Selamün aleyküm nedir? Selamün aleyküm ne demektir ?

Konu sahibi son olarak 2612 gün önce görüldü
Önceden hatırlıyorum erkeklere has bir şeydi bu ,bir ortama girdiğinde erkek selam verirdi..Son on yıldır sanırım bayanlar arasında da yayıldı ,bi kalabalığa girdiğimde selamun aleyküm diyorum.
s.a dostlar.
 
Selam vermek sünnet, alması farz-ı kifayedir.

Vacip vs. değildir.

Ayrıca Esselamun diye bir şey yoktur. Esselamu denir. Es söylenmediği zaman Selamün denir. Buradaki bir kelime marife (artikel almış), diğeri nekradır (artikeli yoktur).

Hülasa,

Ya Selamün Aleyküm
Ya da Esselamü Aleyküm denir.

Bunun yanında sadece bunu söyleyen, Peygamberimiz (sav)'a göre 10 sevap alır. Ardından ve rahmetullahi diyen 20, ikisinin ardından ve berakatühü diyen ise 30 sevap alır. Bu da Selamın ne kadar kıymetli olduğunu bize göstermektedir.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız. “
 
Selamlaşmak ve önemi

Sual: Selamlaşmanın hükmü nedir? Bir yerden çıkarken de selam verilir mi?
CEVAP
Selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Selam verirken, selamın sünnet olduğunu düşünmeli ve o kimseye dua etmeye niyet etmelidir! Sünnet olduğu düşünülmeden, alışkanlık halinde, şuursuzca selam verilince, sevap olmaz. Bir yere girerken de, çıkarken de selam verilir. Dinimizde selamın önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir yere, bir meclise giren oradakilere selam versin. Oradan kalkıp giderken yine selam versin.) [Tirmizi]

(İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir.) [Taberani]

(Bir eve girince, ev halkına selam verin. Çıkarken de selam verin.) [Beyheki]
 
Ham Sofi vermişin gene fetvayı.
Sünneti vacip yapmış

Hangi kitabı okuyorsan
söyle bizde okuyalım
Zatı muhterem

Nakleden aziz olur

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Âlim, çok kitap okuyan, çok bilgi sahibi olan değil, hakkı bâtılı seçebilen, yani yanlışı doğruyu ayırabilen, kimlerin sevilip sevilmeyeceğini anlayandır. En zor iş, hakkı bâtıldan ayırmaktır.

Kendi görüşümüz olarak hiçbir şey söylememeli. Nakledersek aziz oluruz, kendi görüşümüzü anlatırsak rezil oluruz. Seyyid Abdülkadir Geylani veya İmam-ı Rabbani hazretleri şu kitabının şu sayfasında şöyle buyuruyor denirse, bu büyük zat acaba ne demiş diye herkes dinler. O zaman onu dinlerken, rabıta hâsıl olur. Yani severek dinleyenlerin kalbi, o zatın ruhuna bağlanır ve ondan feyz alırlar. Abdülkadir Geylani veya İmam-ı Rabbani hazretlerinin ruhu orada hazır olur ve kalbler nurlanır. 40 sene sonra insan yine hatırlar. Kalblere hiçbir şey tesir etmiyorsa, konuşanın kalbi ölü demektir. Anlatanın kalbi ölü de olsa, âlimlerin, evliya zatların sözlerini nakledince Allahü teâlâ bundan feyz ve bereket yaratır.

Ahir zamanda, dinsizliğin, ahlâksızlığın son sürat yayıldığı zamanda, imanı muhafaza edip dinimize hizmet etmek yani bu feci cereyanın içinde ters yöne gidebilmek, kişinin kendi başına yapabileceği iş olmaktan çıkar. Evliya zatlardan bir himmet, bir dua olmazsa, bu sel akıntısına karşı durmak, hele onun ters yönüne doğru ilerlemek çok zor ve imkânsız olur; ama Ehl-i sünnete hizmet edenlerin üzerinde Müslümanların, evliya zatların duası olursa, Allahü teâlânın yardımı da olur. Cenab-ı Hak yeminle bildiriyor, (Siz Allah’ın dinine hizmet ederseniz, ben size yardım ederim) buyuruyor. Bu nimete kavuşanlar, kendini bir şey zannetmemeli. Bu hizmetler, hep dua, himmet, ihsan-ı ilahi ve Allahü teâlânın yardımıyla olur.

Müminleri sevindirmek çok kıymetlidir. Ubeydullah-i Ahrar hazretleri, daha gençliğinde, bir medresede, dört arkadaş, bir odada beraber kalıyordu. Kalb hallerinden de hiç haberi yoktu. Sadece ilim öğreniyordu. Bir gün, üç arkadaşı çok hasta oldu. Doktor geldi, Ubeydullah-i Ahrar hazretlerine, (Hemen bu odayı terk et, çünkü bunlar bulaşıcı bir hastalığa yakalanmış, sen de ölürsün) dedi. (Kader böyleyse ölürüm) diyerek, arkadaşlarını bırakmadı. Gece onların hizmetlerini yaptı, odayı terk etmedi. Sabah bir kalktı ki, bütün vücudu değişmiş, nura gark olmuş. Durumu anladı. Hemen ellerini açıp, (Ya Rabbi, bu arkadaşlarıma şifa ver) diye dua etti ve arkadaşları sapasağlam ayağa kalktılar. Demek ki, müminleri sevindirmek, onlara hizmet etmek insanı kolayca ilerletiyor.
 
Ham Sofi vermişin gene fetvayı.
Sünneti vacip yapmış

Hangi kitabı okuyorsan
söyle bizde okuyalım
Zatı muhterem

Vayy zeka küpleri bir araya toplanmış hücumdalar .. :)
Selam vermenin hükmünün ne olduğunu elbette biliyorum ama nezdimde önemi çok çok büyük olduğundan teşvik amaçlı dereceleri arttırarak yazdım ki millet önemine dikkat etsin diye yoksa hüküm ne haddimize ..
Ayrıca vacip ile sünnet arasında da uçurumlar yoktur idraksızlar .. Vacipleri de efendimiz uyguladığından onlar da sünnet içindedir sadece sünnete göre daha önemli kabul edilir ..
Sizi bir çok yerde rezil ettiğim halde bir araya toplanıp saldırma gayretlerinizi acıyarak izliyorum ama devam edin eğleniyorum ..
 
Teşvik amaçlıymış :)

Esselamü yerine Esselamün diyen biri rezil mezil bir şeylerden bahsediyor :)

Sünnet ibadetler, efendimizin farz veya vacip olmayarak yaptığı ibadetlerdir. Kendisini haklı çıkarmak için kurduğu mantığa bak. Farzı da uyguluyor efendimiz o da mı sünnet içinde ? :)
 
İslamda cariyeliği savunmakla zaten kendi kendini rezil eden bir sırıtık tek harften nefsini rahatlatma peşine düşmüş yazık ! Bir de içimi okuyormuş gibi neyi neden yazdığımı iddia ediyor :) vacip ve sünneti işlemezsen haram değil ama farzı işlemezken haram olduğu ve aralarında bu kadar büyük bir fark olduğu ortadayken bir de mantıktan bahsetmesi pek komik .. ALLAH idrak açıklığı bahşede ..
 
Vacibi yapmazsan mesul olduğunu da bilmiyor demek ki bunu söylüyor :)

O harf hatasını bilmediği için yaptığı da ortadayken konuşuyor hala :)
 
siz nasil muslumansiniz ki boyle kedi kopek gibi birbirinize dusmussunuz? hele su laflara bak. ayiptir ya. birbirinize duseceginize birlik olun yeğenim.
 
evvela tatli dil ile kotu soz ayrimini yapin.

ogretici degil, asagilayici davraniyorsunuz.

bilgiyle ustunluk kurulmaz yegenim.
 
evvela tatli dil ile kotu soz ayrimini yapin.

ogretici degil, asagilayici davraniyorsunuz.

bilgiyle ustunluk kurulmaz yegenim.

Birincisi yeğenin değilim.

İkincisi, önceki sayfadaki mesaja bakarsan neden bu şekilde mesaj yazdığımı anlayabilirsin.
 
Kıvırmalar başlamış :) vacibin sorumluluğu var da sünnetin yokmu idraksız.. Azıcık dürüst olsan da evet farzı terketmek haramdır ve bu açıdan vacip ile sünnet arasında kesin ve net bir farkı vardır diyebilsen ama nerede sende o meziyet .. Çabalarına üzülüyorum eleman buradan ekmek çıkaramazsın kendi kendini rezil ettiğinle kalırsın.. Birazcık iyi niyetli yaklaşsanız benle olan diyaloglarınızda sizinle uygun yazışabilirdik ama nefsani tavrını sürdürdüğünüz sürece benden göreceğiniz muamele budur ..
 
Neyi kıvırma ? :)

Namazda vacibin terki tahrimen mekruhtur. Yani o vacibi terkedersen namazın geçerli olmaz. Ayrıca günaha girmiş olursun. Ama sünnet olan bir şeyi mesela teşehhüdde işaret parmağını kaldırmasan da olur. Şimdi anladın mı ikisinin farkını :)
 
Geri