PRoFessor'ün Not Defteri

Konu sahibi son olarak 631 gün önce görüldü
"Akıl, en büyük sermaye diye gördüğümüz ancak kalemizi içten içe fetheden en gizli ve en güçlü düşmandır."

Eddi Anter
 
Bir zamanlar aşkın nur yengi vardı şarkılarını dinlerdim, sadece onu dinlerdimçok severdim, ondan başka kimseyi dinleyemezdim, şimdi onu bile dinleyemiyorum.. içimizdekiler mi tükendi, biz mi tükettik yoksa tükettiler mi bilmiyorum.. ne yazıyım ki ben şimdi size, neyi saçmalayım. saçmalayamıyorsun bile, onu bile yapmana izin yok, en son üniversitede saçmalardık 4-5 arkadaş sonra saçmalayamadım birdaha, onu da toplum aldı bizden sanırım..

ciddi, resmi, robot insanlar olduk, olurken düşünmedikbneler kaybettiğimizi, gidenleri, çocukluğumuzu, ve dahasını, hani biz de suçluyuz insan sormaz mı neden böyle biri oldun sanane bu toplumdan... neyi anlatıyorum ben, neyi dile getirmek istiyorum bilmiyorum.. bir şizofrenin odasında duvarlara öğüt vermesi gibi bir şey bu.. anlatılması zorb ama belki hissedilmesi kolaydır..
 
Dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır. Doğan bebek havanın ciğerlerine olan saldırısının verdiği acıyla haykırır. Soğuk saldırır bize, sıcak saldırır. açlığın, hastalığın, korkunun saldırılarını savuşturma yoluyla yaşarız, hayatta kalırız. Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir. Birgün son nefesimizi verdiğimizde bize yapılan ilk saldırıyı tamamen püskürtmüş oluruz. Savaş bitmiştir
 
18 Mart Çanakkale Zaferinin 98.yıldönümünü kutluyor şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.
 
Orasını burasını acıp sosyal paylasım sıtelerıne resım atan kızların, amele pazarlarında kamyonet bekleyen marabalardan farkı yoktur.bilin istedim..
 
Uyuşturucu maddeler yasak ama çevreye bakıyorum uyuşmamış insan görmuyorum.Demekki toplum,şirketler,adamlar ,kadınlar çoğu şeyi yanlış yapıyor.. Alışınca geçmiyor sadece bir diğer uyuşuk oluyorsun...
 
Ben suyumu kazandım da içtim.
Ekmeğimi böldüm de yedim.
Alkışı duydum, ihaneti gördüm.
Sesim de oldu, sessizliğimde.
Seviştiğimde oldu benim.
Sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi.
Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar,
Hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar.
Sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi.
Ne olur...

[YOUTUBE]yoUhdtleog0[/YOUTUBE]

Her şarkının bir anısı vardır ...
 
Yazmak faiselik gibidir .. İlk baslarda oylesine , sonralar zevk icin , en sonda para icin ..
 
Bi kaç yıl sonra hiç görüşmeyeceğimiz insanlar için kendimizi neden üzüyoruz ki?
 
Birisi, kabuk tutmuş yaralarımızı okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden… Birine teslim olduğumuzda ve içimizi döktüğümüzde, bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor. O yüzden değil mi, içimizi tutmalarımız, birine teslim olmaktan korkmalarımız, ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmalarımız? -anlatsam mı, anlatmasam mı?- kararsızlığımız, -bu sevgi beni acıtır mı?- kuşkularımız…
Her zaman seni üzecek birileri olacaktır. Tek yapmamız gereken; sevginin bize vadettiklerine güvenmeyi sürdürmek, ama kime ikinci defa güveneceğimizi de iyi seçmek.
 
kışın hüzün kokan beyaz tanelerinde buldum gözlerini
soğuk ürkütücü ama masum bir yanlızlıktı
ardımda bıraktığım çoçukluğumda hatıralarımı canlandıran
bir ufak şok misali beyin kasırgasıydı karanlığın hissetirdiği

tek başına anlamsız bir çok kelimeyle anlam bulmuş
bir çok kafiye dizesinin asıl anlatmak istediğiydin sen
engellerle dolu bir koşu yolunun aşılması imkansız engeli ve
bir ufak sızıydın yere düşünce acıtan cinsinden

karanlık gecelerin yıldızlarında ki esrarengizliğiydi
sana olan tutkunluğumun aşırılığı
ve sen hergece gördüğüm kabuslarımın adıydın
korkulara rağmen asıl şaşırtan beni

yine kabuslara gark edeceğimi bile bile
gözlerimi senin için kapatmaktı

[YOUTUBE]aBKcKQHZXks[/YOUTUBE]
 
Şimdi sizin kafanızda iki tane soru işareti var. Bir: Dayak nedir? İki: Neden atılır? Sıradan bir dayakta vücutta iki şey yükselir. Bir, korku. İki ardinal. Ardinal bir hormon. Dayağa karşı olan arzuyu artırıyor. Biz bunu istemiyoruz. Biz istiyoruz ki, kabahatinizi hatırlayın. Sıradan dayağa örnek, sıradan dayak. Yaratıcı dayağa örnek, öğretmenlerimizin cetvelle bize böyle vurması.
 
Şimdi sizin kafanızda iki tane soru işareti var. Bir: Dayak nedir? İki: Neden atılır? Sıradan bir dayakta vücutta iki şey yükselir. Bir, korku. İki ardinal. Ardinal bir hormon. Dayağa karşı olan arzuyu artırıyor. Biz bunu istemiyoruz. Biz istiyoruz ki, kabahatinizi hatırlayın. Sıradan dayağa örnek, sıradan dayak. Yaratıcı dayağa örnek, öğretmenlerimizin cetvelle bize böyle vurması.
güzel bir filmin en anlamlı sahnesıydı. Sozlerı hafıyen hatırlıyor olman guzel kardesım:)
 
Hayattan ve tetristen şunu öğrendik; Eninde sonunda uyan bire parça gelir.Önemli olan telaşa kapılmamak..
 
Hayat , basimiza gelen her turlu seyin
sonunda ''Belki boylesi daha hayirlidir ''
demekten baska care birakmiyor .
 
Sokak çocuğu diye bir şey yoktur; çünkü, sokaklar çocuk doğurmaz. Bu ayıp bizim.
 
Çektir git dememiz gereken insanlara hep "kusura bakma" demedikmi!
 
Siz terk edecek kadar aptallarsa gitmelerine musaade edecek kadar akıllı olun..
 
Geri