tatili üç güne çıksın elbet tarih beni doğrulayacak, beklemedeyim.
 
Belki derdimize çare bir çiçek

DVMrhkAWkAAgClX.jpg:large
 
her gün buraya geliyorum. her seferinde meydanı bulmakta güçlük çekiyorum. ya birden karşıma çıkıyor ya da beni dar sokaklarda dolaştırıyordu. eve dönmek içinde yola çıktığımda bazen dönüp dolaşıp ,ana caddeyi ararken, gene meydana gelmiş oluyorum. İşe gidermiş gibi geliyorum buraya. hiçbir şey yapmadan oturup bakıyorum.
 
Urfa'da yaşlı bir adam bana bir fıkra anlattı. Bir adam Urfa'ya gelmiş bilmem kaç yıl önce, 20 yaşında bir delikanlı, hayran kalmış Urfa'ya; herkes evine çağırıyor, herkes selam veriyor, herkes kardeş gibi davranıyor, inanılmaz bir güzellik. Sonra bu adamı Urfa'nın ahırlarına götürmüşler. Dünyanın en güzel atları tabi. Urfa tarihten bu yana çok ünlüdür atlarıyla. Asurlular devrinde her yıl Asurlulara 360 tane at verirmiş Çukurova. Adam bir ay kaldıktan sonra memleketine dönmüş, sonra 90 yaşına gelmiş, yahu şu dünyada zaten ölüp gideceğiz, ağzımın tadıyla ayrılayım şu dünyadan demiş, yeniden gitmiş bakmış ki selam verse kimse yüzüne bakmıyor. Yıkılmış, bir de atlara bakayım demiş. Bir sürü at, derisi kemiğine yapışmış, dağlarda yayılıyor. Şaşırmış kalmış adam, keşke gelmeseydim buraya demiş. Bir hanın önünden geçerken yaşlı bir adam uyukluyormuş, ağzına, yüzüne sinekler dolmuş. Uyandırmış, hele kalk, yahu, demiş, burada bir zaman çok iyi insanlar, çok güzel atlar vardı, ne oldu? demiş. Yanıtlamış karşısındaki: “O iyi insanlar o güzel atlara bindiler, çektiler gittiler.

DMrcxiSXkAAYAwi.jpg:large
 
Kaplıcan çıkınca yüksekçe bir yere kurulmuş lokantaya gittim, kendi kazancımla kebap ısmarladım. Yemeğimi yiyip lokantadan çıkınca bir süre çiçeklere arasında dolaştım. Ağaçların arasından gök masmavi görünüyoru. Her yer toprak ve çimen kokuyor, ellerime dilleri varmış da nazdan konuşmuyormuş izlenimi veen çiçeklerin ışıklı rengi vuruorduç Güneş, tepeden aşağılara inmiş, binlerce bitkinin renklendirdiği Termal vadisi serinlemişti. Uzaklardan yorgun ağustos böceklerinin sesi geliyordu. Aylardır sevdanın yüreğimde yarattığı gerilimler çözülmüş, çiçekler arasında, doğanın kusursuz güzelliğiyle arınmış kır tanrılarının derin uykusuna dalmıştım. Tabiatle haşir neşir, kırlarda geçen ikindi vakti, sakin, dinlenmiş rahat ve bir gün daha bitti.
 
Bir öğle sonrasıydı. Filizlerde pencerenin önündeki sedire oturmuş dışarıya bakıyordum. Sallal Ali bağırarak evinden çıktı. İçerde başlattığı kavgayı dışarıda da sürdüyordu. Karısı "güzellik" demiyor. "ermişlik" demiyor, eline ne geçerse arkasından fırlatıyordu. Onlar dışarıda kavgalaşırken Filiz içeride gülünç şeyler anlatıyordu annesine. Gözüm dışarıda, kulağım onun anlattıklarındaydı. Ben de güldüm anlattıklarına. Ağzından salyalar akarak evinden çıkan Sallal Ali, kendisine güldüğümü sanrak bana döndü; öfkeyle "Kürt! Kürté diye bağırdı. Sallal Ali'nin beni "Kürt" diye aşağılamasından sonra, Filiz'in gözünde Kürtlüğüm tescil edilmişti. Bir şeyler sormak istiyor, sıkıntıdan yüzü kıpkırmızı oluyor, terbiyesi el vermediğinden soramıyordu. Bir gün dayanamadı, sordu. Adnan, öyle bir laf dolaşıyor, sen kürt müsün? İçimden gülmüş, şaşırtıcı yanıtlar verme huyum tutmuştu. "Nasıl desem bilmiyorum, sana söylemek istiyordum; ama beni terk etmenden korktuğum için bugüne değin gizledim. Ben Kürt'üm, Kürt'ün de kuyruklusuyum" dedim. Üzüldüğünde dudakları seğirirdi. Aynı şey oldu; dudaklarından seğirmeler geçti, Rengi kaçtı, Ağzını açıp bir şey söylemedi. Yemeklerden sonra ellerim, yıkarken elinde havlu, yanı başımda beklerdi. O günden sonra havlu elinde ellerimi yıkayadurayım, uzaklaşıp beni arkamdan seyrediyordu. Arkamda kuyruk aradığını seziyor, içimden gülerek onu merakta bırakmak istiyordum. Arkamda bir uzantı görmemişti ama kuşkudan da kurtulamamıştı.
 
şeyhim, kâinata alışamadım.

DWANfIaX4AAopdr.jpg
 
bizimde yaşadığımız hayat mıdır.

DVbxpVXWkAAGsUS.jpg
 
Duvarlar konuşmuyor anne.

DQIxZQ2X0AAt1Td.jpg
 
Olmasaydı sonumuz böyle.

DPqTrqkXUAghAgH.jpg
 
sen öyle mahzun, sen öyle güzel, sen öyle derin bakarsan "yoluna kuş koyarlar."

DOdV1alX4AE9fLu.jpg
 
Geceye bir adam bırakalım.

DWbZ2xrW0AEuCc2.jpg:large
 
İslamiyet şöyle bir şeydir.

DKvJ4u9WkAE-Oxq.jpg
 
Bütün uyuyanları uyandırmaya bir tek uyanık yeter


,_UB21NGJqkmdvtuFaO6XzQ.jpg
 
Bu dünyâ hayâtı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Âhiret yurdu, işte asıl hayât odur keşke bilselerdi!


[YOUTUBE]Csg08ARvv3M[/YOUTUBE]
 
doğu guta'da şarapnel parçalarının saplandığı küçük bedenlerin vebali benim üzerimde.
 
Geri