Nasıl beslenirdi çocukluğumun baş ucu kitabı define adasında gizemli kaptanımız. Az pişmiş yumurta ve romla. Ve nasıl ölmüştü sonunda; Kolestrolden.Korkutucu ve gizemli mürettebatı onu bulmadan önce sırrını,annesi dindar, dürüst bir çocuğa emanet etmişti. Hakkından fazlasını almayan insanlara, hayatını verdiği altınları bırakmak çelişkiydi benim için. Korsanlıktan edindiği, kanlı altınları, belki de bu yolla temizliyordu.
Kim istemez pişmanlık yaşamadan, azraile teslim olmayı.
Ve bu çelişkiyi anlayana dek defalarca okudum o kitabı. İçinde çelişki barındırmayan alternatiflerini yazmayı denedim, eksikti yazdıklarım çünkü istisnasız her birimiz, zaaflarımızla ve hatalarımızla bütünleşiriz; hayat boyu üzerimizde taşırız onları. Mutsuzluk barındırmayan her kitap eksiktir.
Kahve, yumurta, viski ile geçen bir kaç gün içinde şunu öğrendim; zamanı geri alamazsın. Hatalarını düzeltemezsin. Onlar kaptanın yüzündeki berbat ötesi iz gibidir, gizlenemez. Kibrimi yenip yanlışlarımla yüzlemek için geç mi kaldım?
Evet, bugün için, şimdiki zaman için geç kaldım. Geleceğim içinse bu günden başlayabilirim. Tek yapmam gereken korkularımı itiraf etmek, yüzleşmek, ileriye gitme cesareti göstermek.
Kendi hayat kitabımı ancak bu şekilde yazabilirim.